logo
09 ŞUBAT 2026

Danimarka olayından alınacak ders!..

01.02.2006 00:00:00


"Dinlerarası Diyalog", "Kültürlerarası Diyalog", "Medeniyetler İttifakı" gibi maksatlı bir takım organizasyonlarla başta ülkemiz olmak üzere bütün İslam ülkeleri oyalanmaya çalışılırken, bunları bize dayatanların milletimize ve dinimize yaptığı hakaret ve saldırıların ise haddi hesabı yok.Sen onlar hakkında bir şey konuştuğunda ya da yazdığında hemen "Aman ha, kardeşlik, diyalog, hoşgörü?" masallarıyla susturmaya çalışıyorlar. Onlar senin hakkında hakaretler sıraladıkları zaman bu basın ve ifade özgürlüğü oluveriyor.Gerçi adamları anlamak lazım, neticede bırakın ifadeleri, hakaretleri, yazıları ya da karikatürleri, Bosna'da, Filistin'de, Irak'ta yapılan katliamlar bile "demokrasiyi getiriyoruz" diye yapılıyor.Danimarka'da Jylland-Posten adlı bir gazete, 30 Eylül 2005 tarihinde Peygamber Efendimiz (SAV) hakkında alçakça karikatürler yayınlıyor ve Danimarkalı yetkililer tarafından bu basın özgürlüğü olarak ifade ediliyor.Başlangıçta Danimarka Başbakanı Rasmussen özür dilemeyeceğini, eylül ayında gazetede çıkan karikatürlerin ardından Danimarka hükümetinin tavrında bir değişiklik olmadığını ifade ediyor, ama sonradan İslam ülkelerinde Danimarka ürünlerine yapılan boykotlar sebebiyle geri adım atmak zorunda kalıyor.Tabii, görüşü değiştiğinden dolayı değil, ekonomik kaygılardan dolayı.Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn, Mısır gibi İslam ülkeleri süpermarketlerde bütün Danimarka ve Norveç mallarını kaldırıyor. Gazete, internet vesilesiyle özrünü yayınlıyor, Danimarka Başbakanı Rasmussen ise yayınlayan gazeteyi şahsı adına kınadığını ifade ediyor.Rasmussen'i, terörist örgüt PKK'nın yayın organı Roj TV'ye yine basın özgürlüğü kisvesiyle sahip çıkmasından da tanıyoruz.Burada şu soruyu sormak lazım, Danimarka Başbakanı, eğer hakaret edilen kişi Hz. İsa olsaydı, Hıristiyanlık, kilise, haç ya da kendileri için kutsal olan başka bir şey olsaydı yine basın ve ifade özgürlüğünden bahsedebilecek miydi? Böyle bir durumda boykotlardan sonra sadece şahsı adına üzgün olduğunu mu ifade ederdi, yoksa hemen gerekli cezayı verir miydi? Danimarka bayrağı, hükümet binasının önünde kamuya açık bir şekilde Danimarka'ya, ya da Danimarka'nın milli değerlerine hakaret edilerek parçalansa ya da yakılsaydı, yine aynı özgürlükten bahsedebilecek miydi?Danimarka'da bir terör örgütü çıksa, 30 bin masum Danimarkalıyı sistematik bir şekilde öldürse, bu örgüte Danimarka'da, ya da Türkiye'de yayın izni verilmesini nasıl karşılardı?Esasen bunlara cevap vermesine bile gerek yok. Çünkü 11 Eylül saldırılarından ve Londra saldırılarından sonra, hala kesin bir delil bulunmamasına rağmen, ABD'de ve AB ülkelerinde başta Hollanda, Danimarka gibi tutucu ülkelerde masum Müslümanlara yapılan hakaret ve saldırıları gayet iyi biliyoruz.Bu yaşanan son olay, esasen milletimize ve dünyada yaşayan tüm Müslümanlara da iyi bir ders olması lazım.Neden mi?Bu olayla, "Birlikten kuvvet doğar" atasözünün geçmişte söylenmiş herhangi bir söz değil de, bir gerçek olduğunu görmüş olduk.İslam ülkelerinin, bir ve beraber olduğu zaman ne kadar güç sahibi olabileceğini bu olay göstermiş oldu.Eğer bu birlik ve beraberlik başka zamanlarda da olsaydı, Bosna'da, Irak'ta, Filistin'de? hiç katliamlar olur muydu?ABD, taa Atlantik ötesinden kalkıp, İslam coğrafyasının tam göbeğine kazık çakabilir miydi?İsrail, ABD ve AB İslam ülkelerini rahatlıkla parmağında oynatabilir miydi?Dünyanın enerji kaynaklarının çoğunun bulunduğu bu coğrafyaya sahip olan İslam ülkeleri hiç bu kadar yokluk ve sefalet içinde olur muydu, Batıya el açıp hiç dilencilik yapar mıydı?Artık uyanma, bir ve beraber olma zamanıdır. Gerçek hoşgörü ve diyalogu, bizi yoketmek, parçalamak isteyenlere değil, dargınlık ve suni ayrılıkları bir kenara koyarak ortak bir dine, ortak bir tarihe sahip olduklarımıza göstermeliyiz.Rasmussen'e özür dilettiren gerçeğin ekonomik bir baskı olduğunu asla unutmayalım.Bu sebeple hem ülkemiz, hem de bütün İslam ülkeleri ekonomik bağımlılıktan acilen kurtulmalı, ortak stratejiler geliştirmelidir.Batılılar yıllarca kokuşmuş medeniyetleriyle sahip oldukları teknolojiyi insanlara zulmetmek için kullandılar. Tarih bunun örnekleriyle dolu.Gerçek medeniyet ve insanlık bizde. Sadece teknolojimiz eksik. Bu da milli bir ekonomik modelle sahip olunabilir. Bu açıdan da baktığımızda Prof. Dr. Haydar Baş Bey'in Milli Ekonomi Modeli gerçekten bir kurtuluş simididir. Model, bir ülkenin sürekli büyümesini ve gelişmesini sağlayacak bütün temel unsurları içermektedir. Unutmayalım, ekonomik olarak güçlü bir Türkiye, gerek bölgesinde gerekse bütün dünyada adalet ve gerçek sevginin timsali olacaktır.

 

 

 
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.