Ege’de silahlanma gerçeği ortadayken
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ege Denizi'ndeki adaların silahlandırılması konusunda bir kez daha sert mesaj verdi
Haber Merkezi





Fidan, Türkiye'nin gerilimden yana olmadığını belirterek, bu konuda Yunanistan'a yönelik "çok ince, çok ısrarlı girişimler" yürütüldüğünü söyledi. Ayrıca Yunanistan'da seçim atmosferine doğru gidildiğini ve Türkiye karşıtı dilin bir süre daha kullanılabileceğini ifade etti.
Ancak asıl soru tam da burada ortaya çıkıyor: Yunanistan adaları yıllardır silahlandırırken, Türkiye'nin "kabul etmiyoruz" demesinin sahadaki karşılığı ne?
Hulusi Akar açıklamıştı
Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın resmî internet sitesinde, Doğu Ege adalarının çeşitli uluslararası anlaşmalarla gayri askerî statüye tabi tutulduğu ve Yunanistan'ın 1960'lardan itibaren bu adaları silahlandırdığı belirtiliyor. Ankara, bu faaliyetlerin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklere aykırı olduğunu savunuyor.
Dönemin Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar ise daha da somut bir rakam vermişti. Akar, gayri askerî statüde bulunan 23 adanın 16'sının silahlandırıldığını açıklamıştı.
Ankara biliyor, itiraz ediyor, fakat silahlar yerinde duruyor
Türkiye'nin resmî açıklamalarına göre Ankara bu durumu ikili görüşmelerin yanı sıra NATO ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası platformlarda da gündeme getiriyor. Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan'ın itirazlara rağmen silahlandırma faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtiyor.
Kamuoyunun sorması gereken soru şu: "Kabul etmiyoruz" denildiği halde değişen ne?
Adaların silahlandırılmasının yıllardır gündemde olduğu bizzat Ankara tarafından açıklanıyor. Üstelik Türkiye, 23 adadan 16'sının silahlandırıldığını daha önce kamuoyuna duyurmuş durumda.
O halde artık yalnızca diplomatik itirazların değil, bu itirazların neden sonuç üretmediğinin de açıklanması gerekiyor.
"Çok ısrarlı girişimler" yeterli mi?
Fidan, Türkiye'nin konuyu kamuoyuna yansıtmadan yürüttüğü diplomatik temasların bulunduğunu da söyledi. Bakan, bölgenin "silahlanmaya değil barışa ihtiyacı olduğunu" vurguladı.
Türkiye kabul etmiyor; Yunanistan ise silahlandırmaya devam ettiği iddia edilen adalarda fiilî askerî varlığını sürdürüyor.
Bu nedenle Ege'de artık aynı açıklamaların tekrarından çok, diplomatik girişimlerin hangi somut sonucu doğurduğunun kamuoyuna anlatılması bekleniyor. Çünkü mesele yalnızca "kabul edip etmemek" değil.
Ancak Ege'deki askerî tablo değişmiyorsa, kamuoyunun şu soruyu sorması da kaçınılmaz:
Yunanistan'ın silahlandırdığı adalar konusunda Türkiye'nin kırmızı çizgisi nedir?
Sadece protesto notaları mı?
Sadece diplomatik girişimler mi?
Yoksa Türkiye'nin bu konuda uygulamaya hazır olduğu başka tedbirler de var mı?












































































