Türkiye'de bugünlerin en gözde konusu "derin devlet". Yavuz Donat'ın Sabah gazetesinde Süleyman Demirel ve Kenan Evren'le yaptığı röportajları yayınlanmadan çok önce başlamıştı derin devlet tartışmaları. Birileri derin devlet üzerinden derin hesaplar yapıp devlete, askere, millete ve bu milletin gerçek evlatlarına saldırmaya, iftiralar atmaya başladı. Önce halk arasında 28 Şubat süreci ve derin devlet bağlantıları üzerine dedikodular yaydılar. Bu konuda televizyon dizileri bile tertipleyip 28 Şubat'ın gerçek mağdurlarını kamufle edip, hedef saptırmaya çalıştılar.
Amaç çok açık; Türkiye'ye gelmeye cesareti olmayanları, 28 Şubat sürecinde kuyruklarını kıstırıp kaçacak delik arayanları kahraman olarak gösterip, 28 Şubat sürecindeki bütün baskılara karşın memleketini terketmeyip sıkıntı ve baskılara karşı göğüs gerip, milletini ve devletini savunmaya devam eden gerçek vatan evlatlarını "derin devlet işbirlikçisi" olarak göstermek. Derin devletten kasıtları ise devlet, millet, asker. Derin devlet edebiyatı üzerinden milleti kandıracaklarını sanan bu gafillerin kağıttan gemi yüzdürdükleri leğen o kadar sığ ki bütün tezgahları apaçık görünüyor. Onlara kağıttan gemiler, o gemileri yüzdürecekleri leğen ve o leğendeki suyun kaynağı o kadar belli, o kadar aşikar ki...
Gerçek vatan evlatları okyanuslarda dev dalgalarla, fırtınalarla boğuşmak pahasına Türkiye gemisini terketmemiş, etmiyor da...
Ama o "birileri" batan gemiden ilk kaçan fareler misali ilk dalgada gemiyi terketmiş ve fırtınanın dinmeye başladığı bugünlerde Atlantik'ten getirilen su ile doldurulan leğende gemi yüzdürerek Türkiye'yi kurtarma adı altında kendisini kahraman ilan ettiriyor, karalama ve çamur atma kampanyasıyla.
Bu millet kimin kahraman kimin hain olduğunu çok ama çok iyi biliyor.
Atalarımız çok güzel söylemiş, "gerçek dost zor zamanda belli olur" diye. Bu millet zor zamanında kimin yanında olduğunu, kimin kuyruğunu kıstırarak kaçtığını unutmadı. Bu millet dününü unutturmak, orduya, devlete ve vatan evlatlarına çamur atmak ve hakaret etmek için "derin devlet" bahanesine sarılanların arkasındaki "derin güçleri" çok iyi biliyor.
Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan'da sözde devrimler gerçekleştirenlerin taşeronu olan Soros'un STK'larının Türkiye uzantısının kimler olduğunu da çok iyi biliyor bu millet.
"Kişinin fikri neyse zikri de odur" düsturundan hareketle, kendilerini tanımlarken Hıristiyan terminolojisine sarılarak "dünyada Katoliklerden sonra Orta Asya'ya yayılmış en büyük sivil toplum kuruluşuyuz (STK)" diyenlerin kimlere hizmet ettiğini, fikrinin ve zikrinin ne olduğunu da çok iyi biliyor bu millet.
Amaç çok açık; Türkiye'ye gelmeye cesareti olmayanları, 28 Şubat sürecinde kuyruklarını kıstırıp kaçacak delik arayanları kahraman olarak gösterip, 28 Şubat sürecindeki bütün baskılara karşın memleketini terketmeyip sıkıntı ve baskılara karşı göğüs gerip, milletini ve devletini savunmaya devam eden gerçek vatan evlatlarını "derin devlet işbirlikçisi" olarak göstermek. Derin devletten kasıtları ise devlet, millet, asker. Derin devlet edebiyatı üzerinden milleti kandıracaklarını sanan bu gafillerin kağıttan gemi yüzdürdükleri leğen o kadar sığ ki bütün tezgahları apaçık görünüyor. Onlara kağıttan gemiler, o gemileri yüzdürecekleri leğen ve o leğendeki suyun kaynağı o kadar belli, o kadar aşikar ki...
Gerçek vatan evlatları okyanuslarda dev dalgalarla, fırtınalarla boğuşmak pahasına Türkiye gemisini terketmemiş, etmiyor da...
Ama o "birileri" batan gemiden ilk kaçan fareler misali ilk dalgada gemiyi terketmiş ve fırtınanın dinmeye başladığı bugünlerde Atlantik'ten getirilen su ile doldurulan leğende gemi yüzdürerek Türkiye'yi kurtarma adı altında kendisini kahraman ilan ettiriyor, karalama ve çamur atma kampanyasıyla.
Bu millet kimin kahraman kimin hain olduğunu çok ama çok iyi biliyor.
Atalarımız çok güzel söylemiş, "gerçek dost zor zamanda belli olur" diye. Bu millet zor zamanında kimin yanında olduğunu, kimin kuyruğunu kıstırarak kaçtığını unutmadı. Bu millet dününü unutturmak, orduya, devlete ve vatan evlatlarına çamur atmak ve hakaret etmek için "derin devlet" bahanesine sarılanların arkasındaki "derin güçleri" çok iyi biliyor.
Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan'da sözde devrimler gerçekleştirenlerin taşeronu olan Soros'un STK'larının Türkiye uzantısının kimler olduğunu da çok iyi biliyor bu millet.
"Kişinin fikri neyse zikri de odur" düsturundan hareketle, kendilerini tanımlarken Hıristiyan terminolojisine sarılarak "dünyada Katoliklerden sonra Orta Asya'ya yayılmış en büyük sivil toplum kuruluşuyuz (STK)" diyenlerin kimlere hizmet ettiğini, fikrinin ve zikrinin ne olduğunu da çok iyi biliyor bu millet.
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
































































































