logo
29 EKİM 2026

Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz." dedi

29.10.2026 13:09:00 / Güncelleme: 29.10.2026 13:12:56
Haber Merkezi
 
Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti
Devlet erkanı Anıtkabir'i ziyaret etti
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz." dedi.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ve Cumhuriyet'in ilanının 103. yıl dönümü kutlamaları kapsamında ilk tören, Anıtkabir'de düzenlendi. Tören, devlet erkanının Aslanlı Yol'da yürüyüşüyle başladı.

Anıtkabir'de 29 Ekim töreni
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başkanlığındaki Aslanlı Yol'daki kortejde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, yüksek yargı organlarının başkanları, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, kuvvet komutanları, siyasi partilerin temsilcileri ve diğer devlet erkanı yer aldı.
Erdoğan'ın, üzerinde ay yıldız bulunan çelengi Atatürk'ün mozolesine bırakmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.
Daha sonra Erdoğan ve beraberindekiler, Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Anıtkabir Özel Defteri'ne şunları yazdı:
"Aziz Atatürk, bugün, uğruna buyük bedeller ödediğimiz Cumhuriyetimizin kurulușunun 103'üncü seneidevriyesini kutluyoruz. Tarihimize yeni bir istikamet çizen bu önemli günde, zatıalinizi, silah arkadașlarınızı ve kahraman şehitlerimizi şükranla yad ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ni, devleti ve milletiyle birlikte müreffeh ve muzaffer yarınlara ulaștırmak için farklı cephelerde yoğun bir mücadele içindeyiz. Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken zatıalinizin 1 Mart 1922 tarihli Büyük Millet Meclisi hitabında münderiç, 'Bizi, milli davamızı izlemekten yıldıracak hiçbir araç, hiçbir kuvvet düşünülemez. Milli davamız bizim hayatımızdır' sözleri ışığında, milli davamız olarak gördüğümüz Türkiye Yüzyılı hedefine ulaşıncaya kadar kararlılıkla çalışmayı sürdüreceğiz. Ruhun şad olsun."

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi

Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi

29.10.2026 14:18:00
Haber Merkezi
 
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliye edildi.

Avukat Akın Atalay, tahliye başvurusu üzerine müvekkili ve Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol tedbiriyle cezaevinden tahliyesine karar verildiğini duyurdu.

"Rüşvet", "irtikap" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Dedetaş, 31 Temmuz'da tutuklanmıştı.

Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"

Muğla'nın Bodrum ilçesinde 2010 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden ve Yargıtay'ın kararı bozması ile yeniden görülmeye başlanan 2003 Türkiye Mankenler Kraliçesi Aslı Baş davası, Baş ailesinin mazeret bildirmesiyle ertelendi. 16 yıldır hukuk mücadelesi veren baba Mehmet Yavuz Baş, kızının cinayete kurban gittiğini iddia etti. Acılı baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. "Dava başladığında 62 yaşındaydım, şimdi 78. Benim ölümü mü bekliyorlar' Öldüğümde mahkeme sonuçlanacak mı' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Benim ahım var" dedi

29.10.2026 14:03:00 / Güncelleme: 29.10.2026 14:09:11
İhlas Haber Ajansı
 
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
Mankenler kraliçesi Aslı Baş'ın babası: " Kızım cinayete kurban gitti"
2003 yılında düzenlenen 'Miss Model Of Turkey' yarışmasında birinci olan Aslı Baş, 21 Temmuz 2010'da gece saatlerinde turizmci Ahmet Bayer'in Bodrum'da bulunan Tatil Köyündeki villasının 6,5 metre yüksekliğindeki balkonundan düşerek hayatını kaybetmişti. Aslı Baş'ın Bodrum'daki şüpheli ölümüyle ilgili kararın Yargıtay tarafından bozulmasının ardından Muğla 1'inci ağır Ceza Mahkemesinde tekrar başlayan duruşmanın bugün yapılan celsesine Aslı Baş ailesinin avukatı ve ailenin mazeret bildirmesi nedeniyle 21 Ocak 2027 tarihine ertelendi.

"16 senedir hukuk mücadelesi veriyoruz"

Aslı Baş'ın Antalya'da yaşayan babası Mehmet Yavuz Baş, rahatsızlığı nedeniyle ertelenen duruşmaya katılamadığını kaydetti. 16 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini belirten ve kızının cinayete kurban gittiğini savunan acılı Baba, "Kızımın telefonundaki kayıtlar 16 senede çözülemez duruma geldi. 16 senedir biz bir hukuk mücadelesi veriyoruz. Onun çözülmesi, teknik sorunların giderilmesi, o telefon konuşmalarının ne olduğu, teknik olarak ortaya çıkması için araştırma yapıldı. Bir sonuç alınamadı. Ve Yargıtay'ın beraat kararını bozmasından sonra üç mahkemeye girdik. Dördüncü mahkemede ben rahatsızlandım. Gidemeyecek durumdaydım. Avukatlarım ile mazeret bildirerek bu mahkemeye katılamadık" dedi.

"Çitli bitkiden atlamış olsaydı eteği bir yerlere takılırdı"

Olayın gerçekleştiği günden bahseden Mehmet Yavuz Baş, "Cinayetin işlendiği gece 112 aranıyor. Oradaki eleman, 'Ne var'' diyor. 'Bir düşme hadisesi var. Merdivenlerden düştü, kafası kanıyor' diyor. 'Kim bu'' 'Müşteri.' 'Evet, müşteri.' diyor. Aslı'dan bahsediyor. Ambulans üç saat sonra geliyor. Yani bu arada da benim görüşüm, benim tahminim, ölmesi bekleniyor. Merdivenlerden düştü, başı kanıyor dediğiniz insan kendini nasıl yüksekten atıp da intihar etti deniyor' Şahitlerden bir tanesi diyor ki, şahitlerden bir tanesi, 'Çit bitkisini balıklama atladı.' Bir tanesi diyor ki, 'Sportif atladı.' Diğer bir tanesi diyor ki, 'Bitkileri araladı, arasından" Bakın, bu yüksekliği bir metre, eni 80 santim bir bitkiden üzerinde entarisi olan bir kişi buradan balıklama dahi atlasa eteği oralardan bir yere takılır, yırtılır. Böyle bir şey de yok. Zaten bunlar da saklanmış, gizlenmiş. Yani elbisesi de verilmedi. Yırtık da yok zaten. Öyle bir şey de söz konusu değil" diye konuştu.



"Mazlumun ahı indirir şahı"

Baba Baş, olay zamanında 62 yaşında olduğunu, şuanda yaşının 78 olduğuna dikkat çekerek, yine de adalete olan inancını yitirmediğini söyledi. Baş, "Benim ölümümü mü bekliyor' Ben ölünce mahkeme bitecek mi' Adalete olan inancım bugün olmazsa yarın tabii ki sonuçlanacak. Mazlumun ahı indirir şahı. Benim ahım var" ifadelerini kullandı.

"Yaşama sevincimizi elimizden aldılar"

Kızının her zaman hayata pozitif bakan ve daima gülümseyen bir kız olduğunu ifade eden Baş,

"Onun canına kıyanlar da kendilerine göre, affedersiniz, psikopat. Benim kızım dünya güzeli. Yani fizikselden hariç, ölümünden üç dört gün evvel doğaya teşekkür ediyor. Yani yaşama teşekkür ediyor. Her şeyin çok güzel olduğunu, dünyaya pozitif olarak baktığı için teşekkür ediyor her şeye. Bu sevgimizi elimizden aldılar. Bize dünyayı kapkara yaptılar. Yaşama sevincimizi elimizden aldılar. Dünya kapkara bir hâl alıyor. En büyük acının evlat acısı olduğunu biz de tattık. Yani ateş düşmüyor, ateşi düşürüyorlar. Ateş ediyorlar bize. Biz ateşin düştüğü yerde değil, ateş altında kaldık" dedi.

Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet

29 Ekim 1923’te ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti, salt egemenliğin tek bir kişiden alınarak asıl sahibi olan millete devredilmesiyle Türk tarihinin en büyük toplumsal ve siyasal dönüşümünü başlattı. Cumhuriyet fikri sadece anlık bir siyasi krizin çözümü değil, temelleri Milli Mücadele’nin başında, Hacı Bektaş Veli Dergâhı’nda atılmış köklü bir bağımsızlık ve iman hareketidir

29.10.2026 11:06:00
Eyüp Kabil
 
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Hacıbektaş’ta alınan büyük karar: Cumhuriyet
Cumhuriyet'in ilanı ve Türk milleti üzerindeki eşsiz kazanımları manevi bir uyanışın ve sarsılmaz bir iradenin öyküsüdür.


İlk karar ve Hacı Bektaş Veli dergâhı ziyareti


Milli Mücadele'nin henüz ilk dönemlerinde, Sivas Kongresi'nin ardından Ankara'ya doğru yola çıkan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 22-23 Aralık 1919 tarihlerinde Kırşehir'in Hacıbektaş ilçesine uğradı. Hoş Geldin Atatürk eserinde bu ziyaretin sıradan bir duraklama değil, kurulacak yeni devletin yönetim şeklinin ilk kez kararlaştırıldığı tarihi bir eşik olduğu aktarılır.

Dönemin dergâh postnişini Cemalettin Çelebi ile baş başa yapılan uzun görüşmede Mustafa Kemal, kafasındaki yönetim modelini paylaşmıştır. Çelebi'nin "Paşam, açacağınız meclis ve kuracağınız devletin idare şekli Cumhuriyet olacak mı?" sorusuna Gazi, kesin ve kararlı bir dille "Olacak Çelebi Efendi, elbet olacak" yanıtını vermiştir. Bu tarihi mutabakatın ardından Atatürk, Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hazretleri'nin kabrine kapanarak şu duayı etmiştir:

"Evladını önüme rehber eyledim. Meydana çıkıyorum. Yüzümü utandırma."

Prof. Dr. Haydar Baş'ın eserinde vurguladığı üzere, Cumhuriyet'in manevi harcı ve ilk kararı işte bu inanç ve birlik ruhuyla, Ehlibeyt meşrebinin merkezinde atılmıştır.


Çankaya'dan Meclis kürsüsüne: 29 Ekim mucizesi


Hacıbektaş'ta sözü verilen ve sarsılmaz bir "sır" gibi taşınan o büyük ideal, takvimler 28 Ekim 1923 gecesini gösterdiğinde ete kemiğe büründü. Çankaya Köşkü'nde kurmaylarını toplayan Atatürk, tarihe geçen "Efendiler, yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" sözüyle Türk milletinin makus talihini kökten değiştirecek adımı attı.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü TBMM'de Teşkilât-ı Esâsiye Kanunu'nun birinci maddesine "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli Cumhuriyettir" ibaresi eklendi. Saat 20.30'da oturuma katılan 158 milletvekilinin tamamının oy birliğiyle Cumhuriyet resmen ilan edildi ve salon "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle yankılandı.


Prof. Dr. Haydar Baş'ın perspektifinden cumhuriyet ve "kul hakkı"


Prof. Dr. Haydar Baş, Hoş Geldin Atatürk eserinde dikkate değer bir tespitte bulunur: İslam inancına göre her insan, yaratıcısına karşı doğrudan ve eşit bir mesuliyete sahiptir. Bu bağlamda, egemenliğin tek bir kişiden (saltanattan) alınarak milletin tamamına devredilmesi, devlet idaresindeki adalet terazisinin kurulması ve İslam'ın özünde yer alan "kul hakkı" bilincinin devlet yapısına aktarılmasıdır.

Atatürk, inancından aldığı bu güçle hiçbir gücün Türk milletinin üzerinde bir tahakküm kurmasına izin vermemiştir. Nitekim Prof. Dr. Haydar Baş'ın meşhur "Milli bayramlarımız olmasa, dini bayramlarımız olmazdı" tezi de Cumhuriyet'in işgalci Haçlı dünyasına karşı İslam'ı ve Türk varlığını koruyan en büyük kalkan olduğunu tescil etmektedir.


Cumhuriyet'in devlet ve millet üzerindeki olumlu etkileri


• Kişilerin birer kul/tebaa olarak görüldüğü dönem kapanmış; her bir vatandaş kanun önünde eşit, devletin asli ve egemen unsuru olan "yurttaş" kimliğini kazanmıştır.

• Meclis Hükümeti sistemindeki tıkanıklıklar aşılmış, kabine sistemine geçilerek devlet mekanizmasının daha hızlı, demokratik ve kalıcı çalışması sağlanmıştır.

• Eğitimde, hukukta ve sosyal yaşamda topyekûn bir kalkınma hamlesi başlatılmış, Türk kadını hak ettiği sosyal ve siyasal özgürlüğe kavuşmuştur.

• Siyasi bağımsızlık, sonraki yıllarda yerli üretim hamleleriyle desteklenmiş ve kendi kendine yeten devlet idealinin ilk sarsılmaz temeli atılmıştır.


Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte 46 fabrika kuruldu


Cumhuriyet'in ilanından sonra, Atatürk'ün "Her fabrika bir kaledir" sözüyle başlattığı milli ve bağımsız ekonomi hamlesi kapsamında 1923-1938 yılları arasında 46 büyük fabrika ve üretim tesisi kuruldu. Kurulan bazı fabrikalar şunlardı:

Ankara Fişek Fabrikası (1924)

Gölcük Tersanesi (1924)

Şakir Zümre Fabrikası (1925)

Eskişehir Hava Tamirhanesi (1925)

Kayseri Uçak Fabrikası (1926)

Kırıkkale Mühimmat Fabrikası (1926)

Alpullu Şeker Fabrikası (1926)

Uşak Şeker Fabrikası (1926)

Eskişehir Şeker Fabrikası (1934)

Turhal Şeker Fabrikası (1934)

Ankara Çimento Fabrikası (1928)

Keçiborlu Kükürt Fabrikası (1935)

Paşabahçe Cam Fabrikası (1935)

İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası (1936)

Karabük Demir Çelik Fabrikası (1937 - Temel Atma)

Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Kadıköy Lisesi ziyareti öncesinde "Bize gelecek yoksa sana huzur yok, Yusuf Tekin istifa" yazılı pankart astıkları gerekçesiyle tutuklanan üniversite öğrencileri Nehir Dizdar ve Nevin Tekin, kamuoyunda oluşan büyük tepkilerin ardından tahliye edildi

28.10.2026 19:10:00
Haber Merkezi
 
Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi
Nehir Dizdar ve Nevin Tekin tahliye edildi
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in İstanbul'daki Kadıköy Lisesi'ne gerçekleştireceği ziyaret öncesinde okul çevresine pankart asan üniversite öğrencileri Nehir Dizdar ve Nevin Tekin, "tehdit" suçlamasıyla çıkarıldıkları mahkemece tutuklanmıştı.

Bu karar eğitim sendikaları, barolar, siyasetçiler ve demokratik kitle örgütlerinin sert tepkisini çekti. Kamuoyunda yükselen itiraz dalgasının ardından savcılık, avukatların resmi tahliye dilekçesini sunmasını beklemeden öğrencilerin resen serbest bırakılmasına karar verdi.

Destek eylemlerindeki gözaltılar da serbest

Gelişmeler bununla da sınırlı kalmadı. İki öğrencinin tutuklanmasına karşı İstanbul başta olmak üzere farklı kentlerde protesto eylemleri düzenlenmişti.

Son olarak sabah saatlerinde bu protestolara katıldıkları gerekçesiyle ev baskınlarıyla gözaltına alınan dört üniversite öğrencisi, savcılık işlemlerinin ardından yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

"Sıra arkadaşlarımızı geri aldık"

Tahliye kararının ardından Öğrenci Sendikası ve TİP'li Öğrenciler cephesinden ardı ardına açıklamalar geldi.

Öğrenci Sendikası, sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı açıklamada, "Geçtiğimiz günlerde 'Yusuf Tekin istifa' dedikleri için bir pankart gerekçe gösterilerek tutuklanan sıra arkadaşlarımız Nehir ve Nevin tahliye edildi!" ifadelerine yer vererek kararı memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Resim öğretmeni sosyal medya paylaşımı sebebiyle tutuklandı

Balıkesir'in Edremit ilçesinde sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşım nedeniyle hakkında adli işlem başlatılan ortaokul öğretmeni tutuklandı

28.10.2026 13:03:00
İHA
 
Resim öğretmeni sosyal medya paylaşımı sebebiyle tutuklandı
Resim öğretmeni sosyal medya paylaşımı sebebiyle tutuklandı
Balıkesir İl Emniyet Müdürlüğü Edremit Güvenlik Büro Amirliği ekiplerince sosyal medya platformları üzerinde gerçekleştirilen sanal devriye faaliyetleri sırasında, "BARYEK" kullanıcı adıyla Instagram üzerinden herkese açık olarak yapılan bir paylaşımın suç unsuru içerdiği değerlendirildi.

Söz konusu paylaşımın, "Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama" ve "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'a Muhalefet" suçlarını oluşturabileceği kanaatine varılması üzerine durum nöbetçi cumhuriyet savcısına bildirildi.

Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla şüpheli hakkında arama, el koyma ve gözaltı işlemleri başlatıldı. Yapılan çalışmalar sonucunda paylaşımı gerçekleştiren sosyal medya hesabının, Edremit İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı 75. Yıl Ortaokulu'nda resim öğretmeni olarak görev yapan 48 yaşındaki F.Ç.'ye ait olduğu tespit edildi.

Şüphelinin ikametinde gerçekleştirilen aramada, 1 adet cep telefonu ile 1 adet dizüstü bilgisayara incelenmek üzere el konuldu.

Gözaltına alınan F.Ç., emniyet ve savcılık sorgusunun ardından sevkedildiği mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Sucuktan domuz ve at eti çıktı

Tarım ve Orman Bakanlığı, halk sağlığını hiçe sayarak gıdada taklit ve tağşiş yapan firmaların listesini güncelledi. Son denetimlerde 38 yeni ürün listeye eklenirken; dana sucukta domuz eti, çok sayıda et ürününde tek tırnaklı (at, eşek) eti ve çikolatalarda ilaç etken maddesi tespit edildi

28.10.2026 12:05:00
Haber Merkezi
 
Sucuktan domuz ve at eti çıktı
Sucuktan domuz ve at eti çıktı
Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketicinin sağlığını korumak ve gıda sahtekarlarını deşifre etmek amacıyla yayımladığı "Taklit veya Tağşiş Yapılan Gıdalar" ile "Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar" listelerini bugün yeniden güncelledi.

Yapılan laboratuvar incelemelerinin ardından uygunsuzluk saptanan 38 yeni ürün listeye eklenirken, bu ürünlerden 10'unun doğrudan "Sağlığı Tehlikeye Düşürecek Gıdalar" kategorisinde yer alması tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.


Dana sucukta domuz eti şoku!


Listenin en çok dikkat çeken ve infial yaratan kaydı Sakarya'dan geldi. Sakarya'nın Serdivan ilçesinde faaliyet gösteren bir firmanın "Hacı Kemal" markasıyla satışa sunduğu ısıl işlem görmüş dana sucukta domuz eti tespit edildi.

Tüketicileri şoke eden bu gelişme, sağlığı ve inanç hassasiyetlerini tehlikeye düşüren gıdalar listesinde ilk sıralarda yer aldı.


3 ilde "tek tırnaklı" (at, eşek) eti alarmı


Bakanlık denetimleri, kırmızı et ürünlerinde hilenin sadece domuz etiyle sınırlı kalmadığını ortaya koydu. Kayseri, Balıkesir, Bursa ve Kahramanmaraş'taki çeşitli işletmelerde %100 dana eti olarak satılan ürünlerde tek tırnaklı hayvan (at, eşek, katır) eti bulundu.

Kayseri Kocasinan'da Beyarslan markalı dana sucuk hamurunda tek tırnaklı hayvan eti belirlendi. Yine aynı ilçedeki Öz Arslan işletmesinin çiğ dana kıymasında tek tırnaklı eti saptandı.

Balıkesir İvrindi'de Serdenet markalı "Dana Kazan Kavurma" ürününde at/eşek eti tespit edildi.

Bursa Nilüfer'de Namlı Et Tanzim markalı dana sucuğunda tek tırnaklı hayvan eti kalıntılarına rastlandı.

Kahramanmaraş Onikişubat'da Ercan Usta Et Tanzim isimli işletmenin çiğ sığır eti ürününde tek tırnaklı eti belgelendi.


Çikolatada ilaç, çiğ köftede yasaklı boya!


Gıda terörünün ulaştığı nokta sadece et ürünleriyle sınırlı kalmadı. İstanbul Kağıthane'de satışa sunulan "Diblong" markalı "Ginseng Chocolate" (çikolata) ürününde gıdalarda kullanımı kesinlikle yasak olan ilaç etken maddesi tespit edildi.

Bir diğer skandal ise Çorum'dan geldi. Çorum Merkez'deki bir işletmeye ait "Mor Renkte Etsiz Çiğ Köfte" ürününde gıdada kullanımına izin verilmeyen kimyasal boya saptandı. Sıklıkla tüketilen baharat ürünlerinde de benzer şekilde mevzuata aykırı renklendirici boyaların kullanıldığı açıklandı.


Süt ürünleri ve zeytinyağında da hile bitmiyor


Güncellenen tağşiş listesinde temel gıda maddelerindeki sahtekarlıklar da listelendi. Toplam 14 peynir, tereyağı ve yoğurt markası listeye dahil edildi.

Peynir ve tereyağlarında maliyeti düşürmek amacıyla süt yağı yerine bitkisel yağ karıştırıldığı ortaya çıktı.

Soğuk sıkım natürel sızma zeytinyağlarına ucuz tohum yağları karıştırıldığı, süzme çiçek ballarında ise taklit/tağşiş yapılarak şeker şurupları eklendiği listeyle kesinleşti.


Bakanlıktan vatandaşlara çağrı: "Alo 174'ü arayın"


Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilileri, vatandaşların güvenilir gıdaya erişimi için sahada 7/24 denetimlerin devam edeceğini vurguladı. Tüketicilerin satın aldıkları ürünleri anlık olarak Bakanlık Güvenilir Gıda Portalı üzerinden sorgulayabilecekleri hatırlatıldı.

Şüpheli görülen gıda maddeleri, kalitesiz içerikler veya kurallara uymayan işletmeler için vatandaşların zaman kaybetmeden Alo 174 Gıda İhbar Hattı'na bildirimde bulunması istendi.

Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı

Sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması kapsamında Fatih Erdoğan, Abdulkerim Fırat ve Mehmet Erdoğan'ın mal varlıklarına tedbir konuldu

28.10.2026 08:01:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı
Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin soruşturmada 3 kişinin mal varlıklarına tedbir kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasalarında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması sürüyor.

Soruşturma kapsamında başsavcılık tarafından ilgili kurumlara yazılan yazıda, Pasifik Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Erdoğan, Yönetim Kurulu Başkanvekili Abdulkerim Fırat ile Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Erdoğan'ın ilgili kuruluşlar nezdinde yapmak istedikleri devir, temlik, satış, bağış, ipotek/rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, yüksek tutarlı EFT/havale ve benzeri mal varlığını azaltıcı nitelikteki her türlü iş ve işlem bakımından bildirim yükümlülüğü kapsamında gerekli tedbirlerin alınması gerektiği belirtildi.

Söz konusu kişiler tarafından olağan dışı nitelikte bir işlem talebinde bulunulması halinde, işlem gerçekleştirilmeden önce başsavcılıktan görüş alınması ve görüş sorulmadan tasarruf işlemi yapılmaması hususunun ilgili birimlere/üye kuruluşlara bildirilmesi gerektiği ifade edilen yazıda, şunlar kaydedildi:

"Bildirim usulüne tabi kılınan şahısların olağan işlemlerin (mesleki faaliyetler kapsamındaki işlemler, maaş-fatura-kurum ödemeleri, emekli aylığı kullanımı gibi) mağduriyete yol açacak şekilde engellenmemesi, özellikle olağan faaliyet dışı, işlem tutarı veya sıklığı bakımından dikkat çekici, mal varlığını azaltıcı ya da muvazaalı olduğu değerlendirilebilecek şüpheli işlemlerden başsavcılığımızın gecikmeksizin haberdar edilmesi rica olunur."

Yazıda, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Katılım Bankaları Birliği ve Türkiye Noterler Birliği tarafından bu müzekkerenin, tüm üye banka ve noterliklere duyurulması ve duyuru yapıldığına dair bilginin başsavcılığa iletilmesi gerektiği belirtildi.

Fatih Erdoğan, Mehmet Erdoğan ve Abdulkerim Fırat'ın hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının şüpheliler hakkında yürütülen dosya kapsamı ve isnat edilen suçlar dikkate alınarak ilgili kurumlarca dondurulması istenen yazıda, 3 ismin mal varlığını azaltıcı''''''' nitelikteki işlem talepleri ile gerçekleştirilen bu tür işlemler yönünden, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı'na (MASAK) da gecikmeksizin bildirimde bulunulması ve bildirime ilişkin bilginin başsavcılığa iletilmesi hususunda gereğinin yapılması ifade edildi.

Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar

Diyarbakır'da kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcılar, 70 yaşındaki kadını ailesinin şeceresine kadar söyleyip ikna ederek 1 kilo 200 gram altını elden alıp kayıplara karıştı. Şahıslar, polisin çalışması sonucu yakalanıp tutuklanırken altınların akıbetine ilişkin süreç devam ediyor

27.10.2026 13:52:00 / Güncelleme: 27.10.2026 13:55:43
İHA
 
Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar
Aile fertlerinin şeceresine kadar söyleyip 1.2 kilo altını aldılar
Diyarbakır'da yaşayan 70 yaşındaki yaşlı kadın, kendilerini polis olarak tanıtan dolandırıcıların hedefi oldu. Dolandırıcılar, kadını ikna etmek için aileye dair bilgileri sıraladı. Yaşlı kadın, dolandırıcılardan ailesine dair detaylı bilgileri duyunca ikna oldu. Evde bulunan 1 kilo 200 gram altından haberi olmayan yaşlı kadın, o bilgiye ulaşan dolandırıcıların yönlendirmesiyle altınları şahıslara eliyle teslim etti.

Kadının sağlık personeli kızı Esma Aslan ise, teyzesinin uzun süre ablasına telefonla ulaşamadığını ve sürekli meşgul olduğunu söylemesi üzerine olaydan haberdar oldu. Şahıslar, şikayet üzerine tespit edilip yakalanarak tutuklandı. Altınların akıbetine ilişkin ise çalışma devam ediyor.

Esma Aslan, olayın 14 Ekim sabahında olduğunu, evde annesinin yalnız olduğunu bilen biri veya birilerinin annesini aradığını söyledi. O sırada işte olduğunu belirten Aslan, "Kamu sağlık çalışanıyım. Annemi arıyorlar, Kayapınar Emniyetinden polis olduklarını belirtiyorlar. Annem başta inanmıyor. İnandırmak için bir takım şeyler söylüyorlar, aile hüviyetlerimizi söylüyorlar, tek tek anlatıyorlar, annem doğru diyor. 'İnan biz polis memuruyuz teyzeciğim, polis olduğumuza inanmıyorsun. 2017'de sen bir kere dolandırıcılık olayına maruz kalmışsın. 2017'de İstanbul'da kimliğini kaybetmişsin. Öyle değil mi' diyor. Annem tabii her birini teyit ettiriyor. Annem doğrudur diyor. 'Bir kızın öğretmen ismi şu, bir kızın Esma Aslan, kamu kurumunda Sağlık Bakanlığında şu katta, şu birimde çalışıyor.' Çalıştığım kat ve birime kadar söylüyor. Bu kimse, bizi tanıyan, beni özellikle tanıyan biridir. Annem teyit edince, 'bak teyzeciğim bize güvenebilirsin, polis memurlarıyız.' Annem, 'peki benden ne istiyorsunuz' deyince, diyor ki 'biz şu an emniyet olarak operasyon halindeyiz. Sitenin etrafını sarmışız. Senin 2017'de kaybolan kimliğinle dolandırıcılar, karı koca bir dolandırıcı, Zeynep adında bir kadın. Karı koca gitmişler kuyumcuları dolandırmışlar. Kimliğini düşürmüşler. İşte bakmışız o kimlik sana ait bilgiler. Ancak fotoğraf biliyoruz sana ait değil. Kesinlikle seni zan altında bırakmıyoruz teyzeciğim. Sen masumsun.' Annem tabii sesi değişiyor. Haliyle bir şekilde korkutuyorlar" dedi.



"Esma'nın aldığı altınlar o kutular"

Dolandırıcıların, annesinin kendisini aramasına izin vermediğini söyleyen Aslan, "Kızın Esma Aslan hastanede, şu an çalışıyor diyorlar. Annem doğru diyor. Bak teyzem, biz şu an emniyet olarak etrafı sardığımız için senin masumiyetini kanıtlayacağız. Bu kimliğin sana ait olmadığını, bu şahısların sen olmadığını biliyoruz. Annem diyor, benden ne istiyorsunuz' Teyzeciğim yakın zamanda senin kızın yüklü miktarda altın almış, evini satmış. Hatta evi 5,5 milyona sattığımı bile söylüyordu kendisine. Annem doğrudur diyor. İşte kız tüm birikimiyle evini satmış, arabasını satmış tüm birikimiyle. Bu üç dört ay içerisinde kuyumculara gidip gelip yüklü miktarda altın almış. Annem diyor, benim altın aldığımdan haberim yok. Diyor, var var teyzeciğim. Biz onun banka hesaplarına da bakmışız.

Bankada hiç altın hesabı yok. Esma da yüklü miktarda altın almış. Muhtemelen casus yazılımlarla telefonu teknik takibe alan veyahut da beni bilen birileridir yani bu. Altın alıp, fiziki altın alıp eve koymuş. Annem diyor, benim altın aldığımdan haberim yok. Tamam teyzeciğim, sen bizim dediğimizi bizzat yap, talimatlar veriyorlar, yönlendiriyorlar bir bir. En son anneme diyorlar ki Esma'nın yattığı odaya bir bak. Annem diyor, kendine ait özel bir odası yok. Sen geç geç diyor. Peki nerede yatıyor' Annem diyor, kızım böyle bildiğin yer yatağında yatıyor. O zaman kızının elbise dolabına bir git. Bak hangi odadaysa. Annemi o odaya yönlendiriyorlar. Teyzeciğim Esma'nın bir dolabına bak, bir karıştır ortayı kurcala, çekmecelerine bak. Ve gerçekten önceki gün biz tiyatroya gitmiştik. Elimde onar gramlık bileziklerim vardı, künyem vardı. O sabah ben çekmecenin içine bırakıp evden ayrıldım gittim. Allah'a inancınız olsun. Onar gramlık bilezikleri o sabah, o akşamdan da bıraktıklarım oldu.

Sabah da künyemi bıraktım. Dedim hastanede çalışıyorum, enfeksiyon sebebidir, çıkarayım en iyisi dedim. Anneme onu teyit ettiriyorlar. Başka ne var odada diyorlar' Baza. Annem diyor yüklük, diyor bir bazanın altına bak, bir yukarı bak ama özellikle bir yeleğe bir yukarıya bak diyorlar. Anneme yüklüğe baktırıyorlar. Evet annem diyor bir poşet var. Poşeti bir indir teyzeciğim aşağıya. Poşette ne var' Annem diyor poşette kutular var. 'Tamam teyze işte o kutulardır. Esma'nın aldığı altınlar o kutular. Bir aç o kutuları. İçlerinde ne var'' Neler olduğunu daha bilmedikleri için annem diyor ki içlerinde işte bilezikler vesaire var. 'Tamam teyzem, o bilezikleri şu an tek tek kutularından çıkar.

Hepsini ıslak mendille sil. Amaç operasyon halinde olduğumuz için senin parmak izin de çıkmasın. Emniyetten iki mensup yukarıya göndereceğiz. Özellikle bir sivil polis yukarıya kapıya geliyor. Sessiz bir şekilde bir çantaya bırak, sesini çıkarma, sakın kimseyi de arama, telefon da açıkta kalsın. Hep seninle iletişim içinde olacağız.' Kapıya gelen zanlı, polis olduğunu söylüyor. 'Polis memuru kapıya geldi, sen kapıyı aç teyzem' diyor. O kapıyı çalmayacak, sen kapıyı açacaksın. Uyanıklar çünkü kapıyı çaldı mı parmak izi de çıkıyor" diye konuştu.

"3-4 saatlik telefon trafiği devam ediyor"

Bunların çok uyanık, çok profesyonel dolandırıcılar olduğunu kaydeden Aslan, "Annem kapıyı açıyor. Annem diyor önce dürbünden bakıyorum. Diyor baktım sıfatı pek bana böyle polis olduğu imajı oluşturmadı. Diyor ben telefondaki şahsa diyorum ki, bu polis memuru değil yani çok affedersin bizim Diyarbakır'da sokak züppesi diye tabir ettiğimiz tiptendir. Polisler bu kılıkta olmaz ki demiş. Teyzeciğim biz emniyet mensubuyuz. Zaten biz o kılıklara giriyoruz ki zanlıları, suçlusu falan yakalayalım. Kimse şüphelenmesin, halk şüphelenmesin diye biz o kılığa giriyoruz. Annem de kapıya gelene olduğu gibi çanta dolu, 1 kilo 200 gram 22 ayar değerinde altını eline tutuşturuyor. Biri de gözcülük yapıyor apartmanın içinde. Annem onu da fark ediyor. Gözcülük yapıyor, elini kolunu sallayarak salarak apartmandan dışarıya çıkıyor. Ve annem altınları verdikten sonra da iletişim içinde olun diyor. Saat 12'de annem 09.36 civarında annemi arıyorlar. Telefon zaten savcılığın kontrolünde. Savcılık takip ediyor onları.

O saatte annemi arıyor, 3-4 saatlik telefon trafiği devam ediyor. Altınları annem diyor saat 12 civarında almış. Demiş ki teyzeciğim biz şu an altınları götürürüz aşağıda zanlılar sözde karı koca zanlı ya. Onlar aracın içinde. Teyzeciğim biz götüreceğiz, bakalım. Onların çaldığı altınlar olup olmadığını tespit edeceğiz. Annem diyor altınlar gittikten sonra da diyor beni aramışlar. Demişler teyzeciğim, bu gerçekten kızına alın teri, helal parasıymış. Bu altınlar o altınlar değil, bu hırsızların çaldığı altınlar değil. Ben bizzat teyzeme getirip teslim edeceğim demiş. Telefonunu kapatma demiş. İş yerindeydim.

Teyzem, Kocaeli'nden beni aradı saat 12.00 civarlarıydı. Kızım dedi, saatlerdir anneni arıyorum telefona cevap veren yok. Hep meşgul, sürekli meşgul çalıyor dedi. Sen bir bak dedi. Zekiye abla, o kadar kişiyle görüşmüyor, konuşmuyor senin annen. Annenin konuşması 1-2 dakikadır. Gerçekten annemi bilenler iyi biliyor. Kapattım, dedim teyzeciğim yoğunum, hastalarla ilgileniyorum. Bugün çarşamba günü, bugün çok yoğun bir gün. İlerleyen saatte tekrar seni arayacağım dedim. Derken saat 13.38 sıraları teyzem tekrar beni aradı. Kızım dedi, vallahi dedi bu durum farklı bir durum sanki dedi. Anneni beşer onar dakika arayla arıyorum. Tekrar hep meşgul, hep meşgul. Aklıma kötü şeyler geliyor. Sakın o 2017'de başına gelen şey gelmiş olmasın dedi. Tamam hemen kapat dedim teyze.

Tabii kurum idari amirim, hemşire arkadaşlarla beraber oturuyoruz. Hemen telefona sarıldım, aradım annemi. Arar aramaz düştü. Teyzem bir dakika önce arıyor, meşgul çalıyor. Demek hattın öbür ucunda şebeke elebaşları var. Çünkü demişler saat 14.00-16.00'ya kadar iletişim içinde olacağız seninle. Annem alo der demez baktım sesi kötü geliyor. Anne dedim, sen kiminle konuşuyorsun saatlerdir dedim. Teyzem seni arıyormuş dedim, ulaşamıyormuş sana. Bir baktım ağlamaklı sesi geliyor. Ben önce dedim ki Allah korusun, son yıllarda çok kardeş ölümleri haberini alıyoruz. Ya da benim abim hasta cezaevinde.

Acaba onunla ilgili kötü şey mi aldı, haber mi aldı diye. Hayır, hayır dedi, kötü haber değil. Dedim sen şimdi evde misin' Evet dedi. Eee dedim peki teyze neden sana ulaşamıyor' Bak ben hemen aradım, pat diye cevap verdin. Dedi hiç sorma, hiç sorma. Tabii ağlamaklı, kötü bir ses tonu ve psikolojiyle. Kızım senin 14 yıllık emeğini, o alın terini, o helal kazancını ben bizzat kendi ellerimle gelen kapıdaki dolandırıcılara teslim ettim deyip zaten ben sinirlendim. Telefonu suratına kapattım. Teyzeme, kız kardeşime haber verdim. Dedim siz ulaşmaya çalışın. Emniyet yetkililerine ben hastaneden çıkana kadar" şeklinde konuştu.

"Zanlılar tutuklandılar"

Hemen kız kardeşine haber verdiğini aktaran Aslan, "O da öğretmen. Ona haber verir vermez hemen gidip annemi arıyor. Emniyet yetkililerini arıyor. Annemi alıyor ve beraber Kayapınar'daki Alişan Polis Karakolu'na gidiyorlar. Annemin ifadesini alıyorlar. Asayiş polisindeki, Asayiş Büro Amirliğindeki görevli yetkililerimiz hemen çalışmaya başlıyorlar. Sağ olsunlar, gerçekten çok güzel çalıştılar. Allah razı olsun. 24 saat geçmeden, civardaki kameralardan tespit ettikleri iki zanlının görüntülerine ulaşıyorlar. Zanlıların, apartmanın içinden ellerini kollarını sallaya sallaya çıktıkları ve altın dolu çantayı birbirlerine verdikleri zaten görülüyor.

Ardından çantayı sallayarak arka tarafa gidiyorlar. O gün şikâyetçi olduk. Ben de avukat tuttum. Durum savcılığa intikal etti. O zanlılar zaten tutuklandılar. Birinin daha tutuklandığını sonradan öğrendim. Üçüncü zanlının da tutuklandığını Asayiş Büro Amirliğindeki yetkililer bize söylediler. Yani bunların büyük bir şebeke olduğu belli. Altınlar hakkında emniyet yetkilileri şu anda hiç konuşmuyorlar, bize bir şey söylemiyorlar. Takdir edersiniz ki bu işler gizlilik çerçevesinde yürütülüyor. Soruşturma, savcılığın izniyle devam ediyor. Bakalım, bekliyorum. Bence bu, üç beş kişiyle olacak bir şey değil. Bana göre bu, büyük bir şebeke" ifadelerini kullandı.

Annesinin ilk dolandırılma öyküsünün 2017 yılında yaşandığına değinen Aslan, "O zaman da telefon dolandırıcılığı söz konusuydu. Annemi arayıp ikna edebilmek için yine benim hangi kamu kurumunda çalıştığımı biliyorlardı. O dönem Dicle Üniversitesi'nde çalışıyordum. Atanıncaya kadar hizmet alımına bağlı olarak hemşirelik yapıyordum. Bunu bile söylüyorlardı. Kız kardeşimin öğretmen olduğunu da söylüyorlardı. İki oğlunun cezaevinde olduğuna kadar her şeyi biliyorlardı. Gayet ikna edici bilgiler veriyorlardı. Nüfustaki bütün bilgilerimizi de tek tek söyleyince annem inanıyor. Ardından anneme, 'senin oğlun suçsuzdur. Masum yere cezaevine atılmış. Biz onu kurtarmak istiyoruz. Dosyasını temyize götüreceğiz, Yargıtay'a götüreceğiz. Onun için bize güvenebilirsin' diyorlar.

Annemin hesabında 21 bin tam hatırlamıyorum, öyle bir miktar para vardı. Bu, kredi parasıydı. Sözde annem o krediyi kapatacaktı. Dolandırıcılar annemi arayıp durumu anlatıyorlar. 'Sen hesabındaki parayı bize aktar teyzeciğim. Biz oğlun için avukat tutacağız, dosyasını Yargıtaya, temyize göndereceğiz. Oğlunun masumiyetini kanıtlayacağız.' diyorlar. Annem de o gün Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kurulunda heyete girecek. Bu kişiler annemi epey yoruyorlar. Hatta bir ara anneme, 'Teyzeciğim, sen şeker hastasısın. Ağacın altına gir, güneş sana çarpmasın' diyorlar. Çünkü bu olay 26 veya 27 Haziran 2017 tarihinde yaşanıyor. Yani annemin hastalığını bile biliyorlar. Bu nedenle, kesinlikle bu işin içinde bir tanıdık olduğunu düşünüyorum. Annem şu anda 70 yaşında.

Ben o dönem Müge Anlı'ya da ulaştım. 2017 yılında bir türlü sıra bana gelmedi. Müge Anlı hanımefendi, altı yedi ay sonra beni aradığında artık zanlıları yakalamış ve parayı ele geçirmiştik. Kendisine, 'Biz parayı ele geçirdik, zanlılar yakalandı' dedim. Hatta şaşkınlık yaşadı. 'Nasıl' diye sordu. 'Diyarbakır Asayiş mi' dedi. Ben de, 'Yok, buna Esma Asayişi desek daha doğru olur' dedim. Çünkü ben internet üzerinden, o çok affedersiniz, adi ve alçak insanların telefon numaralarını, Facebook adreslerini, internet adreslerini ve fotoğraflarını bulmuştum. Şüphelilerden biri Bakırköy'de bir internet barda çalışıyordu.

Diğeri ise taksicilik yapıyordu. Bulduğum bilgileri, Müge Anlı'yla olan iletişimim üzerinden sürekli onlara gönderiyordum. Boyuna bu bilgileri gönderince, anlaşılan şebeke elemanları telaşlanmaya başladılar. Muhtemelen, 'Eyvah, bu kadın Müge Anlı'ya çıkarsa ne olacak' Müge Anlı'nın programını izleyen emniyet yetkilileri iğne deliğine girseler bunları yakalayacaklar' diye düşündüler. İlk olayda oldukları için bizi aradılar ve parayı geri göndereceklerini söylediler. Sonunda para da hesabımıza geri geldi" dedi.

İstanbul'da sağanak su baskınlarına neden oldu

Pendik ve Tuzla'da etkili olan sağanak nedeniyle bazı noktalarda su baskını yaşanırken, sürücüler zor anlar yaşadı

27.10.2026 12:50:00
Anadolu Ajansı
 
İstanbul'da sağanak su baskınlarına neden oldu
İstanbul'da sağanak su baskınlarına neden oldu

İstanbul'da gece saatlerinden beri etkili olan sağanak sonucu Pendik ilçesinin bazı caddelerinde su birikintileri oluştu.

Sahil yolunun Kartal istikametinde su birikintisi sonucu 2 şerit trafiğe kapanırken, ekipler temizlik çalışması başlattı.

Sağanak sonucu Kaynarca Mahallesi'ndeki bir alt geçit de suyla doldu. Yağmur sularının bir caddeden alt geçide şelale gibi aktığı anlar bir vatandaşın cep telefonu kamerasınca kaydedildi.

Alt geçitte bir otomobilde mahsur kalan sürücü ve yanındaki çocuk ekiplerce kurtarıldı.

Yağış nedeniyle ilçedeki pek çok cadde su altında kaldı, sürücüler su dolu yollarda ilerlemekte güçlük çekti.

İlçedeki Kemiklidere'nin debisi yağışla yükseldi. Kaynarca'daki İstanbul Tersane Komutanlığının girişindeki yolda da su birikintisi yaşandı.

Sabiha Gökçen Havalimanı'ndaki kargo terminalinde bulunan tünelin bir kısmı yağmur nedeniyle suyla doldu.

Tuzla Aydınlı Mahallesi'nde de yağış nedeniyle yollarda su birikintileri oluştu. Su seviyesinin araçların tekerleklerine kadar yükseldiği yolda sürücüler ilerlemekte güçlük çekti.

Sabah saatlerinde olumsuz hava koşulları nedeniyle bir süre ulaşıma kapanan D-100 kara yolunun Tuzla-Pendik yönündeki ana yol ve yan yol, suların çekilmesiyle trafiğe açıldı.

18 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 55 gözaltı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, yasa dışı bahis sitelerini işlettiği, bu sitelerin altyapı, yazılım ve çağrı merkezi faaliyetlerini yürüttüğü belirlenen şüphelilere yönelik Ankara merkezli 18 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi

27.10.2026 11:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
18 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 55 gözaltı
18 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 55 gözaltı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, yasa dışı bahis sitelerini işlettiği, bu sitelerin altyapı, yazılım ve çağrı merkezi faaliyetlerini yürüttüğü belirlenen şüphelilere yönelik Ankara merkezli 18 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Haklarında gözaltı kararı verilen 79 şüpheliden 55'i yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında 23 şirkette arama yapılarak kayyım atanırken, şüphelilerin ve şirketlerin toplam şüpheli işlem hacminin yaklaşık 21 milyar 319 milyon lira olduğu tespit edildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, şüphelilerin yasa dışı bahis sitelerini işlettikleri, söz konusu sitelerin altyapı, yazılım ve çağrı merkezi faaliyetlerini yürüttükleri teknik dinleme ve çalışmalar sonucunda belirlendi.

Şirketler üzerinden yasa dışı bahis ağı kurmuşlar



Soruşturma dosyası kapsamında örgüt faaliyetlerinde bulunan şüphelilerin, kurdukları şirketler aracılığıyla yasal ticari faaliyetlerinin yanı sıra yasa dışı bahis işleriyle de uğraştıkları tespit edildi. Örgüt liderinin kurduğu şirketlerden gelen paraları kendi kişisel hesaplarına aktardığı, şirketlerde çalışan kişiler aracılığıyla kripto varlık borsaları üzerinden yasa dışı bahis sitelerinde çalışanların maaşlarının ödendiği anlaşıldı.

18 ilde eş zamanlı operasyon

Bu kapsamda 27 Ekim 2026 tarihinde Ankara merkezli olmak üzere Adana, Aydın, Batman, Eskişehir, Şanlıurfa, Mersin, Yalova, Kahramanmaraş, İzmir, Sivas, Diyarbakır, Siirt, İstanbul, Antalya, Hatay, Erzurum ve Edirne'nin de aralarında bulunduğu toplam 18 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi.
Belirlenen adreslerde arama ve el koyma işlemleri yapılırken, haklarında gözaltı kararı bulunan 79 şüpheliden 55'i yakalanarak gözaltına alındı.

23 şirkete kayyım atandı

Soruşturma kapsamında 23 şirkette arama yapılarak kayyım atanırken, adreslerde çok sayıda dijital materyal ele geçirildi. Şüphelilerin ve şirketlerin toplam şüpheli işlem hacminin yaklaşık 21 milyar 319 milyon lira olduğu tespit edildi.
Öte yandan şüphelilerin kullandığı yasa dışı bahis sitelerine erişim engeli getirildi. Diğer şüphelilerin yakalanmasına yönelik soruşturmanın çok yönlü ve titizlikle sürdürüldüğü bildirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.