Dünyaya hükümran olmak emperyalist-Siyonist zihniyetin inançlarından aldıkları bire hedeftir. Bu hedeflerini gerçekleştirmek için siyasi olarak güçlü olmak zorundadırlar.
Siyaseten güçlü olmak yani bütün ülkelerde her dediklerinin 'emir telakki edilmesi' içinde dünya ekonomisini ellerinde tutmak gerekiyordu. Bütün bunları korumak ve aykırı sesleri anında susturabilmek için ordu gerekiyordu.
2. dünya savaşından sonra bu hedeflerini darbelerle, iç ve bölgesel savaşlarla milyonlarca insanı katlederek, büyük ölçüde gerçekleştirdiler.
Ama dünya değişiyor ve insanlık artık daha büyük sorularla Haçlı emperyalist-Siyonist zihniyetin karşısına çıkıyordu.
Bu barbar zihniyet her zaman ki gibi soruları cevaplamak, sorunları çözmek yerine kan ile cevap verme şıkkını tercih etti.
İşte İslam coğrafyası! Kan gölü. 25 yılda ABD rakamlarına göre 5 milyon Müslüman katledildi, 38 milyon Müslüman yerinden edildi.
Her ne kadar İslam dünyasını yönetenler zalimlere biat etse de insanlık artık küresel sömürüyü, vahşeti, yeryüzü kaynaklarına çökülmesini, doları, doların sahiplerini sorgulamaya başladı.
Bu sorgulamayı başlatan ve insanlığı ekonomik esaretten kurtaracak formülü ortaya koyan bir Türk evladı idi. Merhum Prof. Dr. Haydar Baş idi.
Baş Hocamız vesilesiyle artık milli para, paranın tarifi, senyoraj hakkı insanların sorgusunda. Dünya nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan, dünyanın üretim, tüketim ve enerji üssü olan devletler bir araya geldi, BRİCS ve Şanghay İşbirliği Örgütlerini kurdular.
İşte ABD bugün uçağıyla, gemisiyle, füzesiyle İran'a bizzat geldiyse bunun sebebi doların saltanatını yani küresel sömürü sistemini korumak içindir.
Çünkü doların saltanatı yıkılırsa Haçlı emperyalist-Siyonist zihniyet, dünya siyasetinde söz hakkını kaybeder. Haliyle inançlarından gelen Tanrı Krallığı ve Arz-ı Mevut hedefleri de bitir.
Onun için barış-ateşkes-demokrasi-çözüm gibi söylemler sadece içimizdeki ahmakları aldatmak içindir.
İran aldanmadı
Bu söylemlere sadece İran aldanmadı. Aldanmadığı için evet bedel ödedi, ödüyor ama askeri olarak, siyasi olarak, psikolojik olarak kazanan İran oldu.
Batı medyası Saddam, Kaddafi, Esad için attıkları manşetleri İran için atamıyorlar. Çünkü İran meşru müdafaa hakkın kullanıyor.
Haliyle insanlık, ABD ve İsrail vahşetine karşı ayağı kalkarken bizzat ABD halkı, kendi devletini sorguluyor.
Başka?
Artık ABD'nin mandası oldukları tescillenen Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, Bahreyn, Irak, Birleşik Arap Emirliklerinin halkları artık kendi krallarını, şeyhlerini sorguluyor.
Nihayet Araplar, ABD'nin hayatlarını hiçe sayarak kendi hedef ve hesapları uğruna vahşice bir savaş yürüttüğü anlamaya başladılar.
Hele ABD elçiliklerinin kendi vatandaşlarına 'bölgeyi terk edin' çağrıları Arapların öfkesini daha da arttırdı.
Özellikle Bahreyn ve BAE halkları, hükümetlerinin, İsrail ile imzaladığı İbrahim Anlaşmalarına karşı sesleri çok daha gür çıkmaya başladı.
Triyon dolarlarla şatafat içinde yaşayan o krallar, şeyhler de artık ABD'nin kendilerini koruyamadığının farkına vardılar. Artık hiç biri altın varaklı yataklarında rahat uyuyamıyor.
AKP iktidarı
Sayın Erdoğan hemen her gün bir devlet başkanı veya başbakanı ile görüşüyor. Barış ve güven ortamından bahsediyorlar.
Oysa İslam adına, devletimiz ve milletimiz adına net bir duruş ortaya koyabilselerdi Türkiye yeniden mazlum halkların umudu olan bir ülke olurdu.
Erdoğan ve iktidarı beğenmedikleri Demirel ve Ecevit'in aldığı kararları alıp ülkemizdeki haçlı üslerini, deniz, kara ve hava yollarını kapatsaydı bugün ülkemiz yeniden İslam dünyasının lideri olurdu.
Ama Sayın Erdoğan aynen Irak, Suriye, Libya'da olduğu gibi yine ABD safını tercih etti.
Bu gerçeği Trump: "Ben kendisinden bunun dışında kalmasını istedim ve o da bunu kabul etti. Benim sayemde İran'ın yanında saf tutmadı' sözleriyle itiraf etti.
İran'ı ve Yemen'i kınayan Sayın iktidarımız bir kez olsun ABD'yi en azından kınama cesareti gösteremedi.
Siyaseten güçlü olmak yani bütün ülkelerde her dediklerinin 'emir telakki edilmesi' içinde dünya ekonomisini ellerinde tutmak gerekiyordu. Bütün bunları korumak ve aykırı sesleri anında susturabilmek için ordu gerekiyordu.
2. dünya savaşından sonra bu hedeflerini darbelerle, iç ve bölgesel savaşlarla milyonlarca insanı katlederek, büyük ölçüde gerçekleştirdiler.
Ama dünya değişiyor ve insanlık artık daha büyük sorularla Haçlı emperyalist-Siyonist zihniyetin karşısına çıkıyordu.
Bu barbar zihniyet her zaman ki gibi soruları cevaplamak, sorunları çözmek yerine kan ile cevap verme şıkkını tercih etti.
İşte İslam coğrafyası! Kan gölü. 25 yılda ABD rakamlarına göre 5 milyon Müslüman katledildi, 38 milyon Müslüman yerinden edildi.
Her ne kadar İslam dünyasını yönetenler zalimlere biat etse de insanlık artık küresel sömürüyü, vahşeti, yeryüzü kaynaklarına çökülmesini, doları, doların sahiplerini sorgulamaya başladı.
Bu sorgulamayı başlatan ve insanlığı ekonomik esaretten kurtaracak formülü ortaya koyan bir Türk evladı idi. Merhum Prof. Dr. Haydar Baş idi.
Baş Hocamız vesilesiyle artık milli para, paranın tarifi, senyoraj hakkı insanların sorgusunda. Dünya nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan, dünyanın üretim, tüketim ve enerji üssü olan devletler bir araya geldi, BRİCS ve Şanghay İşbirliği Örgütlerini kurdular.
İşte ABD bugün uçağıyla, gemisiyle, füzesiyle İran'a bizzat geldiyse bunun sebebi doların saltanatını yani küresel sömürü sistemini korumak içindir.
Çünkü doların saltanatı yıkılırsa Haçlı emperyalist-Siyonist zihniyet, dünya siyasetinde söz hakkını kaybeder. Haliyle inançlarından gelen Tanrı Krallığı ve Arz-ı Mevut hedefleri de bitir.
Onun için barış-ateşkes-demokrasi-çözüm gibi söylemler sadece içimizdeki ahmakları aldatmak içindir.
İran aldanmadı
Bu söylemlere sadece İran aldanmadı. Aldanmadığı için evet bedel ödedi, ödüyor ama askeri olarak, siyasi olarak, psikolojik olarak kazanan İran oldu.
Batı medyası Saddam, Kaddafi, Esad için attıkları manşetleri İran için atamıyorlar. Çünkü İran meşru müdafaa hakkın kullanıyor.
Haliyle insanlık, ABD ve İsrail vahşetine karşı ayağı kalkarken bizzat ABD halkı, kendi devletini sorguluyor.
Başka?
Artık ABD'nin mandası oldukları tescillenen Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, Bahreyn, Irak, Birleşik Arap Emirliklerinin halkları artık kendi krallarını, şeyhlerini sorguluyor.
Nihayet Araplar, ABD'nin hayatlarını hiçe sayarak kendi hedef ve hesapları uğruna vahşice bir savaş yürüttüğü anlamaya başladılar.
Hele ABD elçiliklerinin kendi vatandaşlarına 'bölgeyi terk edin' çağrıları Arapların öfkesini daha da arttırdı.
Özellikle Bahreyn ve BAE halkları, hükümetlerinin, İsrail ile imzaladığı İbrahim Anlaşmalarına karşı sesleri çok daha gür çıkmaya başladı.
Triyon dolarlarla şatafat içinde yaşayan o krallar, şeyhler de artık ABD'nin kendilerini koruyamadığının farkına vardılar. Artık hiç biri altın varaklı yataklarında rahat uyuyamıyor.
AKP iktidarı
Sayın Erdoğan hemen her gün bir devlet başkanı veya başbakanı ile görüşüyor. Barış ve güven ortamından bahsediyorlar.
Oysa İslam adına, devletimiz ve milletimiz adına net bir duruş ortaya koyabilselerdi Türkiye yeniden mazlum halkların umudu olan bir ülke olurdu.
Erdoğan ve iktidarı beğenmedikleri Demirel ve Ecevit'in aldığı kararları alıp ülkemizdeki haçlı üslerini, deniz, kara ve hava yollarını kapatsaydı bugün ülkemiz yeniden İslam dünyasının lideri olurdu.
Ama Sayın Erdoğan aynen Irak, Suriye, Libya'da olduğu gibi yine ABD safını tercih etti.
Bu gerçeği Trump: "Ben kendisinden bunun dışında kalmasını istedim ve o da bunu kabul etti. Benim sayemde İran'ın yanında saf tutmadı' sözleriyle itiraf etti.
İran'ı ve Yemen'i kınayan Sayın iktidarımız bir kez olsun ABD'yi en azından kınama cesareti gösteremedi.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Emperyalizme karşı İran’ı şanlı duruşu / 06.08.2026
- CIA Planına ilk imzayı atan kişi Devlet Bahçeli / 05.08.2026
- Partinin adı ‘Yeni’ ama kafalar eski / 04.08.2026
- O imparatorluklar bir gecede yıkılmadı / 03.08.2026
- İktidar partisi makyaj tazelemeye çalışıyor / 31.07.2026
- Lafa değil halinize bakın! / 30.07.2026
- Bu 15 Temmuz’da da destan (!) yazdılar / 21.07.2026
- Kıbrıs’ta savaş hazırlıkları / 20.07.2026
- Destanı millet yazdı, sefasını iktidar sürüyor / 15.07.2026
- ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ diyenler nerede? / 13.07.2026
- CIA Planına ilk imzayı atan kişi Devlet Bahçeli / 05.08.2026
- Partinin adı ‘Yeni’ ama kafalar eski / 04.08.2026
- O imparatorluklar bir gecede yıkılmadı / 03.08.2026
- İktidar partisi makyaj tazelemeye çalışıyor / 31.07.2026
- Lafa değil halinize bakın! / 30.07.2026
- Bu 15 Temmuz’da da destan (!) yazdılar / 21.07.2026
- Kıbrıs’ta savaş hazırlıkları / 20.07.2026
- Destanı millet yazdı, sefasını iktidar sürüyor / 15.07.2026
- ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ diyenler nerede? / 13.07.2026




























































