HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 HAZİRAN 2022, SALI

Benim sevgili doktorum

07.05.2022 00:00:00

Doktorluk zor zanaat… Hele cerrah olmak daha da zor bir uğraş…

Yaklaşık bir yıldır safra kesemdeki taşlardan muzdariptim.  

Arkadaş ve dostlarım; zor insan olduğumu, huysuz olduğumu, her şeyi kolay kolay beğenmediğimi ve titizlik derecesinde insan seçici olduğumu bilir ve söylerler.

Tabii, bu titizlik ameliyat aşamasında da, doktor arayışlarımda da kendini gösterdi. 

Rahmetli Cihan'dan ve kardeşimden ötürü hastane ve doktorlardan yana ciğerim yanık. Tedavi olmak için başvurduğumuz özel hastanelerin durumu ise malum. Adım atsan para… Bu tür yerler hastane değil sanki 5 yıldızlı otel… İki günlük misafirlik, ameliyat, refakatçi masrafları derken cebinizde en az 10-15 bin lira olması gerekiyor. Bulunduğum yerde annemin katarak ameliyatını bile yaptıramadığım ve İzmir'deki sağlık kuruluşlarından medet umduğumuz için bende şifayı ayni yerde arıyorum. Maalesef iktidarın çok övündüğü şehir hastanesi yıllardır faaliyete geçemedi. Bazı bölümleri ilgisizlikten harap. Bunun dışında şifa arayanlar için hastane ve doktor çok. İzmir'in kalitesi doktor ve sağlık sektöründe de ön planda… Şifa arayanlar onca kuruluşa rağmen randevu bulmakta zorlanıyorlar. 

* * *

İnsanın kadere karşı koyamadığını bu vesile ile bir kez daha öğrendim.

Bu safra kesesi için özel hastanelere avuç dolusu para dökmem gerekiyor. Başka türlü kurtulmam ancak devlet hastaneleri ile mümkün. İzmir dışında herkes burun kıvırıp, özele koşuyor ya… Ben devlet hastanelerinde şifa aramaya karar verdim. 

Kader burada devreye girdi. Daha önce pandemi günlerinde; bir yakınımızı tedavi için götürdüğümüz, acilin nöbetçi doktoru ile neredeyse karakolluk olacağımız, Gaziemir Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi'nde randevu bulduk. 

Daha önce göründüğüm doktorların hepsi, dahiliye uzmanına değil, cerraha ihtiyacım olduğunu belirttiler. Gözümü karartıp Op. Dr. Murat Mustafa KEBAPÇIOĞLU'ndan randevu alıp sıraya girdim. 

* * *

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere…

Karşımızda "Nereden geldi bu başıma?" demeyen, her sorduğum soruya sabırla cevap veren, en sonunda da gülerek "Ameliyattan başka çaresi yok… Ama yine de siz bilirsiniz… Taşlar kanala düşerse beni de, kendinizi de zora sokarsınız…" diyen şakacı ve samimi bir insanla karşılaştık. "Kararlı iseniz hemen işlemlere başlayalım, kısa sürede bu dertten kurtulun…"

Bu dertten kurtulmak… Doktora kanım ısınmıştı.  "Kararlıyım, bitsin bu ıstırap…" dedim. Bir hafta içinde gün verdi, geldim, oldum, kurtuldum…

Ameliyathane kapısından girip, odaya nasıl geçtiğimi hatırlamıyorum. Ancak sevgili doktorum aynı gün, üç kere kontrole geldi. Sadece beni değil tabii…

"Yarın öğleden sonra çıkartacağım, maşallah iyisiniz" dedi. 

Bu ameliyatın acılı, ağrılı bir süreç olacağını düşünmüştüm. Hiç de düşündüğüm gibi değildi. Her ameliyatın riski ve sancılı bir iyileşme süreci vardır. Ancak önceki kadar sıkıntılı değildi. 

Eve geldim. Bir hafta içinde hızlı bir iyileşme süreci sonrası araba kullanmaya başladım. Gidip dikişlerimi aldırdım. Şimdi safra kesesi olmadan yaşayan insanların yazılarını takip ediyorum. Neleri yiyorlar, neleri içiyorlar, ne zamana kadar perhiz sürecek? Neleri yememem lazım? 

* * *

Burada özellikle belirtmek isterim ki, Sevgili Op. Dr. Murat Mustafa KEBAPÇIOĞLU ile bir samimiyetim ve yakınlığım yok. Ne o beni, ne de ben onu tanırım. Tanışıklığımız; hasta-doktor ilişkisinden ibaret. Kendisine yukarıdan birileri "Aman dikkat et, bu böyle, bu şöyle, bizim adamımızdır" falan da demedi. Ne Türk İzci teşkilatındaki hizmetlerimi, ne görevlerimi, ne yazarlığımı ve gazeteciliğimi bilir. Sade bir hasta olarak hizmet aldım ve çok memnunum. 

Ameliyat öncesinde kendisine her hangi bir ödeme yapıp yapmayacağımızı sorduğumda gülerek "Sıfır ödeme… Her şeyi devlet karşılıyor, merak etmeyin…" dediğinde içim ezildi… "Çikolata getirsek olur mu? Önümüz bayram?" dediğimde de, "Hayır, ben sevmiyorum. Yine de teşekkür ederim" dedi. 

Birde özel hastanelerde şımarttığımız, parasını aldığı halde çiçek, içecek bekleyen; çikolatanın gümüş tabak içinde olmasını talep eden hekimleri düşündüm.

Hekim olmak, cerrah olmak başka bir şey; ancak "İnsan olmak" farklı bir şey.

İstese de, istemese de benim yaşamıma eli değdi. Uzun süren ağrı ve sıkıntılardan kurtuldum. O istemese de bu minnetim yıllarca sürecek ve ben ona bir teşekkür ziyareti yapacağım. Yoksa içim rahat etmeyecek. 

Bu yazıyı niye yazıyorum biliyor musunuz?

Türkiye'nin bu anlayışta hizmet eden cerrah ve doktorlara ihtiyacı var. Olumlu bir örnek olsun istedim. Çalıştığı hastanenin eski durumunu biliyordum. Ancak şimdiki hali ise insana hizmet etmeye çalışan ekiplerle donatılmış. Belli ki birinin de hastaneye eli değmiş... Temizlik, bakım, işletme tüm sıkıntılara rağmen aşılabilmiş. 

Bilin ki orada sizi ıstıraptan kurtaracak bir cerrah var… Ümitsizliğe kapılmayın. Dünyanızı benim gibi "Ne yaparım?" diye karartmayın…

"Müşteriye ihtiyacı olmayan" hastanenin bir doktorunu ve hizmet anlayışını bilginize sunmaya çalıştım. İnsana hizmet etmek, o ameliyathane stresine katlanmak, insanlara dokunmak önemli.

Ama daha önemli bir şey var. 

İnsan olmak, insan olan kadroları bir araya getirerek çalışmak, mesleğindeki başarısının ışığını geleceğe miras bırakmak… Türk insanını; yetiştiği ülkeyi üç beş kuruş para için bırakıp yurt dışına gitmemek… Hizmette inat etmek… Mücadele etmek…

Sağ ol benim sevgili doktorum… Hem sana, hem seni asiste eden yardımcılarına, tüm ameliyathane personeline teşekkür ederim. Allah elinize, gözünüze, gönlünüze kuvvet versin… Daha çok insan iyileştirin…

Ameliyathane kapısında 4 saat boyunca çıkışımı bekleyen sevgili yol arkadaşım Sema'ya, bir yanda sınava girip bir yandan telefonda endişe ile bekleyen Elif kıza, dilekleri ile beni yalnız bırakmayan tüm izcilik camiasına, heyecanla sağlık haberimi bekleyen çocuklarıma ve torunlarıma, Yeni Mesaj'daki sevgili dostlarıma, yurt dışı haber ajansım "haber. com"un duyarlı kadrosuna teşekkür ederim. 

Bu günleri hiç unutmayacağım. 

Yine sizler için yazmaya devam edeceğim için mutluyum. 

Sevgi ile kalın… 

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Demokratik krallık / 22.06.2022
- Kaybedilen veya kaybolan insanlar… / 21.06.2022
- Yol / 18.06.2022
- Tespihler ve tespitler / 15.06.2022
- Salda’nın güzelliği… / 11.06.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 04.06.2022
- Yazının dili / 31.05.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 29.05.2022
- Aşk… / 24.05.2022
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

07.05.2021, 07.05.2020, 07.05.2019, 07.05.2018, 07.05.2017, 07.05.2016, 07.05.2015, 07.05.2014, 07.05.2013, 07.05.2012, 07.05.2011, 07.05.2010, 07.05.2009, 07.05.2008, 07.05.2007, 07.05.2006, 07.05.2005, 07.05.2004, 07.05.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.