Geldiğimiz noktaya bak!
AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz’ın, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan tarafından tehdit edildiğini iddia ederek can güvenliğinin bulunmadığı gerekçesiyle Ankara Valiliğinden koruma talep etti
14.09.2026 19:55:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Burdur'da AK Parti Milletvekili Adem Korkmaz ile Vali Tülay Baydar Bilgihan arasında yaşandığı öne sürülen gerilim, parti içinde de tartışma yarattı. Şamil Tayyar, ölüm tehdidi olmadığını belirterek koruma talebinin "maksadı fazlasıyla aştığını" söyledi.
AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz'ın, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan tarafından tehdit edildiğini iddia ederek can güvenliğinin bulunmadığı gerekçesiyle Ankara Valiliğinden koruma talep ettiği yönündeki iddia, siyasi gündeme taşındı.
AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada konuyu ayrıntılı şekilde araştırdığını belirterek, ortada bir "ölüm tehdidi" bulunmadığını savundu. Tayyar, buna karşın taraflar arasında ciddi bir gerginlik yaşandığını ifade etti.
"Koruma talebi maksadı aştı"

Tayyar, yaşananların parti ve devlet yönetimi açısından hoş bir görüntü oluşturmadığını belirterek, sorunun parti ve kurumlar içerisinde çözülmesi gerektiğini söyledi.
Tayyar'ın değerlendirmesine göre, yaşanan gerilimin çözümü yerine milletvekilinin koruma talebinde bulunması, meselenin boyutunu gereğinden fazla büyüttü.
"Siyasi maliyeti var"
Şamil Tayyar, olayın yalnızca Burdur'daki iki isim arasındaki bir anlaşmazlık olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti. Tayyar, AK Parti yöneticileri ve milletvekillerinin attıkları her adımın siyasi sonuçları olduğunu vurguladı.
Tayyar, "Her olumsuzluğun bir siyasi maliyeti vardır" diyerek, milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi sorumluluğunu da dikkate alarak hareket etmeleri gerektiğini savundu.
Asıl soru: Neler oluyor?
Burdur'da bir milletvekili ile valiyi karşı karşıya getiren gerilimin nasıl başladığı, taraflar arasında ne yaşandığı ve neden olayın koruma talebi aşamasına geldiği ise kamuoyunun yanıt beklediği sorular arasında.
Devletin bir valisi ile iktidar partisinin milletvekilinin karşı karşıya gelmesi, "AK Parti ile devlet bürokrasisi arasında nasıl bir iletişim sorunu yaşanıyor?" sorusunu da beraberinde getiriyor.
Şamil Tayyar'ın açıklaması, olayda ölüm tehdidi bulunmadığı iddiasını ortaya koyarken, gerilimin varlığını da açıkça kabul ediyor. Şimdi gözler, bu gerilimin perde arkasında ne yaşandığına ve tarafların konuya ilişkin yapacağı açıklamalara çevrildi.
İşte Şamil Tayyar'ın açıklaması

"Hayatımda ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum.
AK Parti Burdur Milletvekilimiz Adem Korkmaz, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan'ın kendisini tehdit ettiğini iddia ederek, can güvenliğinin olmadığı gerekçesiyle Ankara Valiliğinden koruma talep etmiş.
Hadiseyi tüm yönleriyle ayrıntılı olarak araştırdım.
Bir defa ortada bir ölüm tehdidi kesinlikle yok.
Olamaz da zaten.
Ama gerginlik var.
Haliyle, sorunu içeride çözmek yerine koruma talebi çok abartılı olmuş, maksadı fazlasıyla aşmış.
Siyaseten de hoş bir tablo değil.
Böyle bir tablonun oluşmaması için birinci derece sorumluluk vekil arkadaşımıza aittir.
Çünkü her olumsuzluğun bir siyasi maliyeti vardır.
Cumhurbaşkanımızın hukukunu düşünerek hareket etmek zorundalar.
Nihai aşamada faturayı Cumhurbaşkanımız ödüyor.
Biraz sağduyu".
AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz'ın, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan tarafından tehdit edildiğini iddia ederek can güvenliğinin bulunmadığı gerekçesiyle Ankara Valiliğinden koruma talep ettiği yönündeki iddia, siyasi gündeme taşındı.
AK Parti eski milletvekili Şamil Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada konuyu ayrıntılı şekilde araştırdığını belirterek, ortada bir "ölüm tehdidi" bulunmadığını savundu. Tayyar, buna karşın taraflar arasında ciddi bir gerginlik yaşandığını ifade etti.
"Koruma talebi maksadı aştı"

Tayyar, yaşananların parti ve devlet yönetimi açısından hoş bir görüntü oluşturmadığını belirterek, sorunun parti ve kurumlar içerisinde çözülmesi gerektiğini söyledi.
Tayyar'ın değerlendirmesine göre, yaşanan gerilimin çözümü yerine milletvekilinin koruma talebinde bulunması, meselenin boyutunu gereğinden fazla büyüttü.
"Siyasi maliyeti var"
Şamil Tayyar, olayın yalnızca Burdur'daki iki isim arasındaki bir anlaşmazlık olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti. Tayyar, AK Parti yöneticileri ve milletvekillerinin attıkları her adımın siyasi sonuçları olduğunu vurguladı.
Tayyar, "Her olumsuzluğun bir siyasi maliyeti vardır" diyerek, milletvekillerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın siyasi sorumluluğunu da dikkate alarak hareket etmeleri gerektiğini savundu.
Asıl soru: Neler oluyor?
Burdur'da bir milletvekili ile valiyi karşı karşıya getiren gerilimin nasıl başladığı, taraflar arasında ne yaşandığı ve neden olayın koruma talebi aşamasına geldiği ise kamuoyunun yanıt beklediği sorular arasında.
Devletin bir valisi ile iktidar partisinin milletvekilinin karşı karşıya gelmesi, "AK Parti ile devlet bürokrasisi arasında nasıl bir iletişim sorunu yaşanıyor?" sorusunu da beraberinde getiriyor.
Şamil Tayyar'ın açıklaması, olayda ölüm tehdidi bulunmadığı iddiasını ortaya koyarken, gerilimin varlığını da açıkça kabul ediyor. Şimdi gözler, bu gerilimin perde arkasında ne yaşandığına ve tarafların konuya ilişkin yapacağı açıklamalara çevrildi.
İşte Şamil Tayyar'ın açıklaması

"Hayatımda ilk defa böyle bir durumla karşılaşıyorum.
AK Parti Burdur Milletvekilimiz Adem Korkmaz, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan'ın kendisini tehdit ettiğini iddia ederek, can güvenliğinin olmadığı gerekçesiyle Ankara Valiliğinden koruma talep etmiş.
Hadiseyi tüm yönleriyle ayrıntılı olarak araştırdım.
Bir defa ortada bir ölüm tehdidi kesinlikle yok.
Olamaz da zaten.
Ama gerginlik var.
Haliyle, sorunu içeride çözmek yerine koruma talebi çok abartılı olmuş, maksadı fazlasıyla aşmış.
Siyaseten de hoş bir tablo değil.
Böyle bir tablonun oluşmaması için birinci derece sorumluluk vekil arkadaşımıza aittir.
Çünkü her olumsuzluğun bir siyasi maliyeti vardır.
Cumhurbaşkanımızın hukukunu düşünerek hareket etmek zorundalar.
Nihai aşamada faturayı Cumhurbaşkanımız ödüyor.
Biraz sağduyu".









































































