ABD-İran geriliminde Türkiye arabulucu olmalı mı?
Ortadoğu'da savaşın düğmesine basılmak üzereyken, bir anda müzakere sürecine geçiş yapıldı. İnşallah diplomasi yoluyla bir çözüme ulaşılır, çünkü kan ve gözyaşının hiç durmadığı bölgemiz bir savaşı daha kaldırabilecek durumda değil.
Ama en başta ifade edelim ki; mesele sadece müzakere yapılması değil, müzakerelerin içeriği… Eğer ABD'nin bu müzakerelerden beklentisi, savaşla elde edebileceği tavizleri, masa başında elde etmek ise –ki birçok ülkede bu yöntemi uyguladı ve uyguluyor- o zaman bunun anlamı, savaşmadan, direnç göstermeden teslim olmaktır.
Eğer müzakerelerdeki maksat, var olan yanlışları düzeltmek, eksikleri gidermek ise, bu makul olandır ama ABD gibi ülkelerin hiçbir zaman böyle bir hedefi olmadı. Batılı ülkeler, her zaman çıkar ve sömürü odaklıdır. Onlar, bir takım tavizleri koparabilmek için diplomasi yollarını sonuna kadar kullanırlar, bunda başaramazlarsa da gerginliği, çatışmayı ve savaşmayı tercih ederler.
Bu tür modern sömürü anlayışlarına verilecek olan en güzel cevap, her yönüyle güçlü bir devlet olmaktır, millet birlikteliğini en güzel şekilde sağlayabilmektir, milletine hizmet eden, baba bir devlet anlayışını ortaya koyabilmektir, milli bir ekonomik sistemi hayata geçirerek, tam bağımsız bir ülke olabilmektir.
Bu genel değerlendirmemizi ifade ettikten sonra ABD-İran gerilimi ile ilgili güncel gelişmeleri biraz irdeleyelim.
ABD, Trump'ın talimatıyla savaş gemilerini İran yakınlarına gönderdi ve İranlı yetkililer, ellerinin tetikte olduğunu ve her duruma hazır oldukları belirttiler. Savaş kaçınılmaz görüyordu, hatta ABD basınında çıkan haberlerde geçtiğimiz pazar günü ABD saldırılarının başlayacağı iddia ediliyordu.
Bu sırada diplomasi trafiğinde de yoğunluk vardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Aynı gün İran Dışişleri Bakanı Arakçi Ankara'ya geldi ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştü.
Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, 30 Ocak Cumartesi günü Tahran'da İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani ile görüşerek müzakereler için çerçeve oluşturma çalışmalarının ilerlediğini aktardı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de 30 Ocak Cumartesi günü İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı telefon görüşmesinde, Trump yönetimiyle bir görüşme yapılmasını teşvik etti.
Bu diplomasinin neticesinde gerilim biraz yumuşarken, müzakere süreci konuşulmaya başlandı. Trump, cumartesi gecesi yaptığı açıklamada, "Umarım tatmin edici, nükleer silah içermeyen bir anlaşma müzakere edebilirler" ifadelerini kullandı.
ABD ve İsrail basınında çıkan haberlerde, ABD-İran müzakerelerinin Türkiye merkezli olacağı ifade edilmeye başlandı.
ABD merkezli yayın kuruluşu Axios'un bölgesel kaynaklardan edindiği bilgiye göre, Türkiye, Mısır ve Katar, ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında bir görüşmenin bu hafta Ankara'da gerçekleştirilmesi için temaslarını sürdürüyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD merkezli bir başka yayın kuruluşu CNN'e yaptığı açıklamada, "Dost ülkeler ABD ile İran arasında güven inşa etmeye çalışıyor. Çabalar verimli görünüyor" dedi. İran Cumhurbaşkanı Mesut Pezeşkiyan, Trump'ın askeri müdahaleyi önlemek için bir anlaşma umudu taşıdığını söylemesinin ardından, ABD ile nükleer görüşmelerin başlatılması emrini verdi. Yetkililere göre "İran ve ABD nükleer dosya konusunda görüşmeler yapacak", ancak tarih belirtilmedi. Görüşmenin gerçekleşebileceği yerler arasında Türkiye de zikrediliyor.
İsrail Haaretz gazetesi, yayımladığı analizde "Acil bir saldırı gerekçesi bulunmadığı takdirde, Trump, İran'daki krizi çözdüğü için Türkiye'ye övgüde bulunabilir. İran da Türkiye'nin Suudi Arabistan'dan daha etkili bir arabulucu olabileceğini anladı" ifadelerine yer verdi.
Türkiye'nin İran krizinde arabuluculuk girişimlerinin merkezinde yer aldığı kaydedilen haberde, "İran'a yönelik askeri tehdit, Türkiye'nin öncülüğündeki yeni diplomasi turunu bekleyebilir. İran, ABD ile gizli temasların Türkiye üzerinden yürütülmesine açık bir tutum sergiledi" denildi.
Haaretz, üst düzey bir Türk yetkiliye dayandırdığı detayda, Türkiye'nin İran'ın zenginleştirilmiş uranyumu transfer etmeyi teklif edebileceği ve bunun asla İran'a iade edilmeyeceğine dair garanti verebileceği iddiasında bulundu.
New York Times da, "Türkiye'nin, Erdoğan ve Trump'ın yakın temasları nedeniyle arabuluculuk rolü üstlendiğini" yazdı.
Şimdilik gelişmeler bu yönde…
Burada Türkiye olarak dikkat etmemiz gereken hususlar şunlar:
Eğer arabuluculuk rolümüz olacaksa, bu ABD adına olmamalı.
Bu müzakerelerde Türkiye'nin milli menfaatleri doğrultusunda adım atılmalı, ABD'nin menfaatleri, ya da BOP'un gerektirdiği şekilde değil.
İran'ın içişlerine asla karışılmamalı, bizi bu noktada kullanmalarına asla müsaade edilmemeli.
ABD ve İsrail, bu tür müzakerelerde Türkiye-İran ilişkilerinin bozulmasını hedefleyebilir, buna yönelik taleplerde bulunabilir, bu tuzağa düşmemeli.
Eğer bu ve benzeri hususlara dikkat edilmeyecekse, o zaman arabuluculuk rolüne hiç girilmemeli. Yoksa arada kalırız, başımız çok ağrır.
- ‘Bu gidişle rejim değişikliği ABD'de yaşanacak’ / 31.03.2026
- ‘Müslümana mezhebi, mazluma dini sorulmaz’ / 28.03.2026
- ABD, İran’la kara savaşı yapabilir mi? / 27.03.2026
- BBC muhabiri: ‘Kimse ABD ve İsrail’e güvenmiyor’ / 25.03.2026
- Trump yönetimi bu yılın sonunu göremez! / 24.03.2026
- Riyad’da toplandılar; ABD ve İsrail’i değil, İran’ı kınadılar! / 20.03.2026
- İran cephesi, savaşa nasıl bakıyor? / 19.03.2026
- Trump yönetimine ABD ve dünya genelinde güven yok / 18.03.2026
- ABD bataklığa saplandı, çıkış arıyor / 17.03.2026




























































