HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 MAYIS 2022, CUMARTESİ

Geçmişten günümüze sosyal devlet

17.09.2021 00:00:00
'Geçmişten günümüze sosyal devlet' seslendirme dosyası:

Devleti oluşturan çeşitli unsurlar vardır. Bu unsurların en önemlisi millettir. Millet olmadan devlet olmaz. Eski Türk devletlerinden itibaren "Millet" devletin esas sahibi ve koruyucusu olarak görülmüştür. Devletlerin varlığı milletinin varlığıyla eş değerdir. "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturunu ilke edinmek devletin bekası için önemlidir. 

Tarihe baktığımızda farklı kültürlerde zaman zaman kölelik, cariyelik, kast sistemi gibi sosyal sınıfların varlığını müşahede etmek mümkün. Türk tarihinin hiçbir döneminde sınıflandırma asla olmamış; bilakis halk eşit haklara sahip olmuştur. 

İslam tarihinde Hz. Peygamber dönemini incelediğimizde, gerek devlet hazinesinden gerek savaş ganimetlerinden insanlara pay ederken herkese eşit pay edilmiştir. Halka eşit şekilde devlet hazinesinden pay verilmesi toplumda adaleti sağlamış, halkın devletine olan bağlılığında, toplumsal ilişkilerinin sağlam temeller üzerinde bina edilmesinde önemli rol oynamıştır. Kamu malının çalınması, zarar verilmesi kul hakkına tecavüzdür ve haramdır.

Hz. Peygamber, Hayber günü "Bölüşülmeden ganimet mallarından almak, kıyamet günü ateştir" buyurdu. Daha sonra "Bir kavimde ganimet mallarına hıyanet yaygınlaştı mı Allah onların kalplerine korku düşürür. Bir kavimde zina yaygınlaştı mı, onlarda ölüm çoğalır. Bir kavim ölçü ve tartıyı eksiltmeye kalktı mı, onların rızıkları ve geçimlikleri eksilir. Bir kavim haksız yere hüküm vermeye kalktı mı, içlerinde kan dökülmesi yaygınlaşır. Bir kavim verdikleri sözden döndüler ve yaptıkları anlaşmayı bozdular mı, Allah onların üzerine düşmanları salar, hâkim kılar" buyurdu. (Rahmete'l li'l Alemin Prof. Dr. Haydar Baş, sayfa 233)

Resullullah (s.a.v.): "Ganimetten alınan ipliği, iğneyi, bundan daha değerli veya düşük olanı geri veriniz." (Müsned)

Hadis-i şerif, taksim edilmeden önce ganimet malından en küçük şeyi dahi almanın caiz olmadığını göstermektedir. Devlet başkanı olan kişinin adalet ve eşitliğe önem vermesi; bizzat koruması ve korunması noktasında kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan kendisi de dâhil olmak üzere kamu çalışanlarının denetlenmesi gerekir.

Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın kapitalizmi tarihe gömen eseri "Milli Ekonomi Modeli" tezinin özeti aslında Hz. Peygamber'in bu uygulamasıdır. Paranın belli kesimlerin ellerinde stoklanmasının önüne geçerek; ülke içerisinde yaşayan herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeye sosyal devlet projeleriyle getirilmesidir. 

Başta madenler olmak üzere devletin gelir kaynağı olan kuruluşlarının devlet-millet ortaklığı ile işletilmesidir. Birileri tarafından ballandıra ballandıra ekonomik büyümeden bahsedilse de söylenenler seraptan ibarettir.

BTP Genel Başkanı Av. Hüseyin Baş bir TV programında "Hükümet vatandaşın asgari geçim koşullarını sağlamakla mükelleftir. Asgari ücretin 10000 TL olmaması mümkün değil" demiştir. 

Yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı yabancılara peşkeş çekmek yerine, örneğin Batman'da çıkan petrol, bölgenin halkı ortak edilerek işletildiği zaman halk para kazanacak. Kazandığı parayı pazarda ihtiyaçlarını temin etmek için harcadığında, piyasaya vücuda giren kan misali girecek, ekonominin canlanmasına vesile olacak. Bunun gibi birçok kaynağımız mevcut. Yeter ki birileri çalmasın, satmasın, peşkeş çekmesin. Kıyamet sabahına kadar bu ülkenin evlatlarını doyuracak kaynağa sahibiz.

Vatandaşın barınma, sağlık, eğitim, yeme, içme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması devletin asli görevidir. 

Ülke olarak ekonomimiz o kadar büyüdü ki, çöp konteynırından topladığı yiyecekle çocuğunu doyurmaya çalışan anneler veya ekmek alabilmek için çöpten topladığı dönüşüme giren ürünleri toplayan babalar görmek mümkün. 

Rızkını temin etmek için çabalayan herkesin rızkını Allah verir. Önemli olan rızkın helal/haram, temiz/pis olması. 

Yoksulluk sınırının 7 bin 839 TL olduğu, asgari ücretin 2 bin 825 TL verildiği bir ülkede büyümeden bahsetmek kadar komik bir durum yoktur sanırım. Ülkenin işçisi, memuru, öğretmeni, sağlıkçısı yoksulluk sınırının altına maaş alıyor. Yakın gelecekte evlatlarımıza gelecek hayalleri sorulduğunda "yoksul olmak" cevabını alabiliriz.

 
Hatice Akdağ / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

17.09.2020, 17.09.2019, 17.09.2018, 17.09.2017, 17.09.2016, 17.09.2015, 17.09.2014, 17.09.2013, 17.09.2012, 17.09.2011, 17.09.2010, 17.09.2009, 17.09.2008, 17.09.2007, 17.09.2006, 17.09.2005, 17.09.2004, 17.09.2003, 17.09.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.