8 Haziran 2007 günü o gün Başbakan olan Erdoğan'ın, Prof. Dr. Ergun Özbudun'dan talebi üzerine oluşturulan bir komisyon tarafından "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Önerisi" hazırlanmıştı.
Hazırlanan yeni Anayasa taslağı, 2 Ağustos 2007 günü Erdoğan'a sunulmuş ve 29 Ağustos 2007 tarihinde çalışmalar tamamlanarak, o tarihte AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olan Dengir Mir Mehmet Fırat'a teslim edilmişti.
Peki, daha sonra ne mi olmuştu?
Kamuoyuna açıklanmayıp halktan gizlenen bu taslak, Mart 2008'de Prof. Ergun Özbudun'un da dahil olduğu AK Parti milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığındaki bir heyet tarafından ABD'de Colombia Üniversitesi'nin Demokrasi, Hoşgörü ve Din Çalışmaları Merkezi ile Din, Kültür ve Kamu Yaşamı Enstitüsü'nün 3 Mart'ta New York'ta, Gülen'e yakın olan Türk Kültür Merkezi sponsorluğunda düzenlenen konferansta, ABD'li yetkililere anlatılarak onların tavsiyeleri alınmıştı.
Başka ne olmuştu?
AK Parti Mecliste onaylattığı 24 maddelik anayasa değişikliğini halkoyuna sunularak, kabul edilmesini sağlamıştı.
Yapılan değişiklikle Anayasa Mahkemesi üye sayısı 11'den 17'ye çıkarılmış ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapılarında ve yetkilerinde değişiklikler yapılarak, Abdullah Gül tarafından atanan yeni üyeler ile yargı üzerinde denetim ve kontrol mekanizması kurulmuş, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmaları kaldırılıp, askeri yargının yetkileri daraltılmıştı.
AK Parti iktidarı en kapsamlı anayasa değişikliğini ise, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla yürürlüğe sokarak, günümüzde yoğun bir şekilde tartışılan bir yapı inşa edilmişti.
Esasen TBMM'nin yeni Anayasa yapma yetkisi yoktur.
Meclisin yapmakla yetkili olduğu konular ise şunlardır:
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,
Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek,
Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek,
Bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek,
Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek,
Milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.
Tekrar etmek gerekirse, bu Meclisin veya normal koşullarda TBMM'nin, 'yeni anayasa' yapmak gibi bir yetkisi yoktur.
Ama kimilerine göre mesele, Anayasa hükümlerinin ne emrettiği falan değildir.
Ve yine hatırlarsanız Cumhurbaşkanı Erdoğan 2021'in Şubat ayında yaptığı bir açıklamasında, "Belki de şimdi Türkiye'nin yeni bir anayasayı tartışma vakti gelmiştir" demişti.
Yine o tarihte TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı olan Bekir Bozdağ "Sıfırdan yeni bir anayasa yapmak, yeni bir cumhuriyet kurmak değil. Anayasa, toplumsal bir sözleşmedir" diyerek yeni bir anayasa yapılmasına ışık yakmıştı.
Elbette ki yeni Anaysa tartışmalarında küresel güç çevrelerinin dahli, hiç kuşkusuz başat rol oynamaktadır.
Demokratikleşme veya "Terörsüz Türkiye" masallarıyla istenilen Anayasa'nın oluşturulmak istenmediği çok net ve açıktır.
Asıl arzu edilenin ulus devlet yapımızın tasfiye edilmesi, Atatürk Cumhuriyeti ve temel ilkelerinin mülgası olduğu tartışmasız bir gerçektir.
Türkiye'de anayasa değişikliği teklifinin Meclis'te kabul edilmesi ve yasalaşması için gereken milletvekili sayısı, 600 sandalyeli TBMM'de oylama sonucuna göre şu şekildedir:
360 ile 399 vekil arası bir sayıya ulaşılmasıyla değişiklik teklifi kabul edilir ancak halk oylamasına gidilmesi zorunludur.
Bu durumda Cumhurbaşkanı, 360-399 arası oyla kabul edilen değişiklikleri ya onaylayıp referanduma sunar ya da tekrar görüşülmek üzere Meclis'e iade eder.
400 ve üzeri vekil sayısına ulaşıldığında ise, değişiklik teklifi referanduma gerek kalmadan doğrudan kabul edilmiş sayılır.
Cumhurbaşkanı bu metni onaylayıp Resmi Gazete'de yayımlatır.
Değişiklik teklifinin Meclis Genel Kurulu'na gelebilmesi için ise, öncelikle en az 200 milletvekili üye tamsayısının 3'te 1'inin yazılı teklif vermesi şarttır.
Tabi tüm bunlar teknik detayların ana meseleyi unutturmaya yönelik olduğu ve kafa karışıklığına yol açılmasının arzu edildiğini de unutmayalım.
Sonuç:
Yeni Anayasa yapılabilmesi için, yeniden bir kurtuluş savaşının verilmesi ve yeni bir devletin kurulması şarttır.
Veya büyük bir devrimin gerçekleştiriliyor olması gerekir.
Son tahlilde ise, sonuçlanmış bir darbe girişiminin varlığı söz konusu olmalıdır.
Şimdi bu şıklardan hiçbirisinin gerçekleşmediği bir Türkiye'de, siz hangi Anayasal hükme bağlı kalarak kurucu bir Anayasa yapacağız diyebilirsiniz!
Bu ateşle oynamanın da ötesinde çok tehlikeli düşünce ve eylem biçimidir.
Oysa sizler Meclis'te göreve başlarken ne diye yemin ediyorsunuz?
"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim."
Başka bir sözüm yoktur.
Hazırlanan yeni Anayasa taslağı, 2 Ağustos 2007 günü Erdoğan'a sunulmuş ve 29 Ağustos 2007 tarihinde çalışmalar tamamlanarak, o tarihte AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olan Dengir Mir Mehmet Fırat'a teslim edilmişti.
Peki, daha sonra ne mi olmuştu?
Kamuoyuna açıklanmayıp halktan gizlenen bu taslak, Mart 2008'de Prof. Ergun Özbudun'un da dahil olduğu AK Parti milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat başkanlığındaki bir heyet tarafından ABD'de Colombia Üniversitesi'nin Demokrasi, Hoşgörü ve Din Çalışmaları Merkezi ile Din, Kültür ve Kamu Yaşamı Enstitüsü'nün 3 Mart'ta New York'ta, Gülen'e yakın olan Türk Kültür Merkezi sponsorluğunda düzenlenen konferansta, ABD'li yetkililere anlatılarak onların tavsiyeleri alınmıştı.
Başka ne olmuştu?
AK Parti Mecliste onaylattığı 24 maddelik anayasa değişikliğini halkoyuna sunularak, kabul edilmesini sağlamıştı.
Yapılan değişiklikle Anayasa Mahkemesi üye sayısı 11'den 17'ye çıkarılmış ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yapılarında ve yetkilerinde değişiklikler yapılarak, Abdullah Gül tarafından atanan yeni üyeler ile yargı üzerinde denetim ve kontrol mekanizması kurulmuş, sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmaları kaldırılıp, askeri yargının yetkileri daraltılmıştı.
AK Parti iktidarı en kapsamlı anayasa değişikliğini ise, 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla yürürlüğe sokarak, günümüzde yoğun bir şekilde tartışılan bir yapı inşa edilmişti.
Esasen TBMM'nin yeni Anayasa yapma yetkisi yoktur.
Meclisin yapmakla yetkili olduğu konular ise şunlardır:
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,
Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek,
Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek,
Bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek,
Para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek,
Milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun kararı ile genel ve özel af ilânına karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir.
Tekrar etmek gerekirse, bu Meclisin veya normal koşullarda TBMM'nin, 'yeni anayasa' yapmak gibi bir yetkisi yoktur.
Ama kimilerine göre mesele, Anayasa hükümlerinin ne emrettiği falan değildir.
Ve yine hatırlarsanız Cumhurbaşkanı Erdoğan 2021'in Şubat ayında yaptığı bir açıklamasında, "Belki de şimdi Türkiye'nin yeni bir anayasayı tartışma vakti gelmiştir" demişti.
Yine o tarihte TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı olan Bekir Bozdağ "Sıfırdan yeni bir anayasa yapmak, yeni bir cumhuriyet kurmak değil. Anayasa, toplumsal bir sözleşmedir" diyerek yeni bir anayasa yapılmasına ışık yakmıştı.
Elbette ki yeni Anaysa tartışmalarında küresel güç çevrelerinin dahli, hiç kuşkusuz başat rol oynamaktadır.
Demokratikleşme veya "Terörsüz Türkiye" masallarıyla istenilen Anayasa'nın oluşturulmak istenmediği çok net ve açıktır.
Asıl arzu edilenin ulus devlet yapımızın tasfiye edilmesi, Atatürk Cumhuriyeti ve temel ilkelerinin mülgası olduğu tartışmasız bir gerçektir.
Türkiye'de anayasa değişikliği teklifinin Meclis'te kabul edilmesi ve yasalaşması için gereken milletvekili sayısı, 600 sandalyeli TBMM'de oylama sonucuna göre şu şekildedir:
360 ile 399 vekil arası bir sayıya ulaşılmasıyla değişiklik teklifi kabul edilir ancak halk oylamasına gidilmesi zorunludur.
Bu durumda Cumhurbaşkanı, 360-399 arası oyla kabul edilen değişiklikleri ya onaylayıp referanduma sunar ya da tekrar görüşülmek üzere Meclis'e iade eder.
400 ve üzeri vekil sayısına ulaşıldığında ise, değişiklik teklifi referanduma gerek kalmadan doğrudan kabul edilmiş sayılır.
Cumhurbaşkanı bu metni onaylayıp Resmi Gazete'de yayımlatır.
Değişiklik teklifinin Meclis Genel Kurulu'na gelebilmesi için ise, öncelikle en az 200 milletvekili üye tamsayısının 3'te 1'inin yazılı teklif vermesi şarttır.
Tabi tüm bunlar teknik detayların ana meseleyi unutturmaya yönelik olduğu ve kafa karışıklığına yol açılmasının arzu edildiğini de unutmayalım.
Sonuç:
Yeni Anayasa yapılabilmesi için, yeniden bir kurtuluş savaşının verilmesi ve yeni bir devletin kurulması şarttır.
Veya büyük bir devrimin gerçekleştiriliyor olması gerekir.
Son tahlilde ise, sonuçlanmış bir darbe girişiminin varlığı söz konusu olmalıdır.
Şimdi bu şıklardan hiçbirisinin gerçekleşmediği bir Türkiye'de, siz hangi Anayasal hükme bağlı kalarak kurucu bir Anayasa yapacağız diyebilirsiniz!
Bu ateşle oynamanın da ötesinde çok tehlikeli düşünce ve eylem biçimidir.
Oysa sizler Meclis'te göreve başlarken ne diye yemin ediyorsunuz?
"Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma; büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim."
Başka bir sözüm yoktur.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- Kurucu anayasamız, 1924 anayasasıdır. Değiştirilmesi dahi teklif edilemez! / 14.07.2026
- Türk ordusu, dünyanın en şerefli ordusudur / 13.07.2026
- NATO 3 - Türkiye 0 / 10.07.2026
- Türk’ün kutsallarıyla oynamayın! / 09.07.2026
- NATO, doların jandarmalığını yapıyor! / 08.07.2026
- Tam bağımsız Türkiye diyenler Kocatepe’de / 06.07.2026
- NATO Türkiye’ye mezar taşı ile geliyor! / 04.07.2026
- Türkiye’yi ABD rotasına sokan İnönü’dür / 30.06.2026
- 66 ve 42 değişirse, harita değişir / 29.06.2026
- ‘Milli Ekonomi Modeli’ uygulanmazsa Türkiye parçalanır! / 25.06.2026
- Türk ordusu, dünyanın en şerefli ordusudur / 13.07.2026
- NATO 3 - Türkiye 0 / 10.07.2026
- Türk’ün kutsallarıyla oynamayın! / 09.07.2026
- NATO, doların jandarmalığını yapıyor! / 08.07.2026
- Tam bağımsız Türkiye diyenler Kocatepe’de / 06.07.2026
- NATO Türkiye’ye mezar taşı ile geliyor! / 04.07.2026
- Türkiye’yi ABD rotasına sokan İnönü’dür / 30.06.2026
- 66 ve 42 değişirse, harita değişir / 29.06.2026
- ‘Milli Ekonomi Modeli’ uygulanmazsa Türkiye parçalanır! / 25.06.2026























































