HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 05 ARALIK 2021, PAZAR

Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’

18.10.2021 00:00:00

Uzun bir süre aradım. 

Tesadüf bu ya, Edirne'de Selimiye Camii'nin eteğindeki Bedesten Çarşısı'nı gezerken yeni baskısını bir sergide buldum. Geylani Kitaplığı yayınları arasında İlyas Aslan ve Derya Çakır tarafından Türkçeleştirilmiş son baskısı idi. Okuduğumda aklıma takılan "Korku ve Ümit" diye bir bölüm vardı. 

Beni etkileyen tarafı "Eğer halktan uzaklaşıp, Hakk'a yöneldiyseniz; insanlardan dilinizle bir şey istemeyiniz" diyordu."Bunu da terk ettiğinizde kalplerinizle de onlardan istemeyin. Zira kalp ile istemek dil ile istemek aynıdır" buyrulmuştu. 

Yaradanın her an bir insanın makamını yükseltebileceği gibi alçaltabileceğini, hatta esfel-i safiline, (aşağının aşağısına) indirebileceği ifade edilmişti. 

* * *

İlimle yükselmeyen, bilimle kaynaşmayan, sevgi ile donanmayan bir insanın bir başkasına faydasının dokunması mümkün değildir. Çocukluktan itibaren yetişmemizin önemli bir eksiğini okullar tamamlasa da, insan-ı kamil olmanın yolu ilimden ve Akletmekten geçiyor. 

Ruhundaki fırtınaları dindirmek, gece uykunu bölen haksızlıklara göğüs germek ve vicdanındaki eksikleri tamamlamak hiç de kolay değil.  O anlar, en çok okuyup araştırmaya muhtaç olduğumuz anlardır. Derler ya, "Okul cehaleti alır, insanın yaratılışında var olan hal baki kalır" diye. Düşüncelerinizin evrimleşmesi ise mutlaka bir gönül dostunu gerektiriyor. Her ne kadar okumuş kesim yaradanla ilgili sohbetleri dini birer argüman olarak görse de, iman ve itikat bizler için önemli. İç sesinizle yaratıcıya seslenmek ve onunla sohbet etmek, dertlerinizi paylaşmak sizi hem rahatlatır hem de her şeyin iyi olacağına dair inancınızı tazeler. 

Ayrı ayrı yaratılmış olan her insan farklı bir aleme açılan kapıdır. Her insanın yaşamı, davranışı, varoluş amacı farklıdır. İnsanları tanıdıkça, davranış ve düşüncelerini öğrendikçe, dış görünüşü ile iç görünüşünün ne kadar tezat olabileceğini anlayabilirsiniz. "Olduğu gibi görünmek" veya "göründüğü gibi olmak" çok zordur.  Her insan; yaşamında yer alan birisini örnek alır. Onu rol model olarak seçer. 

Bu seçimde öncelikle yakın çevrenin ve daha sonra izlediklerinin etkisi büyüktür.  Dünyada en fazla güvendiğiniz nedir diye sorarlarsa şüphesiz, "Beni yaratan, büyüten ve gözetendir…" dersiniz. Aradan yıllar geçip, ölüme yaklaştığınızda size "Bu dünyada ne yaptınız?" diye soran olursa onlara vereceğiniz en güzel cevap; "Yaratana sadık kaldım, başkalarına hep iyilikle davrandım, nefsime hâkim oldum ve harama el uzatmadım" demek olacaktır. 

* * *

Çok zengin olduğu halde malını hayır ve hasenat işlerinden esirgeyenlerle, çok fakir olduğu halde son kuruşunu bir yetimi, öksüzü, kimsesizi, hastayı, acil durumda olanı sevindirmeye çalışanlar; yaşamın sırrını çözmüş olanlardır. 

Başınızı kaldırın ve önce gökyüzüne bakın. Yıldızları saymanız nasıl mümkün değil ise; elinizde var olan nimetlerin, size tanınan ikinci şansların sayısını da bilemezsiniz. Beynimizin herşeyi kaydetmesi ve hatırlaması mümkün değildir. Yaşantımıza etki eden olayların bir kısmını bilir, bir kısmını unutur, bir kısmını ise yorumlayamayız.  Düşünceleriniz derinleştikçe,yaşamı sorgular hale geldikçe, gelecekle ilgili planlar oluşturmaya çalışırsınız. Yaptığınız planların bir kısmı geçerli olurken bir kısmı hiç gerçekleşmez. 

* * *

Dünyada insanoğlunun ibret alacağı iki an vardır. 

Bunlardan birisi doğum hali, diğeri ise ölüm halidir. Yeni doğan bir bebeği alkışlar ve sevinirken, ölen bir yakınınız için üzülür ve gözyaşı dökersiniz. 

Doğum nasıl bir var olma gerçeği ise, ölümde her canlının tadacağı bir yolculuktur. Ölüme çare bulamamış olan insanoğlu; yaşamdaki süreyi iyi değerlendirmek, var olma nedenini iyi anlamak zorundadır. Yaşamını öfke ve şiddetle geçirmiş olanlar, insan hayatına kastedenler, iyilik yapabileceği yerde kötülüğe sebep olanlar için son yıllarında gördüğü rüyalar onlar için en büyük azap ve pişmanlık kaynağıdır. 

Hele hele her insanda doğuştan var olan sevgi çiçeklerini tomurcuklandırmayanlar ne büyük bir gaflet içinde olduklarının farkına vardıklarında zamanları dolmuş olduğu için geri dönemezler. Eskilerin deyimi ile son pişmanlık fayda getirmeyecektir. Son demde pişman olanların vay haline! Firavundan farkları kalır mı?

Doğumdan ölüme kadar bizim görevimiz başkalarına faydalı olmaya çalışmak ve geleceğe yardım edebilmektir. 

İyi işler yapamamış olmaktan korkmak, iyi işler yapmayı ümit etmekten daha yararlı değil midir?

Bize düşen gaflete düşmemektir. 

Hoşça kalın.

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

18.10.2020, 18.10.2019, 18.10.2018, 18.10.2017, 18.10.2016, 18.10.2015, 18.10.2014, 18.10.2013, 18.10.2012, 18.10.2011, 18.10.2010, 18.10.2009, 18.10.2008, 18.10.2007, 18.10.2006, 18.10.2005, 18.10.2004, 18.10.2003, 18.10.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.