Cari işlemler açığında makasın ağzı hızla açılmaya devam ediyor.Bu milletin geleceğini düşünen yazarlarımız, ekonomistlerimiz, iş adamlarımız tabiri caizse "şelaleye oldukça yaklaştık, tepetaklak gideceğiz, artık bir önlem alın" diye bas bas bağırırken, sırtını bir hayale dayamış olan siyasilerimizin ve de medyamızın umursamaz tavrı devam ediyor. "Ülkemizde şu sorun var, bu sorun var" diye ortalığı bulandıran siyasilerimize, asıl sorunun ekonomik ve siyasi sorunlar olduğunu, bu problemlerin sadece bir ya da iki bölgede değil, yurdun her tarafında olduğunu ve bu sorunların çözümünün de yine kendilerinde olduğunu hatırlatmak isterim.Günümüzde kişilerin, sorumlu olduğu konularda şikayet etme özelliği maalesef oldukça gelişti.Ülkemizin içinde bulunduğu durumu en iyi gösteren rakam cari işlemler açığıdır. Çünkü cari açık, ekonominin ve de onu idare eden hükümetin karnesidir.Merkez Bankası'nın rakamlarına göre, Türkiye'nin bu yılın ilk yedi ayındaki toplam döviz geliri, geçen yılın aynı dönemine göre 8.3 milyar dolarlık artışla 58.5 milyar dolara kadar çıkarken, döviz harcamaları ise 12.6 milyar dolar artarak 73.5 milyar dolara kadar yükseldi. Türkiye'nin cari işlemler açığı yılın ilk 7 aylık döneminde yüzde 40.2 artarak 15.03 milyar dolara ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde cari açık 10 milyar 718 milyon dolardı. 2004 yılı sonu itibariyle ise 1 yıllık cari açık 15.6 milyar dolardı.Yani 2005 yılının ilk 7 ayında hemen hemen geçen yılın tamamının açığını yakalamışız. Yetkililerin de ifade ettiği gibi gerçekten "rekorlara doymuyoruz".Açıktaki yüzde 40.2'lik bir artış oldukça ciddi bir rakam. Böyle devam ederse -ki bütün işaretler böyle devam edeceğini, hatta daha kötüsünü gösteriyor- yıl sonu cari açık 22-25 milyar doları bulabilir, belki de aşabilir.Böyle bir cari açığın, açığın azalmasında büyük etken olan turizmin en yoğun olduğu dönemde olduğunu da vurgulamak lazım.2005 temmuz ayında cari açık, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 97.2 artarak 759 milyon dolardan 1.5 milyar dolara çıkmış.Aylık ortalama 8.4 milyar dolar döviz geliri elde eden Türkiye'nin, aylık ortalama döviz harcamaları 10.5 milyar doları, aylık ortalama döviz açığı ise 2.1 milyar doları buldu.Türkiye döviz gelirleriyle döviz giderlerinin yüzde 79.6'sını karşılayabildi. Geçen yılın aynı döneminde bu oran yüzde 82.4 düzeyinde bulunuyordu.Döviz gelirimiz azaldıkça azalıyor, harcamalarımız arttıkça artıyor.Hükümetin yaptığı açıklamalara bakılırsa, ekonominin bu gidişatından oldukça memnun. Açığın artmasından endişe etmeyip, borcu borçla ödeyebilmenin rahatlığını yaşıyorlar. Onlara göre ve de onlara talimat veren IMF'ye göre "Sürdürülebilir borç, sorun yaratmaz".Esasen bu ifadenin altında görünmeyen bir ifade daha var. O da, "Taleplerimizi yerine getirdiğiniz müddetçe". Bu durum da, oldukça zor şartlarda Sevr şartlarından kurtardığımız vatanımızı ve bağımsızlığımızı, kendi ellerimizle, durmadan tavizler vererek, yine Sevr'in şartlarına teslim ettiğimizin göstergesi.Cari açığı olması gerektiği şekilde kapatacak olan ihracatımız, düşük kur politikası ve maliyetlerin fazlalığından kaynaklanan pazar sıkıntısı sebebiyle can çekişiyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı, Türkiye'nin şu anda fonlamayı, açığı finanse etmeyi tercih ettiğini belirterek, "Ama finanse etmek yerine, üreticisini, ihracatçısını destekleyip, bu makası daha dar tutabilir" dedi. İhracat rakamının yıl sonunda 71-72 milyar doları bulurken, ithalat rakamlarının nereye gideceğinin iyi ölçülmesi gerektiğini ifade eden Satıcı, ithalat rakamının da yıl sonunda 120 milyar dolar civarında gerçekleşeceğini belirtti. Dış ticaretteki vahameti göstermesi açısından, tarım sektöründen örnek vermek istiyorum.1999 yılında 1 milyon 864 bin 702 ton tarım ürünü ihracatı yapılırken, 1 milyon 613 bin 25 ton ithalat yapılıyormuş. 2004 yılının rakamları ise oldukça düşündürücü. Sadece 863 ton, evet yanlış okumadınız 863 ton ihracat yapılırken, 1 milyon 50 bin 873 ton ithalat yapılmış.İhracatımız nerde ise sıfıra düşmüş, ithalat ise yerinde saymış. Fakat ton hesabı değil de meblağ hesabı yaparsak 1999 yılında 185 milyon 897 bin dolar öderken, 2004 yılında 219 milyon 313 bin dolar tarım ürünleri ithalatına para ödemişiz. Ton düşmüş ama ödediğimiz para oldukça artmış.Hükümetin AB ve IMF politikaları sebebiyle tarıma olan ilgisizliği de ortada, yani böyle devam ederse ithalat daha da artacak, ihracat ise tam sıfır olacak.Sanayide, tekstilde, inşatta ve diğer önemli kalemlerde durum farklı mı? Tabii ki hayır. Öyle olmasaydı hiç üreticiler manifesto yayınlarlar mıydı?İhracatçılar hükümetin kulak tıkamasından şikayetçi.Turizmin ne olacağı belli değil, hiçbir gelişmiş ülke turizme sırtını dayamıyor. Kar eden kurumlarımız bir bir satılıyor. Bu satışların açığın kapanmasına biraz katkısı var gibi görünüyor, ama araştırmalar gösteriyor ki durum hiç de öyle değil. 1986-2004 yılları arasında 167 kamu kuruluşu özelleştirilmiş, özelleştirme geliri 5 katrilyon 607 trilyon 493 milyar lira, gideri ise 7 katrilyon 852 trilyon 187 milyar lira oldu. Zarar 2 katrilyon 244 milyar lir sonunu da hazırlayacaktır.Bu cari açık bir gün mutlaka patak verecektir. Patlayacağını bildiğiniz ve bu konuda uyarı aldığınıu cari açık bir gün mutlaka patak verecektir. Patlayacağını bildiğiniz ve bu konuda uyarı aldığını sonunu da hazırlayacaktır.Bu cari açık bir gün mutlaka patak verecektir. Patlayacağını bildiğiniz ve bu konuda uyarı aldığınız bir lastikle seyahat eden intihar etmiş olur.Milletine yabancı, milletini yaşatmayan bir anlayışın iktidarda uzun süre kalması mümkün değildir.Edebali'nin ifadesiyle "Milleti yaşat ki devlet yaşasın".
Murat Çabas / diğer yazıları
- Raflara ceza, üreticiye baskı / 19.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
- Doğu Akdeniz’de tehlikeli adım: Kıbrıs’ta eski hesaplar, yeni ittifaklar / 13.06.2026
- Söylemde nas, eylemde faiz / 12.06.2026
- CHP’de mutlak butlan krizi ve yeni parti denklemi / 11.06.2026
- Hürmüz’de kilitlenen dünya ekonomisi / 10.06.2026
- İsrail’in bitmeyen yayılmacılık stratejisi / 18.06.2026
- Bütçe açıkları, faiz sarmalı ve kanıksanan yoksulluk / 17.06.2026
- Ortadoğu’da savaşa ‘reklam arası’ mı, yeni bir dönem mi? / 16.06.2026
- Gerçek enflasyonun altında ezilen emekli ve işçi / 15.06.2026
- Büyük zafer hayali kuran Trump, İran duvarına tosladı / 14.06.2026
- Doğu Akdeniz’de tehlikeli adım: Kıbrıs’ta eski hesaplar, yeni ittifaklar / 13.06.2026
- Söylemde nas, eylemde faiz / 12.06.2026
- CHP’de mutlak butlan krizi ve yeni parti denklemi / 11.06.2026
- Hürmüz’de kilitlenen dünya ekonomisi / 10.06.2026























































