logo
09 EKİM 2026

Eğitimde torpil isyanı

07.06.2006 00:00:00
 
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, Milli Eğitim Bakanlığı'nda torpil furyasının bitmek bilmediğini öne sürerek, "İnanılmaz bir kadrolaşmanın yaşandığı Bakanlık'ta bu kez de iller arası tayinlerde eş, dost ilişkisi mi ön plana çıkmıştır?" diye sordu.

 

Özcan, tayinlerde torpil yapıldığı iddialarının Bakanlık tarafından cevaplanmasını isteyerek, en son gerçekleştirilen iller arası tayinlerde kapalı olan branşlara öğretmen ataması yapıldığını iddia etti. Uygulamayı "Yeni yandaşlara kadro tahsis etmek" olarak nitelendiren Özcan, torpilin yapılışını da örneklendirerek şunları kaydetti:

"Elektronik ortamda Mardin ilinde matematik branşı için kadro açılmamış. Dolayısıyla Mardin, matematik öğretmenlerine kapalı bir il konumunda. Ancak tayinlerden sonra bir bakıyorsunuz, Mardin'e matematik öğretmeni ataması yapılmış. Bunun özeti şu, 'Kadrolaşmadan sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı, iller arası tayinlerde kapalı olan Mardin iline torpili olanların atamasını el altından yapıyor."

Özcan, her zaman sürgünün, kıyımın, kadrolaşmanın, torpilin yanında olan Milli Eğitim Bakanlığı'nın yine kendisine yakışan bir tavır sergilediğini belirterek, eğitim çalışanlarının gözlerinin içine baka baka büyük bir şaibeye imza atıldığını savundu ve Milli Eğitim Bakanlığı'ndan cevaplamasını istediği soruları ve taleplerini şöyle sıraladı:

Aynı branştan bir öğretmene kapalı olan iller, diğer bir öğretmen için nasıl açık konumdadır? 

Kapalı görülen bu illere kimler, neden, nasıl atanmıştır? 

İller arası tayinlerde eş, dost ilişkisi mi ön plana çıkmıştır?"

"Şu anda binlerce öğretmen Milli Eğitim Bakanlığı'na ateş püskürmektedir" diyen Özcan, Keyfi atamalar yaparak, eğitim çalışanları arasında huzursuzluğa neden olan Bakanlık, yandaşlarına mavi boncuk dağıtmayı sürdürmektedir. Tüm bu olanlar, kapalı kapılar ardında yapılan uygulamaların doğal sonucudur. Tayin ve atama komisyonlarında sendika temsilcileri bulunmadığı sürece de benzeri sıkıntılar yaşanacaktır. Sayın Hüseyin Çelik, MEB'in eğitim çalışanları nazarında kaybettiği güveni nasıl sağlayacaktır, doğrusu çok merak ediyoruz. Türk Eğitim-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığı'nı şiddetle kınıyor, sorumlulardan hesap sorulmasını talep ediyoruz."

FON SORUŞTURMASINDA TARTIŞMA BÜYÜYOR

Milyarlarca liralık fon işlemlerinin, yatırımcıların kayıplarının ve kamuoyuna yansıyan iddiaların aydınlatılması beklenirken gazetecilerin ifadeye çağrılması ve bazı gazeteciler hakkında gözaltı kararı verilmesi yeni bir tartışma başlattı

09.10.2026 20:35:00
Haber Merkezi
 
FON SORUŞTURMASINDA TARTIŞMA BÜYÜYOR
FON SORUŞTURMASINDA TARTIŞMA BÜYÜYOR
Milyarlarca liralık fon işlemlerinin, yatırımcıların kayıplarının ve kamuoyuna yansıyan iddiaların aydınlatılması beklenirken gazetecilerin ifadeye çağrılması ve bazı gazeteciler hakkında gözaltı kararı verilmesi yeni bir tartışma başlattı. Kamuoyunun sorusu açık: Soruşturmanın önceliği, iddia edilen usulsüzlükleri ortaya çıkarmak mı, yoksa bu iddiaları gündeme taşıyanları susturmak mı?

Fon soruşturması, yalnızca finans piyasalarını değil, yargının tarafsızlığı ve basın özgürlüğünü de ilgilendiren bir tartışmaya dönüştü. İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç'in ifadeye çağrıldığı; Şaban Sevinç ile Mustafa Balcı hakkında gözaltı kararı verildiği yönündeki haberler, soruşturmanın yönü konusunda kamuoyunda soru işaretlerine yol açtı.

Elbette hiçbir gazeteci hukukun üstünde değildir. Gazeteciler hakkında somut bir suç şüphesi varsa bunun da hukuk çerçevesinde incelenmesi mümkündür. Ancak asıl mesele, soruşturmanın hangi iddialara, hangi delillere ve hangi somut eylemlere dayandığının açıklanmasıdır. Gazetecilik faaliyeti ile suç teşkil ettiği ileri sürülen eylemler birbirine karıştırılmamalıdır.

MİLYARLARLIK İDDİALARIN HESABI SORULDU MU?

Fon soruşturmasıyla ilgili kamuoyuna yansıyan iddialar, yüksek tutarlı işlemler ve bazı isimlerin elde ettiği öne sürülen kazançlar etrafında yoğunlaşıyor. Bu iddiaların her biri ayrı ayrı belgelerle incelenmeli; doğrulanmış bilgilerle henüz kanıtlanmamış iddialar birbirinden ayrılmalıdır.

Ancak vatandaşın beklediği, yalnızca gazetecilerin hangi açıklamaları yaptığının araştırılması değil; fonlardaki işlemlerin nasıl gerçekleştiğinin, kimlerin ne kazandığının, yatırımcıların zarar görüp görmediğinin ve varsa hukuka aykırılıkların ortaya çıkarılmasıdır.

Eğer usulsüzlük yapılmışsa bunun sorumluları kimlerdir? Para hangi işlemlerle el değiştirmiştir? Kamu gücünü kullanan veya siyasi bağlantıları bulunduğu öne sürülen kişiler varsa bunlar da aynı titizlikle inceleniyor mu?

Bu soruların cevabı, soruşturmanın güvenilirliği açısından belirleyicidir.

YARGIYA DÜŞEN GÖREV: İDDİALARI AYDINLATMAK

Yargının görevi, siyasi konumuna, ekonomik gücüne veya kamuoyundaki etkisine bakmaksızın iddiaları tarafsız biçimde araştırmaktır. Bu görev, yalnızca suç şüphesi altındaki kişileri değil, soruşturmanın nasıl yürütüldüğünü de kapsayan bir şeffaflık anlayışını gerektirir.

Savcılık, gazeteciler hakkında hangi somut açıklama veya eylem nedeniyle işlem yapıldığını kamuoyuna açık ve anlaşılır biçimde ortaya koymalıdır. Aksi durumda, hukuki işlemlerin basın özgürlüğü üzerinde baskı oluşturduğu yönündeki kaygılar büyüyebilir.

Öte yandan, gazetecilerin ifadeye çağrılması tek başına suçlu oldukları anlamına gelmediği gibi, soruşturma açılması da tek başına susturma amacı bulunduğunu kanıtlamaz. Bu nedenle hem gazeteciler hakkındaki işlemler hem de fon soruşturmasının mali boyutu, deliller üzerinden değerlendirilmelidir.

VATANDAŞIN SORUSU DEĞİŞMİYOR

Geçim sıkıntısı içindeki vatandaş, birikimini korumaya çalışırken yüksek tutarlı finansal işlemlerle ilgili iddiaların açıklığa kavuşmasını bekliyor. Böyle bir ortamda kamuoyunun gündemi, yalnızca kimin ifade verdiği değil, iddia edilen kazançların nasıl elde edildiği ve varsa mağduriyetlerin nasıl giderileceği olmalıdır.

İktidarın ve yargı makamlarının önünde önemli bir sınav bulunuyor: İddiaların üzerine eşit ölçüde gidildiğini göstermek, soruşturmanın kapsamını şeffaflaştırmak ve gazetecilik faaliyetinin suçlamaya dönüştürülmediği konusunda kamuoyunu ikna etmek.

Asıl soru şu: Fon soruşturması, varsa mali usulsüzlükleri bütün bağlantılarıyla ortaya çıkaracak mı; yoksa kamuoyunun dikkatini çeken açıklamalar üzerinden yeni bir tartışmanın içine mi sıkışacak?

Vatandaşın beklediği cevap, gazetecilerin susturulup susturulmadığı tartışmasının ötesinde, parasal iddiaların belgelerle aydınlatılması ve hukukun herkes için eşit uygulanmasıdır.

Atilla Taş'ın kızı toprağa verildi

Mersin'de yaşadığı apartmanın 14. katından düşerek hayatını kaybeden şarkıcı Atilla Taş'ın 34 yaşındaki kızı Sezen Taş, düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi

09.10.2026 17:33:00
AA
 
Atilla Taş'ın kızı toprağa verildi
Atilla Taş'ın kızı toprağa verildi
Mersin'de bir sitedeki apartmanın 14. katından düşmesi sonucu hayatını kaybeden şarkıcı Atilla Taş'ın kızının cenazesi toprağa verildi.

Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi morgundaki işlemleri tamamlanan 34 yaşındaki Sezen Taş'ın naaşı, cenaze nakil aracıyla Mezitli Mezarlığı'na getirildi.

Taş'ın naaşı, öğle namazına müteakip kılınan namazın ardından mezarlıkta defnedildi.

Cenaze törenine Taş'ın babası Atilla Taş, annesi İlkay Sarıköse ve aile yakınlar ile vatandaşlar katıldı.

Erdemli ilçesi Çeşmeli Mahallesi'ndeki sitede yaşayan 2 çocuk annesi Sezen Taş, dün ikamet ettiği apartmanın 14. katındaki daireden düşmesi sonucu hayatını kaybetmişti.

Şarkıcı Güllü davasında karar çıktı

Kamuoyunda "Güllü" adıyla tanınan ünlü sanatçı Gül Tut'un 6. kattan şüpheli düşüşüne ilişkin görülen davada mahkeme nihai kararını verdi. Annesini tasarlayarak pencereden aşağı attığı suçlamasıyla yargılanan 28 yaşındaki Tuğyan Ülkem Gülter, hiçbir indirim uygulanmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı

09.10.2026 17:30:00
Haber Merkezi
 
Şarkıcı Güllü davasında karar çıktı
Şarkıcı Güllü davasında karar çıktı
Yalova'nın Çınarcık ilçesinde 26 Eylül 2025 tarihinde meydana gelen ve Türkiye gündemine oturan olayda, sanatçı Gül Tut ("Güllü"), evinin penceresinden beton zemine düşerek trajik şekilde hayatını kaybetmişti. Yürütülen titiz soruşturmanın ardından açılan davanın ikinci duruşmasında karar çıktı. Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi, davanın tek tutuklu sanığı olan kızı Tuğyan Ülkem Gülter'i "Tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme" ve "Kadına karşı kasten öldürme" suçlarından en ağır cezaya mahkûm etti.

Kan donduran deliller ve "Hadi Görüşürüz" ses kaydı

Davanın seyrini değiştiren en önemli unsurlar, teknik incelemeler ve sanığın geçmiş mesajlaşmaları oldu. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) tarafından incelenen olay gecesine ait kamera ve ses kayıtlarında, Güllü'nün düşmesinden hemen önce genç bir kadının "Hadi görüşürüüüz" dediği belirlenmiş, bilirkişi raporuyla bu sesin sanık Tuğyan Ülkem Gülter'e ait olduğu kanıtlanmıştı. İddianamede, sanığın bu sözlerin hemen ardından annesini kalça altından kavrayarak pencereden aşağı ittiği ileri sürülmüştü.

Ayrıca dosyaya giren mesaj dökümlerinde sanık Gülter'in eski sevgilisi ve yakınlarına annesi hakkında, "Bıktım bu annemden", "Gebersin", "Bu kadın ölsün, ne zaman ölecek?" ve "Ona büyük bir şey yapacağım" şeklinde ifadeler gönderdiği ortaya çıkmıştı.

"Malkata" şarkısı kasıtlı mı açıldı?

Karar celsesinde maktulün kardeşi Kader Tut'un avukatları mahkemeye çarpıcı bir kamera ses analizi raporu daha sundu. Raporda, Güllü'nün lavaboya girdiği sırada kızı Tuğyan'ın evdeki arkadaşı Sultan'a, "Şişt, şişt, Malkata'yı açalım öyle oynasın" dediği, Güllü'nün lavabodan çıkınca Roman havası olan bu parçaya eşlik ettiği duyuldu.

Müşteki avukatları, Güllü'yü odaya çekip planı uygulamak için bu şarkının kasıtlı olarak açıldığını belirterek, evde bulunan ve "yalan tanıklık" ile yargılanan Sultan Nur Ulu'nun da cinayete iştirakten sanık olması gerektiğini talep etti.

Sanık avukatları: "Olay kaza, DNA izi yok"

Sanık müdafileri ise savunmalarında olayın bir kaza olduğunu öne sürdü. Avukatlar, Güllü'nün olay anında 3.53 promil alkollü olduğunu, gözlüklerini takmadığını ve evdeki zeminin kaygan olduğunu belirtti.

Savunmada, "Müvekkilim annesini tutup aşağı atmış olsaydı maktulün üzerinde mutlaka müvekkilimin DNA'sı veya tırnaklarında swap izi olurdu. Ancak dosyada böyle bir somut delil yok" denilerek beraat talebinde bulunuldu.

Gözyaşları içinde son savunma: "İlahi adalete inanıyorum"

Karar açıklanmadan önce son sözü sorulan Tuğyan Ülkem Gülter, mahkeme salonunda gözyaşlarına boğuldu. Suçlamaları reddeden sanık, "Arkam dönüktü, annemin düştüğünü görseydim tutardım. Ben iftiraya uğradığıma inanıyorum. İlahi adalete güveniyorum, öbür dünyada annemle el ele hesap soracağız" ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti verilen kısa bir aranın ardından kararını ilan ederek sanık Tuğyan Ülkem Gülter'e, hiçbir ceza indirimi uygulamaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Kararın okunmasıyla birlikte sanık kürsüsünde hıçkırıklara boğulan Gülter, cezaevine geri gönderildi.

Gazeteci Mehmet Akif Ersoy tutuklu kalmaya devam edecek

Uyuşturucu, suç örgütü ve cinsel saldırı iddialarıyla 286 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan eski Habertürk TV Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy'un yargılandığı davada ikinci duruşma tamamlandı. Mahkeme, Ersoy'un tutukluluk halinin devamına karar verirken; duruşmaya mağdurların şikayetçi olmadıklarını beyan etmesi ve salon karıştıran "gizli tanık" krizi damga vurdu

09.10.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Gazeteci Mehmet Akif Ersoy tutuklu kalmaya devam edecek
Gazeteci Mehmet Akif Ersoy tutuklu kalmaya devam edecek
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında 11 Aralık 2025'te tutuklanan gazeteci Mehmet Akif Ersoy ile birlikte toplam 8 sanığın yargılandığı davanın ikinci celsesi bugün yapıldı.

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Ersoy ve Mustafa Manaz, tutuksuz sanık Ufuk Tetik ile avukatlar katıldı. Hakkındaki suçlamaları reddeden Ersoy, suç örgütü olmadığını ve adli durumu nedeniyle kaçma ihtimalinin bulunmadığını belirtti.

Mağdur beyanları ve gizli tanık krizi

Duruşmada mağdur sıfatıyla dinlenen Elif Kılınç ve Meltem Acet, iddia edilen olaylarla ilgilerinin bulunmadığını, cinsel saldırıya uğramadıklarını ve kimseden şikayetçi olmadıklarını ifade ederek dosyadan isimlerinin çıkarılmasını talep etti.

Ayrıca salonda gizli tanığın daha önceki celseyi izlediğinin anlaşılması üzerine mahkeme başkanı, usul gereği bu kişiyi tanıklıktan çıkardı. Diğer tutuklu sanık Mustafa Manaz ise mağduriyet yaşadığını belirterek tahliyesini istedi.

Mahkeme kararı

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, Mehmet Akif Ersoy'un tutukluluk halinin devamına, Mustafa Manaz'ın ise ev hapsi şartıyla tahliyesine karar vererek duruşmayı 28 Ocak 2027 tarihine erteledi.

Yıkım kararı 37 yıldır uygulanmamış

İstanbul Maltepe'de 5 kişinin yaşamını yitirdiği bina çökmesine ilişkin hazırlanan bilirkişi ön raporu tamamlandı. Raporda, yapının ruhsata aykırı inşa edilen son 4 katı için geçmişte iki kez yıkım kararı alındığı ancak bu kararların hiçbir zaman uygulanmadığı ortaya çıktı. Enkazdan alınan beton örneklerinde deniz kabuklarına rastlanırken, gözaltına alınan mimar ve şantiye şefi asli kusurlu bulundu

09.10.2026 15:20:00
Haber Merkezi
 
Yıkım kararı 37 yıldır uygulanmamış
Yıkım kararı 37 yıldır uygulanmamış
İstanbul'un Maltepe ilçesi Cevizli Mahallesi Doğu Sokak üzerinde bulunan 7 katlı binanın alt 3 katı, dün sabah saat 05.40 sıralarında büyük bir gürültüyle çöktü. 5 vatandaşın hayatını kaybettiği, 10 kişinin ise yaralı olarak kurtarıldığı facianın ardından İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan adli soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyeti ön raporunu tamamladı. Ortaya çıkan bilirkişi ön raporu, ihmaller zincirini gözler önüne serdi.

Kaçak katlar için alınan yıkım kararları sümen altı edilmiş

Bilirkişi ön raporunda yer alan en çarpıcı tespit, binanın kaçak katlarına yönelik geçmişte alınan ancak uygulanmayan encümen kararları oldu. 1987 yılında inşa edilen yapının ruhsat harici olarak sonradan eklenen 3, 4, 5 ve 6'ncı katlarının tamamen ruhsata aykırı olduğu belirlendi.

Rapordaki detaylara göre, binadaki ruhsata aykırı imalatlar nedeniyle 16 Haziran 1989 ve 18 Nisan 1990 tarihlerinde yapı tatil tutanakları düzenlendi.

Bu tutanakların ardından belediye encümeni tarafından 14 Ağustos 1989 ve 11 Haziran 1990 tarihlerinde kaçak katların yıkılması yönünde iki ayrı karar alındı.

Ancak alınan bu yıkım kararları aradan geçen onlarca yıla rağmen uygulanmadı ve kaçak bölümler çökmenin meydana geldiği güne kadar varlığını sürdürerek binaya ekstra yük bindirdi.

Mimar ve şantiye şefi kusurlu bulundu, adliyeye sevk edildi

Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcıları ve bilirkişi heyeti, yapım sürecinde ve sonrasındaki sorumluları da netleştirdi. Hazırlanan ön raporda; binanın mimarı ve yapı ruhsatında fenni mesul olarak görünen Hasan Balcı ile dönemin şantiye şefi/sürveyanı Mevlüt Okumuş, bina sahipleri ve müteahhitler kusurlu bulundu.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan mimar Hasan Balcı ile şantiye şefi Mevlüt Okumuş, sağlık kontrolünün ardından İstanbul Anadolu Adliyesi'ne sevk edildi. Binanın resmi mal sahibi D.B.'nin ise 2016 yılında hayatını kaybettiği öğrenildi.

Betondan deniz kabuğu çıktı

Arama kurtarma çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte enkaz alanında iş makineleriyle hafriyat alımı ve teknik incelemeler başladı. Uzman ekiplerin incelemek üzere binanın her katındaki kolonlardan aldığı beton örneklerinde, malzemenin kalitesizliğini ortaya koyan deniz kabuklarına rastlandı. Betonun mukavemetini doğrudan düşüren bu malzemenin kullanılması, facianın yapısal nedenlerinden biri olarak rapora eklendi.

Kamu görevlileri için müfettiş devrede

Hadisenin idari boyutu için de düğmeye basıldı. İçişleri Bakanlığı, binanın planlaması, inşası, tadilatı ve yıkım kararlarının uygulanmaması süreçlerinde kamu görevlilerinin ihmali olup olmadığının araştırılması amacıyla 2 mülkiye müfettişi görevlendirdi. Müfettişlerin, dönemin belediye yetkilileri ve imar müdürlüğü görevlileri hakkında inceleme yapacağı bildirildi.

Çevredeki 3 bina tahliye edildi

Binanın zemin katının çökmesi ve üst katlarının yana yatması sebebiyle çevre güvenliği en üst seviyeye çıkarıldı. Çökme riski taşıyan yapının etrafındaki 3 bina tedbir amacıyla tahliye edilerek 55 vatandaş güvenli alanlara taşındı. Tahliye edilen vatandaşlardan 44'ü kaymakamlık koordinasyonunda otellere yerleştirilirken, bölgedeki enkaz kaldırma ve kontrollü yıkım çalışmaları devam ediyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze, öldürmeye doymayan soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü" dedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören kibirli ve öldürmeye doymayan soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü" dedi

09.10.2026 13:11:00
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze, öldürmeye doymayan soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü" dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze, öldürmeye doymayan soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü" dedi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, "Uluslararası anlaşmalar deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. Neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz." dedi.

ABD-İran gerilimine ilişkin değerlendirmede bulunan Erdoğan, "Küresel petrol ihracatının yüzde 35'inin geçtiği Hürmüz'deki tıkanıklık onca çabaya rağmen aylardır bir türlü giderilemedi." diye konuştu.

"Türkiye kendisine umut bağlayan insanlara sırtını dönmez"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in Gazze'deki soykırımına ilişkin, "Gazze, kendini uluslararası hukukun üstünde gören kibirli ve öldürmeye doymayan soykırım şebekesi tarafından dünyanın en büyük toplama kampına dönüştürüldü. Türkiye gerekirse sıkıntı çeker ama kendisine umut bağlayan, haksızlığa uğrayan insanlara da sırtını dönmez." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, şöyle devam etti: 
"Suç işleyip ülke dışına çıkarak adaletten kaçabileceğini sananlar, nereye saklanırlarsa saklansınlar kendilerini güvende hissetmemelidir. Sadece 2026'nın ilk 9 ayında 294 kişinin ülkemize iadesini sağladık. Aynı dönemde farklı aramalar kapsamında 736 kişiyi ülkemize getirdik."

Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç adliyeye sevk edildi

Gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı, fon soruşturması kapsamında "kamuoyunu yanıltıcı" açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınmalarının ardından adliyeye sevk edildi

09.10.2026 11:56:00
İHA
 
Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç adliyeye sevk edildi
Mustafa Balcı ve Şaban Sevinç adliyeye sevk edildi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen fon soruşturması kapsamında gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç, soruşturmaya ilişkin kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalarda bulundukları gerekçesiyle şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmıştı.

Soruşturma kapsamında Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Gözaltına alınan Sevinç ve Balcı, emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.

Sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı gözaltına alındı

Sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı fon soruşturması kapsamında gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç'in ifadeye çağrıldığını duyurmuştu

09.10.2026 11:07:00
Haber Merkezi
 
 Sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı gözaltına alındı
 Sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı gözaltına alındı
Sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı fon soruşturması kapsamında gazeteciler İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç'in ifadeye çağrıldığını duyurmuştu.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, sermaye piyasasındaki işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı gözaltına alındı.

Ömer Çelik hakkında yanıltıcı nitelikte açıklama
Başsavcılıkça yürütülen soruşturmalar doğrultusunda AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik hakkında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı hakkında gözaltı kararı verildi.
Sevinç ile Balcı, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçundan gözaltına alındı.

'Şüpheli' sıfatı ile ifade verecekleri açıklanmıştı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dün, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin yürütülen soruşturmalar kapsamında kamuoyunu yanıltıcı nitelikte açıklamalar yaptıkları gerekçesiyle İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç'in "şüpheli" sıfatıyla ifadelerinin alınması için hazır edilmeleri talimatı verildiğini bildirmişti.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte olan fon soruşturmasına ilişkin olarak basın-yayın organları ve sosyal medya üzerinden kamuoyunu yanıltıcı nitelikte yaptıkları açıklamalar nedeniyle İsmail Saymaz, Murat Ağırel ve Şaban Sevinç'in şüpheli sıfatıyla ifadeleri alınmak üzere hazır edilmeleri talimatı verilmiştir."

'Arap Emrah' suç örgütüne operasyon: 34 gözaltı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyunda "Arap Emrah" lakabıyla bilinen Emrah Sever'in liderliğindeki silahlı suç örgütüne yönelik 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 34 şüpheli gözaltına alındı

09.10.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
 
'Arap Emrah' suç örgütüne operasyon: 34 gözaltı
'Arap Emrah' suç örgütüne operasyon: 34 gözaltı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyunda "Arap Emrah" lakabıyla bilinen Emrah Sever'in liderliğindeki silahlı suç örgütüne yönelik 8 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 34 şüpheli gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda 3 ruhsatsız tabanca, 1 pompalı tüfek, çok sayıda fişek ve 272 bin lira nakit para ele geçirildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca yeni nesil suç örgütlerine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, Emrah Sever Çıkar Amaçlı, Silahlı ve Organize Suç Örgütü'ne yönelik çalışma başlatıldı. Başsavcılık koordinesinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucunda, örgütle bağlantılı olduğu tespit edilen toplam 52 şüpheliden 47'sinin yakalanması için harekete geçildi. Şüphelilerden 1'inin ceza infaz kurumunda, 4'ünün ise yurt dışında bulunduğu belirtildi.

8 ilde eş zamanlı operasyon



İstanbul, Ankara, Çanakkale, Kocaeli, Mardin, Muş, Tekirdağ ve Trabzon'da bugün düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 34 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin ikametlerinde yapılan aramalarda 3 ruhsatsız tabanca, 1 pompalı tüfek, farklı çaplarda çok sayıda fişek ve 272 bin lira nakit para ele geçirildi. Öte yandan suç örgütüne ait olduğu belirtilen 38 farklı sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi talep edildi. Soruşturmanın tüm yönleriyle sürdüğü bildirildi.

Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü

Mersin'de apartmanın 14. katından düşen kadın öldü. Hayatını kaybeden Sezen Taş'ın, şarkıcı Atilla Taş'ın kızı olduğu belirtildi

08.10.2026 20:50:00 / Güncelleme: 08.10.2026 20:52:59
AA
 
Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü
Atilla Taş'ın kızı 14. kattan düşerek öldü
Mersin'de bir sitedeki apartmanın 14. katından düşen kadın yaşamını yitirdi.

Erdemli ilçesi Çeşmeli Mahallesi'ndeki bir sitede bulunan apartmanın 14. katından bir kadın düştü.

İhbar üzerine bölgeye ekipler sevk edildi. Sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Sezen Taş'ın hayatını kaybettiğini belirledi.

Sezen Taş'ın cenazesi, otopsi işlemleri için morga kaldırıldı.

Olaya ilişkin soruşturma başlatıldı.

Sezen Taş'ın şarkıcı Atilla Taş'ın kızı olduğu belirtildi.

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.