HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 24 HAZİRAN 2021, PERŞEMBE

Bulutların üzerinde yalın kılıç

12.06.2001 00:00:00
Avrupalı sahte putlara biat etmeyi önde gelen görev sayan, ruhlarını şeytana satmış, fikren ve zihnen devşirilmiş "Türkiyeli" aydınlar, bu arada meydana gelen çok önemli bir olayı her zaman olduğu gibi görmezden gelmeyi tercih ettiler.

İçinde millî gururu çağrıştıran bir takım kıvılcımlar bulunduğu için olsa gerek, Türk Hava Kuvvetleri'nin 90'ınci yıldönümü münasebetiyle gerçekleştirdiği "Altın Kanatlar" projesini yok saydılar.

Projeyi TRT destekleyip görüntülediği için de mütareke basını çıt çıkarmadı, tek bir kare fotoğraf, tek bir görüntü yayınlamadı, tek satır yazmadı.

Ben; biz ayrılmak mecburiyetinde bırakıldığımızdan beri rahat yüzü görmeyen, her gün kan ve ateş denizinde yüzen bu eski imparatorluk coğrafyasında "bayrak göstermek" demek olan, AB isimli elma şekeri veya havucu ile uyuşturulmuş, gözü ya sadece Derviş'i, yahut sadece Tantan'ı gören kamuoyunu silkeleyecek, siyasilerin ve hariciyecilerin ufkunu açacak bu projeyi fevkalâde önemli buluyor ve gönülden alkışlıyorum.

Ama gene de bazılarına; Trabzon ve İstanbul'dan sonra artık Ankara'nın meydanlarında da çalmaya başlayan davul zurna az geliyor.

Bu tür organizasyonlar çok önemlidir ve geçmişte tarihi ve coğrafyayı üst üste getirmek, dosta düşmana bir takım şeyleri ispat etmek için bazı başka topluluk, grup ve milletler tarafından denenmiş ve büyük yankı uyandırmıştır.

Tarihte ilk defa Viking'lerin Amerika'yı keşfettiğini ispatlamak için 50'li yıllarda hayata geçirilen Kon-Tiki çalışması; Helenlerin mitolojik coğrafyalarının Kafkaslara uzandığını ispatlamak için 80'li yıllarda gerçekleştirilen Argos çalışması ve iki-üç sene önce Ürdün Prensi'nin Çerkez göçünü hatırlatmak için at sırtında gerçekleştirdiği yolculuk bu tür faaliyetlerin en akılda kalanlarıdır.

Kon-Tiki maceracıları tahta bir salla Atlantik Okyanusunu geçmişlerdir. Yunanlılar ise yine ahşap bir tekne ile Mora'dan yola çıkıp Ege Denizi, Türk Boğazları, Karadeniz'in Anadolu kıyılarından geçip Gürcistan'a varmışlardır.

Ürdün Prensi de Kafkaslar'dan başlayıp Türkiye üzerinden Ürdün'e gitmiştir.

Görüldüğü gibi son iki "gösteri" Türkiye coğrafyasından geçmiştir.

İşte böyle bir ortamda Türkiye'nin de benzer bir çalışmayı, zamanın şartlarını yeniden yaratarak düşünmesi bir ufuk zenginliğinin sonucudur.

' ALTIN Kanatlar' projesine konu olan öykü, 6 Şubat 1914'te iki havacı subayın İstanbul'dan Kahire'ye uçacağını anlatan bir gazete haberiyle başladı. Birinci Dünya savaşı öncesi bölgede "sancak gösterilmesi" açısından son derece önem taşıyan sefer için Yüzbaşı Fethi Bey ve yardımcısı Sadık Bey ile Üsteğmen Nuri Bey ve yardımcısı İsmail Hakkı Bey görevlendirildi. Fethi Bey ile Sadık Bey, 'Muavenet-i Milliye' adlı uçakla Şam'a kadar başarıyla uçtu. Ancak Beyrut nehrinde geçirdikleri kazadan sonra tamir edilemeyen uçakları yeniden havalandığında, Taberiye yakınlarında düştü. Havacılık tarihimizin ilk şehitleri Fethi Bey ile Sadık Bey, Şam'da Emeviye Camii'nin bahçesinde Selahattin Eyyubi Türbesi'ne gömüldü. 'Prens Celaleddin' adlı uçakla, arkadan havalanan Nuri Bey ve yardımcısı İsmail Hakkı ise arkadaşlarının acı haberini Şam'a vardıklarında aldı. Şehitlerin fotoğrafını göğüslerine takarak yeniden yola koyulan Nuri ve İsmail Hakkı Beyler aynı kaderi paylaştı. Yafa'da halkın tezahüratına dayanamayarak denize doğru havalanan 'Prens Celaleddin' yeteri kadar yükselemeyince kayalıklara düştü. Yüzerek sahile ulaşmaya çalışan Nuri Bey, ağırlaşan elbiseleri yüzünden boğularak şehit olurken, İsmail Hakkı Bey, halkın yardımı ile kurtuldu. Üç pilotun şehit olmasına rağmen seferin tamamlanması için yola çıkan Salim Raşit ve Kemal Bey yönetimindeki 'Edremit' uçağı, 9 Mayıs 1914'te Kahire'ye ulaşmıştı.

"Altın Kanatlar" projesi kapsamında kullanılmakta olan iki "Bleriot" uçağı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın Kayseri'deki 2. Hava İkmal Bakım Merkezi tarafından günün teknik imkanları ile aslına uygun ve günümüz uçuş sistemleri ile teçhiz edilerek yeniden üretildi. Proje ile bu uçuşu, TRT'nin hazırlayacağı belgeselle dünyaya tanıtmayı hedeflediklerini anlatan HV.K.K'nı Orgeneral Celasin görevin başlaması dolayısı ile yapılan törende, "Amacımız, tarih yaprakları arasından Fethi, Sadık, Nuri, İsmail Hakkı, Salim ve Kemal beylerin şahsında Türk insanının azmini ve cesaretini bugünkü nesillere anlatmaktır" dedi. Orgeneral Celasin, tarihi uçuş rotasındaki ülkeler arasında bu faaliyet esnasında kurulacak temasların, Ortadoğu'da sağlanmaya çalışılan barış ve huzur ortamı gayretlerine de katkıda bulunmasını diledi.

Fethi ve Sadık adı verilen iki uçağın 15 Mayıs 2001 günü çıktıkları yolculuğu aynı rotayı takib ederek Haziran ortalarında İskenderiye'de tamamlamaları plânlanmaktadır..

Bilindiği gibi Suudi Arabistan Medine'de imparatorluk zamanında inşa edilen Türk yapısı demiryolu Gar binası ile Mekke'deki Ciyad adlı Türk kalesini yıkarak yerlerine beş yıldızlı iki otel inşa etmek çabasındadır.

İşte bu yolculuğun; Ortadoğu ve Arabistan'da kalan son Türk izlerinin, Türk Mührünün silinmek, yok edilmek, kazınmak, ortadan kaldırılmak ve Türkiye'nin de yaşamakta olduğu coğrafyada tarihi sorumlulukları ile ters düşen bir kapana sıkıştırılmak, bölünmek, parçalanmak istenildiği böyle bir ortamda gerçekleştirilmesi fevkalâde önemlidir.

Kalbimiz, bulutların üzerinde yalın kılıç dört nala at koşturan modern çağın kahraman Fethi ve Sadık beyleri genç subaylarımızla beraber atmaktadır. Allah utandırmasın.
 
Hüseyin Mümtaz / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.