logo
07 MAYIS 2026

Boğaz'ın altına 5 km'lik tünel

29.03.2006 00:00:00
TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu, İstanbul Boğazı'na denizaltı karayolu tünel geçişinin yapılması veya yaptırılması görevinin Ulaştırma Bakanlığı'na verilmesini öngören kanun teklifini kabul etti.  Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mehmet Habib Soluk, yeni tüp geçit projesiyle şehir trafiğini ayrıştırmayı amaçladıklarını belirterek, projeyle Boğaz altına 5 kilometre uzunluğunda 2 geliş, 2 gidiş şeridinden oluşan bir yol yapılacağını bildirdi. Yolun yapımında kamu kaynağı ve Hazine garantisi kullanılmayacağını vurgulayan Soluk, projenin yap-işlet-devret yöntemiyle ihale edileceğini söyledi. Soluk, teklifin kanunlaşması durumunda İzmir, İzmit ve Çanakkale'de tüp geçit yapılmasını planladıklarını anlattı. Tüp geçitten günlük 70 bin aracın geçiş yapacağını bildiren Soluk, ağır araçlarla transit geçen araçların bu yolu kullanmasına izin verilmeyeceğini belirtti. Soluk, ağır araçların İstanbul dışından geçmesine yönelik yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını da bildirdi.

DSÖ'den endişe veren açıklama

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Arjantin'den yola çıkan bir gemide bildirilen 8 vakadan 5'inin hantavirüs olduğunun doğrulandığını, diğer 3'ünde ise şüphe bulunduğunu belirtti

07.05.2026 20:10:00
Anadolu Ajansı
DSÖ'den endişe veren açıklama
DSÖ'den endişe veren açıklama

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, DSÖ'nün haftalık basın toplantısında, Arjantin'den yola çıkan ve şu anda Kanarya Adaları'na doğru hareket eden "MV Hondius" isimli gemide görülen hantavirüs vakaları ve bu virüse dair değerlendirmelerde bulundu.

Birleşik Krallık sağlık otoritelerinin 2 Mayıs'ta, Arjantin'den Cabo Verde'ye seyahat eden Hollanda bayraklı "MV Hondius" gemisindeki ciddi solunum yolu hastalığı bulunan bir grup yolcu hakkında DSÖ'yü bilgilendirdiğini hatırlatan Ghebreyesus, "Şimdiye kadar 3 ölüm de dahil 8 vaka bildirildi. 8 vakadan 5'i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3'ü ise şüpheli." dedi.

Ghebreyesus, hantavirüslerin, insanlarda ciddi hastalıklara yol açabilen, kemirgenler tarafından taşınan bir virüs grubu olduğunu belirterek, insanların genellikle enfekte kemirgenlerle ya da idrarları, dışkıları veya tükürükleriyle temas yoluyla enfekte olduğunu söyledi.

Bu vakada yer alan hantavirüs türünün, Latin Amerika'da bulunan ve insanlar arasında sınırlı bulaşmaya yol açtığı bilinen tek tür Andes virüsü olduğunu kaydeden Ghebreyesus, "Andes virüsünün önceki salgınlarında insanlar arasındaki bulaşma, özellikle hane halkı üyeleri, yakın partnerler ve sağlık hizmeti veren kişiler arasında yakın ve uzun süreli temasla ilişkilendirildi. Mevcut durumda da durum böyle görünüyor." diye konuştu.

Ghebreyesus, ilk vakanın 6 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 11 Nisan'da gemide hayatını kaybeden bir erkek olduğunu anımsatarak, hastadan hiçbir örnek alınmadığını ve diğer solunum yolu hastalıklarının belirtilerine benzediği için hantavirüs şüphesi duyulmadığını anlattı.

Hastanın eşinin, gemi Saint Helena Adası'na yanaştığında karaya çıktığını ve belirtiler gösterdiğini bildiren Ghebreyesus, bu kişinin, 25 Nisan'da Johannesburg'a yapılan uçuş sırasında durumunun kötüleştiğini ve ertesi gün hayatını kaybettiğini belirtti.

Ghebreyesus, "(Hayatını kaybeden ikinci hastadan) Örnekler alındı ''ve Güney Afrika Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünde test edilerek hantavirüs olduğu doğrulandı. Üçüncü ölüm ise gemide bulunan ve 28 Nisan'da belirtiler göstermeye başlayan ve 2 Mayıs'ta hayatını kaybeden bir kadında görüldü. Başka bir erkek ise 24 Nisan'da geminin doktoruna başvurdu. 27 Nisan'da Ascension Adası'ndan Güney Afrika'ya tahliye edildi ve yoğun bakımda tedavi görüyor." dedi.

Cabo Verde'den doktorların, semptom gösteren diğer 3 yolcuya bakım sağlamak için gemiye bindiğini dile getiren Ghebreyesus, DSÖ'nün, bu kişilerin tedavi için Hollanda'ya tahliyelerini koordine ettiğini söyledi.

"Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok"

Ghebreyesus, bu 3 hastanın tahliyesini kolaylaştırdığı için Cabo Verde Başbakanı Ulisses Correia e Silva'ya teşekkür ederek, "(Hastalardan) İkisi hastanede stabil durumda, biri ise asemptomatik ve şu anda Almanya'da. 8. vaka, Saint Helena'da gemiden inen bir adamda görüldü. Gemi operatörünün tavsiyesi üzerine, İsviçre'nin Zürih kentinde semptom gösterdiğini bildirdi ve dün hantavirüs ile enfekte olduğu doğrulandı. Cenevre Üniversitesi Hastaneleri daha sonra virüsün gen dizilimini yaptı ve Andes virüsü olduğunu doğruladı. Gemideki diğer yolcuların veya mürettebatın hiçbirinde şu anda semptom yok." bilgisini verdi.

Her vakada ilgili yetkililerle yakın temas kurduklarını vurgulayan Ghebreyesus, "Andes virüsünün kuluçka süresinin 6 haftaya kadar çıkabileceği göz önüne alındığında daha fazla vaka bildirilmesi mümkündür. Bu ciddi bir olay olsa da DSÖ halk sağlığı riskini düşük olarak değerlendiriyor. Önceliklerimiz, etkilenen hastaların bakım almasını, gemideki diğer yolcuların güvende tutulmasını ve onurlu bir şekilde muamele görmesini sağlamak ve virüsün daha fazla yayılmasını önlemek." diye konuştu.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'den gemiyi kabul etmesini rica ettiğini ve bu talebinin kabul gördüğünü anlatan Ghebreyesus, Sanchez'e cömertliği, dayanışması ve ahlaki görevini yerine getirdiği için teşekkür etti.

"Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı"

Ghebreyesus, "Gemi şu anda Kanarya Adaları'na doğru yola çıktı. İspanya'nın bu riski yönetme kapasitesine güveniyoruz ve bunu yapmaları için onları destekliyoruz. Bir kez daha, Kanarya Adaları halkı için riski düşük olarak değerlendiriyoruz. DSÖ, geminin işletmecisine gemideki sağlık yönetimi konusunda rehberlik sağladı. Tüm yolculardan kabinlerinde kalmaları istendi, kabinler dezenfekte ediliyor ve belirti gösteren herkes derhal izole edilecek." ifadelerini kullandı.

DSÖ uzmanının Cabo Verde'de gemiye bindiğini, Hollanda'dan 2 doktor ile Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezinden 1 uzmanın da Kanarya Adaları'na ulaşana kadar gemide kalacağını vurgulayan Ghebreyesus, "Gemideki herkesin tıbbi değerlendirmesini yapıyorlar ve enfeksiyon risklerini değerlendirmek için bilgi topluyorlar. DSÖ, yolcuların ve mürettebatın varışta güvenli ve saygılı bir şekilde karaya çıkması ve seyahatlerinin devamı için adım adım operasyonel kılavuz geliştiriyor." dedi.

Ghebreyesus, vatandaşları Saint Helena'ya çıkan 12 ülkeyi de bilgilendirdiğini söyleyerek, bunlar arasında Kanada, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Saint Kitts ve Nevis, Singapur, İsveç, İsviçre, Türkiye, Birleşik Krallık ve ABD'nin yer aldığını kaydetti.

DSÖ Salgın ve Pandemi Hastalıklarını Önleme Birimi Direktörü Maria Van Kerkhove, hantavirüsün, Kovid-19 salgınından farklı olduğunu belirtti.

Kerkhove, "Bu koronavirüs değil. Bu çok farklı bir virüs. Bu virüsü biliyoruz, hantavirüsler oldukça uzun zamandır var. Bildiğimiz birçok detay var. Burada kesin olmak istiyorum, bu SARS-CoV-2 değil. Bu bir Kovid başlangıcı değil. Bu, bir gemide gördüğümüz salgın. Kapalı bir alan söz konusu. Şu ana kadar 5 doğrulanmış vakamız var. Bu soruların neden geldiğini tamamen anlıyoruz ve elimizden gelen tüm bilgiyi vermeye çalışıyoruz. Ancak bu, 6 yıl önceki durumla aynı değil, koronavirüsler gibi aynı şekilde yayılmıyor ve çok farklı. Gördüğümüz gibi yakın, samimi bir temas söz konusu ve çoğu hantavirüs insanlar arasında hiç bulaşmıyor. Hantavirüslerin çoğu kemirgenlerden, dışkılarından veya salyalarından insanlara bulaşır." dedi.

İnsanların hantavirüs nedeniyle tedbir olarak maske takması gerektiğiyle ilgili soruyu da yanıtlayan Kerkhove, bu olayın şu anda bir gemiyle ve buradan ayrılan kişilerin takibiyle sınırlı olduğunu belirtti.

Kerkhove, gemide başka semptomatik hasta, yolcu veya mürettebat üyesi olmamasının iyiye işaret olduğunu da ifade ederek, "Elbette bu virüslerin gemide uzun bir kuluçka süresi var. Riski en aza indirmek için bazı önlemler aldılar. Gemide tavsiye edilen şey, odaların dezenfekte edilmesi. İnsanları kabinlerine kapattılar, yiyecek ve su sağladılar ve önlem olarak odalarından çıkan herkesin tıbbi maske takmasını istediler." diye konuştu.

Hantavirüs

Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.

Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.

Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor. 

Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme

Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünde kritik gelişme. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Van Valiliği’nin yurt yönetimi hakkında soruşturma izni vermeme kararını iptal etti. Böylece yurt yetkililerinin ihmalleri resmen soruşturulacak

07.05.2026 19:00:00
Haber Merkezi
Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme
Rojin Kabaiş soruşturmasında yeni gelişme
Van'da 27 Eylül 2024'te kaybolduktan 19 gün sonra Van Gölü'nde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle ilgili soruşturmada önemli bir engel aşıldı. Van Barosu Başkanı Sinan Özaraz, yurt yönetiminin kusur ve ihmalleri bulunduğu iddiasına rağmen Van Valiliği İl İdare Kurulu tarafından verilen "soruşturma izni verilmemesi" kararının Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından kaldırıldığını duyurdu.

Özaraz'ın açıklamasına göre, Van Barosu'nun ve savcılığın itirazı üzerine Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, Valilik kararını iptal etti. Böylece Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'ne bağlı KYK yurdu yönetimi hakkında soruşturma başlatılmasının hukuki yolu açılmış oldu. Baro Başkanı, kararın maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Olayın geçmişi

Rojin Kabaiş, Van'da kaldığı yurttan 27 Eylül 2024 akşamı ayrılmış ve bir daha haber alınamamıştı. 19 gün sonra Van Gölü sahilinde cansız bedeni bulunan genç kızın ölümü, şüpheli bulunmuştu. Soruşturma kapsamında yurt yönetiminin geç bildirim, güvenlik zafiyetleri ve ihmalleri olduğu öne sürülüyordu. Van Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebine rağmen Van Valiliği İl İdare Kurulu, Ocak 2026'da yurt yetkilileri hakkında soruşturma izni vermemişti. Van Barosu ve savcılık bu karara itiraz etmişti.

Erzurum Bölge İdare Mahkemesi'nin son kararıyla yurt yönetimi ve ilgili görevliler artık soruşturmanın bir parçası haline gelecek. Bu gelişme, dosyanın daha etkin yürütülmesi ve olası ihmallerin aydınlatılması beklentisini artırdı.

Soruşturma kapsamında cep telefonu incelemeleri, kamera kayıtları ve diğer delillerin değerlendirildiği biliniyor. Aile ve baro, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için mücadeleye devam edeceklerini belirtiyor.

BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Bolu İl Başkanı Mustafa Yağcı'nın babası, aynı zamanda BTP Mengen İlçe Başkanı olan Necati Yağcı hayatını kaybetti

07.05.2026 18:07:00 / Güncelleme: 07.05.2026 18:13:48
Hasan Gündoğdu
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
BTP camiasının acı günü: Necati Yağcı son yolculuğuna uğurlandı
Mengen'de geniş katılımlı cenaze töreni

Necati Yağcı için Bolu'nun Mengen ilçesinde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına çok sayıda vatandaşın yanı sıra Bağımsız Türkiye Partisi yöneticileri ve teşkilat mensupları katıldı.



Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, merhum Necati Yağcı için taziye mesajı yayımlarken cenazeye çelenk gönderdi.



Cenaze törenine BTP Genel Başkan Yardımcıları Sabri Terzi ve Yenal Arman, MYK Üyesi Ali Nezir, BTP Karabük İl Başkanı Latif Danakol ve BTP Eskişehir İl Başkanı Fahri Gürgenburan da katılım sağladı. Ayrıca Bolu Bağımsız Milletvekili İsmail Akgül de cenazede hazır bulundu.



Dualarla defnedildi

Merhum Necati Yağcı'nın naaşı, öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası dualarla son yolculuğuna uğurlandı.



Bağımsız Türkiye Partisi camiası, uzun yıllardır teşkilat çalışmalarında görev alan Necati Yağcı'nın vefatı nedeniyle büyük üzüntü yaşarken, sevenleri ve yakınları cenaze töreninde Yağcı ailesini yalnız bırakmadı.




Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu

Danıştay 6. Ceza Dairesi, Muğla'nın Milas ilçesinde İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırma kararlarının yürütmesini durdurdu

07.05.2026 16:44:00
Haber Merkezi
Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu
Danıştay'dan Akbelen kararı: Milas'taki acele kamulaştırmalar durduruldu
5 Mayıs'ta taraflara tebliğ edilen kararda, bölgede "acelelik hali" bulunmadığı ve acele kamulaştırmanın uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğacağı ifade edildi.

10 Ocak'ta Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Akbelen ormanı çevresindeki Bağdamları, Çakıralan, Çamköy, İkizköy, Karacaağaç ve Karacahisar mahallelerindeki 679 parsellik tarım arazisi acele kamulaştırılmıştı.

Araziler madene ruhsatlı ve bölgenin yakınındaki Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerine yakıt sağlamak amacıyla kömür madenine çevrilmek isteniyordu.

Akbelenli köylüler kararı sevinçle karşıladı.

Köylüler yaptıkları basın açıklamasında benzer bir kararın Anayasa Mahkemesi tarafından atılmasını beklediklerini söylediler.

Açıklamada, "Bu karar tamamen iptal edilinceye, bu şirketler köyümüzden defolup gidinceye kadar kazandık demeyeceğiz" denildi.

Madencilik yasasının iptali için muhalif 260 milletvekilinin ortak imzasıyla Anayasa Mahkemesi'ne 17 Eylül 2025'te iptal davası açılmıştı. Bu dava henüz sonuçlanmadı.

'Bu kararla İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz'
Akbelenli köylülerin avukatlığını üstlenen Cangı Avukatlık Bürosu'ndan Arif Ali Cangı ve İpek Sarıca'ya göre Danıştay kararı, acele kamulaştırmaların şirketlerin çıkarına yapıldığını tartışmasız hale getirdi.

Cangı ve Sarıca kararla birlikte acele kamulaştırmaya dayalı tüm idari işlemlerin geçersiz sayıldığını ve el koyma girişimleri, bilirkişi incelemeleri ve bedel tespiti süreçlerinin artık hukuken uygulanamayacağını belirtti.

Avukatlar Milas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen 649 el koyma davasının da dayanaksız kaldığını ifade etti. Açıklamalarında, bu davaların başka bir işleme gerek kalmadan reddedilmesi gerektiği belirtildi.

Danıştay kararının herkes için bağlayıcı olduğu hatırlatılarak, Milas'taki 7 köyü kapsayan 679 parsel için alınan acele kamulaştırma kararından derhal dönülmesi çağrısı yapıldı.

Öte yandan, acele kamulaştırma süreçlerini kolaylaştırdığı belirtilen 7554 sayılı kanunun iptali için Anayasa Mahkemesi'nde açılan davanın kritik olduğu vurgulandı.

Cangı, söz konusu kararın kesinleşmesi beklenmeden uygulanması gerektiğini söyledi.

Cangı, "Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, Danıştay'ın kararını Cumhurbaşkanlığı'na göndermeli ve iptalini istemeli. Cumhurbaşkanlığı da acele kamulaştırmayı durdurma kararı vermeli" dedi.

Cumhurbaşkanlığı'nın da bu karardan dönmesi gerektiğini kaydeden Cangı, "Bu kararı eline alan İkizköylüler kimseyi bağına bahçesine sokmaz" diye konuştu.

Cangı ve Sarıca'nın açıklamasında, Akbelen protestoları sırasında tutuklanan Esra Işık'ın durumuna da dikkat çekildi.

Tutuklamaya dayanak olan süreçlerin hukuki temelini yitirdiği belirtilerek, Işık'ın derhal serbest bırakılması istendi.

ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı

ODTÜ, 37. Uluslararası Bahar Şenliği sırasında öğrenciler arasında yaşanan olaylara ilişkin üniversite yönetiminden açıklama geldi. Yönetim, olaylarla ilgili inceleme başlatıldığını açıkladı

07.05.2026 16:19:00
Haber Merkezi
ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı
ODTÜ Bahar Şenliği'nde yaşanan olaylara ilişkin inceleme başlattı
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, üniversite kampüsünde düzenlenen 37. Uluslararası Bahar Şenliği etkinlikleri sırasında yaşanan olaylara ilişkin kamuoyuna açıklama yaptı. Üniversiteden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bugün üniversitemizde gerçekleştirilen 37. Uluslararası Bahar Şenliği etkinlikleri sırasında, bir grup öğrenci arasında yaşanan şiddet unsuru içeren olayları derin bir üzüntüyle karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz. Orta Doğu Teknik Üniversitesi; köklü geçmişi boyunca ifade özgürlüğünü, çoğulculuğu, karşılıklı saygıyı ve birlikte yaşam kültürünü merkeze alan bir üniversite olmuştur.

Üniversitemizin huzur ve dayanışma ortamıyla bağdaşmayan hiçbir şiddet eyleminin kabul edilmesi mümkün değildir. Bahar Şenlikleri, ODTÜ'nün farklılıkları bir araya getiren, dostluk ve ortak yaşam kültürünü güçlendiren en önemli geleneklerinden biridir. Yaşanan bu üzücü olayların, üniversitemizin temsil ettiği ortak değerleri gölgelemesine izin verilmemesi gerektiğine inanıyoruz.

"OLAYLA İLGİLİ İNCELEME SÜRECİ BAŞLATILDI"
Türk bayrağı, bu toprakların ortak hafızasını, fedakarlıklarını ve milletçe paylaştığımız en kıymetli değerleri temsil etmektedir. Bayrağımıza yönelik saygısızlık oluşturan hiçbir davranışın kabul edilemeyeceğini önemle vurguluyor; bu konudaki hassasiyetimizi kamuoyuyla içtenlikle paylaşıyoruz. Olayla ilgili inceleme süreci başlatılmış olup, şiddet olaylarına karıştığı tespit edilen kişiler hakkında gerekli süreçler ivedilikle yürütülecektir.

Tüm öğrencilerimizi ve paydaşlarımızı; sağduyulu, saygılı ve yapıcı bir İletişim dili benimsemeye, ODTÜ'nün köklü kültürüne ve ortak yaşam anlayışına birlikte sahip çıkmaya davet ediyoruz. Üniversitemizin huzur ve güven ortamının korunması konusundaki kararlılığımızı kamuoyu ile saygıyla paylaşırız."

Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor

14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı iki yıl art arda geriledi. İlkokul kademesi hariç diğer tüm kademelerde öğrenci sayısı düştü. Okulu terk eden öğrencilerin yüzde 62’si ortaöğretim kademesinde. 2021'de toplam 567 bin öğrenci olan imam hatip liselerinde ise üçte bir oranında düşüş görüldü.
 

07.05.2026 13:45:00
Haber Merkezi
Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor
Milli eğitim alarm veriyor. Öğrenciler okulu terk ediyor
Eğitim-Bir-Sen, 2025 yılı 'Eğitime Bakış: İzleme ve Değerlendirme Raporu'nu yayımladı. Rapora göre, 2024 ve 2025 yıllarında 14 yaşında ortaokulu bitiren on çocuktan biri okulu bıraktı, liseye devam etmedi. 18-21 yaş grubunda 'en az lise mezunu' erkeklerin sayısı da düşüşe geçti. Raporda ayrıca, ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin (NEET) oranında Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığı vurgulandı.

On yılda 754 bin azaldı
2016 yılında okul öncesi kademesinden ortaöğretime kadar toplam öğrenci sayısı 17 milyon 588 bin 958 iken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında bir önceki yıla göre 753 bin 742 azalarak 17 milyon 956 bin 523'e düştü.

Raporda, ilkokul kademesi hariç diğer tüm kademelerde öğrenci sayısının düştüğü vurgulandı. Okulu terk eden öğrencilerin yüzde 62 ile büyük bir çoğunluğu ortaöğretim kademesinde.

Her 100 çocuktan 14'ü zorunlu eğitimin dışında
Yalnızca okul terk etme değil, okullaşma oranında da düşüş var!

Ortaöğretim kademesindeki toplam öğrenci sayısı 2016 yılında 5 milyon 807 bin 643 iken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında 5 milyon 328 bin 812'ye geriledi. Son iki yıllık dönemde, 6-13 yaş grubu dışındaki tüm yaş gruplarında okullaşma oranlarında düşüş görüldü.

14-17 yaş grubunda net okullaşma oranı 2023 yılında yüzde 94,5 iken, 2024 yılında yüzde 91,3'e, 2025'te ise yüzde 86,4'e düştü. 14-17 yaş grubunda erkeklerin net okullaşma oranı yüzde 86,3, kızların yüzde 86,5 oldu.

Ortaöğretim kademesinin zorunlu eğitim kapsamında olmasına rağmen 2024 yılında 14-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 8,7'si eğitimin dışındayken 2024-2025 eğitim-öğretim yılında bu oran yüzde 13,6'ya yükseldi.

İllere göre değişiyor
2025 yılı okullaşma oranı ortalamasının altında yer alan iller incelendiğinde Ağrı'da erkeklerin, Gümüşhane ve Şanlıurfa'da kızların, Muş'ta ise hem erkeklerin hem de kızların 14-17 yaş grubunda net okullaşma oranlarının yüzde 69 bandında olduğu saptandı.

Cinsiyete göre bakıldığında erkeklerde Ağrı yüzde 44,7 ile en düşük, Karabük yüzde 90,1 ile en yüksek okullaşma oranına sahip iller oldu. Kızlarda Siirt yüzde 42,7 ile son sırada, Tunceli yüzde 96,6 ile ilk sırada yer aldı.

Raporda, ortaöğretim düzeyinde okullaşma oranlarındaki düşme nedenlerinin araştırılması, eğitime erişimleri sağlamak için yeni politikalar geliştirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması önerildi.

Lise terk de artıyor
18-21 yaş grubunu erkeklerin lise mezuniyet oranları da düşüyor. Düşüş, liseyi terk edenlerin veya mezun olamayanların sayısındaki artışa işaret etti. Raporda yer alan 2024 yılı verilerine göre, 2023'e göre 'en az lise mezunu' olanların oranı kadınlarda sabit kaldı, erkeklerde ise düşüşe geçti.

Ortaöğretimin zorunlu eğitim kapsamına alınmasından itibaren en az lise mezunu olma oranı her yıl düzenli olarak artış eğilimi göstermişti. 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu olma oranı 2015 yılında yüzde 54,9 iken 2023 yılında yüzde 76,9 oldu. 2024'te bu oran yüzde 75,8.

Son 10 yılın verileri incelendiğinde 18-21 yaş grubunda en az lise mezunu oranında kadınların erkeklere kıyasla daha yüksek düzeyde artış gösterdiği ortaya konuldu. Cinsiyetler arasındaki fark, en fazla 2024 yılında açılarak yüzde 8,4 oldu. Aynı yıl en az lise mezunu erkeklerin oranı yüzde 71,7, kızların oranı yüzde 80,1.

'Açık öğretim yeniden yapılandırılsın'
Açık öğretim lisesine kayıtlı öğrenci sayısı da son iki yılda 1 milyon 54 bin 703 azaldı; 2025 yılında 954 bin 777 oldu. Bu gerilemeyle birlikte açık öğretimin ortaöğretim içindeki payı yüzde 17,9 oranı ile son 10 yılın en düşük düzeyine indi.

Raporda, başarılı öğrencilerin açık öğretim lisesine geçişinin kısa vadeli politikalarla çözüme kavuşturulamayacağına işaret edildi. Kalıcı politikalara ihtiyaç olduğu belirtilen Raporda ortaöğretimde öğretim süresinin yeniden yapılandırılması gerektiği savunuldu.

Öğretmen açığı derinleşecek
Raporda, 2026 yılında yeni öğretmen ataması yapılmayacak olmasının öğretmen ihtiyacını derinleştireceği vurgulandı. Türkiye'de özel okul ücretlerinin OECD ortalamasına göre çok yüksek düzeyde olduğu belirtildi.

Raporda dikkat çeken bir diğer başlık da ne eğitimde ne de istihdamda (NEED) olan gençler. 18-24 yaş grubundaki NEED gençlerin oranı OECD ülkelerinde yaklaşık yüzde 14, Türkiye'de ise bu oran yüzde 31 olarak kayıtlara geçti. Türkiye, yüzde 30 barajını aşan tek ülke konumunda.

İmam Hatipler üçte bir eridi
2016 yılında imam hatip liselerindeki toplam öğrenci sayısı 555 bin 870 iken 2020 yılına kadar sürekli düşüş eğilimi gösterdi. 2021 yılında imam hatip liselerindeki toplam öğrenci sayısı 567 bin 12 ile son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sonrasında 2025 yılına kadar sürekli düşüş eğilimi görüldü, 2024/25 eğitim-öğretim yılı itibarıyla öğrenci sayısı 404 bin 95'e geriledi. İmam hatip liselerindeki kız öğrencilerin sayısı erkek öğrencilerin sayısından hep fazla oldu, fark kızlar lehine sürekli artış eğiliminde oldu. 2024/25 eğitim-öğretim yılında öğrenci sayıları erkeklerde 162 bin 774'e, kızlarda ise 241 bin 321'e geriledi.

Endişe veren tablo... Öğrenciler okulu terk ediyor... İmam hatipler de üçte bir eridi - Resim : 1

Ortaöğretim: 4,5 milyondan 3 milyona
2016 yılında genel ortaöğretimde 3 milyon 47 bin 503 olan öğrenci sayısı 2023 yılına kadar artış eğilimi gösterdi ve 4 milyon 437 bin 748 oldu. Son iki yılki düşüşlerle birlikte 2025 yılında 3 milyon 160 bin 449 öğrenciye geriledi.

Mesleki ve teknik ortaöğretimde 2016 yılında 2 milyon 82 bin 935 olan öğrenci sayısı 2020 yılına kadar düşüş trendine girdi, ardından 2022 yılına kadar artış ve 2025 yılına kadar da düşüş eğilimi gösterdi ve 1 milyon 681 bin 100 oldu.

Din öğretiminde de 2016 yılında 677 bin 205 olan öğrenci sayısı 2020 yılına kadar düşüş gösterdi. 2021 yılında ciddi bir artışla öğrenci sayısı 666 bin 963 oldu, sonrasında sürekli düşüş eğilimi gösterdi. 2024/25 eğitim-öğretim yılında ortaöğretim din öğretiminde toplam öğrenci sayısı son on yılın en düşük seviyesine, 487 bin 263'e geriledi.

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 30. duruşmasında ara karar açıklandı

Aziz İhsan Aktaş suç örgütüne ilişkin, 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 11'i tutuklu 200 sanığın yargılandığı dava dosyası, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa gönderildi

07.05.2026 13:25:00
AA
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 30. duruşmasında ara karar açıklandı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasının 30. duruşmasında ara karar açıklandı
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan 30. duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın da aralarında bulunduğu 8 tutuklu sanık katıldı.

Sanıkların yakınları da duruşmada izleyici olarak yer aldı.

Önceki celselerde sanık avukatlarının talepleri alınan duruşmada, mahkeme heyeti ara kararını açıkladı.

Heyet, duruşmaya mazeret bildirerek katılmayan avukatların devam eden celselerde savunma yapabileceklerine karar verdi.

Ulaşılamadığı için 3 mağdur ve 1 tanığın duruşmada ifadelerinin alınamadığını belirten mahkeme, bu kişilerin beyanlarının alınmasından vazgeçerek dosyadaki ifadelerinin okunmasına hükmetti.

Mahkeme heyeti, avukatların yetkisizlik, görevsizlik, durma ve tefrik gibi taleplerinin reddine karar vererek, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak için dosyanın iddia makamına gönderilmesini kararlaştırdı.

Cumhuriyet savcılığının esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için 1 hafta süre istemesi üzerine duruşma 14 Mayıs Perşembe gününe ertelendi.

İddianameden
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 200 kişi ise "sanık" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan sağladığı mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara'nın 2 fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer'in 2 fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ile hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talebinde bulunuluyor.

Ayrıca iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 4 fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

Rojin'in babası Bakan ile görüştü

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla bir araya geldi. Soruşturmanın aydınlatılması için her türlü teknik imkânın kullanılacağını belirten Bakan, Rojin’in telefonunun Çin’e gönderileceğini açıkladı

06.05.2026 18:02:00
Haber Merkezi
Rojin'in babası Bakan ile görüştü
Rojin'in babası Bakan ile görüştü
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in şüpheli ölümüyle ilgili soruşturma kapsamında ailesi ve avukatlarıyla bir araya geldi. Görüşmede dosyanın aydınlatılması için yürütülen çalışmalar detaylı şekilde ele alındı.

Bakan Gürlek, devlet olarak olayın çözülmesi için her türlü imkânın seferber edildiğini vurguladı. Aile ve avukatların dile getirdiği talepleri dikkatle dinleyen Gürlek, özellikle "daraltılmış baz çalışması" için teknik imkânların değerlendirileceğini belirtti.

Telefon incelemesi için yeni adım

Görüşmenin en önemli konularından biri Rojin Kabaiş'e ait cep telefonunun incelenmesiydi. Telefon daha önce şifre çözümü için İspanya'ya gönderilmiş ancak sonuç alınamamıştı. Bakan Gürlek, telefonun şimdi de Çin'e gönderileceğini açıkladı. Bu adımın, soruşturmada kritik veri ve delillere ulaşılması açısından önemli bir aşama olacağı değerlendiriliyor.

Bakan, "Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar gideceğiz. Ailenin ve avukatların tüm taleplerini dikkate alıyoruz" mesajı verdi. Aile, soruşturmanın daha etkin yürütülmesi, olası şüphelilerin DNA incelemeleri ve diğer teknik çalışmaların hızlandırılması taleplerini iletti.

Aile ve avukatların talepleri

Rojin Kabaiş'in babası Nizamettin Kabaiş, annesi Aygül Kabaiş ve diğer aile üyeleriyle birlikte avukatların katıldığı görüşmede, dosyadaki gecikmeler ve eksiklikler de gündeme geldi. Aile, özellikle üniversite rektörü ve çevresindeki isimler üzerinde yoğunlaşan şüphelerin giderilmesi için ek incelemeler talep etti. Bakan Gürlek'in görüşmede bu taleplere olumlu yaklaştığı ve teknik imkânlar doğrultusunda değerlendirme yapılacağı kaydedildi.

Rojin Kabaiş, Ekim 2024'te Van'da kaybolduktan 18 gün sonra Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunmuştu. Olayın intihar mı yoksa şüpheli bir ölüm mü olduğu tartışmaları uzun süredir devam ediyor. Aile ve kamuoyu, dosyanın aydınlatılması için aylardır adalet çağrısı yapıyor.

Adalet Bakanlığı, soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü ve yeni teknik adımlarla ilerleme kaydedileceğini belirtiyor. Aile ise süreç boyunca şeffaf ve hızlı bir soruşturma talep etmeye devam edeceklerini ifade etti.

YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi

YSK, yeni başkanını belirledi. Yargıtay üyesi ve mevcut YSK Üyesi Dr. Serdar Mutta, YSK Başkanlığı'na seçildi

06.05.2026 17:08:00 / Güncelleme: 06.05.2026 18:05:40
Haber Merkezi
YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi
YSK Başkanlığı'na Serdar Mutta Seçildi
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), yeni başkanını belirledi. Yargıtay üyesi ve mevcut YSK Üyesi Dr. Serdar Mutta, YSK Başkanlığı'na seçildi.

YSK üyeleri, bugün gerçekleştirdiği olağan toplantıda gizli oylama ile başkan ve başkanvekili seçimini tamamladı. Yapılan seçim sonucunda Dr. Serdar Mutta, YSK'nın yeni başkanı olarak belirlendi. Seçimde Mutta'nın oy çokluğuyla kazandığı öğrenildi.

Serdar Mutta, 26 Ocak 2023 tarihinde Yargıtay kontenjanından YSK üyeliğine seçilmişti. Hatay'ın Kırıkhan ilçesi doğumlu olan Mutta, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olup Yargıtay 12. Hukuk Dairesi üyeliği görevini de yürütüyordu. Daha önce Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Genel Sekreter Yardımcılığı gibi önemli görevlerde bulunan Mutta, seçim hukuku ve yargı süreçlerindeki tecrübesiyle tanınıyor.

YSK kaynakları, başkanlık seçiminin sorunsuz tamamlandığını ve yeni yönetimin çalışmalarına kısa süre içinde başlayacağını belirtti. Ahmet Yener'in görev süresi dolan başkanlığının ardından gelen bu değişim, yaklaşan seçim süreçleri öncesi yakından takip ediliyor.

Dr. Serdar Mutta'dan ilk açıklama 

Mutta yaptığı ilk açıklamada, "Ülkemizin demokrasisine ve adil seçim süreçlerine katkı sunmak için büyük bir sorumluluk üstlendim. Bağımsızlık, tarafsızlık ve hukuka bağlılık ilkeleri doğrultusunda görevimi en iyi şekilde yerine getireceğim" ifadelerini kullandı.

KIZILELMA Endonezya yolcusu

Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara (Republikorp) arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalandı

06.05.2026 16:56:00
AA
KIZILELMA Endonezya yolcusu
KIZILELMA Endonezya yolcusu
Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleştiriliyor.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu fuarda Savunma Sanayii Başkanlığı ile firmalar arasında imza törenleri gerçekleştiriliyor.

Program kapsamında Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalandı.

Fuarda konuşan SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Baykar adına çok önemli bir tarihi anlaşmaya imza attıklarını belirtti.

Bayraktar TB2'nin kendi kategorisinde en çok ihraç edilen insansız hava aracı sistemi olduğuna işaret eden Bayraktar, "Dünyanın ilklerinden olan insansız savaş uçağı teknolojisi Bayraktar KIZILELMA, 2022 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmişti. O zamandan bu yana çok yoğun bir şekilde uçuş faaliyetleri devam ediyordu. Geçtiğimiz sene seri imalat faaliyetleri tamamlandı ve bu sene içerisinde hedefimiz Bayraktar KIZILELMA'yı ülkemizin hizmetine sunmak." diye konuştu.

Anlaşmanın tarihi bir öneme sahip olduğuna değinen Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bayraktar KIZILELMA için ilk defa bir ihracat anlaşmasına imza atmış olduk. Dolayısıyla bundan dolayı ülkemiz adına ve kardeş ülke Endonezya adına gururluyuz. Bu anlaşmayla birlikte hedefimiz 12 adetten oluşan bir Bayraktar KIZILELMA filosunu 2028 yılında başlamak üzere teslim etmek. Ama bu anlaşmada aynı zamanda ilave 4 filo yani 48 uçak da ileriye dönük opsiyonel olarak yer almaktadır.

Burada sadece sistemlerin tedariki değil aynı zamanda lokal bir şekilde Endonezya'da bakım idamesine yönelik lokal üretim lokal bakım merkezinin kurulması da bu anlaşmanın kapsamı içerisinde. Endonezya ile malumunuz geçtiğimiz yıl Bayraktar AKINCI ve Bayraktar TB2 kontratlarını imzalamıştık. Bu da aslında 3. tip ürün oluyor."

Republikorp Grup Başkanı Norman Joesoef ise anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, iki kurum arasındaki işbirliğinin devam etmesi konusunda çok istekli olduklarının altını çizdi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.