logo
29 EKİM 2026

Doğanın büyük tehdidi heyelan: Oluşum nedenleri ve çözüm önerileri

Heyelan, yeryüzünün dik yamaçlarında bulunan kaya, toprak veya kayaç kalıntılarının yer çekiminin etkisiyle kütle halinde aşağı ve dışa doğru kayması olaydır

29.10.2026 13:58:00
Hasan Gündoğdu
 
Doğanın büyük tehdidi heyelan: Oluşum nedenleri ve çözüm önerileri
Doğanın büyük tehdidi heyelan: Oluşum nedenleri ve çözüm önerileri
Doğal afetlerin en yıkıcı ve aniden gelişen türlerinden biri olan bu süreç, yer kabuğunun dinamik yapısının bir sonucudur. Yerküre milyonlarca yıldır şekillenirken dağlar yükselir, vadiler derinleşir; heyelan ise bu jeomorfolojik evrimin en baskın ve keskin mekanizmalarından biridir.






Heyelanın Oluşumunu Tetikleyen Temel Faktörler

Heyelan olayları hiçbir zaman tek bir nedene bağlı olarak gerçekleşmez; genellikle hazırlayıcı zemin koşulları ile tetikleyici dış etkenlerin birleştiği noktada patlak verir.

Jeolojik ve Litolojik Yapı: Kil, marn ve şist gibi suya doyduğunda kayganlaşan tabakaların yamaç eğimine paralel olarak uzanması, malzemenin tutunma direncini zayıflatır.

Eğim Derecesi: Yamaç ne kadar dikse, kütle üzerindeki yer çekimi bileşeni o kadar yüksek olur ve kayma eşiği o kadar kolay aşılır.






Su (Hidrolojik Faktörler): Şiddetli yağmurlar, ani kar erimesi veya yeraltı su seviyesindeki dalgalanmalar toprağın gözenek basıncını artırır. Su, hem malzemenin ağırlığını artırarak aşağı çeken kuvveti büyütür hem de iç sürtünmeyi azaltarak bir "kayganlaştırıcı" işlevi görür.

İnsan Faaliyetleri (Antropojenik Etkenler): Karayolu yapımı veya tarla açmak amacıyla yamaç eteklerinin bilinçsizce kazılması (yarılması), yamaç üst kotlarına aşırı yük bindiren yapılar inşa edilmesi, bitki örtüsünün tahrip edilmesi ve yanlış sulama yöntemleri heyelanı tetikleyen en büyük beşeri hatalardır.

Tektonik Hareketler ve Depremler: Şiddetli yer sarsıntıları, yamaç dengesini koruyan iç gerilmeleri aniden bozarak büyük kütlelerin saniyeler içinde aşağıya akmasına yol açabilir.






Türkiye'de En Çok Heyelan Yaşanan Yerler

Türkiye, genç oluşumlu bir ülke olması, dağlık ve engebeli topoğrafyası, kırıklı (faylı) yapısı ve iklim çeşitliliği nedeniyle heyelan afetine en çok maruz kalan coğrafyalardan biridir.

Ülke genelinde heyelanın coğrafi dağılımı incelendiğinde belirgin bölgesel yoğunlaşmalar görülmektedir:

Doğu ve Batı Karadeniz Bölümleri: Türkiye'de heyelanın başkenti şüphesiz Karadeniz kıyı kuşağı ve dağlarının kuzey yamaçlarıdır. Rize, Trabzon, Artvin, Giresun, Kastamonu, Sinop, Zonguldak ve Bartın illerinde heyelanlar yılın her döneminde görülebilir. Bunun temel sebepleri; yıl boyunca düşen yüksek miktardaki ve düzenli yağışlar, derin vadilerle parçalanmış dik yamaçlar, arazideki kil oranı yüksek zemin yapısı ve killi tabakaların eğime paralel uzanmasıdır.

Marmara Bölgesi'nin Güney ve Doğu Kesimleri: Özellikle Sakarya (Adapazarı çevresi), Kocaeli, Bursa (Uludağ yamaçları) ve Yalova gibi hem aktif fay hatlarına yakın hem de topoğrafik olarak engebeli ve yoğun yağış alan yerlerde büyük heyelan kütlelerine rastlanır.

Akdeniz Bölgesi (Toroslar Kuşağı): Antalya'nın dağlık ilçeleri, Mersin'in iç kesimleri ve Kahramanmaraş'ın engebeli alanları, kalker ve marn karışımı yamaç yapısının yağışlarla birlikte yumuşaması nedeniyle heyecan riski taşır.

Doğu Anadolu'nun Dağlık Kesimleri (Erzurum, Kars, Van çevreleri): İlkbahar aylarında karların ani bir şekilde erimesi ve toprak altındaki donmuş tabakanın (permafrost etkisinin veya çözülmenin) çözülmesiyle birlikte bu bölgede de geniş alanlı toprak kaymaları meydana gelir.






Heyelana Karşı Alınması Gereken Mühendislik ve İdari Önlemler

Heyelanları tamamen engellemek doğanın dinamikleri karşısında her zaman mümkün olmasa da can ve mal kayıplarını minimuma indirmek, doğru planlama ve mühendislik önlemleriyle mümkündür.

Yer Seçimi ve İmar Planlaması

Eski heyelan sahaları (paleo-heyelanlar) kesinlikle imara ve yerleşime açılmamalıdır.

Yamaç etekleri veya vadi tabanları yerine, zemin etütleri yapılmış güvenli ve sert zeminler yerleşim için tercih edilmelidir.

Mühendislik ve Tahkimat Yapıları (Sanat Yapıları)

İstinat Duvarları ve Gabion Kafesler: Yamaç eteklerine yapılan güçlü betonarme istinat duvarları veya taş dolu tel kafesler, kayabilecek kütleyi mekanik olarak tutar.

Ankraj ve Zemin Çivileme: Kayalık ve dik yamaçlarda çelik halatlar ve derin zemin çivileri kullanılarak tabakaların ana kayaya sabitlenmesi sağlanır.

Püskürtme Beton: Hava ve suyla temas ederek ufalanan, çözünen kaya yüzeylerinin havayla temasını kesmek ve erozyonu önlemek için özel beton tabakalarıyla kaplanması etkilidir.






Yüzey ve Yeraltı Su Kontrolü (Drenaj)

Heyelanı tetikleyen en büyük unsur su olduğu için suyun yamaçtan uzaklaştırılması hayati önem taşır. Yamaç boyunca açılacak ring kanalları ve yüzey hendekleri, yağmur sularının riskli bölgeye sızmasını engeller.

Yeraltı su seviyesini düşürmek amacıyla derin drenaj tünelleri ve yatay sondaj boruları (drenaj boruları) döşenerek su kontrollü bir şekilde tahliye edilir.

Biyolojik Önlemler ve Ağaçlandırma

Kök sistemleri derinlere inen ve toprağı saçak gibi saran ağaç türleri (örneğin derin köklü meşe, çam türleri ve yerel bitki örtüsü) yamaç stabilitesini artırır.

Yol yapım çalışmaları sonrasında açıkta kalan şev yüzeylerinin hızla hidro-tohumlama yöntemiyle yeşillendirilmesi erozyonu ve yüzey kaymalarını engeller.

Beşeri Faaliyetlerin Düzenlenmesi ve Erken Uyarı

Karayolu veya baraj gibi büyük altyapı projelerinde yamaç kesme (şev kazısı) işlemleri sırasında jeoloji mühendislerinin raporlarına birebir uyulmalı, yamaç dengesini bozacak aşırı kazılardan kaçınılmalıdır.

Riskli bölgelerde yerleştirilecek eğim ölçerler (inklinometreler), yer altı su seviyesi sensörleri ve radar sistemleriyle anlık hareketler izlenmeli, tehlike anında erken uyarı sistemleri devreye sokulmalıdır.

Plakasız motosikletle gelip kurşun yağdırdılar

Antalya'nın Manavgat ilçesinde plakasız motosikletle geldikleri restorana silahlı saldırı olayının şüphelisi olarak yakalanan 5 kişiden 3'ü çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanırken 2 kişi ise adli kontrolle serbest kaldı

29.10.2026 13:39:00
İHA
 
Plakasız motosikletle gelip kurşun yağdırdılar
Plakasız motosikletle gelip kurşun yağdırdılar
22 Ekim Pazar günü saat 03.58 sıralarında Manavgat ilçesi Evrenseki Mahallesi'nde bulunan restoranta plakasız bir motosikletle gelen 2 kişi tarafından 6 el ateş edilmesi Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipleri alarma geçirdi.






Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme ekiplerinin olay yerinde yaptığı incelemelerin ardından Jandarmanın Dedektifleri JASAT ve Çolaklı Jandarma Karakol Komutanlığı ekipleri, gerçekleştirdikleri çalışma sonucunda olayın failleri ve olaya iştirak eden 5 kişiyi yakaladı.








Olayın ardından olay öncesi ve sonrası 120 saatlik kamera görüntüsü izleyen ekipler, olayı gerçekleştiren ve iştirak eden 5 kişiyi belirledi. Şüpheliler jandarmanın operasyonuyla yakalanırken şüphelerle birlikte 3 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet ruhsatsız av tüfeği, 74 adet uyuşturucu hap, 65 adet tabancaya ait fişek, 117 bin lira, olayda kullanılan motosiklet ve tabanca ele geçirildi.








22 Ekim 2026 tarihinde Manavgat Evrenseki Mahallesinde bulunan restoranda meydana gelen silahlı saldırı olayının ardından Manavgat İlçe Jandarma Komutanlığı JASAT ve Çolaklı Jandarma Karakolu ekiplerinin çalışmaları sonucunda yakalanan 5 şüpheli Jandarmadaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Manavgat adliyesine sevk edildi.








Silahla Ateş Etme, Tabanca İle Ateş Etmek Suretiyle Mala Zarar Verme, Genel Güvenliğin Kasten Tehlike Sokulması, 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet, 2521 Sayılı Kanuna Muhalefet, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti ve kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçlarından hakim karşısına çıkan şüphelilerden Azad Ö., Furkan K. ve Ayberk B. tutuklanarak Manavgat Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim edilirken, S. Ö. ve S. Ö. ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.






Bolu Dağı tünel çıkışında tır alev alev yandı

Anadolu Otoyolu'nun Bolu Dağı Tüneli çıkışında çekirdek yüklü tırın balatalarında çıkan ve dorsesine sıçrayan yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık 30 dakikalık müdahalesiyle söndürüldü

29.10.2026 13:32:00
İHA
 
Bolu Dağı tünel çıkışında tır alev alev yandı
Bolu Dağı tünel çıkışında tır alev alev yandı
Yangın, Anadolu Otoyolu'nun İstanbul istikametinde, Bolu Dağı Tüneli çıkışında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen Bulgaristan plakalı BX 0835 HP plakalı çekirdek yüklü tırın balatalarında henüz bilinmeyen nedenle yangın çıktı.






Kısa sürede büyüyen alevlerin dorsenin bir bölümüne sıçraması üzerine bölgeye Kaynaşlı ve Düzce Belediyesi itfaiye ekipleri sevk edildi. Ekipler, alevlerin tırın tamamını sarmasını önlemek için çalışma yürüttü. Yangın nedeniyle otoyolun İstanbul istikametindeki bir şerit trafiğe kapatıldı.








İtfaiye ekiplerinin yaklaşık 30 dakika süren müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürülen yangında, tırın dorsesinin bir bölümü kullanılamaz hale geldi.








Yangının çıkış nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldı.

Bungalov yangını korkuttu: Alevler ormana sıçramadan söndürüldü

Bursa'da sobanın açık bırakılması sonucu çıktığı belirtilen yangın, itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürüldü

28.10.2026 13:09:00
İHA
 
Bungalov yangını korkuttu: Alevler ormana sıçramadan söndürüldü
Bungalov yangını korkuttu: Alevler ormana sıçramadan söndürüldü
Yangın, Nilüfer ilçesi Ayvaköy Mahallesi'nde ormanlık alanda bulunan bir bungalov evde çıktı. Sobanın açık bırakılması sonucu çıktığı belirtilen yangında, ev sahibi evinin yandığını öğrenince geri döndü.






Yangın ihbarı üzerine olay yerine kısa sürede ulaşan itfaiye ekipleri, alevlere müdahale etti. Ekiplerin hızlı çalışması sayesinde yangın, ormanlık alana sıçramadan söndürüldü.








Muhtemel bir orman yangınının önüne geçilirken, olayda bungalov evde maddi hasar meydana geldi.

Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı

Kastamonu'nun en işlek caddesinde bir saldırganın rastgele tüfekle ateş etmesi neticesinde 4 kişi yaralandı

27.10.2026 14:00:00
İHA
 
Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı
Şehrin en işlek caddesinde tüfekle rastgele ateş açtı: 4 yaralı
Olay, Hepkebirler Mahallesi Belediye Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, elindeki tüfekle koşarak caddeye gelen Y.İ.Ç. isimli saldırgan, rastgele ateş etmeye başladı. Seken kurşunlar çevrede bulunan 4 vatandaşa isabet etti.






Olayın ardından kaçan Y.İ.Ç., yakın bir bölgede bekleyen otomobile binerek kaçtı. 112 Acil Çağrı Merkezine yapılan ihbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.








Yaralı vatandaşlar hastaneye kaldırıldı

Saçmaların isabet etmesi neticesinde yaralanan 4 kişi, sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Olay yerinde güvenlik önlemi alan İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri kaçan şüphelinin yakalanması için çalışma başlatıldı.









O anlar kamerada

Öte yandan, saldırı anı ise bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde saldırganın elindeki tüfekle koştuğu esnada birkaç kez rastgele ateş ettiği anlar yer aldı.




















Şile'de evleri su bastı: 3 kardeş evde mahsur kaldı

İstanbul'da etkili olan sağanağın ardından Şile'de birçok ev sular altında kaldı. Yaşlı 3 kardeş, su basan evlerinde mahsur kaldı

27.10.2026 13:58:00
İHA
 
Şile'de evleri su bastı: 3 kardeş evde mahsur kaldı
Şile'de evleri su bastı: 3 kardeş evde mahsur kaldı
Meteoroloji Genel Müdürlüğü ve İstanbul Valiliği'nin yaptığı uyarıların ardından İstanbul'da sağanak yağış etkili oldu. En çok yağış alan ilçelerden biri olan Şile'de evleri ve sokakları su bastı.






Ahmetli köyünde bulunan ve 3 yaşlı kardeşin yaşadığı tek katlı bir ev sular içinde kaldı. Evi ve bahçesi su basan evde kardeşler mahsur kalarak kurtarılmayı bekledi. Yaşlı kardeşlerden birinin yatalak olduğu öğrenildi.








İçerde mahsur kalan Emine Beykoz, "Hava yağdı, Allah'ın yağmuru yapacak bir şey yok. 3 kişi evde duruyoruz, yoldan geçenlerden belediyeyi aramasını istedim" dedi.








Yaşlı kardeşlerin akrabası Arzu Aydın ise, "Ablamız çok mağdur, kendi evime bakmaya buraya geldim. Burayı görünce yenge nasılsın evde su var mı dedim. Kimse bir şey yapmadı dedi. İçerde hasta yatalak var" şeklinde konuştu.

"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim-Bir-Sen) Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor" dedi

27.10.2026 13:55:00
İHA
 
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"
Eğitim-Bir-Sen, yaklaşık 8 bin öğretmen, öğrenci ve velinin katılımıyla gerçekleştirdiği 'Güvenli Okul ve Akran Zorbalığı: Türkiye'de Mevcut Durum, Risk Faktörleri ve Politika Önerileri' başlıklı araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Toplam 7 bin 793 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada okul güvenliği, öğretmen otoritesi, disiplin sistemi, akran ve siber zorbalık, bildirim mekanizmaları ile aile-okul iş birliği kapsamlı biçimde ele alındı. Araştırma kapsamında Türkiye genelinden 3 bin 198 öğretmen, 2 bin 315 öğrenci ve 2 bin 280 veli yer aldı. Çalışmayla okullardaki mevcut durumun ortaya konulması, zorbalık risklerinin değerlendirilmesi ve güvenli okul politikalarına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi amaçlandı. Araştırmanın sonuçları, Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz'un katılımıyla düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Toplantıda araştırmadan elde edilen bulguların yanı sıra güvenli okul ortamlarının oluşturulmasına ve akran zorbalığıyla mücadeleye yönelik politika önerileri de paylaşıldı.






12 maddelik politika önerisi kamuoyuna sunuldu

Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, okullarda güvenliğin sağlanması ve akran zorbalığının önlenmesi amacıyla ulusal önleme çerçevesi oluşturulması, öğretmen otoritesinin güçlendirilmesi ve disiplin sisteminin yeniden değerlendirilmesi başta olmak üzere 12 maddelik politika önerisi açıkladı. Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından 7 bin 793 kişinin katılımıyla hazırlanan araştırmaya göre, okul güvenliği algısı öğrencilerde 3,24, velilerde 3,38, öğretmenlerde ise 3,48 olarak ölçüldü. Öğretmenlerin yüzde 90,7'si mesleğe başladıkları döneme kıyasla öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünürken, öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye yönelik zorbalığa tanık olduğunu belirtti. Araştırmada hakaret, alay ve sosyal dışlanmanın yanı sıra siber zorbalığın da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekildi. Velilerin yüzde 88'inin çocuklarının siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediği ortaya konuldu.








"Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz"

Eğitim-Bir-Sen olarak akran zorbalığı konularına detaylı bir şekilde yaklaştıklarını belirten Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Talat Yavuz, "Biz Eğitim-Bir-Sen olarak eğitimin meselelerine yalnızca ortaya çıkan bir olayın ardından tepki veren bir anlayışla yaklaşmıyoruz. Meseleyi anlamaya, sahayı dinlemeye, veri üretmeye ve çözüm önermeye çalışıyoruz. Çünkü bizim için eğitim politikası yalnızca müfredat, sınav veya akademik başarı meselesi değildir. Çocuğun kendisini güvende hissetmediği, öğretmenin müdahale etmekte zorlandığı, ailenin ne yapacağını bilemediği bir ortamda nitelikli eğitimden söz edemeyiz. Bugün yayımladığımız araştırma da tam olarak bu anlayışın ürünüdür. Üç ayrı pencereden aynı okula baktık. Çalışmamızı önemli kılan hususlardan biri kapsamıdır. Araştırmamıza toplam 7 bin 793 kişi katıldı. Bunların 3 bin 198'i öğretmen, 2 bin 315'i öğrenci, 2 bin 280'i velidir. Öğretmenlerimizden 81 ilin tamamından, velilerimizden 75 ilden, öğrencilerimizden ise 61 ilden veri topladık. Dolayısıyla bugün önümüzde yalnızca öğrencinin anlattığı, yalnızca öğretmenin gözlemlediği veya yalnızca velinin dışarıdan değerlendirdiği bir tablo bulunmuyor. Aynı okul gerçekliğine öğretmenin, öğrencinin ve velinin gözünden birlikte baktık. Araştırmamızda okul güvenliğinden öğretmen otoritesine, disiplin sisteminden öğrencilerin yaşadığı zorbalık biçimlerine; siber zorbalıktan ailelerin tutumlarına ve okulun müdahale kapasitesine kadar geniş bir alanı inceledik" diye konuştu.

"Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz"

Okul güvenliği ve akran zorbalığının ivedilikle ele alınması gerektiğini ifade eden Yavuz, "Bu araştırmanın sonucu olarak 'Türkiye'de okullar güvensizdir' diyemeyiz ama aynı şekilde, 'Çocuklar arasında bunlar olur, büyüyünce geçer' diyerek meseleyi küçümsemek de araştırmanın ortaya koyduğu gerekçelerle bağdaşmamaktadır. Önümüzde çözülmesi gereken bir mesele vardır ve bu mesele yalnızca çocukların kendi aralarında çözebilecekleri bir mesele değildir. Çocuklarımızın gördüğü okul ile yetişkinlerin gördüğü okul aynı değil. Araştırmadaki ilk dikkat çekici bulgulardan biri okul güvenliği algısında ortaya çıkıyor. Beş üzerinden değerlendirildiğinde okul güvenliği algısı öğretmenlerde 3,48, velilerde 3,38, öğrencilerde ise 3,24'tür. Yani okulun içinde yaşayan çocuklarımız, okul güvenliğini yetişkinlere kıyasla daha düşük değerlendiriyor. Bu fark bize önemli bir şey söylüyor. Bir okulun güvenli olup olmadığını yalnızca yetişkinlerin gözünden değerlendiremeyiz. Çocuğa da sormak zorundayız. Çocuk teneffüste ne yaşıyor' Sınıfta kendisini ne kadar güvende hissediyor' Dışlandığında kime başvuruyor' Alay edildiğinde bunu anlatabiliyor mu' Anlattığında bir şeylerin değişeceğine inanıyor mu' Güvenli okul politikası, tam da bu sorulara cevap verebilmelidir" şeklinde konuştu.








"Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor"

Öğretmenin otoritesinin okullarda giderek zayıfladığını dile getiren Yavuz, "Öğretmenin otoritesi zayıflarken güvenli okulu güçlendiremeyiz. Araştırmamızın en çarpıcı sonuçlarından biri öğretmenin konumuna ilişkindir. Öğretmenlerimizin yüzde 90,7'si, mesleğe başladıkları dönemle kıyaslandığında öğretmen otoritesinin zayıfladığını düşünüyor. Fakat burada dikkate değer başka bir sonuç daha var. Öğrencilerin yüzde 71,8'i, velilerin ise yüzde 86'sı, öğretmenin sınıfta disiplinli bir tutum sergilemesini gerekli görüyor. Demek ki mesele öğrencinin veya velinin öğretmeni reddetmesi değildir. Mesele, öğretmenin meşru mesleki otoritesinin sistem tarafından ne kadar desteklendiği ile ilgilidir. Bizim öğretmen otoritesinden kastımız baskı ve keyfilik değildir. Çocuğu korkutmak hiç değildir. Biz; adalete, tutarlılığa, mesleki yeterliğe ve kurumsal desteğe dayanan bir öğretmen otoritesinden söz ediyoruz. Çünkü öğretmenin sınır koyamadığı, müdahale ettiğinde kendisini yalnız hissettiği bir okulda öğrenciyi korumak da zorlaşır. Disiplin sistemine ilişkin sonuçlar da bu bilgiyi teyit ediyor. Öğretmenlerin mevcut disiplin düzenlemelerine ilişkin genel değerlendirmesi 5 üzerinden yalnızca 2,53; sistemin caydırıcılığına ilişkin değerlendirme ise 1,98 düzeyinde. Bu tablo bize açıkça şunu söylüyor. Öğretmene 'zorbalığa müdahale et' demek yetmez. Öğretmenin arkasında işleyen bir sistem olmak zorundadır. Zorbalık yalnızca vurmak değildir. Araştırmadan çıkan bir diğer önemli sonuç da zorbalığın biçimine ilişkindir. Çocuklarımızın en fazla karşılaştığı davranışların başında fiziksel saldırıdan önce hakaret, alay, dedikodu ve sosyal dışlanma geliyor. Öğrencilerin yüzde 18,1'i ayda bir-iki kez, yüzde 10,5'i haftada bir-iki kez, yüzde 10,2'si ise hemen hemen her gün hakaret veya alaya maruz kaldığını ifade ediyor. Bu veriyi özellikle önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.








"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez"

Akran zorbalığının, çocuğun okula ve öğretmenine olan güvenini azalttığını söyleyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir çocuğun canının yanması için mutlaka bedeninin yaralanması gerekmez. Zorbalık, çocuğun okula olan güvenini de aşındırıyor. Araştırmanın belki de üzerinde en çok düşünülmesi gereken sonuçlarından biri de şudur. Zorbalığın sıklığı arttıkça öğrencinin yalnızca kendisini kötü hissetmesi söz konusu olmuyor, okula ve yetişkinlerin kendisini koruyabileceğine duyduğu güven de azalıyor. Araştırmada öğrencilerin yüzde 35,4'ü yaşadığı zorbalık deneyimlerinden en az orta düzeyde etkilendiğini ifade ederken, toplam öğrenci grubunun yüzde 18,3'ü etkilenme düzeyini 'çok' veya 'çok ciddi' olarak değerlendiriyor. Bu nedenle zorbalığı 'çocukların kendi arasındaki mesele' olarak görmemek zorundayız. Çünkü çocuk bir süre sonra yalnızca arkadaşına değil, okula da güvenini kaybedebiliyor. Çocuklarımız görüyor, onları çözümün parçası yapmalıyız. Araştırmaya katılan öğrencilerin yüzde 63,4'ü başka bir öğrenciye zorbalık yapıldığına tanık olduğunu söylüyor. Bu rakam bize bir risk kadar önemli bir imkanı gösteriyor. Çocuklarımız yalnızca zorbalığa maruz kalan veya zorbalık yapan kişiler değildir. Onlar aynı zamanda okul ikliminin aktörleridir. Bu yüzden akran destek sistemlerini güçlendirmeli, çocuklarımıza güvenli biçimde nasıl yardım isteyeceklerini ve arkadaşlarını nasıl destekleyebileceklerini öğretmeliyiz. Çocuğa 'Git arkadaşını korumak için kavga et' demiyoruz. Tam tersine; 'Doğru yetişkine haber ver, mağdur olan arkadaşını yalnız bırakma, zorbalığı alkışlama, normalleştirme' diyoruz. Zorbalık okul kapısında sona ermiyor. Bugün çocukların sosyal hayatı zil çaldığında sona ermiyor. Araştırmamıza göre öğrencilerin yüzde 69,9'unun akıllı telefonu, yüzde 58,8'inin kendisine ait sosyal medya hesabı var. Öğrencilerin yüzde 7,2'si son altı ay içerisinde çevrim içi ortamda hedef alındığını söylüyor. Günlük ekran süresi dört saatin üzerine çıktığında bu oran yüzde 14,9'a kadar yükseliyor. Daha dikkat çekici başka bir sonuç ise velilerle ilgili. Velilerin yüzde 88'i, çocuğunun siber zorbalığa maruz kalıp kalmadığını bilmediğini ifade ediyor. Bu bize şunu söylüyor. Artık okul güvenliğini okulun duvarlarıyla sınırlandıramayız. Sınıfta başlayan bir ilişki akşam telefon ekranında devam ediyor."

"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz"

Akran zorbalığına karşı kapsamlı öneriler sunan Yavuz, sözlerine şöyle devam etti:
"Eğitim-Bir-Sen olarak 12 temel politika alanı öneriyoruz. Birincisi, Türkiye genelinde ortak standartları olan bir Ulusal Güvenli Okul ve Akran Zorbalığını Önleme Çerçevesi oluşturulmalıdır. İkincisi, öğretmenin meşru mesleki otoritesi yeniden güçlendirilmelidir. Üçüncüsü, disiplin sistemi yeniden değerlendirilmelidir. Dördüncüsü, her okulda güvenilir, görünür ve izlenebilir bir bildirim sistemi kurulmalıdır. Beşincisi, sözel, ilişkisel ve siber zorbalık daha görünür hale getirilmelidir. Altıncısı, kırılgan öğrenciler için erken fark etme ve güçlendirilmiş koruma mekanizmaları kurulmalıdır. Yedincisi, akranların koruyucu gücünden daha fazla yararlanılmalıdır. Sekizinci olarak, aile-okul iş birliği güçlendirilmelidir. Dokuzuncu olarak, dijital güvenlik okul güvenliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirilmelidir. Onuncu olarak, Türkiye'de okul sosyal hizmeti sistemi kurulmalıdır. On birinci olarak, rehberlik ve psikososyal destek sistemi daha güçlü hale getirilmelidir. On ikinci ve son olarak, düzenli bir ulusal izleme ve veri sistemi kurulmalıdır."

Etkinliğe Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri Yavuz'un yanı sıra Prof. Dr. Emrah Akbaş ve Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi ekibi katılım sağladı.

Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu

Yozgat'ın Aydıncık ilçesine bağlı Baydiğin beldesinde ekim için hazırlanan yaklaşık 20 dönümlük tarlada çökme meydana geldi. Arazinin çeşitli noktalarında derin yarıklar oluşurken, tehlike oluşturan alan dron kamerasıyla görüntülendi

26.10.2026 11:46:00
İHA
 
Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu
Yozgat'ta korkutan görüntü: Tarlada derin yarıklar ve çökmeler oluştu
Baydiğin beldesinde ne zaman meydana geldiği bilinmeyen toprak kaymasını, tarlasına giden çiftçi fark etti. Arazinin farklı noktalarında kayma ve çökmeler yaşandığını gören çiftçi, tarlaya ekim yapmaktan vazgeçti.






Depremi andıran derin yarıkların oluştuğu arazide bazı noktaların oldukça derin olduğu görülürken, çevredeki elektrik direklerinden birinin de eğildiği gözlendi. İnsanlar ve hayvanlar açısından tehlike oluşturan kayma ve çökmelerin nedeni ise henüz bilinmiyor.








"İnsanların, hayvanların zarar görmemesi için önlem alınmasını bekliyoruz"

Bölgede oluşan yarıkların tehlike oluşturduğunu belirten Mehmet Salman, önlem alınmasını beklediklerini söyledi. Salman, "Bir gün öncesi tarlayı ekmeğe gelen arkadaş fark etmiş. Tam olarak hangi gün olduğunu bilemiyor. Yani biz dünden bir gün önce fark ettik burayı. Buraya önlem alınmasını bekliyoruz insanların, hayvanların zarar görmemesi için. Görüyorsunuz işte kocaman kocaman yarılmış yerler var. Bunlara bir önlem alınmasını bekliyoruz. Taş attığımız bazı yerler bir, iki saniye tıkır tıkır gidiyor. Hani bazı yerleri bayağı bir derin. Yani bu 20-30 dönüm arazide belki daha da fazla olabilir. Tahmini söylüyorum. Biz deprem olarak değil de ilk gören arkadaş işte 'Kömür ocağının üstündeki toprak kaymış' dedi. Hani herhangi bir deprem hissetmedik. Yok öyle de bir his olmadı ki. En azından bir his olmuş olsaydı deprem olunca kaydı derdik. Burada elektrik var. Görmüş olduğumuz direk yatmış. Her an devrilip çok büyük bir arıza çıkartabilir, birilerine zarar verebilir. Bunların önleminin alınmasını bekliyoruz" dedi.



























Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı

Ankara'nın Pursaklar ilçesinde kontrollü yıkım sırasında bir kepçenin kolu molozların altında kaldı

24.10.2026 16:31:00
İHA
 
Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı
Kontrollü yıkım sırasında kepçe molozların altında kaldı
Olay, Ankara'nın Pursaklar ilçesindeki Saray semtinde meydana geldi.






İddialara göre, kontrollü yıkım kararı verilen bir binanın yıkımına gelen kepçenin kolu yıkım sırasında molozların altında kaldı. 






Kepçe operatörünün sağlık durumunun iyi olduğu belirlendi. 






Sıkışan kepçe, iş makinelerinin yardımıyla sıkıştığı yerden çıkartıldı.













İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar

Hatay'da iddialara göre, bilgisi dışında adına banka hesapları açılan 20 yaşındaki Abdurrahman Evli, bu hesaplar üzerinden sosyal medyada yayımlanan sahte kiralık bungalov ve çeşitli ilanlarla gerçekleştirilen dolandırıcılık olayları nedeniyle mağdur oldu. Hakkında 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası bulunan Evli'ye üst sınırdan ceza verilmesi durumunda 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak

24.10.2026 09:57:00
İHA
 
İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar
İBAN oyunuyla marangoz çırağının hayatını kararttılar
Reyhanlı ilçesinde yaşayan 20 yaşındaki marangoz çırağı Abdurrahman Evli'nin hayatı haftalığını alabilmek için açtırdığı mobil bankacılık hesabıyla karardı. Hesap numarası açılması için ustasının yeğenine telefonunu veren ve adına hesap açılan Evli'nin hesap numarası iddialara göre başkaları tarafından kullanıldı. Sosyal medya üzerinden yayınlanan sahte ilanlarda vatandaşlardan paralar Evli adına açılan hesap numarasına istendi. Sosyal medyada yayınlanan kiralık bungalov, kiralık araç gibi çeşitli dolandırıcılık konularında İBAN numarası kullanılan Evli'nin adına Sakarya, Antalya, Bursa, Ankara ve İstanbul gibi çeşitli illerden 27 dolandırıcılık şikayetinde bulunuldu. Hakkında 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası bulunan Evli, dosyaların üçünden aldığı hapis cezası sonrası Kilis Cezaevinde mahkum olarak cezasını çekmeye başladı. Abdurrahman Evli'nin babası Haru Evli, evladının ustasının yeğenin tuzağına düştüğünü belirterek gerçeği 3 hafta sonra gelmeye başlayan tebligatlarla öğrendiklerini anlatarak evladının hayallerinin yarıda kaldığını söyledi. Evli'nin avukatı Ferhat Karlı, müvekkilinin üst sınırdan dosyalardan ceza alması durumunda 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağını ifade ederek Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu söyledi.






"Oğlum, işlemediğini söylediği suçlar nedeniyle üç aydır cezaevinde"

Evladının tuzağa düştüğünü iddia eden Harun Evli, yaşananları anlatarak "Benim oğlum Abdurrahman, Reyhanlı'da marangoz olarak çalışıyordu. Ustasının yeğeni, oğluma 'Abdurrahman, sen dayımın yanında çalışıyorsun. Haftalığını senin hesabına yatıralım' demiş. Bunun üzerine oğlumun mobil bankacılığını açmayı teklif etmiş. Oğlum da nasıl yapılacağını bilmediği için ona güvenmiş. Benim oğlum saf niyetli, kendi halinde bir çocuk. Bankaya gidip para yatırmayı bile bilmez. Bu şahıs, oğlumun Facebook hesabını ve mobil bankacılığını ele geçirmiş. Oğlumun adına telefon hattı da almış. Şimdi oğlumun adına 27 ayrı dosya bulunuyor. Bu dosyalar nedeniyle oğlumun uzun yıllar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğinden endişe ediyoruz. Oğlumun hayatıyla ve geleceğiyle oynadılar. Hesaplarını kullanarak birçok kişiyi dolandırmış ancak oğlumun bunlardan haberi olmamış. Antalya ve Sakarya gibi farklı şehirlerden dosyalar gelmeye başladı. 2025 yılında oğlumun hesapları ele geçirildikten yaklaşık üç hafta sonra evimize tebligatlar gelmeye başladı. Oğluma, 'Baba, ben bunların ne olduğunu bilmiyorum' dedi. Daha sonra araştırınca hesaplarının başkası tarafından kullanıldığını öğrendik. Şimdi oğlumun adına oluşan borçları ödeyecek durumda değiliz. Eşim evde yatalak, benim beş çocuğum var ve asgari ücretle çalışıyorum. Bizi bu duruma düşüren kişi ise şu anda elini kolunu sallayarak geziyor. Benim oğlum askere gidecekti, hayalleri ve geleceğe dair planları vardı. Şimdi bütün bunların elinden alınmasından korkuyorum. Yetkililerden, özellikle oğlumun adına açılan dosyaların incelenmesini ve gerçek sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyorum. Oğlum, işlemediğini söylediği suçlar nedeniyle üç aydır cezaevinde. Annesini hastaneye götürdüğüm sırada onun kimlik bilgileri kontrol edilmiş ve oğlumun arandığı söylenmiş. O gece oğlumu alıp götürdüler. Üç aydır Kilis Cezaevi'nde bulunuyor. Biz emek vererek, zorluklarla geçinmeye çalışan bir aileyiz. Oğlumun başına gelenler nedeniyle çok zor durumdayız" dedi.








"Abdurrahman'ın toplamda 250 yıla kadar hapis cezasıyla ve 125 güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini söyleyebiliriz"

Avukat Ferhat Karlı, müvekkili Abdurrahman'ın 27 dosyadan üst sınırdan ceza alması takdirinde 250 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini belirterek "Sanık Abdurrahman hakkında, bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan devam eden soruşturma ve kovuşturma dosyaları bulunmaktadır. Şu ana kadar tespit edebildiğimiz 17 soruşturma ve 10 kovuşturma dosyası vardır. Bu dosyaların 3'ünde hüküm verilmiş olup müvekkilimiz şu anda cezaevinde bulunmaktadır. Suçun üst sınırından ceza verilmesi durumunda Abdurrahman'ın toplamda 250 yıla kadar hapis cezasıyla ve 125 güne kadar adli para cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini söyleyebiliriz. Müvekkilimizin bilgisi ve rızası dışında adına GSM hatları açılmış, bu hatlar üzerinden farklı bankalarda hesaplar oluşturulmuştur. Bu hesaplar aracılığıyla gerçekleştirilen işlemler nedeniyle müvekkilimiz hakkında çeşitli soruşturmalar başlatılmıştır" dedi.








"Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu belirtiyoruz"

Avukat Karlı, müvekkilinin İBAN dolandırıcılığı olarak bilinen tuzağa düştüğünü belirterek vatandaşları benzer tuzağa karşı uyararak "Burada söz konusu olan, kamuoyunda IBAN dolandırıcılığı olarak bilinen olaylardır. Ülkemizde bu tür olaylar nedeniyle mağduriyet yaşayan çok sayıda vatandaşımız bulunmaktadır. Vatandaşlarımızın banka hesaplarını, IBAN numaralarını ve sosyal medya hesaplarını hiçbir şartta başkalarına kullandırmamaları gerekiyor. Kişilerin hesapları üzerinden suçtan elde edilen paralar aktarılabiliyor. Bu tür mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için herkesin kendi banka hesap bilgilerini koruması ve başkalarıyla paylaşmaması büyük önem taşıyor. Abdurrahman'ın hesaplarına giren ve bu hesaplardan çıkan paralar arasında yüksek ve düşük meblağlı işlemler bulunuyor. Abdurrahman'ın bilgisi ve rızası dışında adına açılan GSM hatları nedeniyle mağdur olduğunu belirtiyoruz. Konunun aydınlatılması amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) gerekli bilgi ve kayıtları talep ettik. Devam eden soruşturma ve kovuşturma dosyalarına bu kayıtlar geldikçe müvekkilimizin söz konusu suçları işleme kastının bulunmadığının ortaya çıkacağını düşünüyoruz. Biz de müvekkilimizin herhangi bir dosyada şahsi menfaat temin etmediğini göz önünde bulundurarak beraat etmesi gerektiği yönündeki görüşümüzü ilgili mahkemelere sunduk. Süreci ve dosyaların sonuçlarını takip etmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.

Tekirdağ'da beklenen yağış etkisini gösterdi

Tekirdağ'ın Süleymanpaşa ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak yağış, günlük hayatı olumsuz etkiledi. Aniden bastıran yağmura hazırlıksız yakalanan vatandaşlar sığınacak yer ararken, bazı noktalarda yollarda biriken yağmur suları dereyi andıran görüntüler oluşturdu

23.10.2026 14:42:00
İHA
 
Tekirdağ'da beklenen yağış etkisini gösterdi
Tekirdağ'da beklenen yağış etkisini gösterdi
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün yaptığı uyarıların ardından Tekirdağ'da beklenen yağış etkisini gösterdi. Süleymanpaşa ilçesinde etkili olan şiddetli sağanak nedeniyle cadde ve sokaklarda hareketlilik yaşandı. Yağış sırasında dışarıda bulunan ve yanlarında şemsiye olmayan vatandaşlar, ıslanmamak için iş yerlerinin tentelerine ve kapalı alanlara sığındı.






Yollar adeta dereye döndü

Sağanak yağışın etkisini artırmasıyla birlikte ilçenin bazı noktalarında yollarda su birikintileri oluştu. Yollarda biriken yağmur suları akışa geçerken, ortaya çıkan görüntüler adeta dere yatağını andırdı. Sürücüler ve yayalar, yağış nedeniyle zor anlar yaşadı.

Aniden bastıran yağmur, günlük yaşamın akışını da etkiledi. Sokaklarda yürüyen vatandaşlar yağıştan korunmak için kapalı alanlara yönelirken, bazı noktalarda suyun yol boyunca akması dikkat çekti.








Vatandaşlar hazırlıksız yakalandı

Yağışın etkili olduğu saatlerde dışarıda bulunan vatandaşlar, şemsiyesiz yakalandıkları sağanaktan korunmak için çevredeki iş yerlerine sığındı. Kısa sürede etkisini hissettiren yağmur, kent merkezinde hareketli anların yaşanmasına neden oldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.