logo
10 MART 2026


Hukuku tanımayan ülkenin parasını kimse tanımaz!

30.01.2026 00:00:00

Yanlış anlaşılmasın diye en başta ifade edeyim, başlıkta Türkiye'yi kastetmiyorum.

Dün altın fiyatlarında yeni rekorlar kırıldı. Ons altın yaklaşık 5 bin 550 dolara yaklaştı. Gram altın, 7 bin 725 lira civarında olurken, Kapalıçarşı'da 8 bin lirayı geçti. Çeyrek altın 13 bin lirayı aştı. Son 1 yılda altındaki artış oldukça dikkat çekici. Bundan 1 yıl önce 31 Ocak 2025 tarihinde altının onsu 2,793 dolar, gram altın 3 bin 220 TL, çeyrek altın ise 5 bin 270 liraydı.

Dikkat ederseniz, resmi enflasyon 2025 yılında yüzde 31 olmasına rağmen altın fiyatları yüzde 100'den fazla artış göstermiş. Altın, yatırımcısını ciddi manada kazandırmış ama ülkemizdeki gelir durumu dikkate alındığında gelirler ciddi manada erimiş.

Altındaki bu rekor artışlar, altının sadece bir enflasyondan korunma aracı olmadığını, küresel krizlerin mutlak sığınağını olduğunu bir kez daha ispatlamış oldu.

Peki, altındaki bu yükselişin sebepleri nelerdir?

En başta jeopolitik riskleri ifade edebiliriz. Dünya genelinde siyasi ve askeri gerilimler günden güne artıyor. Rusya-Ukrayna savaşı, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesi, kışkırtılan Çin-Tayvan gerilimi, son günlerde ABD'nin İran'a yönelik tehditleri ve de İran'ın her türlü seçeneğe hazır olduğuna dair açıklamaları ve daha niceleri…

İkinci olarak ekonomik risklerden bahsedebiliriz. Trump, birinci başkanlık döneminde de, şu an devam ettirdiği ikinci başkanlık döneminde de hep ticaret savaşlarını başlattı. Gümrük vergilerini artırma tehditleri ve uygulamaları, değişik bahanelerle ülkelere yönelik yaptırımların artırılması, bu yaptırımların özellikle de hammadde ve enerji kaynağı durumundaki ülkelere yapılması ve üçüncü ülkelerin de bu yaptırımlara katılması konusunda baskılar kurulması ve daha niceleri…

Ben bir üçüncü riskten daha bahsedeceğim, o da başlığımıza konu olan hukuki krizler…

ABD, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu, bir gece ansızın yatak odasından alarak kaçırdı ve "Onu biz yargılayacağız" duruşunu ortaya koydu. Bir devlet başkanı kaçırılıyor ve uluslararası hukuk yok kabul edilerek, ABD mahkemesinde yargılanıyor.

Bir diğer örnek ise, Uluslararası Ceza Mahkemesi, Gazze'de yaptığı soykırımdan dolayı Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı. Uluslararası hukukun "Suçludur ve tutuklanmalıdır" dediği Netanyahu, ABD'ye davet edildi, Beyaz Saray'da ağırlandı ve ABD Kongresi'nde konuşma yaptırılarak ayakta alkışlandı. Diğer ifadeyle uluslararası hukuk yine yok sayıldı.

Uluslararası hukuku yok sayan bir ülkenin, diğer ülkeler tarafından parası da yok sayılır. Bu hukuk tanımaz duruş ABD'ye çok şeyler kaybettirecek. Bunu zamanla çok daha iyi göreceğiz.

Burada dikkat çeken bir husus da, Trump'ın bugün yok saydığı BM, Uluslararası Ceza Mahkemesi, hatta NATO, esasen bizzat ABD'nin öncülüğünü yaptığı uluslararası kuruluşlardı. Yani aslında ABD dün kendi kurduğu küresel sistemle bugün kavga ediyor. İşte bu da ABD'ye olan "varsa" gerek ekonomik, gerekse siyasi güveni tamamen ortadan kaldırıyor.

Bize göre, ABD kurulduğundan bu yana hep sömürü politikaları geliştiriyor, asla güvenilir bir ülke değil ama başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, ABD'yle hareket eden ülkeler için bu tespitleri yapıyorum.

İşte bütün bu riskler, ABD Dolarına büyük darbe vurdu ve Sterlin, Yen, Euro karşısında erimesine neden oldu. Trump, doların değer kaybıyla alakalı "Her şey yolunda gidiyor" diyor. Bunun sebebi de Trump'ın yerli üretim odaklı bir ekonominin hayalini kurması. Trump, "Dünyada benim param dolaşacağına, ürettiğim ürünler dolaşsın", "Ürünlerime pazar oluşturmayacak kadar pahalı bir dolar istemiyorum" modunda.

Esasen bu düşünce yanlış bir düşünce değil, ama ABD için bunun mevcut şartlarda uygulanması oldukça zor. Çünkü ABD, özellikle 1944 Bretton Woods anlaşmasından sonra parasını dünya parası olarak kabul ettirmiş ve parasıyla dünyayı sömüren bir kağıttan imparatorluğa dönüşmüştü.

ABD, kağıdını boyayıp para haline getiriyor ve dünyanın bütün emeğini ve alın terini kendine transfer ediyordu. Sömürgeciliğin en kolay ve kârlı olanı.

Bu politika, ABD'yi üreten değil, tüketen bir ülke haline getirdi ve parası her yerde geçen ABD'nin dev şirketleri ucuz maliyetleri dikkate alarak başta Çin ve Hindistan olmak üzere üretimlerini diğer ülkelere kaydırdılar.

Trump'ın bu noktadaki mücadelesi, dünyanın dört bir tarafına yayılan bu ABD şirketlerinin yeniden ABD'ye gelmesini sağlamak. Ama bugüne kadar bunda bir başarı elde etmiş değil. Bu sağlanamadığı için ABD dolarının değer kaybı, ABD için olumlu bir sonuç oluşturmuyor.

Bu kadar riskin bulunduğu, başta ABD doları olmak üzere para piyasalarına olan güvensizlik, doğal olarak güvenli liman olan altına talebi artırıyor.

Yaşanan bütün bu gelişmeler, dünyanın Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'ne olan ihtiyacını gözler önüne seriyor.

Merkez bankaları para basabilmeleri için illaki rezervlerinde yabancı para ya da altın bulundurmak zorunda değiller. Milli Ekonomi Modeli diyor ki, para emek ve üretimin karşılığıdır. Yani Merkez bankalarının en büyük güvencesi aslında o ülkenin insanlarının ortaya koyduğu emektir, üretimdir.

İnsanların paralarının değerini korumaları için illaki parayla para kazanma yöntemleri şart değildir, üreterek para kazanmanın ve yatırımlarında buna kaymasının ülke ekonomisine istihdam, büyüme ve gelir adaleti gibi büyük faydaları vardır. İşte Milli Ekonomi Modeli bu dengeyi sağlıyor.

Daha detaylı bilgi için mutlaka, 7-8 Şubat tarihlerinde Avusturya Viyana Üniversitesi'nde yapılacak olan 11. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi'ni takip ediniz. 

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.