logo
12 ŞUBAT 2026

Haydar Baş: Bektaşilik ve Ahiliği Cumhuriyet senteziyle yeni toplumsal zemine taşımıştır

14.01.2026 00:00:00
Anadolu, tarih boyunca yalnızca bir coğrafya değil; aynı zamanda farklı inançların, ahlak anlayışlarının ve devlet tecrübelerinin birleştiği bir medeniyet alanı olmuştur. Ehl-i Beyt merkezli İslam anlayışı, Bektaşilik ve Ahilik geleneği, bu topraklarda toplumsal barış ve adaletin temelini oluşturmuştur. Cumhuriyet'in kuruluş felsefesi de bu tarihsel birikimi modern devlet yapısı içinde yeniden kurmayı hedeflemiştir.
 
Haydar Baş: İlmi ve fikri miras
 
Merhum Haydar Baş, bu kültürel ve tarihsel birikimi yalnızca teorik düzeyde okumakla kalmamış; onu çağdaş toplumsal ve siyasal sorunlara çözüm önerisi olarak taşımaya çalışmıştır. Haydar Baş'ın yaklaşımı, ideolojik değil, medeniyet perspektifine dayalıdır; inanç, ahlak ve devlet anlayışını bütüncül bir şekilde ele alır.
 
Bektaşilik: İnsan merkezli ahlak
 
Bektaşilik, Haydar Baş'a göre toplumsal barışın ve bireysel ahlakın temelidir. Sevgi, hoşgörü, akıl ve vicdan, bu yolun özünü oluşturur. Hacı Bektaş Veli'nin öğretisi, kadını ve aklı dışlamayan, insanı merkeze alan kapsayıcı bir inanç anlayışını temsil eder. Bu perspektif, toplumu ayrıştıran değil, birleştiren bir yapıyı ortaya koyar.
 
Ahilik: Sosyal adalet ve ekonomik dayanışma
 
Ahilik geleneği, Bektaşiliğin ahlaki zeminini sosyal ve ekonomik hayata taşır. Ahi teşkilatları, emeğin kutsallığını ve gelir adaletini korurken, toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir model oluşturmuştur. Haydar Baş, Ahiliği modern sosyal devlet anlayışının tarihsel bir karşılığı olarak görmüş; esnafın korunması, emeğin sömürülmemesi ve toplumsal dayanışmanın önemini vurgulamıştır.
 
Cumhuriyet ile süreklilik
 
Cumhuriyet'i yalnızca bir rejim değişikliği olarak okumak, Türkiye'nin tarihsel ve kültürel derinliğini göz ardı etmek olur. Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet'in temellerini atarken Anadolu'nun hafızasını, irfanını ve toplumsal gerçekliğini yok saymamış; aksine bu birikimi çağın gerekleriyle yeniden yorumlamıştır.
 
Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda etkili olan Ehl-i Beyt merkezli adalet anlayışı, Bektaşilik ve Ahilik geleneğiyle toplumsal hayata yön vermiştir. Bu yapı; dayanışmayı, kul hakkını, emeğin kutsallığını ve adaleti esas alan bir zihniyet üretmiştir. Atatürk'ün liderlkiğinde kurulan Cumhuriyet de benzer bir mantıkla hareket etmiş; toplumsal dinamizmini Anadolu'nun bu köklü değerlerinden almıştır.
 
Merhum Haydar Baş'ın da ifade ettiği gibi, millî egemenlik, bağımsızlık, halkçılık ve sosyal adalet ilkeleri; Ahilik geleneğiyle şekillenmiş, Ehl-i Beyt merkezli adalet anlayışının modern dünyadaki karşılığı olmuştur. Bu ilkeler, tarihsel bir kopuşu değil, aksine bir sürekliliği temsil eden mekanızmalardır.
 
Bu nedenle Cumhuriyet, Anadolu'nun ruhuna yabancı bir yapı değildir. Cumhuriyet; yüzyıllar boyunca bu topraklarda mayalanmış adalet, vicdan ve ortak yaşam ahlâkının çağdaş bir tezahürüdür. Dün irfanla ayakta duran bu coğrafya, bugün hukuk ve millet iradesiyle yoluna devam etmek zorundadır. Süreklilik de tam olarak burada anlam kazanır.
 
Ehl-i Beyt merkezli adalet anlayışı
 
Haydar Baş'ın düşünce dünyasının merkezinde Ehl-i Beyt vardır. "Hak Ehl-i Beyt'tir" sözü, ayrıştırıcı değil, aksine birleştirici ve adaletin ölçüsüdür. Hz. Ali'nin adaleti, Hz. Hüseyin'in Kerbelâ'daki duruşu, tarihsel olarak zulme uğramış ama zulmetmemiş bir çizgiyi temsil eder. Haydar Baş'ın önerdiği model, bu ahlaki zemine dayanmaktadır. 
 
Haydar Baş ve Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli: İnsan merkezli felsefe
 
Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli, Anadolu'yu inşa ederken kılıç ve zorbalık yerine insanı merkeze alan değerlerle bir toplum modeli oluşturmuştur. Toplumsal barışı, adaleti ve dayanışmayı önceliklendirmiş; bireylerin ahlaki ve manevi gelişimini esas almıştır. Kadını ve aklı dışlamayan öğretisi, eşitlik ve kapsayıcılığı temel alan bir düzeni yaymıştır. Sevgi, hoşgörü ve dürüstlük ilkeleriyle sadece bireyleri değil, Anadolu'nun kültürel ve toplumsal dokusunu da şekillendirmiştir. Hacı Bektaş-ı Veli, bu yaklaşımla Anadolu'da bir medeniyet inşa etmiştir.
 
Hünkâr buyurur ki:
"İnsanı asıl yanlışa sürükleyen, hakikatin yokluğu değil; işitmeden, anlamadan ve yanlış bildiğini hakikat gibi yoğurarak hükme bağlamasıdır. Karşısındakinin sözünü dinlemeden, muradını kavramadan, niyetini tartmadan söylenen her söz adalet doğurmaz; bilakis önyargıyı besler. Keyfince verilen hükümlerle önüne geleni asmak, kesmek; hakkı açığa çıkarmaz, yalnızca kişinin kendi dar idrakini çoğaltır. Anlamak gayret ister, dinlemek sabır ister; hüküm vermek ise çoğu vakit en kolay, lakin en yıkıcı yoldur."Bu sözleriyle Hünkâr, doğru yolu göstermiştir.
 
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş, düşünce dünyasının merkezine insanı yerleştirmiştir. O, insanları peşinen suçlamak yerine dinlemeyi ve anlamayı; dışlamak yerine kazanmayı esas almıştır. Nefret ve öfkeyi değil, sevgi ve anlayışı rehber edinmiş; toplumu ayakta tutacak birlik ve beraberlik fikrini savunmuştur. Ona göre insanı kazanmak zor, kaybetmek ise son derece kolaydır. Bu nedenle insanın değeri her şartta korunmalıdır.
 
Tıpkı Hünkâr'ın Anadolu'yu inşa ederken benimsediği irfan anlayışında olduğu gibi, Merhum Prof. Dr. Haydar Baş da toplumsal ve kültürel yapıları insan merkezli bir bakışla şekillendirmeyi temel ilke olarak görmüştür.
 
Modern devlet ve ekonomi
 
Haydar Baş'ın ekonomi ve devlet anlayışı, milli ekonomi, sosyal devlet, üretim odaklı kalkınma ve gelir adaletini temel alır. Ona göre ekonomik bağımsızlık, siyasi bağımsızlık kadar önemlidir. Devletin vatandaşını koruması ve toplumsal refahı adil şekilde dağıtması gerekir. Bu yaklaşım, Ahilik geleneğinin modern bir yorumudur.
 
Anadolu modeli: Geçmişten geleceğe
 
Prof. Dr. Haydar Baş tarafından geliştirilen bu sentez, Anadolu'nun tarihsel ve kültürel birikimini, modern dünyanın toplumsal ve siyasal ihtiyaçlarıyla sistematik bir biçimde ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Bektaşiliğin hoşgörü temelli yaklaşımı, Ahilik geleneğinin adalet ve üretim ahlâkı, Ehl-i Beyt merkezli etik anlayış ve Cumhuriyet'in bağımsızlık ilkesi; bu çerçevede bütüncül bir toplumsal ve yönetsel modelin temel bileşenleri olarak ele alınmaktadır.
 
Söz konusu model, geçmişi romantize eden bir tarihselcilikten ve modernliği sorgusuz biçimde taklit eden bir yaklaşımdan bilinçli olarak ayrışmaktadır. Bunun yerine, çağın siyasal, ekonomik ve toplumsal dinamiklerini dikkate alan; değişen koşullara uyum sağlayabilen ve uygulanabilirliği önceleyen bir yol haritası sunar.
 
Merhum Haydar Baş, Anadolu'nun kadim değerlerini çağdaş bir devlet ve toplum tasavvuruna dönüştürmeye çalışmış nadir ilim ve fikir adamlarından biriydi. Onun yaklaşımı; ayrıştırmayan, zulme karşı duran, ahlak merkezli bir düşünce sistemidir. Bugün Türkiye'nin toplumsal, ekonomik ve siyasal sorunları düşünüldüğünde, Haydar Baş'ın önerdiği Anadolu modeli, yerli ve tarihsel temelli çözümler sunan kuşatıcı bir perspektif olarak değerlendirilebilir.
 
İsmail Çetin / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.