Geçtiğimiz hafta sonu Başkent Ankara'da iki partinin kongreleri vardı. Türkiye'deki medya organları bu kongrelerden birini gördü, diğerini görmedi, birini gösterdi, diğerini göstermedi, birine kilitlendi diğerine gelince ağzına-gözüne kilit vurdu. Merkezi ile, yandaşı ile, kandaşı ile bütün bir medya CHP'nin bilmem kaçıncı kongresine kilitlendi ve fakat BTP'nin 4. Olağan kongresini, görmedi, göstermedi. Daha iki gün önce, Zonguldak'ta dağın altında kalan tam otuz insanımızın acısını unuttururcasına CHP'nin kongresi ile yatıp kalkanlar BTP'nin kongresini yok saydılar. Bir komplo ile liderini değişen ve yeni hiçbir şey söylemeyen, ülkenin dağ gibi birikmiş sorunlarına dair hiçbir çare sunamayan, çözümü olmayan CHP bilinen tüm makyaj malzemeleri ile makyajlanıp millete takdim edilirken, hemen her programında yeni bir proje takdim eden, çözüm üreten, çareler sunan BTP'nin konresi görülmedi, gösterilmedi. Medyanın karşısına kravatsız çıkışını "halka yakınlığın bir göstergesi" olarak takdim eden sayın Kılıçdaroğlu, tamamı kravatlı olan dolayısıyla halka yakın olmayan kadrosu ile yoksullarla beraber yürüyeceğini, onların sofrasına oturacağını söyledi. 4.Olağan kongrede oyların tamamını alarak yeniden Genel başkan seçilen sayın Haydar Baş ise, iktidarları döneminde yoksulluğun suç sayılacağını, dolayısıyla sofrasına oturmak için bir yoksul bulamayacaklarını ilan etti. Yoksul ile beraber yürümeği, yoksulun sofrasına oturmayı acayip bir yenilik, acayip bir açılım olarak takdim eden bakar-körler, yoksulluğu ortadan kaldırmak için çözümler sunan, projeler üreten, projelerini dünya ilim mahfelerinde tartışmaya açan, namuslu ilim adamlarınca eli öpülen Haydar Baş'ı hala görmüyor ve de göstermiyorlar. Bu olağanüstü ters bakışın, dudakları ısırtacak kadar bakar-körlüğün asıl sebebini sayın Haydar Baş'ın açıklamalarından bir kez daha anladık. Anladık ki; mevcut iktidar partisinin kuruluş ve iktidar ediliş aşamasında olduğu gibi, bu gün parlatılan ana muhalefet partisinin de rüzgarı okyanus ötesinden üfleniyor. BTP'nin kuruluş harcında ve dünyaya hayat sunacak projelerinin temelinde ise Ehli Beyt nefesi var. Nisan yağmurlarına cümle nebatat ve hayvanat, cümle canlılar sevinirmiş de yılanlar pek hoşlanmazlarmış. Ne yani,yağmasın mı Nisan yağmurları?
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Depremin yaraları daha sarılmamışken… / 18.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026
- ‘Dikkat! Asıl müfsitler onlardır…’ / 16.04.2026
- Bahar gelsin şu dağlara çıkalım belki derdimize çare bir çiçek / 14.04.2026
- Vurguncu keyif çatıyor yoksul yokluk içinde / 13.04.2026
- Türkiye yüz yılında dert denizinde yüzer olduk / 11.04.2026
- Bu savaş ortamında Kur’an’ı tekrar tekrar okumak / 10.04.2026
- Dur bakalım hesap vermeden nereye? / 09.04.2026
- Vicdan rafa kalkmışsa çalı çam olur çalılık orman olur… / 07.04.2026
- Yamuk bizden ise kaldır halıyı bizden değil ise çam yap çalıyı / 06.04.2026
- Haydutluğun hüküm sürdüğü devirlerden geçiyoruz / 03.04.2026


























































