Türk milleti Prof. Dr. Haydar Baş Bey ile ne kadar gurur duysa, inanın kifayetsiz kalır.
Dile kolay sevgili dostlar.
300 yıllık bir sömürü sistemine karşı meydan okumak, öyle sanıldığı gibi kolay bir iş midir?
Viyana'da hafta sonu iki gün boyunca ele alınan 11.Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresine, 21 ülkeden 55 akademisyen katıldı.
Kongreye Türk basınının seçkim kalemlerinin yanı sıra, BTP lideri Hüseyin Baş beyde katıldı.
Yabancı akademisyenler tarafından kongrede yapılan sunumlar, gerçekten de olağanüstü bir titizlikle hazırlanmıştı.
Tebliğlerini sunan konuşmacıların ortak görüşü, dünyada var olan tüm sorunların çözümü için Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli tezi, her devlet açısından yegâne çıkış yoludur şeklindeydi.
Kongreyi izlerken, bir kez daha bir Türk olmanın en büyük gururunu yaşadık.
Dünyada varlığı halen devam etmekte gibi gözüken ve fakat aslında sona doğru bir yolculuk yaptığı da çok net belli olan mevcut kapitalist sistemin oluşturduğu 300 yıllık bir kültürün yerini, şimdilerde yeni ve çok anlamlı ufuklara doğru yelken açan, Milli Ekonomi Modeli doktrinini almıştır.
Bu başarı hikâyesinin mimarı, Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
İnsanüstü bir çaba ile oluşturulan bu eşsiz ve insanlık tarihinin iktisadi ve sosyal anlamda en büyük devrimi olan bu model, bundan böyle dünyanın her tarafında konuşulmaya ve uygulanmaya başlanacaktır.
Rusya ve Çin bloğunun sımsıkı bir şekilde sarıldığı "Milli Paralarla Ticaret" formülü, Haydar Baş'ın "MEM" tezinin en kritik ayaklarından birini oluşturmaktadır.
Kongrede en çok vurgulanan MEM kaynaklı bir diğer önemli hususta, sistemin merkezine insanı koymuş ve onun refahı için çalışıyor olması gerçeğiydi.
Oysa bugün mevcut olan kapitalist sistem veya sosyalist sistemlerde, asla insanın merkeze konulması öncelemez ve onu bir nesne olarak görmenin ötesinde bir tasavvura sahip olunmaz.
Söz konusu bu sistemlerde insan, sadece bir aparat veya maliyet kalemi şeklinde bir noktaya konumlandırılır.
İşte bu yönü itibariyle Haydar Baş beyin "MEM" tezi, diğer tüm teorilerden çok farklı ve asla mukayese kabul edilemeyecek bir yerde olduğuna kongrede sıklıkla atıfta bulunuldu.
Bir taraftan şöyle düşünüyorum.
Prof. Dr. haydar Baş'ın insan merkezli Milli Ekonomi Modeli tezi etrafında pervane olan yüzlerce bilim insanı ve modelin bir yönüyle Asya bloğunda uygulama imkânı bulmuş olması, diğer taraftan bin liralık bir emekli maaşı artışı için kavga eden Türkiye gerçeği.
Milli Ekonomi Modeli tüketimi maliyet olarak değil, çok önemli bir kaynak olarak görmektedir.
Diğer sistemlerin aksine Milli Ekonomi Modeli kaynakları sınırlı değil, sınırsız olarak kabul etmekte ve buna mukabil insan ihtiyaçlarının sınırsız değil sınırlı olduğunu ispatlamaktadır.
Her zaman dediğim ve yaptığım bir hatırlatmayla bitirmek isterim.
Bu kadar büyük bir iktisadi modele sahip olan BTP, partilerden bir parti değildir.
Bu partinin Genel Başkanı Hüseyin Baş ise, liderlerden bir lider değildir.
Türk milletinin umutsuz olması için hiçbir neden yoktur.
Çözüm vardır ve yakındadır.
Bağımsız Türkiye Partisi bundan böyle çözüm adına konuşulması gereken, tek siyasi hareket olarak görülmelidir.
Milletimizin bağrından çıkmış olan Prof. Dr. Haydar Baş bey aramızda olmasa bile, devrim gibi fikirleriyle hiç kimsenin yapamayacağı kadar büyük katkıyı Türk milletinin geleceği ve kurtuluşu adına yapmış bulunmaktadır.
Atatürk'ün izinde, Haydar Baş'ın yolunda, Hüseyin Baş'ın yanında olma zamanıdır.
Cumhuriyetin ayakta kalması için bu motto ile hareket etmek, vatani bir görevdir.
Not: Bu yazımı birinci gün oturumun sonunda yazdığım için, Hüseyin Baş Bey'in konuşma detaylarına şimdilik yer veremiyorum.
Dile kolay sevgili dostlar.
300 yıllık bir sömürü sistemine karşı meydan okumak, öyle sanıldığı gibi kolay bir iş midir?
Viyana'da hafta sonu iki gün boyunca ele alınan 11.Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresine, 21 ülkeden 55 akademisyen katıldı.
Kongreye Türk basınının seçkim kalemlerinin yanı sıra, BTP lideri Hüseyin Baş beyde katıldı.
Yabancı akademisyenler tarafından kongrede yapılan sunumlar, gerçekten de olağanüstü bir titizlikle hazırlanmıştı.
Tebliğlerini sunan konuşmacıların ortak görüşü, dünyada var olan tüm sorunların çözümü için Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli tezi, her devlet açısından yegâne çıkış yoludur şeklindeydi.
Kongreyi izlerken, bir kez daha bir Türk olmanın en büyük gururunu yaşadık.
Dünyada varlığı halen devam etmekte gibi gözüken ve fakat aslında sona doğru bir yolculuk yaptığı da çok net belli olan mevcut kapitalist sistemin oluşturduğu 300 yıllık bir kültürün yerini, şimdilerde yeni ve çok anlamlı ufuklara doğru yelken açan, Milli Ekonomi Modeli doktrinini almıştır.
Bu başarı hikâyesinin mimarı, Prof. Dr. Haydar Baş'tır.
İnsanüstü bir çaba ile oluşturulan bu eşsiz ve insanlık tarihinin iktisadi ve sosyal anlamda en büyük devrimi olan bu model, bundan böyle dünyanın her tarafında konuşulmaya ve uygulanmaya başlanacaktır.
Rusya ve Çin bloğunun sımsıkı bir şekilde sarıldığı "Milli Paralarla Ticaret" formülü, Haydar Baş'ın "MEM" tezinin en kritik ayaklarından birini oluşturmaktadır.
Kongrede en çok vurgulanan MEM kaynaklı bir diğer önemli hususta, sistemin merkezine insanı koymuş ve onun refahı için çalışıyor olması gerçeğiydi.
Oysa bugün mevcut olan kapitalist sistem veya sosyalist sistemlerde, asla insanın merkeze konulması öncelemez ve onu bir nesne olarak görmenin ötesinde bir tasavvura sahip olunmaz.
Söz konusu bu sistemlerde insan, sadece bir aparat veya maliyet kalemi şeklinde bir noktaya konumlandırılır.
İşte bu yönü itibariyle Haydar Baş beyin "MEM" tezi, diğer tüm teorilerden çok farklı ve asla mukayese kabul edilemeyecek bir yerde olduğuna kongrede sıklıkla atıfta bulunuldu.
Bir taraftan şöyle düşünüyorum.
Prof. Dr. haydar Baş'ın insan merkezli Milli Ekonomi Modeli tezi etrafında pervane olan yüzlerce bilim insanı ve modelin bir yönüyle Asya bloğunda uygulama imkânı bulmuş olması, diğer taraftan bin liralık bir emekli maaşı artışı için kavga eden Türkiye gerçeği.
Milli Ekonomi Modeli tüketimi maliyet olarak değil, çok önemli bir kaynak olarak görmektedir.
Diğer sistemlerin aksine Milli Ekonomi Modeli kaynakları sınırlı değil, sınırsız olarak kabul etmekte ve buna mukabil insan ihtiyaçlarının sınırsız değil sınırlı olduğunu ispatlamaktadır.
Her zaman dediğim ve yaptığım bir hatırlatmayla bitirmek isterim.
Bu kadar büyük bir iktisadi modele sahip olan BTP, partilerden bir parti değildir.
Bu partinin Genel Başkanı Hüseyin Baş ise, liderlerden bir lider değildir.
Türk milletinin umutsuz olması için hiçbir neden yoktur.
Çözüm vardır ve yakındadır.
Bağımsız Türkiye Partisi bundan böyle çözüm adına konuşulması gereken, tek siyasi hareket olarak görülmelidir.
Milletimizin bağrından çıkmış olan Prof. Dr. Haydar Baş bey aramızda olmasa bile, devrim gibi fikirleriyle hiç kimsenin yapamayacağı kadar büyük katkıyı Türk milletinin geleceği ve kurtuluşu adına yapmış bulunmaktadır.
Atatürk'ün izinde, Haydar Baş'ın yolunda, Hüseyin Baş'ın yanında olma zamanıdır.
Cumhuriyetin ayakta kalması için bu motto ile hareket etmek, vatani bir görevdir.
Not: Bu yazımı birinci gün oturumun sonunda yazdığım için, Hüseyin Baş Bey'in konuşma detaylarına şimdilik yer veremiyorum.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Türkiye’yi etnisite üzerinden bölme planı! / 12.04.2026
- CHP neden Atatürkçü partilere mesafeli / 08.04.2026
- İran’ın gerçek tarihi / 01.04.2026
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
- CHP neden Atatürkçü partilere mesafeli / 08.04.2026
- İran’ın gerçek tarihi / 01.04.2026
- ABD’ye tapanlar bilsin ki, o artık öldü! / 23.03.2026
- Büyük olmak inanmakla mümkündür / 17.03.2026
- Tek çaremiz Atatürk’ün izinde gitmektir / 13.03.2026
- ABD - İran savaşı ve Türkiye’nin göremediği gerçek / 09.03.2026
- Petro-dolar sistemi çökerse, ABD dağılır / 05.03.2026
- ABD ve İsrail terör devletidir / 04.03.2026
- Türk yurdunda yaşayanlara TÜRK denir / 27.02.2026
























































