logo
31 AĞUSTOS 2026

BTP Safranbolu Teşkilatından 30 Ağustos standı: Zafer Bayramı coşkusu sahaya taşındı

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Karabük İl Teşkilatı, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı sahadaki aktif çalışmalarıyla kutladı

31.08.2026 09:39:00
Hasan Gündoğdu
 
BTP Safranbolu Teşkilatından 30 Ağustos standı: Zafer Bayramı coşkusu sahaya taşındı
BTP Safranbolu Teşkilatından 30 Ağustos standı: Zafer Bayramı coşkusu sahaya taşındı
Karabük'ün tarihi ve turistik ilçesi Safranbolu'da kurulan özel üye ve tanıtım standı ile 30 Ağustos Zafer Bayramı coşkusu vatandaşlarla birlikte yaşandı.






Teşkilat Tam Kadro Sahadaydı
 
Safranbolu'daki 30 Ağustos stand çalışmasında BTP kadroları tam kadro yer aldı. Etkinliğe BTP Karabük İl Başkanı Latif Danakol, Karabük İl Kadın Kolları Başkanı Sevgi Küçükkınay, Safranbolu İlçe Başkanı Mehmet Saygılı ve çok sayıda teşkilat mensubu katılım sağladı.







Vatandaşlarla Zafer Coşkusu Paylaşıldı
 
İlçe merkezinde kurulan stantta bayramın tarihi anlam ve önemi vurgulanırken, vatandaşların Zafer Bayramı kutlandı. Stant alanında hem pazarcı esnafı hem de bayram coşkusunu yaşamak için meydanları dolduran Safranbolulular ile samimi sohbetler gerçekleştirildi.







BTP heyeti, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bıraktığı tam bağımsızlık mirasına sahip çıkacaklarını belirterek partinin milli projeleri hakkında ilçe sakinlerine bilgi verdi. Çok sayıda vatandaşın ilgi gösterdiği stant çalışmasında parti faaliyetleri anlatılarak üye kayıtları yapıldı.






"Bağımsızlık Ruhuyla Sahadayız"
 
Çalışmanın ardından değerlendirmede bulunan BTP Karabük İl Başkanı Latif Danakol ve Safranbolu İlçe Başkanı Mehmet Saygılı, 30 Ağustos'un Türk milleti için taşıdığı bağımsızlık ruhuna dikkat çekerek, BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş liderliğinde Türkiye'nin tam bağımsızlığı ve muasır medeniyet seviyesine ulaşması için sahadaki mücadelelerini sürdüreceklerini vurguladılar.





















Hastanede çöpte bebek bulundu: Anne 16 yaşında

Mersin'in Erdemli ilçesindeki devlet hastanesi tuvaletinde dünyaya gelen ve çöpe atılan bebek sağ olarak temizlik görevlisi tarafından bulunarak tedavi altına alındı. Yapılan çalışmada bebeğin annesinin 16 yaşındaki H.E.Y. olduğu tespit edildi. H.E.Y., tedavisinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı

31.08.2026 12:24:00
İHA
 
Hastanede çöpte bebek bulundu: Anne 16 yaşında
Hastanede çöpte bebek bulundu: Anne 16 yaşında
Olay, 27 Ağustos'ta Erdemli Devlet Hastanesi'ndeki bir tuvalette yaşandı. İddiaya göre, 16 yaşındaki H.E.Y., rahatsızlanarak annesi R.H. ile birlikte hastaneye geldi. Hastanede kanaması başlayan H.E.Y., tuvalete giderek doğum yaptı.






Doğum sonrası bebeği çöp kutusuna atan H.E.Y., hastanede tedavi altına alındı. Bu sırada tuvalete giden bir temizlik görevlisi, çöp kutusundaki sağ olan bebeği fark etti. Görevlinin dikkati sayesinde bebek tedavi altına alındı. Durumun bildirilmesi üzerine Mersin ve Erdemli Cumhuriyet Başsavcılıklarının talimatıyla polis çalışma yaptı. 






Çalışmada çocuk anne tespit edilerek hastanede gözaltına alındı. 2 gün süren tedavi sonrası H.E.Y. ile onu hastaneye getiren annesi R.H. adliyeye sevk edildi. Nöbetçi mahkemeye çıkarılan şüpheli H.E.Y. 'Kasten Öldürmeye Teşebbüs' suçundan tutuklandı, R.H. ise adli kontrol şartı ile serbest kaldı.

Bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu ve tedavisinin sürdüğü, olayla ilgili babanın da belirlendiği soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

Bursa'daki düğün yemeğinde 367 kişi hastanelere başvurdu

Bursa'nın Orhaneli ilçesinde sünnet cemiyetinde tavuklu pilav yedikten sonra Orhaneli Devlet Hastanesi'ne başvuran kişi sayısının 367 olduğu açıkladı. Sağlık Müdürlüğü, 74 hastanın Bursa'ya sevk edildiğini, çoğunun taburcu edildiğini sadece 23 hastanın tedavisinin devam ettiğini ve onların da durumlarının iyi olduğunu açıkladı

31.08.2026 12:03:00
İHA
 
Bursa'daki düğün yemeğinde 367 kişi hastanelere başvurdu
Bursa'daki düğün yemeğinde 367 kişi hastanelere başvurdu
Alınan bilgiye göre, Karıncalı Mahallesi'nde E.G. isimli şahıs dün akşam saatlerinde çocuğunun sünnet cemiyetinde misafirlere tavuklu pilav ikram etti. Ancak 1 saat sonra onlarca kişi gıda zehirlenmesi teşhisiyle Orhaneli Devlet Hastanesi'ne başvurdu






Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, olaydan etkilenen 367 kişinin gece boyunca Orhaneli Devlet Hastanesi'nin yanı sıra çeşitli hastanelere başvurduğunu, Orhaneli Devlet Hastanesi'ne yapılan başvurulardan 74 hastanın ambulanslarla merkezdeki hastanelere taşındığını, çoğunun şifa ile taburcu edildiğini, tedavisi devam eden 23 hastanın ise genel durumlarının iyi olduğunu açıkladı.








Yetkililer, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile koordineli hareket edilerek gıda numunesi alınmasının sağlandığını, Orhaneli İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından da su numunesi alındığını, jandarmanın olayla ilgili soruşturma başlattığını açıkladılar.




















Siirt'te 5 ayrı noktada yangın alarmı: 4 bölgede söndürüldü

Siirt genelinde farklı noktalarda çıkan orman ve arazi yangınlarına Orman İşletme Müdürlüğü ekipleri tarafından müdahale edildi. Gün içerisinde 3 orman ve 2 tapulu arazi yangınına müdahale edilirken, 4 bölgede yangınlar söndürüldü. Baykan'ın Çamtaşı bölgesindeki orman yangınında ise müdahale çalışmaları sürüyor

30.08.2026 11:49:00
İHA
 
Siirt'te 5 ayrı noktada yangın alarmı: 4 bölgede söndürüldü
Siirt'te 5 ayrı noktada yangın alarmı: 4 bölgede söndürüldü
Edinilen bilgilere göre, Baykan ilçesi Çamlık bölgesinde çıkan yangın kontrol altına alınırken, ekiplerin soğutma çalışmaları devam ediyor. Baykan'ın Çamtaşı bölgesindeki orman yangınını kontrol altına alma çalışmaları ise sürüyor.






Eruh ilçesine bağlı Oymakılıç köyü Mezarlık mevkiinde çıkan yangın ekiplerin müdahalesiyle tamamen söndürülürken, Çizmeli bölgesinde tapulu arazide çıkan yangın da kontrol altına alınarak söndürüldü.








Şirvan ilçesinde çıkan yangına da ekipler tarafından müdahale edilerek yangın söndürüldü.








Yangınların çıkış nedeni araştırılıyor.




















Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı

Yolsuzluk ve kayırmacılık yalnızca ekonomik kayıplara yol açan sorunlar değil; adalet duygusunu, devlet kurumlarına güveni ve toplumsal huzuru da aşındıran ciddi meseleler

30.08.2026 08:56:00
Yaşar Cebesoy
 
Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı
Toplumsal öfkenin ve isyanın yakıtı
Yolsuzluk ve kayırmacılık yalnızca ekonomik kayıplara yol açan sorunlar değil; adalet duygusunu, devlet kurumlarına güveni ve toplumsal huzuru da aşındıran ciddi meseleler.

Kamu kaynaklarının kişisel çıkar için kullanılması ve liyakat yerine yakınlık ilişkilerinin öne çıkması, toplumda "ne yaparsam yapayım hakkımı alamam" duygusunu güçlendirebiliyor.







Adalet duygusu yaralanınca öfke büyüyor

Bir toplumun istikrarını sağlayan en önemli unsurlardan biri, vatandaşların hukukun ve kamu düzeninin herkese eşit uygulandığına inanmasıdır. Yolsuzluk ve kayırmacılık algısının güçlenmesi ise tam tersine, vatandaşın devlet ve kurumlarla kurduğu güven ilişkisini zedeliyor.

Emniyet Genel Müdürlüğü de yolsuzluğun hukuka olan güveni azalttığına, toplumun ekonomik ve siyasi yapısını olumsuz etkilediğine ve devlet-toplum güvenini zedeleyebildiğine dikkat çekiyor.







"Benim hakkım neden yok?" sorusu

Kayırmacılığın en tehlikeli sonucu yalnızca bir kişinin haksız biçimde işe alınması ya da bir başkasının avantaj elde etmesi değildir.

Asıl tehlike, haksızlığın normalleşmesidir.

Bir genç, eğitimine ve emeğine rağmen işe giremediğini; buna karşılık torpili bulunan bir kişinin önüne geçtiğini düşünüyorsa, zamanla sisteme olan inancını kaybedebilir.

"Çalışmanın anlamı yok."

"Liyakat önemli değil."

"Kurallara uyan kaybediyor."

gibi düşünceler yaygınlaştıkça toplumsal dayanışmanın yerini öfke ve güvensizlik almaya başlar.







Kayırmacılık liyakati çözer

Devlet kurumlarının güçlü olabilmesi için görevlendirmelerde liyakat, ehliyet ve objektif ölçütlerin esas alınması gerekir.

Kayırmacılık ise bunun tersidir. Bir kişinin sahip olduğu bilgi, beceri ve tecrübeden ziyade siyasi, akrabalık, hemşehrilik veya kişisel bağlantılarının belirleyici olduğu düşüncesini doğurur.

Akademik çalışmalar da kayırmacılığın toplumsal adalet, toplumsal barış, güven ve kurumların işleyişi üzerinde önemli etkileri bulunduğuna dikkat çekiyor.







Yolsuzluk ekonomiden fazlasını çalar

Yolsuzluğun bedeli yalnızca devlet bütçesinden eksilen para değildir.

Yolsuzluk; kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına, rekabetin bozulmasına, gelir dağılımındaki adaletsizliğin büyümesine, vatandaşın devlete güveninin azalmasına, kurumların itibar kaybetmesine neden olabilir.

Bu nedenle yolsuzlukla mücadele, yalnızca ekonomik bir mesele değil, hukuk ve devlet yönetimi meselesidir.







Öfke ne zaman tehlikeli hale gelir?

Toplumlarda adaletsizlik algısının sürekli büyümesi, bireysel tepkilerin ötesinde daha geniş bir toplumsal öfke yaratabilir. Ancak burada kritik nokta, hak arama ile şiddet arasındaki ayrımın korunmasıdır.

Yolsuzluk ve kayırmacılığa karşı oluşan tepkinin demokratik hukuk yollarına, denetime, özgür basına, bağımsız yargıya ve hesap verebilirliğe yönelmesi gerekir. Öfkenin şiddete veya hukuk dışı eylemlere dönüşmesi ise sorunu çözmek yerine yeni mağduriyetler doğurur.

Çözüm: Şeffaflık, liyakat ve hesap verebilirlik

Toplumsal güvenin yeniden güçlenmesi için kamu yönetiminde şeffaflık, denetim, liyakat ve hesap verebilirlik temel ilkeler olmalıdır.

Nitekim Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde son yıllarda mal bildirimi, rüşvet ve yolsuzluklarla mücadeleyi güçlendirmeye yönelik çeşitli kanun teklifleri de gündeme geldi.

Çünkü vatandaşın devlete güvenebilmesi için yalnızca suçluların cezalandırılması değil, haksızlığın ortaya çıkmasını engelleyecek güçlü kurumların kurulması gerekir.

Bir ülkede vatandaş "hakkımı ararsam sonuç alırım" diyorsa devlet güçlüdür. "Torpilim yoksa hakkımı alamam" düşüncesi yaygınlaşıyorsa, sorun artık tek tek yolsuzluk olaylarını aşmış, toplumsal güven meselesine dönüşmüştür.

Ve toplumsal barışın en sağlam temeli, insanların aynı kuralların herkes için geçerli olduğuna inanmasıdır.

İki kişinin ölümüne yol açan sürücü adliyede


 
Zeytinburnu'nda, İETT otobüsünün Büyükyalı Sitesi'nin bahçe duvarına çarpması sonucu 2 kişinin öldüğü, 1'i ağır 16 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin şerit değiştirmek için otobüsün önüne doğru manevra yapan otomobilin sürücüsü gözaltına alındı. R.S.F. adlı sürücü adliyeye sevk edildi.

29.08.2026 16:10:00 / Güncelleme: 29.08.2026 16:20:43
Haber Merkezi/AA
 
 İki kişinin ölümüne yol açan sürücü adliyede
 İki kişinin ölümüne yol açan sürücü adliyede

Zeytinburnu'nda, İETT otobüsünün Büyükyalı Sitesi'nin bahçe duvarına çarpması sonucu 2 kişinin öldüğü, 1'i ağır 16 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin şerit değiştirmek için otobüsün önüne doğru manevra yapan otomobilin sürücüsü gözaltına alındı. R.S.F. adlı sürücü adliyeye sevk edildi.
Kennedy Caddesi Bakırköy istikametinde seyreden İETT otobüsünün, Kazlıçeşme mevkisinde bir sitenin bahçe duvarına çarptığı kazaya ilişkin soruşturma sürüyor.







Kameralardan kaçamadı

Soruşturma kapsamında, şerit değiştirmek için otobüsün önüne doğru manevra yapan otomobilin sürücüsü R.S.F. gözaltına alındı.
Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheli sürücü, adliyeye sevk edildi.

Ne olmuştu?

Dün Kennedy Caddesi Bakırköy istikametinde seyreden İETT otobüsü, Kazlıçeşme mevkisinde bir sitenin bahçe duvarına çarpmış, kazada 2 kişi hayatını kaybetmiş, 1'i ağır 16 kişi yaralanmıştı.
Güvenlik kamerasınca kaydedilen kaza anına ilişkin görüntülerde, aynı istikamette seyreden bir otomobilin şerit değiştirmek için İETT otobüsünün önüne doğru manevra yapması üzerine sağa yönelen otobüsün yoldan çıkarak sitenin bahçe duvarına çarpması yer almıştı.







İETT'den açıklama


Kazayla ilgili İETT'den yapılan açıklamada, BN1 hattında görev yapan otobüsün saat 16.48'de Zeytinburnu mevkisinde önündeki sivil otomobilin aniden şerit değiştirmesi sebebiyle kaza yapmamak için manevra yaptığı sırada yoldan çıkarak site duvarına çarptığı kaydedildi. Açıklamada, "Söz konusu özel halk otobüsü kazası ile ilgili kurumumuz ve emniyet birimlerince gerekli idari ve adli soruşturma başlatılmıştır" ifadelerine yer verildi.

İstanbul Valisi Davut Gül, yaralıları ziyaret etti

İstanbul Valiliğinin sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Vali Gül'ün, Zeytinburnu'nda İETT otobüsünün bir sitenin bahçe duvarına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında yaralıları tedavi gördükleri Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi'nde ziyaret ettiği belirtilerek, "Vali Gül, yaralı vatandaşlarımızın sağlık durumları hakkında doktorlardan bilgi alarak geçmiş olsun dileklerini iletti" ifadelerine yer verildi. Ayrıca, valilikten yapılan açıklamada Vali Gül'ün, yaralananların tedavi gördüğü Prof. Dr. Cemil Taşcıoğlu Şehir Hastanesi ile İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi ile Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ziyaret ettiği belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da bilgi aldı

Öte yandan, Vali Gül'ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmiş olsun dileklerini yaralı vatandaşlara ilettiği ve sağlık durumları hakkında doktorlardan bilgi aldığı kaydedildi.

Nişanlı kızın kaçırıldığı iddiası ortalığı karıştırdı: 5 kişi bıçaklandı

Kocaeli'de nişanlı bir kızın kaçırıldığı iddiasıyla iki aile arasında kovalamaca sonrası çıkan kavgada 5 kişi bıçaklandı. Bir kişinin durumunun ağır olduğu öğrenildi

27.08.2026 08:00:00 / Güncelleme: 27.08.2026 12:38:46
İHA
 
Nişanlı kızın kaçırıldığı iddiası ortalığı karıştırdı: 5 kişi bıçaklandı
Nişanlı kızın kaçırıldığı iddiası ortalığı karıştırdı: 5 kişi bıçaklandı
Olay, Derince ilçesi Mersincik Mahallesi Hayat Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 27 ZA 568 plakalı minibüs ile plakası öğrenilemeyen otomobil arasında kovalamaca yaşandı.






Kovalamacada bir araç park halindeki başka araca çarptı. Kazanın ardından araçlardan inen taraflar birbirine tekme, tokat, bıçak ve beyzbol sopası ile saldırdı. Kavgada bir kişi karnından, bir kişi boğazından, 2 kişi ise vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklandı.









Vatandaşlar kavgayı ayırmaya çalıştı

Olayın yaşandığı sırada kahvehanede bulunan vatandaşlar, tarafları ayırmaya çalıştı. Bu sırada kavgayı ayırmaya çalışan vatandaşlardan biri elinden bıçakla yaralandı. Kavganın ardından bazı şüpheliler otomobille olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Bir kişinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.







Öte yandan tarafların akraba oldukları ve olayın, nişanlı bir kızın kaçırıldığı iddiası sebebiyle çıktığı öne sürüldü. Olayla alakalı kaçan şahıslar ise yakalanamadı. Polis olaya ilişkin çalışma başlattı.




















Ayakkabı tabanı üreten fabrika alevlere teslim oldu

Adana'da ayakkabı tabanı üreten fabrika alev alev yandı. İtfaiye ekiplerinin 2 saatlik müdahalesi sonucu yangın kontrol altına alınırken, soğutma çalışmaları sürüyor

27.08.2026 04:16:00
İHA
 
Ayakkabı tabanı üreten fabrika alevlere teslim oldu
Ayakkabı tabanı üreten fabrika alevlere teslim oldu
Yangın, saat 00.30 sıralarında Seyhan ilçesine bağlı Yeşiloba Mahallesi Sanayi Sitesi'ndeki ayakkabı tabanı üreten fabrikada meydana geldi.








Fabrikadan alevlerin yükseldiğini gören vatandaşlar durumu 112 Acil Çağrı Merkezi'ne bildirdi. Bölgeye, sağlık, polis, itfaiye ve orman bölge müdürlüğüne bağlı ekipler sevk edildi.









İtfaiye ekipleri ve Orman Bölge Müdürlüğü'ne bağlı ekipler yangına müdahale etmeye başladı. Yaklaşık 2 saat süren müdahalelerinin ardından yangın kontrol altına alındı. Ekiplerin soğutma çalışması sürüyor.




















Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor

Savaşlar, ekonomik krizler ve küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle hız kazanan uluslararası göç hareketleri, hedef ülkelerde ve büyük kentlerde uyum krizlerini beraberinde getiriyor

26.08.2026 00:48:00
Yaşar Cebesoy
 
Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor
Kültürel şok kentlerde toplumsal gerilimi tırmandırıyor
Savaşlar, ekonomik krizler ve küresel iklim değişikliklerinin etkisiyle hız kazanan uluslararası göç hareketleri, hedef ülkelerde ve büyük kentlerde uyum krizlerini beraberinde getiriyor.

Göç eden topluluklar ile ev sahibi toplum arasında yaşanan "kültürel şok", gündelik yaşam pratiklerinden kamusal alan kullanımına kadar pek çok noktada toplumsal gerilimin artmasına yol açıyor.







Sosyologlar ve göç uzmanları, dil bariyeri ve yaşam tarzı farklılıklarından doğan uyum sorunlarının doğru entegrasyon politikalarıyla yönetilememesi durumunda, kentlerde paralel toplumların oluşabileceği konusunda uyarıyor.

"Kültürel şok, yalnızca yeni gelenlerin değil; alıştığı sosyal çevrenin ve kuralların değiştiğini gören yerel halkın da yaşadığı iki yönlü bir uyumsuzluk sürecidir."







Kültürel şok nedir?

Sosyolojide bireyin veya grupların alıştığı sosyal normlardan, dil ortamından ve kültürel sembollerden aniden uzaklaşarak farklı bir değerler dizisiyle karşılaşması olarak tanımlanan kültürel şok, göç alan kentlerde iki farklı boyutta hissediliyor:

Dil engelinin yarattığı iletişim kopukluğu, sosyal soyutlanma, dışlanma korkusu ve güvenli alan arayışıyla kendi içine kapanma eğilimi.

Yerleşik yaşam düzeninin, komşuluk ilişkilerinin ve kamusal alan normlarının değiştiği algısı; buna bağlı olarak gelişen kimlik kaybı ve güvenlik kaygıları.







Toplumsal gerilimi besleyen temel etkenler

Saha araştırmaları ve uzman değerlendirmeleri, kent merkezlerinde ve mahalle ölçeğinde yaşanan sürtüşmelerin ana sebeplerini şu başlıklar altında topluyor:

Ortak bir dilin kurulamaması, gündelik hayattaki basit etkileşimlerin dahi yanlış anlaşılmasına ve karşılıklı güvensizliğe zemin hazırlıyor.







Komşuluk ilişkileri, gürültü standartları, eğlence biçimleri ve kamusal mekanların kullanımı konusundaki alışkanlık farklılıkları mahalle ölçeğinde huzursuzluk yaratıyor.

Ev kiralarındaki değişimler, iş gücü piyasasındaki rekabet ve kamusal hizmetlere erişim konularındaki algılar toplumsal tepkileri artırabiliyor.







Entegrasyon mekanizmalarının yetersiz kaldığı durumlarda göçmen grupların belirli bölgelerde kümelenmesi, toplumlar arasındaki temas noktalarını tamamen yok ediyor.

Uzmanlar, kültürel şok ve uyum krizlerinin aşılması için yalnızca güvenlik merkezli yaklaşımın yeterli olmadığını; zorunlu dil eğitimi, kamusal kural uyum programları ve yerel halkı da kapsayan sosyal entegrasyon projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli

Türkiye'de her iktidar değişikliği ve hatta her bakan değişimiyle sil baştan yenilenen eğitim müfredatı ile sınav sistemleri, eğitim camiasını ve velileri yormaya devam ediyor

26.08.2026 00:36:00
Yaşar Cebesoy
 
Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli
Milli Eğitim siyaset üstü bir devlet vizyonuna dönüşmeli
Türkiye'de her iktidar değişikliği ve hatta her bakan değişimiyle sil baştan yenilenen eğitim müfredatı ile sınav sistemleri, eğitim camiasını ve velileri yormaya devam ediyor.

Eğitim uzmanları, akademisyenler, öğretmen örgütleri ve veli dernekleri; eğitim sisteminin sürdürülebilir bir başarıya ulaşması için politikaların siyasi iktidar değişimlerinden tamamen arındırılması gerektiği yönündeki ortak çağrılarını büyütüyor.

Hazırlanan analizler ve uzman raporları, eğitimde başarıya giden yolun kişilere veya dönemsel politikalara bağlı olmayan, "siyaset üstü bir devlet vizyonu" oluşturmaktan geçtiğini ortaya koyuyor.







Ortak görüş

Bir ülkenin geleceğini inşa eden eğitim, 4-5 yıllık seçim periyotlarına ya da dönemsel siyasi vizyonlara kurban edilemez. Eğitim müfredatı kişilere değil, anayasal güvence altındaki bağımsız bir kurulun uzun vadeli stratejisine bağlı olmalıdır.







Sık Değişen Sistemler Eğitimde İstikrarı Zedeliyor

Eğitim camiasının en çok dikkat çektiği konuların başında, liseye ve üniversiteye giriş sistemlerinde sıkça yapılan köklü değişiklikler geliyor.

Müfredatta yapılan aralıksız güncellemeler, bir yandan öğretmenlerin uyum sürecini zorlaştırırken diğer yandan öğrencilerin motivasyonunu ve ailelerin geleceğe yönelik planlamalarını olumsuz etkiliyor.

Saha araştırmaları ve uzman görüşleri, sürekli değişen kuralların eğitimde nitelik kaybına yol açtığına ve mevcut yapının uzun vadede sürdürülemez olduğuna işaret ediyor.







Siyaset Üstü Eğitim Modeli İçin Temel Öneriler

Eğitimcilerin ve uzmanların çözüm için öne çıkardığı temel maddeler şu şekilde sıralanıyor:

Bağımsız "Ulusal Eğitim Üst Kurulu" Kurulması: Ölçme, değerlendirme ve müfredat belirleme yetkisinin; günlük siyasi tartışmalardan uzak, akademisyenler, öğretmenler ve pedagoglardan oluşan anayasal bir özerk kurula devredilmesi.







50 Yıllık Ulusal Eğitim Stratejisi: Hükümetler değişse dahi uygulanması zorunlu olan, yasal güvenceye bağlanmış ve dönemsel müdahalelerden korunmuş uzun vadeli bir eğitim hedefleri belgesinin oluşturulması.

Sınav Sistemlerinde İstikrar Güvencesi: Liselere ve üniversitelere giriş sistemlerinin en az 10 yıl boyunca hiçbir şekilde değiştirilmeyeceğine dair yasal bir moratoryum uygulanması.







Bilimsel ve Gelecek Odaklı Müfredat: Eğitim içeriğinin dönemsel ideolojik yönelimlere göre değil; küresel bilimsel standartlar, yapay zekâ, dijitalleşme ve eleştirel düşünme yetkinlikleri doğrultusunda şekillendirilmesi.

Gelişmiş ülkelerdeki başarılı eğitim sistemleri incelendiğinde, ortak paydanın "siyasi müdahalelerden arındırılmış istikrarlı yapılar" olduğu vurgulanıyor. Türkiye'de de benzer bir reformun hayata geçirilmesi durumunda, hem eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanacağı hem de uluslararası başarı sıralamalarında kalıcı bir artış yakalanacağı öngörülüyor.

Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama

Uluslararası suçlulukla mücadelede sınırların ötesine geçen en etkili adli iş birliği aracı "Kırmızı Bülten"dir (Red Notice)

25.08.2026 14:08:00
Hasan Gündoğdu
 
Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama
Uluslararası hukukun en ağır yakalama mekanizması: Kırmızı bültenle arama
Uluslararası Suç Polisi Teşkilatı (INTERPOL) bünyesinde yürütülen bu mekanizma, sınır ötesine kaçan şüpheli veya hükümlülerin dünya genelinde tespit edilmesini, yakalanmasını ve iade edilmesini hedefleyen uluslararası bir talep bildirisidir.






Kırmızı Bülten Şunları İfade Eder:

Uluslararası Tutuklama Tutanağı Değildir: Kırmızı bülten bizzat bir uluslararası tutuklama kararı sayılmaz. İlgili üye ülkenin adli makamları tarafından verilmiş yerel bir tutuklama veya mahkumiyet kararına dayanan "küresel bir duyuru" niteliğindedir.

Geçici Gözaltı Talebidir: Bülten yayınlandığında, taraf ülkelerin kolluk kuvvetleri aranan kişiyi gördükleri yerde tespit edip geçici olarak gözaltına alma ve iade sürecini başlatma yetkisine sahip olur.

Egemenlik İlkesi Geçerlidir: Bir ülkenin kırmızı bülten çıkaran kişiyi kendi topraklarında yakalayıp tutuklaması tamamen o ülkenin iç hukukuna ve uluslararası sözleşmelere olan taraf durumuna bağlıdır.






Yayınlanma Süreci ve Hukuki Şartlar

Bir devlet, hakkında kesinleşmiş ceza bulunan veya ağır bir suçtan aranan bir şahsın yurt dışına kaçtığını tespit ettiğinde Ulusal Merkez Büro (NCB) aracılığıyla INTERPOL Genel Sekreterliğine başvurur.

Bültenin onaylanması için şu şartların sağlanması zorunludur:

• Suçun Niteliği: İşlenen suçun ağır bir adli suç (cinayet, terör, uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, nitelikli dolandırıcılık vb.) olması gerekir. Önemsiz veya hafif suçlar için kırmızı bülten çıkarılamaz.

• Hukuki Dayanak: Talebe eklenmiş geçerli bir yerel tutuklama müzekkeresi veya kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmalıdır.

• Anayasal Sınırlar (Madde 3): INTERPOL Tüzüğü'nün 3. maddesi uyarınca; siyasi, askeri, dini veya ırki nitelikteki talepler kesinlikle reddedilir.






Diğer INTERPOL Bülten Türleri

INTERPOL, farklı durumlara özel renk kodlarıyla bültenler düzenler:

Kırmızı: Aranan kişilerin yerinin tespiti ve iade amacıyla yakalanması
Sarı: Kayıp kişilerin (özellikle çocukların) bulunması
Mavi: Şüpheli kişilerin kimlik veya faaliyetleri hakkında ek bilgi toplanması
Siyah: Kimliği tespit edilemeyen cesetlerin teşhis edilmesi
Yeşil: Sabıkalı suçluların yeni ülkelerde suç işleme riskine karşı uyarı yapılması
Turuncu: Kamu güvenliğine açık ve yakın tehdit oluşturan durum/materyal uyarısı






Kırmızı bülten, uluslararası adaletin kaçış alanlarını kapatan ve suçluların iade sürecini başlatmak için kullanılan en kritik iş birliği mekanizmasıdır.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.