logo
14 TEMMUZ 2026

Danıştay: 4/c uygulaması keyfi

10.05.2010 00:00:00
 
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun, geçici personel çalıştırılmasına olanak sağlayan "4/C" maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda,

 

 "Haksız, keyfi işten çıkarmaya karşı hukuki korumayı ifade eden iş güvencesi ve sosyal güvenlik hakkını düzenlemeyen bir yasanın, çalışma hakkını koruduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır" denildi. TÜİK'te "4/C" statüsünde çalışan bir vatandaşın emeklilik süresi dolunca iş akdi sona erdirildi. Emekli olan vatandaş, kıdem tazminatının kendisine ödenmesi istemiyle TÜİK'e başvurdu ancak başvurusu reddedildi. Bunun üzerine "4/C" statüsünde çalışan vatandaş "başvurunun reddi, hizmet sözleşmesinde yer alan 'Emekli olan 4/C statüsündeki personele kıdem tazminat ödenmez' hükmü ile bunun dayanağı 14 Aralık 2007 tarihli Bakanlar Kurulu kararının ilgili maddesinin yürütmesinin durdurulması" istemiyle Danıştayda dava açmış, Danıştay 2. Dairesi ise yürütmenin durdurulması istemini reddetmişti. Vatandaşın karara itiraz etmesi üzerine dosya, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna geldi. Kurul, itirazı reddetti ancak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun geçici personel çalıştırılmasına ilişkin "4/C" maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna hükmederek, maddenin iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma kararı almıştı. Devletin, 4/C maddesi kapsamındaki personelin hukuksal statüsünü belirlemek ve istihdam güvencesini sağlamak için, yapılacak idari sözleşmelere esas olmak üzere, Anayasa'daki memur ya da diğer kamu görevlilerine, işçilere ilişkin güvencelerin benzerlerini çerçeve bir yasa ile kurallara bağlamak zorunda olduğu vurgulanan kararda, şunlar kaydedildi: "Yasal bir çerçevenin bulunmaması sonucunda davacı ile aynı durumda olanlara iş sonu tazminatı adı altında bir ödemede bulunulmazken özelleştirme uygulamaları sonucunda işsiz kalanlardan 657 sayılı Yasa'nın 4/C maddesi kapsamında çalışmayı kabul edenlerle sınırlı olarak 21 Aralık 2009 günlü Bakanlar Kurulu kararıyla, iş sonu tazminatı ödenmesi konusunda düzenleme yapılarak, aynı statüde çalışanlar arasında da farklı uygulama yapılmasına neden olunmuştur. Sonuç olarak, 657 sayılı Yasanın 4. maddesinin C bendinin, istihdam şekli tanımlanıp, iş güvencesi ve sosyal güvenlik hakkı belirlenmeden sadece 'geçici personel' olarak adlandırılan statüyü düzenleme yetkisinin bütünüyle Bakanlar Kuruluna bırakılmış olması nedeniyle Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varılmıştır."

Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'

Ahbap Derneği’nin kurucusu Haluk Levent, gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan’a mesaj attığını ve 15 gündür her gün yazmaya devam ettiğini açıkladı. Kişisel borç-alacak ilişkilerinin dernekle ilgisi olmadığını vurgulayan Levent, “Zaman her şeyi gösterecek, yakında asıl bombayı göreceksiniz” dedi

13.07.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 
Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Haluk Levent’ten ilk açıklama: 'Asıl bombayı bekleyin'
Sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımla ilk kez kamuoyuna seslenen Haluk Levent, hakkında gündeme gelen iddialara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Levent, "Sevgili dostlarım" diye hitap ettiği mesajında, gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a bir mesaj gönderdiğini belirtti. Levent, o günden beri her gün aynı talebi ilettiğini ifade ederek şu sözleri kullandı:

"Sayın Bakanım, benim özel hayatımı Ahbap ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Gelin, çok acil gelin; deprem sürecinden bugüne kadar olan her şeyi denetleyin ve kamuoyuyla paylaşın. Kişisel borç-alacak ilişkilerimi Ahbap ile ilişkilendirmeyin."

Haluk Levent, söz konusu denetim talebinin hâlâ geçerli olduğunu ve gerçeğin ortaya çıkmasının zaman alacağını ancak sonunda haklılıklarının tescil edileceğini kaydetti.

'Asıl bombayı bekleyin'

Mesajında "asıl bomba" vurgusu yapan Levent, yakın zamanda daha kapsamlı açıklamalar yapacağını müjdeledi. "En baştan bu sürece nasıl gelindiğini öğrenecek ve hayretler içerisinde kalacaksınız" diyen Levent, kamuoyunda büyük yankı uyandıracak detayların yakında paylaşılacağını ima etti.

Levent, ısrarla altını çizdiği bir noktayı da şöyle özetledi: 

"Kişisel borç-alacak ilişkilerimde Ahbap tamamen konu dışıdır. Ancak ısrarla bununla ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Zaman her şeyi gösterecek."

Açıklamanın, özellikle 2023 depremleri sonrasında Ahbap Derneği'nin yürüttüğü yardım faaliyetleri ve derneğin mali yönetimiyle ilgili tartışmaların devam ettiği bir dönemde gelmesi dikkat çekti. Levent'in mesajı, hem destekçilerinden hem de eleştirmenlerden yoğun etkileşim aldı.


Soruşturmanın detayları belli oldu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının merhum Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmada, şüphelilerin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) faaliyetleri kapsamında "tasarlayarak kasten öldürme" suçunu işlediklerine yönelik kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut deliller bulunduğu öğrenildi

 

13.07.2026 17:00:00
Anadolu Ajansı
 
Soruşturmanın detayları belli oldu
Soruşturmanın detayları belli oldu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca Yazıcıoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiğini ve 25'inin gözaltına alındığını açıklamıştı.

Adli kaynaklardan alınan bilgiye göre, Başsavcılıkça, konuyla ilgili daha önce görev alan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı dosyaları incelendi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı mütalaası dikkate alınarak kapsamlı inceleme yapıldı.

Bu kapsamda, helikopterin düştüğü 25 Mart 2009'da olay mahallinde uçuş yaptığı tespit edilen askeri jet pilotları, olay yerine seçilerek gönderildiği değerlendirilen askeri kaza kırım ekibinde görevli personel, olay yerinde görev yapan sivil kırım ekibi ve askeri kaza kırım ekibiyle hareket ederek cihazları söktüğü değerlendirilen personel, koordinat tespitiyle görevli Emniyet Genel Müdürlüğü personeli hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.

Yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu söz konusu kişilerin FETÖ faaliyetleri kapsamında "tasarlayarak kasten öldürme" suçunu işlediklerine yönelik kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut deliller tespit edildi.

Bu doğrultuda Başsavcılıkça 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı alındı.

Şüphelilerden 2'sinin cezaevinde olduğu tespiti üzerine 27 şüpheliye yönelik 10 ilde operasyon düzenlendi. Şüphelilerden 25'i gözaltına alınırken, 2'sinin firari olduğu belirlendi.

Öte yandan, şüphelilerin ikametlerinde ve iş yerlerinde yapılan aramalarda, 20 tabanca, 2 bin 507 farklı çaplarda mermi, 35 şarjör, 2 av tüfeğinin ele geçirildiği öğrenildi.

Olayın geçmişi

TC-HEK tescil işaretli helikopterin 25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesi Karayakup sırtlarında düşmesi sonucu dönemin Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki parti yöneticileri Erhan Üstündağ, Yüksel Yancı, Murat Çetinkaya, İHA Muhabiri İsmail Güneş ve Mustafa Kaya İstektepe hayatını kaybetmişti.

Olayla ilgili başlatılan soruşturmalar sonucu bazı kamu görevlileri hakkında "görevi kötüye kullanma" suçu yönünden dava açılmış ve sanıklar çeşitli cezalara çarptırılmıştı.

"Ölüm" olayına ilişkin soruşturmayı yürüten Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı ise "yetkisizlik" kararı vererek dosyayı geçen ay Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişti. 

Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar

İstanbul Ümraniye'de 19 Mart'ta uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybeden Kubilay Kaan Kundakçı ile ilgili davada sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Maktul Kubilay Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ise duruşma sonrası duvara yumruk attı. Kundakçı, "Devlet malına zarar verme" suçundan ifadesinin alınması için karakola götürüldü

13.07.2026 16:00:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar
Kubilay Kundakçı cinayetinde ara karar
Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye ilçesi Sıddık Sokak'ta meydana geldi. İddiaya göre, müzisyen Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kaan Kundakçı'dan (21) yardım istedi. Kubilay Kaan Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte Aleyna Kalaycıoğlu'nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Kurşunların hedefi olan ve ağır yaralanan Kundakçı, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere hayatını kaybetti.

Olay sonrası gözaltına alınan aralarında Aleyna Kalaycıoğlu, Alaatin Kadayıfçıoğlu ve İzzet Yıldızhan'ın da bulunduğu 8 kişi tutuklandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturmada 10 isim sanık sıfatıyla yer aldı.

İstanbul Anadolu Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar Aleyna Kalaycıoğlu, Alaattin Kadayıfçıoğlu, Hüseyin Can Avci, Mustafa Rece, Metin Kadayıfçıoğlu, Ahmet Özkoç, Engin Taşkıran ve tutuksuz sanıklar Zuhal Kalaycıoğlu, Bilal Kadayıfçıoğlu, taraf avukatları ile Kubilay Kaan Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ve annesi Ülker Kundakçı salonda hazır bulundu. Tutuksuz sanık İzzet Yıldızhan ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

"Canbay da "Yapma, yapma" diye bağırıyordu"

Yalçınay Yıldız, "Bizi stüdyoya Kubilay'ın götürmesini istedik. O sırada Vahap Canbay'ı temizlikçi aradı ve Aleyna'nın hayatında biri olduğunu söyledi. Canbay ağlamaya başladı. Ben de Aleyna'yı arayıp doğru olup olmadığını sordum. Daha sonra telefonu Canbay aldı ve ağladı. Ardından Kubilay telefonu alarak, "Abla sizi barıştırmak istiyorum" dedi. Sonra stüdyoya gittik. Oradaki bir kadın temizlik olduğunu söyleyerek bizi içeri alamayacağını söyledi. Bu sırada Aleyna ile Canbay'ın ortak köpeği Mokka da oradaydı. Ben de "Gelirler, belki barışırsınız." dedim. Daha sonra Bertin'i aradım ancak telefon meşgule düştü. Bir süre sonra Aleyna bizi arayarak, "Çok geç geleceğiz." dedi. Yanında kimin olduğunu sordu. Ben de "Kubilay var" dedim. "Tamam" dedi. O sırada Kubilay annesiyle telefonda konuşuyordu. Daha sonra Aleyna'yı da aradı. Biz birkaç kez tuvalet ihtiyacı için bulunduğumuz yerden ayrılıp geri geldik. En son Aleyna beni arayarak, "Şarkımı yükledin mi'" diye sordu. Ben de "Yükledim" dedim. Ardından "Eve geçiyoruz" dediler. Biz de beklemeye devam ettik. Bir süre sonra çakarlı bir araç geldi. İlk başta bir milletvekilinin geldiğini sandık. Araçtan beyaz tişörtlü bir kişi indi ve aracın camına vurdu. Canbay kapıyı açmak istedi ancak karşı taraftaki kişi kapıyı sert şekilde çekti. Daha sonra o kişinin sağ elinde silah olduğunu gördüm. Karşı taraftaki kişi, "Bir daha sizi görmeyeceğim" dedi. Ardından silah sesi duydum. Canbay da "Yapma, yapma" diye bağırıyordu" dedi.

"Azmettiriciliğime karşı hiç bir beyan yoktur"

Sanık Aleyna Kalaycıoğlu, "Azmettiriciliğime karşı hiç bir beyan yoktur Herkes benim suçum olmadığını biliyor. Yaşanan olaydan dolayı çok üzgünüm. Ne Alaattin bir insanı durduk yere öldürecek kadar cahil ne de ben böyle bir şey yaptıracak biriyim" dedi.

"Aileden de çok özür dilerim"

Alaattin Kadayıfçıoğlu, "Çok üzgünüm. Olay benim kontrolüm dışında gelişmiş bir olaydır. Aileden de çok özür dilerim" ifadelerini kullandı.

"Çok mağdurum"

İzzet Yıldızhan, "Geçen verdiğim ifadem açık ve net. Çok mağdurum. Konserlerim var yurt dışına gidemiyorum. Biz bu konudan sıyrılmak istiyoruz. Hiç bir şey yapmadığım halde bu mağduriyetimin giderilmesini istiyorum" şeklinde konuştu.

Maktul Kubilay Kundakçı'nın babası Cemil Kundakçı ise duruşma sonrası duvara yumruk attı. Kundakçı, "Devlet malına zarar verme" suçundan ifadesinin alınması için karakola götürüldü.

Mahkeme heyeti, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 7 Ekim tarihine ertelendi.

Ekrem İmamoğlu'nun 'bilirkişi' davası ertelendi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Duruşma, savcı değişikliği sebebiyle 8 Aralık'a ertelendi

13.07.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
Ekrem İmamoğlu'nun 'bilirkişi' davası ertelendi
Ekrem İmamoğlu'nun 'bilirkişi' davası ertelendi
İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişiyi hedef göstererek yargı görevini yapmasını etkilemeye teşebbüs ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Bir önceki celse oluşturulan ara karar ile Ekrem İmamoğlu hakkında 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' suçundan dava açıldığı ve bu suçun ön ödeme kapsamına girdiği belirtilmişti. Bu kapsamda Ekrem İmamoğlu'nun avukatları aracılığı ile ön ödeme yaptığı öğrenilmişti.

Duruşma, cumhuriyet savcısının değişmesi nedeniyle 8 Aralık'a ertelendi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, İmamoğlu'nun 27 Ocak'ta yaptığı açıklamayla bilirkişi ve yargı organlarının bağımsız ve tarafsız olmadığın yönünde bir kamuoyu oluşmasını amaçladığı anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, bu şekilde oluşacak kamuoyu baskısıyla İstanbul Adliyesi ve diğer adliyelerde görülmekte olan çeşitli soruşturma ve kovuşturmalarda yapmakta olduğu resmi bilirkişilik görevinin etkilenmeye çalışıldığı, Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olan dava dosyasını etkilemeye teşebbüs ettiği kaydedildi. Soruşturma kapsamında adı zikredilen bilirkişinin 'müşteki' sıfatıyla verdiği ifadesine de yer verilen iddianamede, müştekinin İmamoğlu'nun açıklamalarıyla bir anda çeşitli basın yayın organları ile sosyal medyada isminin yayınlandığını ve karalama kampanyasına maruz kaldığını söylediği, bugüne kadar hiçbir şekilde hukuksuz işe imza atmadığını, sadece CHP değil diğer partilere ilişkin de birçok davada bilirkişilik yaptığını söylediği ve şikayetinin devam ettiğini söylediği aktarıldı. Hazırlanan iddianamede Ekrem İmamoğlu'nun 'yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs' ve 'adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs' suçlarından 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi. Öte yandan iddianamede, Türk Ceza Kanunu 53. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 'sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır" maddesinin uygulanması da talep edildi.

MİT'ten DEAŞ'a operasyon: Talip Güler Türkiye'ye getirildi

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), DEAŞ terör örgütünün yapılanmasında faaliyet yürüten ve sarı bültenle aranan Abdüsselam Türki kod adlı Talip Güler'i yakalayarak Türkiye'ye getirdi

13.07.2026 10:47:00
İHA
 
MİT'ten DEAŞ'a operasyon: Talip Güler Türkiye'ye getirildi
MİT'ten DEAŞ'a operasyon: Talip Güler Türkiye'ye getirildi
Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgilere göre, MİT'in yaptığı istihbari çalışmalar sonucunda Güler'in, 2021 yılı öncesinde DEAŞ'ın sözde 'Türkiye vilayeti sorumlusu' ve DEAŞ / Faruk Ofisi sözde finans sorumlusu olarak faaliyet yürüten Kasım Güler'in kardeşi olduğu tespit edildi. Kasım Güler de 2021 yılında yine MİT'in düzenlediği operasyonla Türkiye'ye getirilmişti.

MİT'in yürüttüğü çalışmalar sonucunda sarı bültenle aranan Güler'in 2014 yılının Ocak ayında illegal yollarla Suriye'ye geçtiği tespit edildi. Talip Güler'in Suriye'deki faaliyetlerini, başta abisi Kasım Güler olmak üzere örgüt sorumlularıyla irtibatlı olarak yürüttüğü belirlendi.

MİT, DEAŞ'ın sözde 'Türkiye vilayeti sorumlusu' Kasım Güler'i yakalayarak Türkiye'ye getirmesi sonrasında kardeşi Talip Güler içinde çalışmalarını sürdürdü. Faaliyetleri adım adım takip edilen Talip Güler'in yakalanarak çatışma bölgelerinden Türkiye'ye getirilmesi sağlandı.

MİT'in yakalayarak Türkiye'ye getirdiği Talip Güler ifadesinde, kaçak yollarla Suriye'ye geçişi ve DEAŞ'a katılımına, geçmiş dönemde DEAŞ'ın sözde Türkiye Valisi / Faruk Ofisi finans sorumlusu olarak görev yapan Kasım Güler ile birlikte DEAŞ bünyesinde yürüttüğü faaliyetlerine ilişkin detayları anlattı.

Yazıcıoğlu soruşturmasında 25 şüpheli yakalandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin 2009 yılında hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Ankara merkezli 10 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 25 şüpheli yakalanırken, 2 şüphelinin cezaevinde, 2 şüphelinin ise yurt dışında olduğu bildirildi

13.07.2026 10:43:00
İHA
 
Yazıcıoğlu soruşturmasında 25 şüpheli yakalandı
Yazıcıoğlu soruşturmasında 25 şüpheli yakalandı
Soruşturma kapsamında "silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye Olmak" ile "tasarlayarak kasten adam öldürme" suçlarını işledikleri değerlendirilen 29 şüpheli tespit edildi.

Şüphelilerden 2'sinin cezaevinde bulunduğunun belirlendiği, Ankara merkezli olmak üzere Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa, Isparta ve Afyonkarahisar'da bulunan 27 şüphelinin adreslerine yönelik 13 Temmuz 2026 günü saat 05.00'te eş zamanlı operasyon düzenlendiği aktarıldı.

Operasyon kapsamında 25 şüphelinin yakalandığı bildirilirken, 2 şüphelinin cezaevinde, 2 şüphelinin ise yurt dışında bulunmaları nedeniyle yakalanamadıkları, söz konusu şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların sürdüğü öğrenildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın tüm yönleriyle ve titizlikle sürdürüldüğünü bildirdi.

Meltem TV sunucusu Faruk Karatay Tahran’dan seslendi: Yemen'in ünlü TV'si yayınladı

Yemen'in en büyük ve en çok izlenen özel TV kanalı Faruk Karatay'ın konuşmasını ana haberinde yayınladı

12.07.2026 20:23:00 / Güncelleme: 12.07.2026 20:28:15
Haber Merkezi
 
Meltem TV sunucusu Faruk Karatay Tahran’dan seslendi: Yemen'in ünlü TV'si yayınladı
Meltem TV sunucusu Faruk Karatay Tahran’dan seslendi: Yemen'in ünlü TV'si yayınladı
Meltem TV'nin ünlü sunucusu ve program yapımcısı Faruk Karatay İran dini lideri Seyyid Ali Hamaney'in cenazesini takip etmek ve haber yapmak için resmi davetli olarak İran'a gitti.

İmam Humeyni Musalla'sında bulunan Şehit Seyyid Ali Hamaney'in cenazesine diğer basın mensuplarıyla giderken Arap TV kanallarının sorularını yanıtlayan Faruk Karatay'ın konuşmasının bir bölümü Yemen'in en büyük özel TV kanalı El Mesirah haber bülteninde yayınlandı.

Yayınlanan haberde Faruk Karatay'ın "Ali Hamaney sadece İran'ın şehit efendisi değildir. Onun şehit olması İslam ümmetini birleştirdi" cümlesi Arapça tercüme olarak kullanıldı.

CHP'li belediyelerden sonra sıra Ahbap Derneği'nde

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne ilişkin yürütülen soruşturmada, Dernek Başkanı Haluk Levent ile bazı şüpheliler gözaltına alındı

12.07.2026 18:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
CHP'li belediyelerden sonra sıra Ahbap Derneği'nde
CHP'li belediyelerden sonra sıra Ahbap Derneği'nde
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne ilişkin yürütülen soruşturmada, Dernek Başkanı Haluk Levent ile bazı şüpheliler gözaltına alındı. Başsavcılık, soruşturmanın "Dernekler Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "örgüt" suçlamaları kapsamında yürütüldüğünü açıkladı. Ayrıca depremin ardından yapılan bağışların şahsi hesaplara aktarıldığı bildirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, Ahbap Derneği adına bazı şüphelilerin hesaplarına yüksek miktarda para transferi yapıldığı iddiası üzerine soruşturma başlatıldığı, deprem bağışlarının yurt dışına çıkarıldığı ve amacı dışında kullanıldığı yönündeki iddiaların artması üzerine ise soruşturmanın derinleştirildiği belirtildi.

Açıklamada, Haluk Levent'in çok sayıda şüpheliye ait banka hesaplarını kullandığının tespit edildiği, bu hesaplardan birinin asistanı Yeliz Kaya adına olduğu ifade edildi. Dernek hesaplarından Yeliz Kaya'nın şahsi hesabına yaklaşık 120 milyon lira para transferi gerçekleştirildiğinin belirlendiği kaydedildi.

Başsavcılık açıklamasında ayrıca, Haluk Levent tarafından kullanıldığı belirtilen dernek kurucularından Alper Çelik'e ait hesaplar üzerinden 2020-2026 yılları arasında 990 milyon lira tutarında yasal bahis oynandığı, yaklaşık 390 milyon lira kayıp oluştuğunun tespit edildiği bildirildi. Şahsi banka hesabını kullanamadığı ve ticari faaliyetlerinde karşılıksız çekleri bulunduğu belirtilen Haluk Levent'in bu büyüklükte bahis işlemleri gerçekleştirmesinin soruşturmadaki şüpheleri artırdığı ifade edildi.

Soruşturma kapsamında hakkında yurt dışına çıkış yasağı bulunan Haluk Levent'in yurt dışına kaçma hazırlığında olduğunun değerlendirilmesi üzerine operasyon ve yakalama sürecinin başlatıldığı belirtildi. Farklı bir soruşturmada ise dernek adı ve bağış vaadi kullanılarak mağdurlardan gayrimenkul alındığı, Yeliz Kaya'ya devredilen taşınmazların daha sonra başka kişiler adına tescil edildiği ve bu yöntemle yaklaşık 60 milyon dolar mağduriyet oluşturulduğu öne sürüldü. Açıklamada, dernek hesaplarının kambiyo senetleri ve şahsi hesaplar aracılığıyla boşaltıldığına ilişkin ciddi emarelerin bulunduğu, derneğe ait bazı gayrimenkullerin şüpheliler adına tescil edildiğinin tespit edildiği de kaydedildi.

Başsavcılık, 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından vatandaşlar tarafından yapılan bağışların şüpheliler tarafından şahsi hesaplara aktarıldığı, bahis faaliyetlerinde kullanıldığı ve üçüncü kişilere yönlendirildiğinin belirlendiğini bildirerek, soruşturma kapsamında şüphelilerin gözaltına alındığını açıkladı.İHA

Hem işten hem tazminattan oldu

Şef aşçı olarak çalıştığı otelde, mesai arkadaşlarına karşı adeta terör estirip bir de üstüne stajyer aşçıya ‘salak, öküz’ deyice olanlar oldu. Tazminatsız kovulan aşçıbaşının yıllar süren davasında son noktayı kovan Yargıtay, otel işletmecisini haklı buldu 

12.07.2026 16:10:00
İHA
 
Hem işten hem tazminattan oldu
Hem işten hem tazminattan oldu
Çalıştığı otelden çıkartılan aşçıbaşı K.H. İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu. İş sözleşmesine haklı bir sebep olmaksızın son verildiğini ve ödenmeyen işçilik alacaklarının bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti, asgari geçim indirimi alacaklarının tahsilini talep etti.

Otel işletmecisi, davacının stajyer aşçı M.K.'ya sinkaflı sözlerde bulunduğunu, bunu diğer çalışanlara da yaptığını, bu sebeple iş sözleşmesine haklı olarak son verildiğini öne sürdü. Yapmış olduğu fazla çalışmaların karşılığının ücret bordrolarına yansıtılarak banka hesaplarına ödendiğini veya karşılığında serbest zaman verildiğini, iş sözleşmesinde yılda 270 saate kadar olan fazla çalışmanın zamlı karşılığının ücrete dâhil olduğunu, davacının ödenmeyen alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istedi.

İş Mahkemesi, davacının stajyer M.K.'ya ve diğer çalışanlara sinkaflı sözlerde bulunması sebebiyle iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiği savunulmuş ise de; dosyaya hiçbir somut belgenin ve ayrıca fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğunu gösteren iş sözleşmesinin sunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi. Karar istinafa taşındı. Bölge Adliye Mahkemesi itirazları geri çevirdi. İşletmeci kararı temyiz edince yıllar süren davada son sözü Yargıtay 9. Hukuk Dairesi söyledi.

Kararda; işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hâle gelmişse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğduğuna vurgu yapıldı. İşverene tanınan derhal fesih hakkının temelini işyerindeki disiplin ve düzeni sağlama amacı oluşturduğu hatırlatıldı. Somut olayda, iş sözleşmesi davacının işverenin başka bir işçisine sataşması, küfür etmesi, işyerinde olumsuzluklara sebebiyet vermesi, çalışma huzurunu bozması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması ve iş disiplinine uymaması gibi nedenlerle haklı nedenle feshedildiğine dikkat çekildi.

Yargıtay kararında; "Dosya kapsamının incelenmesinde, feshe konu olayda davacının işyerinde stajyer olarak çalışan M.K'ya bezlerin pis koktuğu gerekçesiyle bağırmaya başladığı, sinkaflı küfürler ettiği ve şiddet içerikli sözler söylediği ortadadır. Çalışanın göz ameliyatı olduğu, doktorunun çalışmaması gerektiğini davacıya ilettiği, davacının herkesin içinde kendisini rencide ettiği, 'öküz, mal, salak, işe yaramazsın, ne halin varsa gör' dediği anlaşılmıştır. 

Dosya kapsamındaki deliller dikkate alındığında, davacının işverenin gözetmekle yükümlü olduğu stajyere sataştığı, küfürlü sözler sarf ettiği ve işyerindeki diğer çalışanlara karşı da agresif tavırları ve sinkaflı küfürleriyle ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışlar sergilediği ve böylece işyerindeki çalışma barışı ile düzen ve disiplini bozduğu sabittir. Davacının sabit olan bu davranışları karşısında iş ilişkisinde güven temelinin çöktüğü kabul edilmelidir. Bu bakımdan işverence sözleşmenin 4857 sayılı Kanun'un 25'nci maddesinin (II) numaralı bendi uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık sebebiyle feshi yerindedir. İşverence yapılan feshin haklı nedene dayandığı anlaşıldığından davacının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin taleplerinin reddi gerektiği hâlde yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir" denildi.

Tartıştığı eşinin başına çekiçle vurup boğazından bıçakladı

Adana'da yabancı uyruklu 43 yaşındaki D.G., tartıştığı 38 yaşındaki eşi K.C.'yi apartman girişinde başına defalarca çekiçle vurup boğazından bıçaklayarak ağır yaraladı. Kanlar içinde yere yığılan kadın hastaneye kaldırılırken, olayın ardından kaçan şüphelinin yakalanması için polis ekipleri çalışma başlattı

12.07.2026 15:55:00
İhlas Haber Ajansı
 
Tartıştığı eşinin başına çekiçle vurup boğazından bıçakladı
Tartıştığı eşinin başına çekiçle vurup boğazından bıçakladı
Olay, Çukurova ilçesine bağlı Mahfesığmaz Mahallesi'nde bulunan bir sitede meydana geldi. İddiaya göre, yabancı uyruklu D.G. (43) ile eşi K.C. (38) arasında apartmanın 4'üncü katındaki dairelerinde henüz belirlenemeyen nedenle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine kadın evden çıkarak apartmandan aşağıya kaçtı. Bunun üzerine eline çekiç ve bıçak alan D.G., eşinin peşinden indi.

Apartmanın giriş kapısında kadını yakalayan D.G., eşi K.C.'nin başına defalarca çekiçle vurduktan sonra boğazından bıçakladı. Ağır yaralanan K.C. kanlar içinde yere yığılırken, şüpheli olay yerinden kaçarak izini kaybettirdi.

Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesini yaptığı ağır yaralı K.C., ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan kadının hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi.

Öte yandan, olay sırasında evde bulunan çiftin iki çocuğu, polis ekiplerince güvenli bölgeye götürüldü.

Polis ekipleri, firari şüpheli D.G.'nin yakalanması için geniş çaplı çalışma başlattı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.