Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak Anıtkabir'i ziyaret, cumhuriyeti öven cümleleri kurmaktan ibaret değildir.
29 Ekim, emperyalistlere karşı Türk'ün zaferi ile taçlandığı gündür.
29 Ekim, bu ülkenin yönetiminde sözün bir kişiye, aileye ya da ayrıcalıklı bir zümreye değil, millete ait olduğunun ilanıdır.
Cumhuriyet, farklı hayatları ve düşünceleri ortak bir yurttaşlık çatısı altında buluşturan; her insana emeği, yeteneği ve kararlılığıyla yükselme imkânı veren yönetim biçimidir.
Bu imkânın değerini anlamak için kuruluş yıllarına bakmak yeter. Savaşlardan çıkmış, nüfusunun önemli bölümünü yitirmiş, okulları, yolları, üretim tesisleri büyük ölçüde yetersiz kalmış ve bizzat Padişah tarafından teslim olma anlaşmasının (Mondros) imza atılmıştı. Yani her şey bir tarafa bağımsızlık bile artık kaybedilmişti.
O günleri kabaca bir hatırlayalım
Anadolu'daki nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu.
40 bin köy vardı, 38 bininde okul 30 bininde cami yoktu.
Traktör yoktu. Beş bin köyde sığır vebası vardı. Hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. İki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı.
Her doğan iki bebekten biri ölüyordu. Memlekette sadece 337 doktor vardı. Sadece 60 eczacı vardı, sadece 8'i Türk'tü. Diş hekimi, sıfırdı. Dört hemşire vardı. 40 bin köy, sadece 136 ebe vardı. Ortalama ömür 40'tı.
Yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. Ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. Limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti.
Toplam sermayenin sadece yüzde 15'i Türk'tü. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e miras kalan sadece dört fabrika vardı, Hereke ipek, Feshane yün, Bakırköy bez, Beykoz deri…
Elektrik sadece İstanbul, İzmir ve Tarsus'ta vardı. Otomobil sayısı bin 490'dı. Sadece dört şehirde özel otomobil vardı…
Erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu.
Okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. Okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu.
Toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. Türkiye'nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı.
Öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. Tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi…
Atatürk ne yaptı?
13 milyon civarındaki nüfusun çoğu yaşlı ve çocuktu. Genç ve yetişkinlerin hemen hepsi cephede şehit olmuştu.
Bu şartlar altında genç cumhuriyet 10 yıl içinde erkeklerde % 7, kadınlar binde 4 olan okur-yazar oranı 10 yıl içinde % 20'ye çıkarıldı. Sağlık alanında hastaneler, sağlık ocakları kuruldu. Aşı ürettik, Çin'e, Avrupa'ya aşı gönderdik.
Ziraat, Etibank, Sümerbank, İş bankası kuruldu. 1931'de Merkez bankası kuruldu.
6 Ekim 1926: Kayseri Uçak Fabrikası hizmete açıldı. İlk denizaltılar yapıldı. Kırıkkale'de Barut, Silah ve Fişek Fabrikası üretime başladı. MTA açıldı. Demir-çelik fabrikaları açıldı.
50'den fazla mensucat, dokuma, şeker fabrikaları, hidroelektrik santralleri, kağıt, karton ve cam fabrikaları açıldı. Yurt içi demiryolu hatları yapıldı.
Bunlar gibi binlerce işletme hayata geçti. Hepsini geç! O günün şartlarında yerli ve milli uçak ürettik, uçak.
Kısaca eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, demiryollarından bankacılığa uzanan kurumlar ve yatırımlar, genç devletin kendi ayakları üzerinde durması için gerekli her adım atıldı.
Vefa
Geçmişte sıradan ailelerden gelen insanların belediye başkanı, milletvekili, başbakan ya da cumhurbaşkanı olabilmesi, Cumhuriyet vesilesiyledir.
Bu imkânı korumak, kişilere göre değil ilkelere göre işleyen bir düzen kurmayı gerektirir. Herkes eğitimle, emekle ve liyakatle ilerleyebilmelidir. Kanun önünde eşitlik yalnızca kâğıtta kalmamalı, gündelik hayatta da hissedilmelidir.
Cumhuriyet'in en kıymetli yanlarından biri, yurttaşlara yalnızca seçme hakkı vermesi değil, yönetenlerden hesap sorma sorumluluğu da yüklemesidir.
Cumhuriyeti yaşatmanın yolu, geçmişin başarılarını anmak kadar eksiklerini dürüstçe görmekten; bilimi ve eğitimi güçlendirmekten, adaleti herkese eşit uygulamaktan ve ülkenin kaynaklarını milletin ortak yararı için kullanmaktan geçer.
Kaybedersek kazanmamız asla mümkün olmaz
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın sözlerini bir daha hatırlayalım:
"Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Hâkimiyet bu! Cumhuriyet bu! Bunun olması için yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız olması lazım…
Cumhuriyet halkın kendini idare etmesi demektir. Siz eğer Cumhuriyeti kabul etmiyorsanız kendinizi de idare etmeyi kabul etmiyorsunuz demektir…
Milleti ile bir ve beraber olacak devletimizin, yine milletinden alacağı güçle her meseleyi çözeceğine inancımız tamdır…
Cumhuriyet deyip geçmeyelim, bir kaybedersek kazanmamız asla mümkün olmaz."
29 Ekim, emperyalistlere karşı Türk'ün zaferi ile taçlandığı gündür.
29 Ekim, bu ülkenin yönetiminde sözün bir kişiye, aileye ya da ayrıcalıklı bir zümreye değil, millete ait olduğunun ilanıdır.
Cumhuriyet, farklı hayatları ve düşünceleri ortak bir yurttaşlık çatısı altında buluşturan; her insana emeği, yeteneği ve kararlılığıyla yükselme imkânı veren yönetim biçimidir.
Bu imkânın değerini anlamak için kuruluş yıllarına bakmak yeter. Savaşlardan çıkmış, nüfusunun önemli bölümünü yitirmiş, okulları, yolları, üretim tesisleri büyük ölçüde yetersiz kalmış ve bizzat Padişah tarafından teslim olma anlaşmasının (Mondros) imza atılmıştı. Yani her şey bir tarafa bağımsızlık bile artık kaybedilmişti.
O günleri kabaca bir hatırlayalım
Anadolu'daki nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu.
40 bin köy vardı, 38 bininde okul 30 bininde cami yoktu.
Traktör yoktu. Beş bin köyde sığır vebası vardı. Hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. İki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı.
Her doğan iki bebekten biri ölüyordu. Memlekette sadece 337 doktor vardı. Sadece 60 eczacı vardı, sadece 8'i Türk'tü. Diş hekimi, sıfırdı. Dört hemşire vardı. 40 bin köy, sadece 136 ebe vardı. Ortalama ömür 40'tı.
Yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. Ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. Limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti.
Toplam sermayenin sadece yüzde 15'i Türk'tü. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e miras kalan sadece dört fabrika vardı, Hereke ipek, Feshane yün, Bakırköy bez, Beykoz deri…
Elektrik sadece İstanbul, İzmir ve Tarsus'ta vardı. Otomobil sayısı bin 490'dı. Sadece dört şehirde özel otomobil vardı…
Erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu.
Okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. Okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu.
Toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. Türkiye'nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı.
Öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. Tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi…
Atatürk ne yaptı?
13 milyon civarındaki nüfusun çoğu yaşlı ve çocuktu. Genç ve yetişkinlerin hemen hepsi cephede şehit olmuştu.
Bu şartlar altında genç cumhuriyet 10 yıl içinde erkeklerde % 7, kadınlar binde 4 olan okur-yazar oranı 10 yıl içinde % 20'ye çıkarıldı. Sağlık alanında hastaneler, sağlık ocakları kuruldu. Aşı ürettik, Çin'e, Avrupa'ya aşı gönderdik.
Ziraat, Etibank, Sümerbank, İş bankası kuruldu. 1931'de Merkez bankası kuruldu.
6 Ekim 1926: Kayseri Uçak Fabrikası hizmete açıldı. İlk denizaltılar yapıldı. Kırıkkale'de Barut, Silah ve Fişek Fabrikası üretime başladı. MTA açıldı. Demir-çelik fabrikaları açıldı.
50'den fazla mensucat, dokuma, şeker fabrikaları, hidroelektrik santralleri, kağıt, karton ve cam fabrikaları açıldı. Yurt içi demiryolu hatları yapıldı.
Bunlar gibi binlerce işletme hayata geçti. Hepsini geç! O günün şartlarında yerli ve milli uçak ürettik, uçak.
Kısaca eğitimden sağlığa, tarımdan sanayiye, demiryollarından bankacılığa uzanan kurumlar ve yatırımlar, genç devletin kendi ayakları üzerinde durması için gerekli her adım atıldı.
Vefa
Geçmişte sıradan ailelerden gelen insanların belediye başkanı, milletvekili, başbakan ya da cumhurbaşkanı olabilmesi, Cumhuriyet vesilesiyledir.
Bu imkânı korumak, kişilere göre değil ilkelere göre işleyen bir düzen kurmayı gerektirir. Herkes eğitimle, emekle ve liyakatle ilerleyebilmelidir. Kanun önünde eşitlik yalnızca kâğıtta kalmamalı, gündelik hayatta da hissedilmelidir.
Cumhuriyet'in en kıymetli yanlarından biri, yurttaşlara yalnızca seçme hakkı vermesi değil, yönetenlerden hesap sorma sorumluluğu da yüklemesidir.
Cumhuriyeti yaşatmanın yolu, geçmişin başarılarını anmak kadar eksiklerini dürüstçe görmekten; bilimi ve eğitimi güçlendirmekten, adaleti herkese eşit uygulamaktan ve ülkenin kaynaklarını milletin ortak yararı için kullanmaktan geçer.
Kaybedersek kazanmamız asla mümkün olmaz
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın sözlerini bir daha hatırlayalım:
"Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Hâkimiyet bu! Cumhuriyet bu! Bunun olması için yasama, yürütme ve yargı erklerinin bağımsız olması lazım…
Cumhuriyet halkın kendini idare etmesi demektir. Siz eğer Cumhuriyeti kabul etmiyorsanız kendinizi de idare etmeyi kabul etmiyorsunuz demektir…
Milleti ile bir ve beraber olacak devletimizin, yine milletinden alacağı güçle her meseleyi çözeceğine inancımız tamdır…
Cumhuriyet deyip geçmeyelim, bir kaybedersek kazanmamız asla mümkün olmaz."
Akın Aydın / diğer yazıları
- Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamak / 29.10.2026
- Başörtüsü sorgulanamaz, yasaklanamaz / 28.10.2026
- Emanet, imtihan ve tevekkül / 26.10.2026
- Fon vurgunu ve ipin ucu / 25.10.2026
- Ha Netenyahu ha Trump demiştik! / 24.10.2026
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026
- Bir çağrı bir fetva ve cevabı / 21.10.2026
- ‘Erdoğan Nobel’e aday gösterilmeli’ / 19.10.2026
- Türkiye, suçluların sığınağı olmayacakmış! / 18.10.2026
- Parayı takip etmeyenler sigarayı takibe aldı / 17.10.2026
- Başörtüsü sorgulanamaz, yasaklanamaz / 28.10.2026
- Emanet, imtihan ve tevekkül / 26.10.2026
- Fon vurgunu ve ipin ucu / 25.10.2026
- Ha Netenyahu ha Trump demiştik! / 24.10.2026
- Avrupalıların hak arayışları ve Türkiye / 23.10.2026
- Bir çağrı bir fetva ve cevabı / 21.10.2026
- ‘Erdoğan Nobel’e aday gösterilmeli’ / 19.10.2026
- Türkiye, suçluların sığınağı olmayacakmış! / 18.10.2026
- Parayı takip etmeyenler sigarayı takibe aldı / 17.10.2026

























































