Eğer bir ülkede insanlar doğduğu yerde doyamıyorsa burada çok büyük bir problem var demektir.
İnsanların inançları için göç etmeleri doğal kabul edilse de rızıkları için göç etmeleri pek makbul değildir.
Başarılı idareciler, insanların doğdukları yerde doymalarını sağlar ve onlara çok büyük bir travma olan göç olgusundan mümkün mertebe uzak tutarlar.
En yanık türkülerimiz göç, gurbet ve ayrılıkla ilgili olanlardır.
Göçlerin de en temel sebebi savaşlar, kuraklık, düşmanlıklar ve en önemlisi geçinememek ve ekmek davasıdır.
Günümüzde Suriye'den, Libya'dan, Irak'tan, Pakistan'dan, Afganistan'dan ve çatışma bölgelerinden milyonlarca insan başka bir yere doğru göçe zorlanıyor.
Hem göç eden insanlar hem göçe maruz kalan diyarlar maalesef büyük bir kaosun içerisine sürükleniyor.
Dünyadaki istikrarı sağlamak için herkesin kendi bölgesinde ve kendi şehrinde ekmek bulabileceği bir ekonomik sistemi inşa etmek şarttır.
Avrupa ve Amerika'nın nüfusu devamlı surette eksildiği için onlara her sene milyonlarca işçi ve beyin gücü gerekmektedir.
Bu ihtiyaçlarını giderebilmek için de çıkardıkları savaşlar ve kaoslar yüzünden yollara dökülen milyonlar onlar için kolayca av olabilmekte ve ucuz iş gücüne dönüşmektedir.
Batılıların fitnesiyle çıkarılan savaşlardan kaçan insanlar, kendi canlarını kurtarabilmek ve karınlarını doyurabilmek için yine bu batılı ülkelerin bütün şartlarını çaresizce kabul ediyorlar.
Bu durumlar o kadar ileri boyutlara taşınmıştır ki, Akdeniz'de boğulan yüz binlerce insan dışında Avrupa kıyılarına ulaşabilen çoluk çocuk, gençler ve kadınlar her türlü istismarın öznesi oluyor. Bu biçareler organ mafyası, fuhuş çeteleri ve suç şebekelerinin ağına kolaylıkla düşüyor.
Haber bile olamayan binlerce çaresiz ve mazlum Müslümanın hayatı yad ellerde sönüyor.
Profesör Doktor Haydar Baş, 1980'li yıllarda "Dar Bölge Yaygın Kalkınma Modeli" adını verdiği projesini kamuoyu ile paylaşmıştı.
Bu projeye göre her il, ilçe, köy veya bölge sahip olduğu ekonomik değeri hammadde olarak değil de nihai ürünü olarak üretirse daha fazla istihdam sağlanacak ve bu sayede de göçün önüne geçilecekti.
Profesör Doktor Haydar Baş, fındık örneğinden yola çıkarak fındığın sadece ham madde olarak satışının yapılmasının büyük hata olduğunu ve nihai ürün olarak, bir marka olarak satılması gerektiğini ısrarla vurgulardı.
Fındık, hammadde olarak satıldığı zaman örneğin 1.000 kişiye istihdam sağlarken çikolata veya fındık ezmesi olarak satıldığı zaman hem marka hem nihai ürün hem de katma değer olarak çok yüksek bir getiri sağlamasının yanında 1.000 kişiye değil de bu sefer 10.000 kişiye istihdam sağlama imkânı doğacaktı.
Böylece Trabzonlunun, Giresunlunun, Ordulunun ata topraklarını terk edip gurbetlik çekmesine de gerek kalmayacaktı.
Profesör Doktor Haydar Baş'a göre göç olgusunun önüne geçebilmek için yapılması gereken şey insanları doğdukları yerde doyurmaktan ibarettir.
Profesör Doktor Haydar Baş, 2005 yılında Milli Ekonomi Modeli'ni bütün dünyaya ilan ettiği zaman yine bu modelin merkezinde insanların kendi kaynaklarını devreye sokmaları gerektiğini ve bu kaynaklarla hiç kimseden borç almadan bey ve paşa gibi yaşayabileceklerini ispat etti.
Milli Ekonomi Modeli'nin göçün önüne geçen mükemmel bir proje olduğunu görüyoruz.
20 milyonluk devasa nüfusuyla bir mega köyü andıran İstanbul, bu çarpıklıktan ancak göçün engellenmesiyle kurtulabilir.
Yine aynı şekilde Anadolu şehirleri daha kişilikli, daha kaliteli ve daha zengin görünümleri ile cazibe merkezi olup kendi insanını kendi bağrında çok rahatlıkla yaşatabilir.
İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerin kurtuluşu da kesinlikle göçün önlenmesi ile ilgilidir.
Göç probleminin bazı partilerin göçmenleri adeta sürek avıyla kovmak gibi bir kabalıkla çözülemeyeceği de ortadadır.
Göçü önlemenin tek yolu dünyada ve ülkemizde barışı ve güvenliği tesis etmekten geçiyor.
Atatürk boşuna "Yurtta barış dünyada barış" dememiş.
Bu barışın sağlanabilmesinin yegâne şartı adil bir gelir dağılımına sahip olmaktır.
Herkes geçinebileceği kadar parayı kazanabilirse atalarının toprağını terk etmek için herhangi bir sebep de bulamayacaktır.
Bu sayede büyük kentlerimiz devasa altyapı, trafik ve güvenlik problemleri ile boğuşmayacaktır.
- İç cephe nasıl tahkim edilir? / 04.11.2024
- Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu / 03.11.2024
- Çözüm değil çözülme süreci / 25.10.2024
- Hazine üzerinde oturan dilenci olmayalım / 20.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor -2- / 13.10.2024
- Hizbullah, İsrail'i frenlemeye devam ediyor / 06.10.2024
- Siper savaşları out Siber savaşları in / 23.09.2024
- Açlık sınırı = asgari ücret + 10.268 TL / 19.09.2024
- Lütfen herkes işini yapsın / 14.09.2024


























































