logo
06 ŞUBAT 2026

ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı?

29.01.2026 00:00:00

USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve üç savaş gemisini Basra Körfezi'ne gönderen ABD, İran'ı sürekli olarak tehdit etmeye devam ediyor.

Buradaki maksadı, sadece mevcut İran yönetimi ile kendince makul bir anlaşma yapmak mı, yoksa İran yönetimi neye evet derse desin bu rejimi tamamen değiştirmek mi, bunu zaman gösterecek.

Sanki bu seferki tehditleri daha çok rejimi değiştirmeye odaklı gibi.

O zaman şu soru akla geliyor: İran'da esnafın ekonomik sorunlar sebebiyle kepenk kapatmasıyla başlayan ve ardından provokasyonlarla beraber İran'ın tüm kentlerini saran kanlı olaylar acaba bu hedefin bir gerekçesi için mi organize edildi?

Bu tür gerekçe üretme senaryolarını daha önce de gördük. Örneğin, ABD, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'yu kaçırdı, gerekçesi uyuşturucu ticaretiydi. Halbuki ABD'nin asıl derdinin bu olmadığını tüm dünya biliyordu. Örneğin, ABD Irak'ın işgaline sebep olarak Saddam'ın kitle imha silahları olduğu gerekçesini ileri sürmüştü. Sonra kendileri de itiraf ettiler ki, böyle bir kitle imha silahı yoktu. "Pardon" dediler ama milyonlarca masum insanı kadın-çocuk demeden katlettiler.

Evet, İran halkının ekonomik sorunları var, yönetimin ekonomik çözüm konusunda bir çaresizliği var ama hiçbir İran vatandaşı, ABD'nin Irak'a, Suriye'ye, Libya'ya müdahale ettiği gibi İran'a müdahale etmesini istemez.

Üstelik İran'daki ekonomik sorunların temel nedeni de, ABD ve diğer Batılı ülkelerin bu ülkeye yönelik acımasız ekonomik yaptırımları ve ambargoları.

ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından tehditlerinin dozajını artırmaya başladı. Basra Körfezi'ne konuşlandırılan uçak gemisine ve beraberindeki filoya atıf yapan Trump, "İran'a doğru devasa bir armada geliyor. Hızla, büyük bir güç, heves ve amaçla ilerliyor. Bu filo, Venezuela'ya gönderilen filodan daha büyük" ifadelerini kullandı.

Maduro'nun alıkoyulma operasyonunu hatırlatan Trump, "Venezuela'da olduğu gibi, görevini gerekirse hız ve şiddet kullanarak hızla yerine getirmeye hazır" dedi. 

İran'ın nükleer silahlar olmadan müzakere masasına gelmesini ve "adil ve eşit bir anlaşma" sağlanması gerektiğini söyleyen Trump "Zaman daralıyor, gerçekten çok önemli! İran'a daha önce de söylediğim gibi, anlaşma yapın! Daha önce yapmadılar ve İran'ın büyük bir yıkımına yol açan 'Gece Yarısı Çekiç Operasyonu' gerçekleşti. Bir sonraki saldırı çok daha kötü olacak! Bunun tekrar yaşanmasına izin vermeyin" dedi.

Evet, bu tehditler ve satır aralarında Venezuela saldırısına yapılan atıflar, bize ABD'nin planları hakkında bazı ipuçları veriyor. ABD'nin mevcut durumda İran'a yönelik bir kara savaşına girmesi mümkün gözükmüyor. Bu ABD için Vietnam'dan beter bir sonuca neden olur ve ABD bunu çok iyi biliyor.

Peki, ABD ne planlıyor olabilir? Eğer gerçekten amacı İran'daki rejimi değiştirmek ise, havadan ve denizden İran'ın stratejik bölgelerine saldırı düzenlemeyi düşünüyor olabilir. Ve de başta İran dini lideri Hamaney gibi isimlere, Maduro benzeri bir saldırı planı hedefliyor olabilir. Sık sık Maduro hatırlatmaları bize buna işaret ediyor. Pentagon, yeni adıyla ABD Savaş Bakanlığı üst düzey yetkililerinin basına yansıyan ifadeleri bu tür planları olduğunu ortaya koyuyor.

Middle East Eye'a (MEE) konuşan Körfez ülkelerinden diplomatik kaynaklar da ABD güçlerinin, İran'ın üst düzey yetkililerini de hedef olarak belirlediği değerlendirmesini yaptı.

İranlı yetkililer ise, öncelikle diplomasiden yana olduklarını ama gerekirse de savaşa hazır olduklarını belirtiyorlar. Tesnim haber ajansına konuşan üst düzey İranlı yetkililer, herhangi bir saldırı durumunda ABD ve müttefiklerinin Orta Doğu'daki tüm üslerinin kendileri açısından meşru hedef olacağı tehdidinde bulundu.

Başta Türkiye olmak üzere, içinde bulunduğumuz bölge yeni bir gerilimi daha kaldırabilecek durumda değil. İran bölgenin kadim ülkelerinden birisi ve her ne kadar içerisinde muhalifler olsa bile, çoğunluğu liderine ve yönetimine bağlı bir ülke. Bu noktada Maduro ile mukayese edilmesi mümkün değil. Sonucun aynı olmayacağını ifade etmemiz lazım.

 Bölge ülkeleri, gerek İran'a askeri bir saldırıya, gerekse İranlı yetkililere yönelik bir saldırıya topyekun karşı çıkmaları gerekiyor. İşgalci ülkeleri durduracak olan bu birlik beraberliktir.

Bugüne kadar İslam dünyası bu birlikteliği ortaya koyamadı ve emperyalist güçler adım adım bölgemizdeki işgallerini genişlettiler. Bütün İslam ülkeleri kendilerine sıra gelmesin diye, işgalcilerle ittifak halinde davranıyor ama esasen bu kendilerinin sırasını daha da öne çekiyor, farkında değiller.

ABD, Çin ile savaşa hazırlık gerekçesiyle belki İran gibi ülkelerin rejimlerini değiştirmeye odaklanıyor ama diğer açıdan bakıldığında Çin ile mücadele gerekçesiyle BOP'u hayata geçiriyor.

Ve Prof. Dr. Haydar Baş'ın 1991 Körfez Harekatı başladığında ifade ettiği gibi, "Asıl hedef Türkiye."

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.