logo
12 HAZİRAN 2026

Devlet Bahçeli: 'Varsın sonumuz dar ağacı olsun'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Neymiş, bizi yargılayacaklarmış. Neymiş, Anayasa ve kanunlara göre suç işliyormuşuz. Şu yaşımda mertçe ve dürüstçe haykırıyorum: Yeter ki terör hayatımızdan kalıcı olarak sökülüp atılsın; bizim sonumuz da varsın dar ağacı olsun" dedi

25.11.2025 11:51:00
Haber Merkezi
Devlet Bahçeli: 'Varsın sonumuz dar ağacı olsun'
Devlet Bahçeli: 'Varsın sonumuz dar ağacı olsun'
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu.

"Ne mutlu bizlere ki Milliyetçi Hareket Partisi saha çalışmalarını olağanüstü bir gayretle sürdürmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi varsa huzur vardır, çözüm vardır çare vardır" diyen Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hangi cihet ve niyetten bakarsanız bakanız, Türkiye'mizin ve aziz milletimizin tarihi bir eşikte olduğunu hemen fark etmeniz mümkün ve müyesserdir. Hayat ve hadiselerin iç yüzüne nüfuz ettiğiniz takdirde görürsünüz ki; hiçbir başarı, hiçbir gelişme, hiçbir fetih veya fecir vuslatı külfetsiz ve zahmetsiz nasip olmamıştır. İnanç ve itikat aydınlığımız; kahırdan nice lütufların doğacağını, bu kutlu doğuşla birlikte hüzünle bezenmiş güz mevsiminin huzurla bereketlenmiş gül bahçesiyle yer değiştireceğini müjdelemektedir. İçi akrep dolu altın kabın etrafında el ovuşturup pay kapmanın telaşına düşen, iç alemi tanımadan dışıyla alakadar olan, öze ve içeriğe değil de görünen ve gösterilenle ilgilenen yağmacı aymazların bu müjdeye uzak ve yabancı kalacağı çok açıktı.

"Ümidim ve dileğim, atanamayan tek bir öğretmenimizin dahi kalmaması"

Mutsuz umutsuz ve huzursuz öğretmen, kaygılı ve aklı nesillerin maalesef hazırlayıcısı olacaktır. Ümidim ve dileğim, atanamayan tek bir öğretmenimizin dahi kalmamasıdır. Mülakatlarda elenen bin 611 öğretmen adayımızın haklarının iadesi, 2024 KPSS'de dereceye giren öğretmen adaylarımıza ek kontenjan tanınması teklif ve temennilerimizin bir kısmıdır. Ne kadar ileri eğitim sistemi getirdiğimizi ileri sürsek de onu uygulayacak olan öğretim kadrolarımızdır.

Geldiğimiz aşama ümit ve memnuniyet verici olsa da daha iyisini yapmak hedefimizdir. Bir insanın akli selime ve kalbi selime vasıl olması, öğretmenin müşfik ve müteferrik davranışına; sabır ve sebatla çevrilmiş bilgi, görgü ve tecrübe aktarımına bağlıdır. Her öğretmen dünyadır. Her öğretmen muhteremdir. Her öğretmen kemal ve edeple hatırlanmalı; maruz kaldığı sosyal, mesleki ve ekonomik sorunlar birer birer çözülmelidir.

Mutsuz, umutsuz ve huzursuz öğretmen; kaygılı ve aklı karışmış nesillerin maalesef hazırlayıcısı olacaktır. Yeni yüzyılda öğretmenlerimizin acil ihtiyaçlarını karşılayacak, onların yüzünü güldürecek, mağduriyet ve muhtaçlıklarını bertaraf edecek, öğrenen ile öğreten arasındaki bağı güçlendirecek kararlı adımların atılması gerekmektedir. Ümidim ve dileğim, atanamayan tek bir öğretmenimizin dahi kalmamasıdır.

"Siz yargılasanız yargılasanız..."

'Türkiye'nin terörden arınması ve arındırılması beni alakadar etmez' diyenlerin alayı suikastçidir. Neymiş, bizi yargılayacaklarmış. Neymiş, bizden hesap soracaklarmış. Neymiş, Anayasa ve kanunlara göre suç işliyormuşuz. Siz yargılasanız yargılasanız çantacı pespayeliğinizi ve çukka düşkünlüğünüzü yargılarsınız. Şu yaşımda mertçe ve dürüstçe haykırıyorum: Yeter ki Türkiye ve Türk milleti barış, huzur ve sükûnet bulsun.

Yeter ki terör hayatımızdan kalıcı olarak sökülüp atılsın; bizim sonumuz da varsın dar ağacı olsun. Bu korkuyu, korkutalı çok oldu. Bizim sahte korkuluklara eyvallah ettiğimiz de hiç duyulmadı, görülmedi. Kurt izine karışmış çakal izinin sahte meydan okumalarına aldırış etseydik ya ülkümüzden ya da ülkemizden çoktan şüpheye düşerdik. Kurdun takip edeceği yine kurttur. Kimin kemik peşinde koşacağının cevabını verecek olanlar da bellidir.

"Terörsüz Türkiye hedefinin en ciddi muhataplarından birisi İmralı'dır"

Şüphe istisna, güven asıldır. Bizim tarafımız asil Türk milletinin yeridir. Terörsüz Türkiye hedefinin en ciddi muhataplarından birisi İmralı'dır. TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun geçtiğimiz cuma günü İmralı'ya gitmek üzere nitelikli çoğunlukla aldığı karar doğrultusunda MHP, AK Parti ve DEM Parti'den birer milletvekilinin adaya gitmesi tarihi bir gelişmedir. Bu vesileye genel başkan yardımcımız ve İstanbul Milletvekilimiz Feti Yıldız ile diğer milletvekillerimize yürekten teşekkür ediyorum.

CHP ve komisyonda bulunan diğer partiler, İmralı'ya gitmekten sarfınazar etmişler. Varsın etsinler, hiç sorun değil. Ondan, bundan hedef umarak Terörsüz Türkiye hedefini takip etmiş olsaydık, onun bunun ağzının içine bakarak izin ve icazet arasaydık, böylesi ağır bir sorunu bırakınız konuşmayı yerimizden bile kıpırdayamazdık. Korkaklar, yaşayanlar, yalnızca hayatı seyreder. Biz seyirci değiliz. Hayatın yönünü değiştirme iradesi taşıyan, zamanın ve zeminin müşahidi milliyetçi, ülkücü hareketiz.

"Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar müdafaasındayız"

Cesaret zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık felaket götürür. Yüreğimizle, gönlümüzle Terörsüz Türkiye'nin yanındayız. Tarihe, ecdada, şehitlere ve bayrağa sahip çıkmak, ortak geleceği kucaklamak, milli değerler etrafında birleşmek, Türkiye'nin onurunu muhafaza etmek, Milli birliği, milli kimliği ve milli devleti korumak, bin yıllık kardeşliği yaşamak ve yaşatmak amacıyla Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar müdafaasındayız. Siyasi, ahlaki ve vicdanı hiçbir ölçü tanımayan, ilkesi, iradesi ve heyecanı olmayan, yalan, riya ve istismardan başka sermayesi kalmayan, yolsuzluk, hırsızlık ve soygun çamuruna batmış, sorunlara başka başkentlerden bakan, başarısız, kötü niyetli, şaibeli bir muhalefet zihniyetinin ne yaptığına, ne söylediğine bakmıyoruz.

Kalemi kiralanmış sözde yazarlara, üniversite zeminini kullanmaya çalışan fırsatçı mihraklara, siparişle sonuç çıkartan araştırma şirketlerine, güdümlü rapor üreten sözde düşünce kuruluşlarına, ecdadımıza hakaret eden kadrolu sahte aydınlara, menfaat bağı ile göbeklerinden bağlanmış medya kanallarına, sözde sivil toplum işbirlikçilerine, ekranlarda, manşetlerde, sütunlarda, kürsülerde boy gösteren bu şer cephesinin ortak paydasında kim varsa alayına birden teslim olursak, taviz verirsek, diyorum ki, kanımız kurusun.

"Biz inançlara, mezheplere ayırmayız. Bölmeyiz, parçalamayız, dağıtmayız"

Biz köklere, kökenlere bakmayız. Biz inançlara, mezheplere ayırmayız. Bölmeyiz, parçalamayız, dağıtmayız. Bayrağa saygı var mı, ona bakarız. Millete hürmet var mı, ona bakarız. Vatana sadakat var mı, ona bakarız. Bizim çağrımız, Yesevi'nin, Dedem Korkut'un, Hacı Bektaş'ın tarihten gelen çağrısıdır. Bizim çağrımız; Kürşad'ın, Ulubatlı'nın, Sütçü İmam'ın, Kara Fatma'nın maziden ulaşan çağrısıdır. Bizim çağrımız; zedelenen, aşağılanan, hor görülen milli onurun çağrısıdır. Bizim çağrımız; Terörsüz Türkiye'nin, yeni yüzyılda hüküm veren, hükümran olacak Türk milletinin çağrısıdır. Nihayet bizim çağrımız Türkiye'nin kurtuluş çağrısıdır. Geçmişte yaşanan her şey geride kalmıştır. Hayat devam etmekte ve ileriye doğru hızla ilerlemektedir. Bu nedenle geriye takılıp kalmak bizleri ileriye götürmeyecektir. Ancak bu, kusurlarımızı ve yanlışlarımızı örtmek demek de değildir.

Ne var ki, hedeflerimiz geriye doğru değil, ileriye doğrudur. Gelecekte neler yapabileceğimizin arayışları şimdi önümüzdedir. Mücadelemiz, milletimizi esas alan büyük bir birlik, birleşme mücadelesi vermektedir. Vatanımızı temel alan büyük bir kucaklaşma ve kaynaşma mücadelesi vermektedir. Bu kapsamda gün her zamankinden daha fazla birlik ve dayanışma günüdür.

Elbette gündelik yaşayış ve yaklaşımlarınızda bir elin parmakları gibi ayrı ayrı düşüncelerimiz olabilir. Ancak eğer konu ülkemizin ali çıkarlarıysa bir yumruk gibi sıkılı olmaktan başka bir seçenekte tanınayız. Eğer mevzubahis olan Türkiye ise ayrıyı gayrıyı bir kenara bırakıp birleşmek zorundayız. Bozgunculara, yıkıcılara fırsat vermeyeceğiz. İstismarcılara itibar etmeyeceğiz. Tahrik ve tertiplere ihtimam göstermeyeceğiz. Birlik olup kucaklaşacağız. Kürt ve Türk olarak tek bir ses, tek bir nefes olacağız. Türkiye'mizi ve aziz milletimizi çağların ötesine taşıyabilmemizin başka bir yolu ve yöntemi olmadığını aklımızdan çıkarmayacağız. Hepimiz bunu başaracak azim ve inanca sahibiz. Gün; kısır tartışmaların günü değildir. Gün birleşme, bütünleşme, saflarımızı sıkılaştırma günüdür. Hakikati arayan, hakkın peşinden giden hiç kimse gürültüye kulak asmaz, yalan ve dedikoduya itibar etmez.

"Biriz, beraberiz, kardeşiz"

İsrail'in bölgemizdeki soykırım ve şiddete dayalı provokasyonları, 10 Ekim ateşkes kararını inatla ihlali, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın ABD Başkanı'nın hazırladığı 28 maddelik planıyla sözde sona erdirme çabaları, mücavir coğrafyalardaki kutuplaşma ve kamplaşmadaki sertlik, yeni bir küresel çatışma denkleminin kurulma çalışmaları bize iç cephemizi sağlam esaslara bağlamayı mecburi kılmaktadır.

Biriz, beraberiz, kardeşiz, hep birlikte Türk milletiyiz. Türk-Kürt kardeştir, araya giren, bozgunculuğa heveslenen kim varsa kamburdur, kalleştir, kanser hücresidir, kahrolmaya mahkumdur. Terörün her türlüsünü reddetmenin, defetmenin ve imha etmenin sonsuz kararlığındayız. Şuna inancım tamdır ki; Türk milletinin vatan sevgisiyle dolu göğsü, düşmanların lanetlenmeye layık ihtirasları karşısında daima çelikten bir duvar gibi yükselecektir. Bu duygu ve düşüncelerle sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyor, bilhassa bütçe sürecinde üstün başarılar diliyorum."

Kayseri'deki kazada ölü sayısı 3'e yükseldi

Kayseri'nin Bünyan ilçesinde iki otomobilin kavşakta çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında ölü sayısı 3'e yükselirken, yaralanan 5 kişinin tedavileri devam ediyor

11.06.2026 17:40:00
İhlas Haber Ajansı
Kayseri'deki kazada ölü sayısı 3'e yükseldi
Kayseri'deki kazada ölü sayısı 3'e yükseldi
Kaza, Bünyan ilçesine bağlı Gergeme Mahallesi kavşağında meydana geldi. 38 UV 784 plakalı otomobil ile 60 NK 447 plakalı otomobil kavşakta çarpıştı. Çarpışmanın şiddetiyle araçlarda büyük hasar oluşurken, çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık, jandarma, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı incelemede kazada otomobilde bulunan 2 kişinin hayatını kaybettiği belirlenirken, yaralanan 6 kişi hastaneye kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan yaralılardan 1'inin daha yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği öğrenilirken, 5 kişinin tedavileri devam ediyor.

Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu

11.06.2026 14:43:00
AA
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı
Merkez Bankası, politika faizini yüzde 37'de sabit bıraktı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37'de sabit tuttu.

TCMB'den faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, TCMB Başkanı Fatih Karahan başkanlığında toplanan Kurul'un, politika faizinin yüzde 37'de sabit kalmasına karar verdiği bildirildi.

Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranının yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranının da yüzde 35,5'te sabit tutulduğu bildirilen duyuruda, şu ifadelere yer verildi:

"Yılın ilk aylarındaki yükselişinin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğilimi, mayıs ayında bir miktar gerilemiştir. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında oynaklık ve yüksek seyir sürmektedir. İlk çeyreğe ait veriler iktisadi faaliyetin yavaşlamaya devam ettiğini gösterirken, öncü veriler iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir."

Duyuruda, jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği belirtildi.

Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği vurgulanan duyuruda, Kurulun politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceği kaydedildi.

Duyuruda, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir."

Kurulun politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyeceği ve kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacağı belirtilen duyuruda, Para Politikası Kurulu Toplantı Özetinin beş iş günü içinde yayımlanacağı bildirildi.

12. kattan düşen çocuk hayati tehlikeyi atlattı

Adana'da apartmanın 12. katındaki pencereden düşmesi sonucu ağır yaralanan 14 yaşındaki çocuğun sağlık durumu iyiye gidiyor

 

11.06.2026 13:30:00
Anadolu Ajansı
12. kattan düşen çocuk hayati tehlikeyi atlattı
12. kattan düşen çocuk hayati tehlikeyi atlattı

Adana'nın merkez Yüreğir ilçesi Dadaloğlu Mahallesi'nde 4 Haziran'da Ecrin Karaca, apartmanın bahçesinde oynayan kardeşini kontrol etmek için 12. katın koridorundaki pencereden sarktığı sırada düştü.

Bina girişindeki metal sundurmaya çarpıp zemine düşmesi nedeniyle ağır yaralanan Karaca, evinin yakınındaki özel hastanede yapılan müdahalelerin ardından Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.

Hastanede ameliyat edilen kız çocuğu, hayati tehlikeyi atlattı.

Çocuğun, metal sundurmaya çarparak zemine düşmesi binanın güvenlik kamerasınca kaydedildi. Kayıtta, annenin aralarında olduğu bina sakinlerinin çocuğun başında toplanması da yer aldı.

"Kızım elini uzatarak 'Baba sizi bırakmayacağım' dedi"

Baba Hakan Harput Karaca, hastanede gazetecilere, olay sırasında apartmanın bahçesinde bulunan eşinin düşen kişinin kızları olduğunu fark edince şoke olduğunu söyledi.

Sağlık çalışanı komşularının kızının yardımına koştuğunu, sonrasında hastaneye gittiklerini dile getiren Karaca, "Hastanede polis kardeşlerimizden biri beni çağırdı. İşte umutlar o zaman yeşerdi. Bana kızımın bilincinin yerinde olduğunu ve konuştuğunu söylediler. Çok kısa görüntüsünü gösterdikten sonra mucizelerin devamı geldi çok şükür, elhamdülillah." dedi.

Karaca, kızını görme şansı bulduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Kızım sürekli 'Babamı istiyorum' demiş. Çok kısa süreliğine beni çağırdılar. Kızım elini uzatarak 'Baba sizi bırakmayacağım' dedi. Hayatımın çok farklı bir dönüm noktasıydı. Şu an çok şükür iyi. 12. kattan düşmesine rağmen herhangi bir solunum cihazına bağlanmadı, bilinç kaybı yaşamadı. Gece 4 saat süren ameliyat oldu. Çok şükür kısa süre sonra da doktorumuz çocuğumuzun kalkıp rahat şekilde yürüyebileceğini söyledi."

"12. kattan düşüp de böyle olanıyla ilk defa karşılaştım"

Ameliyatı gerçekleştiren ekipte yer alan Op. Dr. Mesut Uluöz de düşen çocuğun çarpmasıyla çöken metal sundurmanın "hava yastığı" görevi gördüğünü anlattı.

Ecrin'in vücudunda ciddi kırıklar olmasına rağmen hayatta kaldığını ve genel durumunun iyi olduğunu aktaran Uluöz, şunları kaydetti:

"Uyluk ve kaval kemiğinde, dirseğinde iki ayrı kemikte parçalı kırıkları var. Dün akşam itibarıyla iki ekip girdik ve başarılı şekilde ameliyatlarını tamamladık. Çocuk olduğu için yaralanması kötü ama inşallah biz muvaffak olacağımıza inanıyoruz. İyi bir rehabilitasyonla işi çözeceğiz inşallah. 12. kattan düşüp de böyle olanıyla ilk defa karşılaştım. Dünya literatüründe de tahmin ediyorum çok olan bir vaka değil. Çok büyük bir şans." 

İBB davasının 49. gününde savunma yapan Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven: Yurt dışındayken kendi ayağıyla dönen ben, kaçma şüphesiyle tutuklandım

İBB'ye yönelik 'yolsuzluk' davasında aralarında tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 68 tutuklu ve çok sayıda tutuksuz sanık, ilk duruşmanın 49. gününde hâkim karşısına çıktı

11.06.2026 13:00:00
Haber Merkezi
İBB davasının 49. gününde savunma yapan Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven: Yurt dışındayken kendi ayağıyla dönen ben, kaçma şüphesiyle tutuklandım
İBB davasının 49. gününde savunma yapan Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven: Yurt dışındayken kendi ayağıyla dönen ben, kaçma şüphesiyle tutuklandım
İBB davası başladı. Dün iş insanı Nihat Sütlaş ve eski Kültür A.Ş. Satın Alma Müdürü Halil Burak Atalan savunmasını yapmıştı.

Duruşmada, "etkin pişmanlık" ifadesini geri çeken Medya A.Ş. Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven, savunması için söz aldı. Güven, "20 yıldır iş hayatımda profesyonel olarak çalışıyorum. Hiçbir suç işlemedim. Kariyerimi tırnaklarımla kazıyarak oluşturdum. Bugün karşınıza özgürlüğümden mahrum bırakılarak tutuklu sanık olarak çıkıyorum" dedi.

Güven, 19 Mart'ta yıllık izinde olduğunu ve İtalya'da bulunduğunu belirtti. Telefondan hakkında gözaltı kararı olduğunu öğrendiğini söyleyen Güven, "Annem haberi duyunca fenalaştı. Annemi sakinleştirdim, hemen sonra toparlandık ve beraber Türkiye'ye döndük. Havalimanında gözaltına alınmış oldum. Kaçma şüphesiyle tutuklandım. Soruyorum başkanım, yurt dışındayken kendi ayağıyla dönen ben, kaçma şüphesiyle tutuklandım" dedi.

BTP liderinden Netanyahu'nun Türkiye tehditlerine tepki

Netanyahu'nun Türkiye tehditlerine tepki gösteren Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, "Soykırımcı ve çocuk katili İsrail Başbakanı Netanyahu’nun, Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanına ahlak dersi vermeye kalkışması ibret verici bir pişkinliktir" dedi
 

11.06.2026 12:51:00
Haber Merkezi
BTP liderinden Netanyahu'nun Türkiye tehditlerine tepki
BTP liderinden Netanyahu'nun Türkiye tehditlerine tepki
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş İsrail yönetiminden Türkiye'ye gelen tehdit ve hakaretlere cevap verdi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan BTP lideri ,"Kendi sicili, ağır insan hakları ihlalleri, savaş suçları ve masum sivillere yönelik saldırılarla dolu bir kişinin adalet, vicdan ve ahlak üzerine konuşması, dünya kamuoyunun aklıyla alay etmektir" dedi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle;

"Soykırımcı ve çocuk katili İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanına ahlak dersi vermeye kalkışması ibret verici bir pişkinliktir. Kendi sicili, ağır insan hakları ihlalleri, savaş suçları ve masum sivillere yönelik saldırılarla dolu bir kişinin adalet, vicdan ve ahlak üzerine konuşması, dünya kamuoyunun aklıyla alay etmektir.

Karayalçın'dan kritik uyarı: 'Biz tartışırken erken seçim gelebilir'

Eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, CHP'de devam eden "mutlak butlan" ve kurultay tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Karayalçın, partinin olağanüstü kurultaya gitmesi gerektiğini savunurken, AKP'nin bu süreçte erken seçim kararını gündeme taşıyabileceğini öne sürdü

11.06.2026 12:21:00
Haber Merkezi
Karayalçın'dan kritik uyarı: 'Biz tartışırken erken seçim gelebilir'
Karayalçın'dan kritik uyarı: 'Biz tartışırken erken seçim gelebilir'
CHP'de yargı kararının ardından başlayan "mutlak butlan" tartışmaları ve kurultay polemikleri sürerken, eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın'dan dikkat çeken değerlendirmeler geldi. Sözcü TV'de İpek Özbey'in sunduğu programa konuk olan Karayalçın, CHP'nin mevcut süreçten çıkabilmesi için olağanüstü kurultaya gitmesi gerektiğini söyledi.

Karayalçın, CHP'nin iç tartışmalarla meşgul olduğu bir dönemde iktidarın erken seçim hamlesi yapabileceğini savundu.

Bu ihtimalin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Karayalçın, "Biz olağanüstü kurultay tartışmalarını sürdürürken bir anda AKP'nin erken seçim konusunu gündeme getirdiğini görebiliriz. Hatta bu kararın, bizim tartışmalarımızın en yoğun olduğu dönemde gündeme taşınacağını düşünüyorum. Bu ihtimali de dikkate almak zorundayız" ifadelerini kullandı.

Olağanüstü kurultay sürecinin önemine dikkat çeken Karayalçın, delegeler ve parti üyelerinin de bu yönde beklenti içinde olduğunu söyledi.

Parti tüzüğünde yer alan hükümlere işaret eden Karayalçın, gerekli sayıda imzanın toplandığını belirterek, "Tüzüğümüzün öngördüğü süreçler işletildi ve gerekli sayıda arkadaşımız bu talebi imzaladı. Bu noktadan sonra Sayın Kılıçdaroğlu'nun bunu yürürlüğe koymaması mümkün değildir" dedi.

Karayalçın, olağanüstü kurultay talebinin tüzükte belirtilen şartları taşıması halinde Genel Başkan'ın bu süreci işletmekle yükümlü olduğunu savundu.

Karayalçın, "Genel Başkan, usulüne uygun şekilde hazırlanmış ve gerekli şartları taşıyan olağanüstü kurultay talebini yürürlüğe koymak zorundadır. Bunun herhangi bir tedbir ya da benzeri bir süreçle ilgisi yoktur" ifadelerini kullandı.

102 yıl 4 ay hapse mahkum edilmişti

Kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" adıyla bilinen dolandırıcılık davasında yerel mahkemece verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin hüküm İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince bozulan Seçil Erzan, 11 Eylül'de yeniden hakim karşısına çıkacak

10.06.2026 20:00:00
Anadolu Ajansı
102 yıl 4 ay hapse mahkum edilmişti
102 yıl 4 ay hapse mahkum edilmişti

Kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" adıyla bilinen dolandırıcılık davasında yerel mahkemece verilen 102 yıl 4 ay hapis cezasına ilişkin hüküm İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince bozulan Seçil Erzan, 11 Eylül'de yeniden hakim karşısına çıkacak.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, kamuoyunda "yüksek karlı gizli fon" adıyla bilinen dolandırıcılık davasına ilişkin Seçil Erzan'ın da arasında olduğu bazı sanıklar yönünden kurulan hükümleri bozmasının ardından dosya, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

Mahkeme heyetince hazırlanan tensip zaptında, sanıklar Seçil Erzan ve Rüya Sağır'ın müşteki Fatih Terim'e yönelik eylemleri nedeniyle dosyanın ayrılmasına karar verildiği belirtildi.

Tensip zaptında, Erzan'ın müştekiler Arda Turan, Buse Terim, İsmail İbrahim Çağlar, Selçuk İnan, Fernando Muslera, Musa Mert Çetin, Ömer Kahraman, İbrahim Kocabaldır, Uğur ve Nurettin Gözaçan, Nuray Şengüler, Kaan, Sevgi ve Tursun Sinih, Fatih Altıntaş, Melis Özsüt Şener, Emre ve Emrah Çolak, Bülent ve İnci Çeviker, Mert Zeydanlı, Volkan Bahçekapılı, Deniz Güzel, Emre Belözoğlu, Burhan Taşpolat ve Evrim Pınar Güzel'e yönelik eylemlerinin, uzlaştırma kapsamında kalması ihtimaline binaen dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği kaydedildi.

Sanık Nazlı Can'ın, müştekiler Ömer Kahraman, İbrahim Kocabaldır ve Deniz Güzel'e yönelik eylemlerinin, sanık Hüseyin Eligül'ün de müştekiler Hacer ve Hasan Çorbacı, Nesrin Çakır ile İbrahim Kocabaldır'a yönelik eylemlerinin, katılan-sanık Nur Erkasap'ın ise müştekiler Volkan Bahçekapılı, Emre Belözoğlu, Mert Zeydanlı ve Ömer Kahraman'a yönelik eylemlerinin de uzlaştırma kapsamında kalması ihtimaline binaen dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiği kaydedildi.

Tensip zaptında, dosyada tutuklu bulunması nedeniyle, tüm katılanlar hakkında zorla getirme emri düzenlenmesine hükmeden mahkeme, duruşmanın 11 Eylül'de yapılmasını kararlaştırdı.

Karar

Davayı 1 Aralık 2025'te karara bağlayan İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık Seçil Erzan'ı 27 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık", "özel belgede sahtecilik" ile "güveni kötüye kullanma" suçlarından toplam 102 yıl 4 ay hapis ile toplam 753 bin 880 lira adli para cezasına çarptırmıştı.

Mahkeme heyeti, kararında, sanık Erzan hakkında "özel belgede sahtecilik" suçundan her bir katılana yönelik ayrı ayrı ceza istemiyle kamu davası açıldığını anımsatarak, bu suçun mağdurunun kamu olduğunu, sanığın eyleminin de tek olduğunun kabul edildiğini belirtmişti.

Kararda ayrıca "özel belgede sahtecilik" suçundan verilen 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar veren heyet, Erzan'ın bu suç yönünden 5 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmetmişti.

Erzan'ın, katılanlar Nesrin Çakır, Kaan Sinih, Sevgi Sinih, Tursun Sinih, Erkan Karaca, Atilla Baltaş, Ercüment Gülen, Bakiye Gülen, Kemal Tanın Yılmaz, Merve Özer Yılmaz ile müşteki sanıklar Mojtaba Haghani, Nur Erkasap ve Süleyman Arslan'a yönelik eyleminden dolayı da beraatine karar verilmişti.

Diğer sanıklara verilen cezalar

Heyet, sanık Ali Yörük'ü, 4 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 15 yıl 1 ay 15 gün hapis ile 150 bin lira para cezasına, sanık Atilla Yörük'ü de 4 müştekiye karşı aynı suçtan 7 yıl 6 ay 17 gün hapis ile 75 bin lira para cezasına çarptırmıştı.

Sanık Nur Erkasap'ı 3 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ile 79 bin 160 lira para cezasına çarptıran heyet, sanık Hüseyin Eligül'e de 3 müştekiye karşı aynı suçtan 5 yıl 2 ay hapis ile 7 bin 600 lira para cezası vermişti.

Heyet, sanık Nazlı Can'ı 3 müştekiye karşı "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 4 yıl 5 ay 20 gün hapis ile 31 bin 500 lira para cezasına çarptırırken, sanık hakkında 6 müştekiye karşı bu suçtan beraat hükmü kurmuştu.

Sanık Süleyman Aslan da "tefecilik" suçundan 2 yıl 6 ay hapis ile 20 bin lirayla cezalandırılırken, Mojtaba Haghani, Asiye Öztürk, Mehmet Aydoğdu, Hakan Ateş, Rüya Sağır, Kerem Can ve Candaş Gürol'ün ise beraatine karar verilmişti.

İstinaf kararı

Gerekçeli kararın yazılmasının ardından dosya istinafa taşınmıştı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin hüküm kurulurken birleşen dosya bilgilerine yer vermediği ve bunun da denetim güçlüğüne sebebiyet verdiği gerekçesiyle itirazları yerinde görmüştü.

Ceza Dairesi, sanık Erzan'ın yargılanması sırasında bazı usullerin uygulanmadığını belirterek, kararın bozularak dosyanın yerel mahkemeye geri gönderilmesine hükmetmişti.

Bazı sanıklar hakkında verilen hapis cezası kararlarını da bazı usullerin uygulanmadığı gerekçesiyle bozan daire, bir kısım sanıklar yönünde verilen kararları hukuka uygun bulmuştu. 

Hüseyin Baş'tan Netanyahu'ya sert tepki

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına çok sert tepki göstererek, "Soykırımcı ve çocuk katili Netanyahu'nun ahlak dersi vermeye kalkışması ibret verici bir pişkinliktir" dedi

10.06.2026 19:00:00
Haber Merkezi
 Hüseyin Baş'tan Netanyahu'ya sert tepki
 Hüseyin Baş'tan Netanyahu'ya sert tepki
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş, sosyal medya platformu X hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Türkiye'ye yönelik sarf ettiği sözleri sert bir dille eleştirdi.

Baş, Netanyahu'nun adalet ve vicdan gibi kavramlar üzerinden konuşmasını "dünya kamuoyunun aklıyla alay etmek" olarak nitelendirdi.

"Kendi sicili ağır suçlarla dolu"

BTP lideri Hüseyin Baş, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Soykırımcı ve çocuk katili İsrail Başbakanı Netanyahu'nun, Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanına ahlak dersi vermeye kalkışması ibret verici bir pişkinliktir. Kendi sicili, ağır insan hakları ihlalleri, savaş suçları ve masum sivillere yönelik saldırılarla dolu bir kişinin adalet, vicdan ve ahlak üzerine konuşması, dünya kamuoyunun aklıyla alay etmektir."

Ankara-Tel Aviv hattında "ahlak dersi" gerilimi tırmanıyor

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, uluslararası arenada ve sosyal medyada Türkiye ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan suçlamalarına Türkiye'deki siyasi partilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

Türkiye, Gazze'deki askeri operasyonlar ve sivil ölümleri nedeniyle İsrail yönetimini uluslararası mahkemelerde savaş suçu işlemekle suçluyor. Ankara'nın sert yaptırım ve kınama mesajlarına, Netanyahu hükümeti "ahlak dersi almayacağız" savunmasıyla karşılık verdi. Muhalefet partileri de dahil olmak üzere Türkiye'deki siyasi liderler, dış politikada Netanyahu'nun haddi aşan beyanatlarına karşı ortak bir refleks gösteriyor.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın bu çıkışı, İsrail'in Gazze ve Orta Doğu politikalarına karşı Türkiye'deki toplumsal ve siyasi mutabakatın bir parçası olarak değerlendirildi.


Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor

Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkında yürütülen yolsuzluk soruşturmasında iddianame kabul edildi. 862 sayfalık dev dosyada Bozbey için "suç örgütü kurmak ve yönetmek" ile "rüşvet" suçlarından 402 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem için istenen ceza 946 yılı buldu

10.06.2026 17:20:00
Haber Merkezi
Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor
Mustafa Bozbey’e 402 yıl hapis isteniyor
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fahiş rüşvet, usulsüzlük ve organize suç örgütü soruşturmasında çok önemli bir eşik daha aşıldı. Geçtiğimiz Nisan ayında tutuklanan ve İçişleri Bakanlığı tarafından geçici tedbirle görevden uzaklaştırılan CHP'li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey hakkındaki iddianame, mahkeme tarafından resmi olarak kabul edildi.

862 sayfalık iddianame kabul edildi

Cumhuriyet savcılarının titizlikle hazırladığı 862 sayfalık kapsamlı iddianame, yargılamanın önünü açtı. Toplam 63 sanığın yer aldığı dev dosyada, Mustafa Bozbey'in yanı sıra eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, belediye çalışanları ve çok sayıda müteahhit hakim karşısına çıkacak. Şüphelilerin, paravan şirketler ve usulsüz imar ruhsatları üzerinden organize biçimde fahiş miktarda haksız kazanç sağladıkları ileri sürülüyor.

Ağır suçlamalar: Örgüt liderliği ve kara para aklama

Mahkeme tarafından kabul edilen dosyada Mustafa Bozbey'e yönelik suçlamalar oldukça ağır. Soruşturma kapsamında "suç örgütü lideri" olmakla suçlanan Bozbey'e şu cezaların verilmesi talep ediliyor:

• Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme

• Rüşvet almak ve usulsüzlük yapmak

• Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aile bireyleri eliyle aklamak

• İmar kirliliğine neden olmak ve kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi

Bozbey suçlamaları reddetti

Daha önce savcılıkta verdiği ifadeleri ortaya çıkan Mustafa Bozbey, hakkındaki tüm iddiaları "iftira" olarak nitelendirmişti. Nilüfer Belediye Başkanlığı dönemine ait şirket hisselerini 1999 yılında seçildikten hemen sonra aile bireylerine devrettiğini savunan Bozbey, suç örgütü kurmadığını ve kimseden rüşvet almadığını beyan ederek etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini belirtmişti.

Yargılama süreci başlıyor

Nisan ayından bu yana cezaevinde olan Mustafa Bozbey ve diğer tutuklu sanıkların yapılan ara kararda tutukluluk hallerinin devamına hükmedilmişti. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte, davanın önümüzdeki günlerde Bursa 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde duruşma takviminin netleşmesi ve yargılamanın başlaması bekleniyor.

Irmak öğretmenin sır ölümünde soruşturma derinleşti

Ağrı'da evinde ölü bulunan 24 yaşındaki anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan'ın şüpheli vefatıyla ilgili adli süreç genişletildi. Genç öğretmenin maruz kaldığı darp ve baskıyı anlattığı ses kaydı ile sümen altı edilen dilekçeleri sonrası okul müdürü gözaltına alınırken, kamu görevlileri hakkında da inceleme başlatıldı

10.06.2026 15:00:00
Haber Merkezi
Irmak öğretmenin sır ölümünde soruşturma derinleşti
Irmak öğretmenin sır ölümünde soruşturma derinleşti
Ağrı'nın Hamur ilçesine bağlı Soğanlıtepe İlkokulu'nda görev yapan anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan, 7 Haziran 2026 tarihinde il merkezindeki evinde asılı halde ölü bulundu. İlk bulguların intihar ihtimaline işaret ettiği olay, genç kadının ardında bıraktığı şikayet dilekçeleri ve ses kayıtlarının ortaya çıkmasıyla "şüpheli ölüm" kapsamında geniş çaplı bir cezai soruşturmaya dönüştü.

Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Koparan'ın daha önce defalarca şikayet ettiği Karakazan İlkokulu-Ortaokulu Müdürü Melahat İleri gözaltına alındı.

Tokat attı, darp raporu aldı, sürgün etti

Edinilen bilgilere göre olaylar silsilesi, İzmir nüfusuna kayıtlı Irmak Ayşe Koparan'ın elverişsiz yaşam koşulları ve ulaşım zorlukları nedeniyle geçici olarak Karakazan İlkokulu'nda görevlendirilmesiyle başladı. Koparan, bu okulda müdür Melahat İleri tarafından sistematik psikolojik tacize (mobbing) maruz bırakıldı.

İddialara göre okul servisinde yaşanan bir tartışma sırasında okul müdürü İleri, genç öğretmene hakaret ederek tokat attı. Skandalın ardından okul müdürünün asıl darp raporunu alan taraf olduğu, bunun üzerine başlatılan idari işlemle mağdur olan Irmak Ayşe Koparan'ın cezalandırılarak yeniden ilçenin en uzak noktalarından Soğanlıtepe İlkokulu'na gönderildiği öğrenildi.

9 dakikalık çığlık: "Sözleşmeli olduğum için ses çıkaramadım"

Koparan'ın ölümünün ardından sosyal medyada ve kamuoyunda infial yaratan 9 dakikalık bir ses kaydı ortaya çıktı. Parçalar halinde yayımlanan kayıtta Irmak öğretmenin hıçkırıklar içinde, "Müdür bana tokat attı. Sözleşmeli öğretmen olduğum için sesimi çıkaramadım, üzerime baskı kuruyorlar" diyerek maruz kaldığı şiddeti ve çaresizliği anlattığı duyuluyor.

Ayrıca genç öğretmenin, müdür hakkında resmi makamlara hakaret ve darp gerekçesiyle tutanak sunduğu, ancak bu idari başvuruların hiçbirinin işleme alınmadığı belirlendi.

Koparan'ın zorlu coğrafi şartlar, fahiş ulaşım masrafları ve can güvenliği riskleri nedeniyle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Kaymakamlığa yaptığı yer değişikliği taleplerinin de görmezden gelindiği belgelendi.

Soruşturma kamu görevlilerine uzanıyor

Ağrı Valiliği yaptığı açıklamada, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için adli sürecin titizlikle sürdüğünü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde müfettiş görevlendirildiğini duyurdu.

Başsavcılığın, genç öğretmenin dilekçelerini sümen altı eden ve görevini ihmal eden dönemin Kaymakamı, İlçe Milli Eğitim Müdürü ve ilgili idari personel hakkında "görevi kötüye kullanma" ve "ölüme sebebiyet verme" suçlarından soruşturmayı genişletmesi bekleniyor.

Eğitim sendikaları ve kadın hakları savunucuları da konuyu yakından takip ettiklerini belirterek "Irmak Öğretmen için Adalet" çağrısında bulundu. Genç öğretmenin kesin ölüm nedeni yapılacak otopsi raporunun ardından netleşecek olup, cenazesinin ailesinin yaşadığı İzmir'de toprağa verilmesi bekleniyor.

Bakan Yusuf Tekin'den açıklama
 
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
 
Ağrı'da, öğretmenlik yapan Irmak Ayşe Koparan'ın ölümüne ilişkin soru üzerine Tekin, olayla ilgili soruşturma açıldığını bildirdi.

Tekin, Koparan'ın ölümüyle ilgili mobbing ve şiddet iddialarının sorulması üzerine, şunları söyledi:
 
"Gazetelerin ve işin detayını bilmeyen insanların yaptığı yorumlara itibar etmeden hareket etmek lazım. Nihayetinde her bir sözümüzle bir temel hak ve hürriyeti ihlal ediyor, masum insanları lekeliyor olabiliriz. O yüzden Milli Eğitim Bakanlığı olarak temkinli konuşmayı tercih ediyoruz. Olayla ilgili hem adli makamlarla hem emniyet ile koordineli bir biçimde Teftiş Kurulumuz gerekli süreci başlattı. Bizim derdimiz, işimiz öğretmen arkadaşlarımızın hukukunu korumak, güvenli, sağlıklı, huzurlu ortamda çalışmasını sağlamak. Bunu temin edecek bütün tedbirleri alacağız. Orada da eğer öyle bir ihmali olan arkadaşımız varsa kim olursa olsun gözünün yaşına bakmadan gerekli işlem yapılacaktır."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.