Erzurum'un düşman işgalinden kurtuluşunun 86. yıldönümü vesilesi ile kaleme aldığımız bu üçüncü yazımıza bir eleştiri, bir tesadüfe başlamak istiyoruz.
Bilindiği gibi güzel bir tevafuk sonucu bu yıl 12 Mart Cuma gününe rastladı. Şahsen bekledim ve tahmin ettim ki, Erzurum'da bütün camilerde bu kurtuluş yıldönümü ile ilgili hutbeler okunacağı, kimlerin ırza, namusa tecavüz ettiği anlatılacak, 86 yıl evvel kimlerin elinden, zulmünden kurtarıldığı hakkında bilgiler verilecek.
Beklentim boşa çıktı, tahminde yanıldım. 12 Mart Cuma günü, Erzurum'un 86. kurtuluş yıldönümünde hutbelerin konusu: "Kötü alışkanlıklar ve korunma yolları" idi.
İhmal mi, unutkanlık mı bilemeyiz ama, ezanlar dinmesin, bayrak inmesin diye canını feda eden ecdadımız adına utancımı ve derin üzüntümü belirtmek istiyorum.
12 Mart kurtuluş gününe gelinceye kadar, bu şehitler ve gaziler diyarı şehrimizin geçirdiği kara ve karanlık günleri kavramamıza birer ipucu kabilinden bir kaç paragraf aktarmak istiyorum.
1967 yılında Erzurum Valiliğinin organizesinde yayınlanan "Erzurum İl Yıllığı" adlı eserin tarih bölümünden paragraflar:
"Rusların yeni takviye kuvvetlerine katılan Ermeniler, ordumuzun durumu hakkında gerekli bilgileri düşmana ulaştırmışlardı. Çevreyi iyi bilen yerli Ermenilerin yardım ve kılavuzluğu ile bir kısım Rus kuvvetleri Kargapazarı cephesini zorlamaya başlamışlardı.
Bu cephede harbeden Mehmetçiğin giyim noksanlığı yüzünden elini ayağını üşütmesi, yaralı ve üşüklerin Köşk köyünde gayrimüslim bir doktorun tedavi ilacı (!) ile mezara gönderilmeleri, cephede eksilen asker sayısının yeni ikmallerle beslenememesi yüzünden, üstün gelen Rus kuvvetleri, Kargapazarı silsilesini işgal ettikten sonra Karagöbek ve Tafta tabyalarını sükut ettirdiler. Gürcü boğazı ve Köşk deresi üzerinden Erzurum ovasına indiler."
Cephe gerisinde, zavallı kadın, çoluk-çocuk ve ihtiyarları camilere, ahırlara, samanlıklara doldurup ateşe verme adiliğinden, alçaklığından, canavarlığından daha büyük bir alçaklığa daha imza atıyor haçlı zihniyeti; tedavi olmak için, yaralarını sardırmak için gelen hastaları zehirleyip öldürmek. Haçlıların dostluğundan dem vuranlar, 86 yıl evvel işlenen bu cinayetleri unutturmaya ve Dadaş'ı uyutmaya çalışanlar üstteki paragrafı tekrar tekrar okusunlar ve tabii Dadaşlar da okusunlar.
Erzurum İl Yıllığı adlı eserden iki paragraf daha okuyalım:
"16 Şubat 1916 Çarşamba günü şehrin idaresini ellerine alan Ruslar, Ermenilerin tezvirat ve casusluk suçlaması ile onbir Erzurumluyu Tebrizkapı tarafındaki kale surları önünde idam ettiler. İşgal müddeti boyunca silah, asker kaçağı arama bahanesiyle evler aranarak kıymetli eşya ve mücevherat yağma edildi. 1917'de Rusya'da çıkan ihtilal üzerine Doğu illerimizden çekilen Ruslar, Erzurum da dahil buraların hakimiyet ve egemenliğini çömezleri Ermenilere bıraktılar. Ermenilerin Doğu illerinde yaptıkları insanlık dışı işkence ve faciaların izahı, bu yazıya sığmayacak kadar geniş, insanlığın yüzünü karartacak kadar lekelidir.
Bilindiği gibi güzel bir tevafuk sonucu bu yıl 12 Mart Cuma gününe rastladı. Şahsen bekledim ve tahmin ettim ki, Erzurum'da bütün camilerde bu kurtuluş yıldönümü ile ilgili hutbeler okunacağı, kimlerin ırza, namusa tecavüz ettiği anlatılacak, 86 yıl evvel kimlerin elinden, zulmünden kurtarıldığı hakkında bilgiler verilecek.
Beklentim boşa çıktı, tahminde yanıldım. 12 Mart Cuma günü, Erzurum'un 86. kurtuluş yıldönümünde hutbelerin konusu: "Kötü alışkanlıklar ve korunma yolları" idi.
İhmal mi, unutkanlık mı bilemeyiz ama, ezanlar dinmesin, bayrak inmesin diye canını feda eden ecdadımız adına utancımı ve derin üzüntümü belirtmek istiyorum.
12 Mart kurtuluş gününe gelinceye kadar, bu şehitler ve gaziler diyarı şehrimizin geçirdiği kara ve karanlık günleri kavramamıza birer ipucu kabilinden bir kaç paragraf aktarmak istiyorum.
1967 yılında Erzurum Valiliğinin organizesinde yayınlanan "Erzurum İl Yıllığı" adlı eserin tarih bölümünden paragraflar:
"Rusların yeni takviye kuvvetlerine katılan Ermeniler, ordumuzun durumu hakkında gerekli bilgileri düşmana ulaştırmışlardı. Çevreyi iyi bilen yerli Ermenilerin yardım ve kılavuzluğu ile bir kısım Rus kuvvetleri Kargapazarı cephesini zorlamaya başlamışlardı.
Bu cephede harbeden Mehmetçiğin giyim noksanlığı yüzünden elini ayağını üşütmesi, yaralı ve üşüklerin Köşk köyünde gayrimüslim bir doktorun tedavi ilacı (!) ile mezara gönderilmeleri, cephede eksilen asker sayısının yeni ikmallerle beslenememesi yüzünden, üstün gelen Rus kuvvetleri, Kargapazarı silsilesini işgal ettikten sonra Karagöbek ve Tafta tabyalarını sükut ettirdiler. Gürcü boğazı ve Köşk deresi üzerinden Erzurum ovasına indiler."
Cephe gerisinde, zavallı kadın, çoluk-çocuk ve ihtiyarları camilere, ahırlara, samanlıklara doldurup ateşe verme adiliğinden, alçaklığından, canavarlığından daha büyük bir alçaklığa daha imza atıyor haçlı zihniyeti; tedavi olmak için, yaralarını sardırmak için gelen hastaları zehirleyip öldürmek. Haçlıların dostluğundan dem vuranlar, 86 yıl evvel işlenen bu cinayetleri unutturmaya ve Dadaş'ı uyutmaya çalışanlar üstteki paragrafı tekrar tekrar okusunlar ve tabii Dadaşlar da okusunlar.
Erzurum İl Yıllığı adlı eserden iki paragraf daha okuyalım:
"16 Şubat 1916 Çarşamba günü şehrin idaresini ellerine alan Ruslar, Ermenilerin tezvirat ve casusluk suçlaması ile onbir Erzurumluyu Tebrizkapı tarafındaki kale surları önünde idam ettiler. İşgal müddeti boyunca silah, asker kaçağı arama bahanesiyle evler aranarak kıymetli eşya ve mücevherat yağma edildi. 1917'de Rusya'da çıkan ihtilal üzerine Doğu illerimizden çekilen Ruslar, Erzurum da dahil buraların hakimiyet ve egemenliğini çömezleri Ermenilere bıraktılar. Ermenilerin Doğu illerinde yaptıkları insanlık dışı işkence ve faciaların izahı, bu yazıya sığmayacak kadar geniş, insanlığın yüzünü karartacak kadar lekelidir.
Aziz Karaca / diğer yazıları
- Yalanlar yılana tebdil olurken… / 13.02.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026
- BTP’nin Viyana çıkarması muhteşemdi / 11.02.2026
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026
- BTP’nin Viyana çıkarması muhteşemdi / 11.02.2026
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026
- İniltileri ninni zanneden mutlu azınlık / 30.01.2026
- Çok mu fena duydukların? / 29.01.2026



























































