Çocuğuna gelecek arayan yurt dışına gidiyor!
‘Ülkemi çok seviyorum ama bazen gelecek göremiyorum’ diyen Ece Erken’in sözleri yeni bir tartışma başlattı
14.09.2026 22:30:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Ünlü isim Ece Erken'in oğlu Eymen'in eğitimi için Dubai'ye taşınma kararı aldığını açıklaması, Türkiye'de eğitim sistemi ve fırsat eşitliği tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Erken, "Ülkemi çok seviyorum ama bazen gelecek göremiyorum" diyerek oğlunun eğitimi için Dubai'ye taşınma kararı aldığını belirtirken, Dubai'de yaşayan arkadaşının okul tavsiyelerini de sosyal medya hesabından paylaştı. Erken'in "Neyse, ocak ayına daha çok var" ifadeleri ise kararın önümüzdeki dönemde uygulanacağına işaret etti.
Peki, Türkiye'de eğitim yok mu?
Bir annenin çocuğunun geleceği için başka bir ülkeye gitmeyi düşünmesi elbette kişisel bir tercihtir. Ancak bu tercih, milyonlarca ailenin karşı karşıya olduğu daha büyük bir soruyu da ortaya çıkarıyor:
Türkiye'de çocuklarımıza gelecek sağlayacak bir eğitim sistemi neden kurulamıyor?
Bugün ekonomik gücü olan aileler çocuklarının eğitimini yurt dışında planlayabiliyor. Kimi Avrupa'da, kimi Amerika'da, kimi Dubai'de okul arıyor. Siyasetçilerin ve yüksek gelirli kesimlerin çocukları için dünyanın farklı ülkelerinde eğitim imkânları bulunurken, dar gelirli aileler ise devlet okulunda ücretsiz eğitim almanın ötesinde; servis, kırtasiye, yemek, kurs ve barınma gibi masrafları karşılamanın hesabını yapıyor.
Vatandaşın suçu fakir olmak mı?
Asıl tartışılması gereken nokta tam da burada.
Çocuğunun iyi eğitim almasını isteyen bir anne-babanın ekonomik gücü yoksa ne yapacak?
Yurt dışına gönderemiyorsa çocuğu daha kötü eğitime mahkûm mu olacak?
Özel okul ücretlerini karşılayamıyorsa çocuğunun geleceği daha mı az değerli?
Döviz üzerinden eğitim imkânlarına ulaşamıyorsa vatandaşın suçu ne?
Bir ülkede eğitim sisteminin kalitesi, yalnızca zenginlerin çocuklarının tercihleriyle değil, dar gelirli ailenin çocuğuna sunduğu fırsatlarla ölçülür.
Siyasetçilerin çocukları nerede okuyor?
Türkiye'de iktidar sahiplerinin ve siyasi elitlerin çocuklarının yurt dışında eğitim görmesi zaman zaman kamuoyunda tartışma konusu oluyor. Aynı şekilde büyük servet sahibi aileler de çocuklarının eğitiminde yabancı ülkeleri tercih edebiliyor.
Bu durum ister istemez şu soruyu doğuruyor: Bu ülkenin eğitim sistemi yöneticilerin kendi çocukları için yeterli değil mi?
Eğer yeterliyse neden imkânı olanlar çocukları için sürekli başka ülkelerde okul arıyor?
Eğer yetersizse, yıllardır eğitim politikalarını belirleyenler neden bu sorunu çözmüyor?
Eğitimde sınıf farkı büyüyor
Eğitim, bir ülkede sınıfsal farkları azaltmanın en güçlü araçlarından biri olmalı. Ancak ekonomik imkânların eğitim kalitesini belirlediği bir düzen, toplumsal adaleti daha da zedeliyor.
Parası olan çocuğuna yabancı dil, özel okul, yurt dışı eğitimi ve uluslararası diploma sağlayabiliyor.
Parası olmayan ise devlet okulunun imkânlarıyla yetinmek zorunda kalıyor.
Bir çocuğun geleceği, anne-babasının banka hesabına bağlı olmamalı.
Ece Erken'in "gelecek göremiyorum" sözleri bu nedenle yalnızca bir ünlünün kişisel kararı olarak görülmemeli.
Çünkü milyonlarca anne-babanın asıl sorusu çok daha ağır: Çocuklarımızın geleceğini bu ülkede kurabilmeleri için neden önce zengin olmaları gerekiyor?
Eğitimde adalet sağlanamıyorsa, sorun yalnızca öğrencinin değil, bütün ülkenin geleceğidir.
Erken, "Ülkemi çok seviyorum ama bazen gelecek göremiyorum" diyerek oğlunun eğitimi için Dubai'ye taşınma kararı aldığını belirtirken, Dubai'de yaşayan arkadaşının okul tavsiyelerini de sosyal medya hesabından paylaştı. Erken'in "Neyse, ocak ayına daha çok var" ifadeleri ise kararın önümüzdeki dönemde uygulanacağına işaret etti.
Peki, Türkiye'de eğitim yok mu?
Bir annenin çocuğunun geleceği için başka bir ülkeye gitmeyi düşünmesi elbette kişisel bir tercihtir. Ancak bu tercih, milyonlarca ailenin karşı karşıya olduğu daha büyük bir soruyu da ortaya çıkarıyor:
Türkiye'de çocuklarımıza gelecek sağlayacak bir eğitim sistemi neden kurulamıyor?
Bugün ekonomik gücü olan aileler çocuklarının eğitimini yurt dışında planlayabiliyor. Kimi Avrupa'da, kimi Amerika'da, kimi Dubai'de okul arıyor. Siyasetçilerin ve yüksek gelirli kesimlerin çocukları için dünyanın farklı ülkelerinde eğitim imkânları bulunurken, dar gelirli aileler ise devlet okulunda ücretsiz eğitim almanın ötesinde; servis, kırtasiye, yemek, kurs ve barınma gibi masrafları karşılamanın hesabını yapıyor.
Vatandaşın suçu fakir olmak mı?
Asıl tartışılması gereken nokta tam da burada.
Çocuğunun iyi eğitim almasını isteyen bir anne-babanın ekonomik gücü yoksa ne yapacak?
Yurt dışına gönderemiyorsa çocuğu daha kötü eğitime mahkûm mu olacak?
Özel okul ücretlerini karşılayamıyorsa çocuğunun geleceği daha mı az değerli?
Döviz üzerinden eğitim imkânlarına ulaşamıyorsa vatandaşın suçu ne?
Bir ülkede eğitim sisteminin kalitesi, yalnızca zenginlerin çocuklarının tercihleriyle değil, dar gelirli ailenin çocuğuna sunduğu fırsatlarla ölçülür.
Siyasetçilerin çocukları nerede okuyor?
Türkiye'de iktidar sahiplerinin ve siyasi elitlerin çocuklarının yurt dışında eğitim görmesi zaman zaman kamuoyunda tartışma konusu oluyor. Aynı şekilde büyük servet sahibi aileler de çocuklarının eğitiminde yabancı ülkeleri tercih edebiliyor.
Bu durum ister istemez şu soruyu doğuruyor: Bu ülkenin eğitim sistemi yöneticilerin kendi çocukları için yeterli değil mi?
Eğer yeterliyse neden imkânı olanlar çocukları için sürekli başka ülkelerde okul arıyor?
Eğer yetersizse, yıllardır eğitim politikalarını belirleyenler neden bu sorunu çözmüyor?
Eğitimde sınıf farkı büyüyor
Eğitim, bir ülkede sınıfsal farkları azaltmanın en güçlü araçlarından biri olmalı. Ancak ekonomik imkânların eğitim kalitesini belirlediği bir düzen, toplumsal adaleti daha da zedeliyor.
Parası olan çocuğuna yabancı dil, özel okul, yurt dışı eğitimi ve uluslararası diploma sağlayabiliyor.
Parası olmayan ise devlet okulunun imkânlarıyla yetinmek zorunda kalıyor.
Bir çocuğun geleceği, anne-babasının banka hesabına bağlı olmamalı.
Ece Erken'in "gelecek göremiyorum" sözleri bu nedenle yalnızca bir ünlünün kişisel kararı olarak görülmemeli.
Çünkü milyonlarca anne-babanın asıl sorusu çok daha ağır: Çocuklarımızın geleceğini bu ülkede kurabilmeleri için neden önce zengin olmaları gerekiyor?
Eğitimde adalet sağlanamıyorsa, sorun yalnızca öğrencinin değil, bütün ülkenin geleceğidir.









































































