HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 EKİM 2021, ÇARŞAMBA

Din ve vicdan hürriyeti başka, misyonerlik başka

10.06.2004 00:00:00
"Din ve vicdan hürriyeti" Anayasanın teminatı altındadır. Birçok uluslararası hukuk metinlerinde de önemli bir yer tutar. Bizim tarihimizin her dönemi de bu temel ilkenin bir hukuk abidesi olarak baş köşede taclandırılmasının yanında, uygulamada da toplumsal barış ve huzur adına bir medeniyet şahikasıdır.

Hiç şüphesiz bu benzersiz ve erişilmez medeniyet mutlak manada son ve yegane dinimiz olan İslam'ın bir nimetidir.

İslam'ın tam olarak yaşandığı devirlere baktığımızda ırkı, rengi ve dini ne olursa olsun inandığı ve sahip olduğu tabii özelliklerinden dolayı hiç bir fert ve topluma müdahale edilmemiş, hak ve hukuku çiğnenmemiştir. İstanbul'un fethinden önceki kiliselerin dahi hala ibadete hazır ve açık olması bunun en canlı şahididir. Bunun aksine Batı'nın eline geçen İslam topraklarında taş üstünde taş bırakılmaması İslam medeniyetinin en mükemmel örnekleri olan camiler, mescidler, medreseler, hanlar, hamamlar, çeşmeler, köprüler, çarşılar, hastaneler, kütüphaneler, imaretler yerlebir edilmiş, izleri dahi silinmiştir.

Tarihte Endülüs'ün başına gelenler, günümüzde Bosna Afganistan, Irak ve Filistin'de yaşananlar da batının değişmez karakterinin bir kaç örneğini gösterir.

Tarih bu iki zıt uygulamanın birbiriyle mücadelesinden ibarettir. Bu mücadelede İslam dini tevhidi temsil ve muhafaza ile birlikte kim olursa olsun herkesin hak ve hukukunu hem savunmak hem de ona riayet etmiştir.

İster Hıristiyan, ister Yahudi, isterse neye inanırsa inansın herkesin kendi inandığı dini yaşaması kadar tabii bir şey olamaz.

Ancak bütün bunların yanında tamamiyle siyasi olan misyonerlik hareketlerinin "din ve vicdan hürriyeti" kapsamına girip girmeyeceği oldukça şüphelidir. Kim ne derse desin ve bazıları inanmasalar bile hem tarihte hem de günümüzde misyonerlik hareketleri Batının öncü kuvvetleri olarak çalışmıştır, halen de çalışmalara devam etmektedirler.

Bunlar Hıristiyanların dini haklarını savunmak, dini ihtiyaçlarını tatmin etmek gibi bir idealin peşinde değillerdir.

Dikkat edilirse bunlar halkı Hıristiyan olmayan ülkelerde bir taraftan halkı Hıristiyanlaştırırlarken bir taraftan da bölgenin siyasi ve ekonomik gücünü ele geçiriyorlardı. Bir Afrikalının, "Bizim topraklarımız vardı, onların (misyonerlerin) İncilleri. Ellerimize İncilleri verdiler topraklarımızı aldılar" dediği gibi...

Bugün Afrika ve Asya'daki maden ve enerji kaynakları kimin elinde ve kontrolündedir? Bunlar nasıl ele geçirilmiştir? Bu suallerin cevapları bütün meseleyi aydınlatmaya yeter.

Böyle bir harekete karşı şahısların veya kurumların tedbirli olmaları her şeyden önce kendi varlığını koruması adına şarttır.

Bu cümleden olarak, şu anda bile ülkemizin ve bölgemizin misyonerlerin faaliyetlerine nasıl terk edildiği ve bunun ne büyük tehlikeler içerdiğini görmemek sadece bu teşkilatların nasıl etkili olduklarının bir başka delilidir.

Siyasetin, ekonominin, dini, milli, manevi ve tarihi değerlerin durumu ortada. Bütün bu değerler öyle kendi kendine eriyip zaafa düşmedi.

Globalizm denilen tek devlet, tek millet ve tek din anlayışının en faal ve en öncü aktörleri hiç şüphesiz misyonerlerdir.

Vatikan'nın misyonerliğe çizdiği yeni metod "Dinlerarası Diyalogdur." Her gün medyadan takip ettiğimiz kadarıyla ülkemizde özellikle Urfa, Harran ve Mardin'de düzenlenen "Dinlerarası Diyalog" toplantıları bilgi ve mantık açısından çok yanlış ve tehlikeli olmuştur. Bunların bir benzeri "Hoşgörü ve Diyalog" adı altında seri olarak Abant'ta yapılmıştır. Konuların seçimi ve ele alınışı bir çok soruyu da peşinden getirmiştir.

Sanki dünya barışını bizler bozuyor ve tehdit ediyoruz. Sanki hoş görmeyenler bizleriz. Sanki bizim dinimiz son ve yegane hak din değil. Herkes bize akıl vermeye, yol göstermeye, adap-erkan dersi vermeye, dinimizi öğretmeye kalkışıyor.

Bazıları da bütün bunları bir Hıristiyanın kendi dinini yaşama hakkı olarak görüyor. "Din ve vicdan hürriyetiyle" bağdaştırmaya çalışıyor, sanki din ve vicdan hürriyeti dindarlar için değil de misyonerler için...

Bunların nasıl çalıştıkları, hiç bir engel tanımadıkları, devletlerin bütçelerinden daha büyük bütçelere sahip oldukları, her türlü teşkilatlanmayı kolaylıkla yapabildikleri, bir çok sivil toplum örgütlerini rahatlıkla kullandıkları artık bilinen gerçeklerdir. Ayrıca bunlar Hz. Muhammedi (sav) tanımak şöyle dursun, böyle bir peygamberin geldiğini tarihi bir bilgi olarak bile kabul etmiyorlar.

Ve bunlar yüzyıllar boyu yaptıkları çalışmalarla dinleri, kültürleri, bozmak istemişler, toplumları da birbirine vurdurmanın hesabı içerisinde olmuşlardır. Hicaz bölgesinde bir kısım Arabın bizi arkamızdan vurmaları İngiliz misyonerlerin marifetiyle olmuştur. Hala da olmaya devam etmektedir.

Bunların faaliyetleriyle ilgili sivil ve askeri istihbaratlar ellerindeki bilgi ve belgeleri ortaya döksünler. Karşımıza nelerin çıkacağını o zaman görürüz.
 
Ali Gedik / diğer yazıları
- Milli Çözüm Milli Ekonomi Modeli / 03.07.2010
- Türkiye'nin çıkmazı / 02.07.2010
- Geleceğe yürüyebilmek adına / 14.05.2010
- Bir başka gerekçe ile Milli Ekonomi Modeli / 06.05.2010
- Son olaylar üzerine / 30.04.2010
- Kararı milletin kendisi verecek / 22.04.2010
- Problem temelde / 10.04.2010
- Anayasa değişikliği üzerine / 01.04.2010
- Siyaset nedir ve siyasetçi kimdir? / 30.03.2010
- Bu bir kör dövüşü müdür? / 26.03.2010
- Çanakkale'nin düşündürdükleri / 20.03.2010
- Ermeni meselesi / 19.03.2010
- Can simidi / 16.03.2010
- Bu kavga böyle bitmez / 13.03.2010
- Söz gerçekten milletin mi? / 10.03.2010
- Terslikler dünyası / 06.03.2010
- Basın özgürlüğü üzerine / 03.03.2010
- Siyasi kavga niçin kaçınılmaz? / 02.03.2010
- Samimiyet testinde ölçü / 27.02.2010
- Samimiyet testi / 25.02.2010
- Hiç bir şey tesadüf değil / 24.02.2010
- Kuşatıcı bir "İRADE" olmadan / 28.10.2009
- ABD'nin değirmenine su taşıyanlar!.. / 24.10.2009
- Bir başka açıdan son gelişmeler / 23.10.2009
- Açılım halkaları / 18.10.2009
- Bir anketin düşündürdükleri / 29.08.2008
- Beyhude Arayışlar! Ve... / 28.08.2008
- Ülke mi, Dünya mı? / 08.08.2008
- Birlik ve Birlik ve / 01.08.2008
- Güngören'in düşündürdükleri / 29.07.2008
- Ve terör / 11.07.2008
- Yetki ve sorumluluk / 09.07.2008
- Milleti anlamak / 05.07.2008
- Çare ve çözüm / 04.07.2008
- Aklın gereği / 22.05.2008
- Egemen güçler ve taşeronlar / 14.09.2007
- Mesele çözümü Aramaksa / 02.05.2007
- Evet Haydar Baş Malatya'da idi... / 21.04.2007
- Avrupa İlim Adamları Haydar BAŞ dedi / 08.04.2007
- Bir garip tecelli / 06.04.2007
- Seçim telaşı üzerine / 22.03.2007
- Beklenen ve yakışan / 18.03.2007
- Devletler ve müesseler / 17.03.2007
- "Bu da tarihe bir not düşmek için" / 16.03.2007
- Sadece bir not düşmek / 15.03.2007
- Batılılaşma / 10.10.2004
- Yetmez mi? / 30.07.2004
- Birilerinin acelesi var, ama insanlık ölmedi / 20.06.2004
- Din ve vicdan hürriyeti başka, misyonerlik başka / 10.06.2004
- Yine bir fırsat / 09.06.2004
- Bakın, ülke ve millet kimlerin elinde! / 04.06.2004
- 29 Mayıs 1453 / 29.05.2004
- Olayların dili / 28.05.2004
- Din eğitimi ve kültürü / 14.05.2004
- Bir umut / 06.05.2004
- Irak elden gitti, Kıbrıs'a dikkat / 06.12.2003
- 11 Eylül / 12.09.2003
- Bugün Irak, ya yarın! / 06.09.2003
- Yanlış hesaplar ve Bağdat / 04.09.2003
- Amerika Irak'ta yolun neresinde? / 31.08.2003
- 'Yeni dünya düzeni' değil, 'bizim dünyamız' / 23.08.2003
- Irak'a asker göndermek / 22.08.2003
- Bağdat ve Kudüs'ün düşündürdükleri / 21.08.2003
- BTP niçin vardır? / 16.08.2003
- Herkes kendi / 18.04.2003
- Geleceği görmek / 17.04.2003
- Zoraki komşu / 16.04.2003
- Saldırıyla gelecek / 05.04.2003
- Büyüklük taslama / 03.04.2003
- Silahın demokrasi dersi / 15.01.2003
- Bilgi, kültür ve şuur / 14.01.2003
- Bir adım / 10.01.2003
- Taraf olmak / 09.01.2003
- Yine Irak üzerine / 08.01.2003
- Türkiye'den beklenen-II / 06.01.2003
- Türkiye'den beklenen / 05.01.2003
- II. Derviş dönemi mi? / 04.01.2003
- Şimdi neler olacak? / 03.01.2003
- Merhaba 2003 / 01.01.2003
- Yeni bir yıl için... / 31.12.2002
- Mantık; yutma mantığı / 30.12.2002
- Savaş çığlıkları / 28.12.2002
- Niçinler doğru cevabı bulmadıkça / 24.12.2002
- Demek ki... / 23.12.2002
- Huzuru hak etmek / 22.12.2002
- Kıbrıslı ve Dünyalı olmak / 21.12.2002
- Vuslat etkinlikleri sona erdi / 20.12.2002
- Kıbrıs'ın düşündürdükleri / 19.12.2002
- Dün Afganistan, bugün Irak, yarın...? / 18.12.2002
- 'Serap'a ray döşemek / 17.12.2002
- Kolay pazarlık / 16.12.2002
- 2004'lerin manası / 14.12.2002
- Diyalog'dan Reform'a / 13.12.2002
- Avrupalı olmak-II / 12.12.2002
- Avrupalı olmak / 11.12.2002
- Sabır, imanın yarısıdır / 25.11.2002
- Hayalleri zorlayan projeler / 20.09.2002
- Olan ülkeye oluyor.. Ama, artık... / 18.09.2002
- Seçimi çözüm olmaktan çıkarmak isteyenlere... / 06.09.2002
- Bizim önceliğimiz / 30.03.2002
- 2003 ve bir fıkra / 28.03.2002
- Asparuk Paşa haklı / 27.03.2002
- Gaziantep'ten yükselen ses / 26.03.2002
- Gözler Gaziantep'te / 23.03.2002
- Yaş onbir / 22.03.2002
- Dümensuyu / 21.03.2002
- Haydar Hoca'yı anlamak / 18.03.2002
- Trabzon-Bursa / 17.03.2002
- Tam bağımsızlık / 12.03.2002
- Doğruyu görebilmek / 06.03.2002
- Açık adres / 04.03.2002
- Batı'nın bahaneleri bitmez / 02.03.2002
- ABD ve AB / 01.03.2002
- Bayramın düşündürdükleri / 26.02.2002
- Bayramı anlayabilmek / 22.02.2002
- Özel hayat / 20.02.2002
- Biz yanlış yapmadık / 18.02.2002
- Yoldan çıkma / 17.02.2002
- Yeni bir umut / 12.02.2002
- Karne / 11.02.2002
- Takdir kimin olsun? / 05.02.2002
- Kapkaççılık / 03.02.2002
- Horoz dövüşleri / 02.02.2002
- Devlet ve millet gerçeğinin temel espirisi / 01.02.2002
- Bardağı taşıran damlalardaki zerreler... / 27.01.2002
- Sanal dünyanın zavallıları / 23.01.2002
- Tartışmalar / 22.01.2002
- Evet, asıl mesele insan meselesi / 19.01.2002
- Melek ve şeytan / 18.01.2002
- Kolejli Lara / 17.01.2002
- Bakış açısı / 13.01.2002
- Kaybolan tarih / 12.01.2002
- Bir türlü düzelememek! / 10.01.2002
- Büyük olabilmek / 09.01.2002
- Ya olduğun, ya da göründüğün gibi... / 26.12.2001
- Deprem kuşağında zayıf temeller / 24.12.2001
- Arjantin!.. / 22.12.2001
- Bir muhasebe / 19.12.2001
- Bugün bayram / 16.12.2001
- Ramazan'ı uğurlarken / 15.12.2001
- Misyonerlik faaliyetlerinin düşündürdükleri / 14.12.2001
- Kanunsuz sokaklar / 11.12.2001
- Moral değerlerin zarureti / 10.12.2001
- Yoklar listesi ve... / 09.12.2001
- Bitmeyen yanlışların da sonu gelecektir / 28.11.2001
- Amerika'nın terör mantığı... / 26.11.2001
- Yine Bağımsızlık / 14.11.2001
- Bağımsızlık / 13.11.2001
- Taşıma su zavallılığından bağımsızlık çağlayanlarına / 12.11.2001
- Bedel mi diş kirası mı? / 05.11.2001
- Derviş'in gidişatı / 04.11.2001
- Alıştıra alıştıra / 02.11.2001
- 78 yıl önce 78 yıl sonra / 30.10.2001
- Füzelerin hedef şaşırması / 29.10.2001
- Neden radikalizm yakıştırması? / 28.10.2001
- İpin ucu / 27.10.2001
- Geleneği tartışmak / 25.10.2001
- Ramazan yaklaşırken / 23.10.2001
- Tek çözüm eğitim / 22.10.2001
- 15 dakika / 20.10.2001
- Şarbon mu alırsınız, Şaron mu? / 20.10.2001
- Barışı anlamak / 17.10.2001
- İşte bunun için bağımsızlık / 16.10.2001
- Yanlış mukayese / 14.10.2001
- Zulmün acı kaderi / 10.10.2001
- Bu yıkımı nasıl becerdiniz! / 07.10.2001
- Anayasa değişiklikleri / 06.10.2001
- Amerika ve terör / 04.10.2001
- Şahsiyet olmayınca / 01.10.2001
- Toplum olabilmek / 30.09.2001
- Doların ve yolsuzlukların dili / 28.08.2001
- Bu basınla nereye? / 27.08.2001
- Batan geminin malları / 20.08.2001
- Birlik ve beraberliğimizin doğru adresleri / 19.08.2001
- Bütün bunlar tesadüf mü? / 14.08.2001
- Taraf olmak / 13.08.2001
- Kaş yapmak / 09.08.2001
- Ebesi çok olanın sonu / 08.08.2001
- Bu sadece yoksulluğun tescili değil / 06.08.2001
- Sosyal patlama üzerine / 28.07.2001
- Hadi hayırlısı / 26.07.2001
- Kuvay-ı Milliye geliyor / 25.07.2001
- Sular böyle durulmaz / 20.07.2001
- Bit yeniği mi' Papaz büyüsü mü? / 18.07.2001
- Kiracı mı oluyoruz? / 15.07.2001
- Yürüyüş devam ediyor... / 14.07.2001
- Çölaşan'a ne demeli? / 15.06.2001
- Ankara mitinginin ardından / 14.06.2001
- Tarih 10 Haziran / 12.06.2001
- Ankara buluşması / 10.06.2001
- Yalnızlık ve itilmişlik / 06.06.2001
- Benzemek ve örnek almak / 03.06.2001
- Derviş'in IMF programı üzerine / 26.05.2001
- Düğümü halk çözecek / 25.05.2001
- Bir başka açıdan mitingin düşündürdükleri / 23.05.2001
- Kuvay-ı Milliye Mitingi / 22.05.2001
- Hoş geldiniz / 20.05.2001
- Bu miting tarihî bir fırsattır / 19.05.2001
- 7 Nisan'dan 20 Mayıs'a / 17.05.2001
- Önce vatan / 16.05.2001
- Egemenlik de tartışılıyorsa... / 15.05.2001

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

10.06.2003, 10.06.2002, 10.06.2001, 10.06.2000, 10.06.1999, 10.06.1998, 10.06.1997, 10.06.1996, 10.06.1995, 10.06.1994, 10.06.1993, 10.06.1992, 10.06.1991, 10.06.1990, 10.06.1989, 10.06.1988, 10.06.1987, 10.06.1986, 10.06.1985


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.