Başkan Erdoğan ABD'de Türklerle yaptığı sohbet toplantısın da bir gazetecinin Türkiye'de gereğinden çok cami yaptırılması yerine okul,hastane inşa edilmesi gerekmez mi ? sorusuna ? yaptığı açıklamada "ne camiye ne Kiliseye yaranabildik." İfadelerini kullandı. Sayın başbakanın kilise konusunda herhangi bir soru yöneltilmediği halde Kiliseyi de cevabına dahil etmesine anlam vermek mümkün değil. Müslümanların yaşadığı bir yerde camii olması çok doğaldır.
Geçenlerde üniversiteden eski bir arkadaşımla karşılaştım. Biraz sohbet ettik. Bir ifadesinde ; "Türkiye'de ki kiliseler hakkında bir araştırma yaptım. İnanır mısın 1 Hıristiyan'a 1 kilisenin düştüğünü üzülerek gözlemledim. Ayrıca ; misyonerlik faaliyetlerinin olduğunu biliyordum, ama bu kadar rahat yapıldığını ve faaliyetlerinin bu kadar arttığını bilmiyordum. Yani anlayacağın her şey o kadar kolaylaşmış ki bu tabloyu hiçbir ülkede göremesin."
Türkiye de son yıllarda artan misyonerlik faaliyetleri ve Kiliseler Türkiye üzerinde çok büyük tehlike teşkil etmektedir. Bunları görmezden gelen iktidar, devamlı dışa bağımlı politikalarına hız vermektedir. Yapılan açıklamaların ve verilen sözlerin şimdiye kadar hiçbirinin içi doldurulamamıştır. İzlenen politikalarda yapılan yanlışlar ileriki tarihlerde önlerine bir tablo olarak çıkmaktadır.
İktidar dışa bağımlı politika ile kiliseleri çoğaltmaya başladı ve gerçekten bir noktaya getirdi. Ama nedense manevra ile kiliselere yaranamadığını belitti. Artık şunun farkına varmanızı bekliyoruz. Ne AB'ye nede ABD'ye yaranacaksınız. Bunlarında farkına ileri tarihlerde varacaksınız.
Şimdiye kadar yapılan icraatların başında ülkemizde ki kilise sayısını arttırmak ilk sıralarda olduğunu gözlemledim. Yapılan kiliselerle varılmak istenen neticeye yaklaşılmış gibi. Sayın Başbakan Türkiye'deki kiliselerin çokluğunu bizzat yaptığı tespitle ortaya koydu. Camilerin yanında neden başka bir ibadet yeri değil de kiliseleri kullandı. Yapılan açıklamalardan çıkan sonuç budur. Kiliseler rayına girdi, artık şablon oturdu, iktidar yavaş yavaş hedefe yaklaşmaktadır. Herhalde ülkemizdeki kilise sayısı belli bir noktaya geldi.
Galiba sırada sinagoglar var?
Geçenlerde üniversiteden eski bir arkadaşımla karşılaştım. Biraz sohbet ettik. Bir ifadesinde ; "Türkiye'de ki kiliseler hakkında bir araştırma yaptım. İnanır mısın 1 Hıristiyan'a 1 kilisenin düştüğünü üzülerek gözlemledim. Ayrıca ; misyonerlik faaliyetlerinin olduğunu biliyordum, ama bu kadar rahat yapıldığını ve faaliyetlerinin bu kadar arttığını bilmiyordum. Yani anlayacağın her şey o kadar kolaylaşmış ki bu tabloyu hiçbir ülkede göremesin."
Türkiye de son yıllarda artan misyonerlik faaliyetleri ve Kiliseler Türkiye üzerinde çok büyük tehlike teşkil etmektedir. Bunları görmezden gelen iktidar, devamlı dışa bağımlı politikalarına hız vermektedir. Yapılan açıklamaların ve verilen sözlerin şimdiye kadar hiçbirinin içi doldurulamamıştır. İzlenen politikalarda yapılan yanlışlar ileriki tarihlerde önlerine bir tablo olarak çıkmaktadır.
İktidar dışa bağımlı politika ile kiliseleri çoğaltmaya başladı ve gerçekten bir noktaya getirdi. Ama nedense manevra ile kiliselere yaranamadığını belitti. Artık şunun farkına varmanızı bekliyoruz. Ne AB'ye nede ABD'ye yaranacaksınız. Bunlarında farkına ileri tarihlerde varacaksınız.
Şimdiye kadar yapılan icraatların başında ülkemizde ki kilise sayısını arttırmak ilk sıralarda olduğunu gözlemledim. Yapılan kiliselerle varılmak istenen neticeye yaklaşılmış gibi. Sayın Başbakan Türkiye'deki kiliselerin çokluğunu bizzat yaptığı tespitle ortaya koydu. Camilerin yanında neden başka bir ibadet yeri değil de kiliseleri kullandı. Yapılan açıklamalardan çıkan sonuç budur. Kiliseler rayına girdi, artık şablon oturdu, iktidar yavaş yavaş hedefe yaklaşmaktadır. Herhalde ülkemizdeki kilise sayısı belli bir noktaya geldi.
Galiba sırada sinagoglar var?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
İsmail Çetin / diğer yazıları
- Haydar Baş: Bektaşilik ve Ahiliği Cumhuriyet senteziyle yeni toplumsal zemine taşımıştır / 14.01.2026
- Birlik harcının çimentosu: Hacı Bektaş-ı Veli / 10.01.2026
- Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye / 08.01.2026
- Atatürk, etnik kimlik gözetmeden 86 milyonun namus ve onurunu kurtardı / 03.01.2026
- Zam enflasyonu tetikliyor, enflasyon zammı yutuyor: Kısır döngünün anatomisi / 01.01.2026
- Birleştirici ruhun üç sembolü: Hacı Bektaş-ı Velî, Atatürk ve Haydar Baş / 31.12.2025
- İrfan, akıl ve Cumhuriyet / 30.12.2025
- Osmanlı’da “Kılıç Kuşanma Andı” neyse “Andımız” da oydu / 11.11.2025
- Ehl-i Beyt nefesiyle yoğrulan Osmanlı: Yemin ve kılıç kuşanma geleneği / 09.11.2025
- Türk milleti adına samimi ittifak / 17.10.2025
- Birlik harcının çimentosu: Hacı Bektaş-ı Veli / 10.01.2026
- Enerji, göç ve güvenlik üçgeninde Türkiye / 08.01.2026
- Atatürk, etnik kimlik gözetmeden 86 milyonun namus ve onurunu kurtardı / 03.01.2026
- Zam enflasyonu tetikliyor, enflasyon zammı yutuyor: Kısır döngünün anatomisi / 01.01.2026
- Birleştirici ruhun üç sembolü: Hacı Bektaş-ı Velî, Atatürk ve Haydar Baş / 31.12.2025
- İrfan, akıl ve Cumhuriyet / 30.12.2025
- Osmanlı’da “Kılıç Kuşanma Andı” neyse “Andımız” da oydu / 11.11.2025
- Ehl-i Beyt nefesiyle yoğrulan Osmanlı: Yemin ve kılıç kuşanma geleneği / 09.11.2025
- Türk milleti adına samimi ittifak / 17.10.2025
























































































