logo
15 MAYIS 2026

Genç Üniversite

26.08.2001 00:00:00
Soykırım iddiaları Batı ve Biz

Oğuz KÖRO?LU

YER DE?İŞİMİNE DO?RU

Bir yanda Ermeni isyanları, diğer yanda ise Batılı devletlerin tahrikleri ve müdahaleleri, 19. Yüzyıl sonlarına doğru adeta varlık yokluk mücadelesi veren Osmanlı Devleti'ni tedirgin etmeye yetmişti. Hele, savaş sırasında düşman hükümetlerce, İmparatorluk içersinde başlatılan kanlı ihtilal hareketleri, Osmanlı'yı bu soruna eğilmek zorunda bırakmıştı.

Hatırlanacağı üzere, dışardan Rusya, İngiltere, Fransa ve Amerika'nın tahrik ve teşvikleri, içerden ise Hıristiyan misyoner ve Ermeni din adamlarıın kışkırttıkları Ermenier, ilkin 1890 Erzurum İsyanı olmak üzere, Kumkapı gösterisi, Yozgat-Kayseri-Çorum ve Merzifon olayları, Zeytun ayaklanmaları, Van isyanı, Osmanlı Bankası'nın işgali, II. Abdulhamid Han'a yapılan bombalı suikast ve 1909 Adana isyanlarını çıkarmışlar; estirdikleri terör olayları sonucu yüzbinlerce Türk'ün kanına girmişlerdi.

Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması ve Osmanlı Devleti'nin 1 Kasım 1914'te İtilaf Kuvvetlerine karşı Almanya'nın yanında savaşa katılması, Ermeniler tarafından büyük bir fırsat olarak değerlendirildi. Nitekim, Ermeni yazar L.Nalbantyan'ın dediği gibi, "Ermeni komiteleri için, hedeflerini gerçekleştirecek topyekün ayaklanmayı başlatmanın en uygun zamanı, Osmanlılar'ın savaş halinde olduğu zamandı." (1) Ermenilerin düşman devletlerle işbirilği yaptığına dair istihbarat, Bâbıâli'ye intikal ettikçe ve de akabinde Anadolu'da birbiri ardına ayaklanmalar çıktıkça, Osmanlı Hükümeti giderek telaşlanıyor ve fakat hadiselerin durulacağını varsayarak ciddi önlemler de almıyordu. Buna karşın Ermeniler, Rus orduları ile birlikte Türkler'e saldırma hazırlıklarına başlamışlar; Osmanlı'ya, Ermeniler için yapılacak ıslahatları uygulattırma karşılığında Ruslarla anlaşmışlardı. (2) Osmanlı Devleti'nin doğuda Rus kuvvetleri ile amansız bir savaşa tutuştuğu bu yıllarda; seferberlik emri gereği askere alınma çağrısına uymaksızın Rus hesabına casusluk yapan, silah altına alınanları ise silahlarıyla birlikte başlarında Ermeni mebusları olduğu halde gönülle çeteler oluşturarak Rus ordusunun saflarına geçen Ermeniler, Ruslar'a klavuzluk edip, işgallerini kolaylaştırarak açık bir şekilde ihanet etmişler; 1915 Şubat'ındaki ilk Ermeni ayaklanmasında Muş ilindeki bütün Müslümanları öldürerek işe, başlamışlardı. (3) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kayıtlarına göre bu rakam 20.000'dir. (4) Cephede düşman işgalcileriyle birlikte bize karşı savaşan Ermeniler, cephe gerisinde de Türkler'in yaşadıkları kasaba ve köylere saldırarak çocukları, kadınalrı, savaşa gidememiş ihtiyarları acımasızca katlederek Türk Milleti'nin arkadan hançerlemişlerdir. Bu durumu Rafael de Nogales şu sözlerle itiraf etmektedir: "Çarpışmalar fiilen başlayınca, meclisteki Erzurum mebusu G. Pastırmacıyan, üçüncü ordudaki hemen tüm Ermeni askerler ile öte tarafa, Rusya'ya geçti. Kısa bir süre sonra, onlarla geri dönerek köyleri yakmaya, ellerine geçen bütün Müslümanları insafsızca kılıçtan geçirmeye başladı (5) Yine, Ruslarla hareket eden Ermeni alayları, Batılı bir yazarın ifadesiyle, "Nisan'da Van'ı işgal ederek ele geçirdiler. Aram ve Vandan'ın kumandasınada bir çete teşkil etiler ve 6 Mayıs günü Van'ı Müslümanlardan temizlenmiş olarak Ruslara teslim ettiler" (6) Ermeni semfatizanı bir başka yazar da şunları ifade etmekte: "... Bir gönüllü çeteler, Nisan sonunda Van'ı işgal ettiler ve Türk halkını katliama tabi tuttuktan sonra şehirden geri kalanı Haziran'da Ruslara teslim ettiler" (7)

Rus Ermenİ İşbİrlİğİ

Sonuç olarakErmeniler, Türk Milleti'nin vatan topraklarını emperyalist devletlerin işgallerinden kurtarmak için Çanakkale'den Irak'a, Suriye'den Hicaz'a, Filistin'den Yemen'e birçok cephede mücadele ettiği bu zor günlerinde Ruslarla işbirilği yaparak bize karşı savaşmışlar, hatta yaptıkları zulüm ve katliamlar nedeniyle, Rus'un düşmanlığını aratacak kadar acımasız olmuşlardı. (8)

ERMENİLERE KARŞI TEDBİR

Bunun üzerine Osmanlı Devleti, Ermenilerle ilgili bazı genel tedbirlere başvurma zorunluluğu ile karşı karşıya kalmış, bu tedbirler çerçevesinde Dahiliye Nezareti, 24 Nisan 1915'te ilgili vilayet ve mutasarrıflıklara birer genelge yollayarak Ermeni komite merkez ve şubelerinin kapatılmasını, evraklarına el konulmasını ve elebaşlarının tutuklanmasını kararlaştırmıştır (9). Komitelerin kapatılmasıyla ilgili tebliğiden iki gün sonra çetebaşı Ermenilerin hemen tevkifi öngürülmüş ,(10) bu karar gereğince İstanbul'da 2345 kişi tutuklanmıştır (11) Suçları sabit görülen bu tutukluların, Osmanlı arşiv belgelerinde mahfuz bulunan mazbatalarında şu gerekçeler yazılıdır: "Ermeni ihtilal fırkası efradından olduğu",(12) "Harekat-ı hainaneye ictisar eyledikleri "(13) "Müstakil ve muhtar bir Ermenistan teşkil maksadıyla tertibat ve istihzaratta bulundukları" (14) "Harekat-ı isyaniye ve ihtilaliyede bulundukları" (15) "Memalik-i Devlet-i Aliye'nin bir kıtasını idare-i hükümetten çıkarmaya tasaddi eylediği" (16) "Tertibat-ı ihtilaliye amillerinden oldukları..." (17)

Ermenilerin, savaş halindeki devletin iç güvenliğini tehdit eden faliyetlerine engel olunması için cephe gerisine veya düşmanla temas kuramayacakları bölgelere sevk edilmesi düşünülmüştü. Askerî nedenle düşünülen bu tedbirle de Ermeni komitecilerin pasivize edilmeleri hedefleniyordu. Nitekim, "ihracın yalnızca komitecilere hasrına imkan yoktu; çünkü başlarında Patrikhane olduğu halde komitecilerin otuzbeş-kırk senelik faaliyetleri neticesinde teşkilat, en ücra köylere varıncaya kadar yayılmış, her köy ve kasabada komite şubeleri tesis edilmiş, çete teşkilatı icra olunmuş idi" (18) Dolaysıyla, aşağı yukarı bir ay bekleyen Türk ordusu, 26 Mayıs 1915'te yeniden Dahiliye Nezareti'ne müracaatla, savaş bölgelerine yakın yerlerde ikamet eden Ermenilerin, Doğu Anadolu vilayetlerinden, Zeytun'dan ve yoğun bulundukları diğer yörelerden İmparatorluk sınırları içerisinde Diyarbakır vilayeti güneyine, Fırat nehri vadisine Urfa-Süleymaniye yakınlarındaki bölgelere sevk ve iskan edilmelerini ve bu yer değiştirme operasyonu sırasında; a)Ermeni nüfsuun gönderilğdi yerlerdeki Müslümanların sayısının % 10 oranını geçmemesine, b)Göç ettirelecek Ermenilerin yerleşecekleri köylerin her birinin elli evden çok olmamasına, c)Göçmen aileleri, seyahat ve nakil suretiyle de olsa yakın yerlere ev değiştirememesine dikkat edilmesini istedi .(19) Kânunun daha fazla uzatılmasında fayda görmeyen Osmanlı Dahiliye Nezareti, 27 Mayıs 1915'te konuya ilişkin geçici bir kanun çıkarmış, 30 Mayıs 1915'te Meclis-i Vükela da (Bakanlar Kurulu) Ermenilerin nakli konusunda aynı kararı almıştır. (20) Meclis-i Mebusan açılır açılmaz geçici yasa, milletvekillerinin de onayından geçirilmiştir (15 Eylül 1915). Talat Paşa'nın karar ile alakalı olarak Ermeniler hakkındaki şu sözleri dikkate şayandır

KARAR ALINMAMIŞ OLSA

"Karar alınmış olmasa idi, sayıları yüzleri geçip hatta binlerce olan isyancıların veya onlara tedhiş/korku zoru ile uymaktan başka hepsinin birden idama mahkum edilmeleri kaçınılmazdı." (21) "Bu (nakil) yapılmasa idi, vatana fiili ihanetten dolayı bütün Ermenilerin Divan-ı Harp önünde idamına karar verilirdi. Çünkü, vatanını (Osmanlı Devleti'ni) düşmanlarımızla el ele vererek istila ve işgal için ellerinden gelen kötülüğü, hem de vatandaş olmanın hüviyeti içinde irtikap ediyorlardı. Bir kısmı iradesinin dışında yapmış olsa da cürüm cürümdü" (22) Buradan anlaşılan o ki, göç ettirilme kararı esasen Ermeniler için bir lütuf ve ihsan olmuş oluyor... Osmanlılar, Ermenilerin hainane faaliyetlerine meydan verecek sebepleri ortadan kaldırarak, onların ihanetlerine mani olmaya, dolayısyla, idam cezası ile cezalandırılmalarını önlemeye çalışıyordu. Bununla birlikte, Osmanlı Hükümeti, alınan kararların gerekçelerini açıklarken, şu ifadelere de yer vermeyi ihmal etmemişti:

"Ermeniler hıyanet ettiler. Bu pek bedihidir. Hem de bu hıyaneti lisan, dil ve milliyetlerini; sayesinde muhafaza edebildikleri her zaman şefkat ve hürmet gördükleri hükümetin, hayat ve istiklali mevz u bahs olunduğu müthiş bir harp sırasında arkasından vurmak, can alacak noktalarına kastetmek suretiyle ve muntazam tertibatla yaptılar. Hükümet her zaman kendilerinin hukukuna hürmet, hususat-ı milliyelerine büyük müsaadatta bulundu. Mukabilinde hıyanet ve suikast gördü... Harb-i Umûmi'de ise, kendilerinin de; sayesinde temin-i refah ve servet ettikleri memleketin müdafaası yerine, ihanet ve hıyaneti tercih ettiler" (23) "Esasen hayat ve bekasını temin için binlerce evladını harp meydanlarında feda eden, ırk ve mezhep ayırt etmeden bütün ahalisinden vatana karşı her zamandan ziyade bir bağlılık bekleyen bir devletin; kendisini içeride işgale, arkadan vurmaya çalışanlara karşı böyle bir karar alması en doğal ve meşru aynı zamanda istimalini ihmali katiyen caiz olmayacak bir hakkı idi" (24)

Osmanlı Devleti, Ermenilerin yerlerinin değiştirilmesi kararının düzenli ve güvenli bir şekilde uygulanması için gereken önlemleri almıştır: İskan yerlerine gelen Ermeniler, durum ve yere göre, ya mevcut köyler ve kasabalarda inşa edilecek evlere, ya da Hükümetçe belirlenen yerlerde kurulacak köylere yerleştirileceklerdir. İskan yerlerine sevk edilen Ermenilerin can ve malları korunacak (bütün taşınabilir eşyalarını beraberlerinde götürebileceklerdi) beslenme ve istirahatleri sağlanacaktır. Ermenilerin beraberlerinde götüremeycekleri eşyaları, sahipleri adına açık artırma ile satılacak, bedeli hükümetçe ödenecektir. Hükümet, 30 Temmuz 1915'te yayınladığı ek bir karar ile, değerinn altında fiyatlar üzerinden yapılan satışları iptal etmiş, fiyatlrı normal seviyeye yükseltmesini mülki mercilerden talep etmiştir. 28 Ağustos'ta ise diğer hususların yanısıra göç ettirilenlerin sağlık durumlarının kontrol edilmesini, hastalara, hamile kadınlara ve bebeklere ihtimam gösterilmesini emrediyordu. Yine aynı genelge, hasta, kadın, çocuk ve yaşlılıarın demiryoluyla, geri kalanların ise atlarla ve arabalarla sevkedilmelerini; her kafileye yiyecek stoğu sağlanıp muhafız birliklerinin refakat etmesini kayda bağlıyordu. Devamla, Müslüman halkın muhtemel saldırılarına karşı emniyet tedbirlerinin alınması, bu konuda teşebbüsü veya ihtimali görülenlerin Divan-ı harbe verilmesi (25) vurgulanmıştır...

SOYKIRIM YALANLARININ İÇYÜZÜ

"Tehcir" deyimi ile adlandırılan bu yer değiştirme uygulamasına 1916 yılının Ekim ayı sonlarına kadar devam edilmiş; bu süre içinde toplam 702.900 Ermeni nüfusun göç ettirildiği, resmi belgelerle tesbit edilmiştir (26) Belgelerle sabit olan bu yer değiştirme kararının uygulandığı göç sırasında, Türkiye'ye karşı sürekli bir tehdit unsuru olarak Batılı devletlerce gündeme taşınan, hiçbir belgeye ve kanıta dayanmaksızın günümüze kadar uzanan asılsız Ermeni soykırımı iddiaları, işte bu dönemde ortaya atılmıştır. İddiaları ortaya atanlar ise, şüphesiz daha savaşın başında Ermenileri silahlandırıp Osmanlı İmparatorluğu'nu içerden çökertmeyi hedefleyen İtilaf devletleri ve de onları emrinde faaliyet gösteren Hıristiyan misyoner/Propagandistler idi.1914 yılı verilerine göre Osmanlı topraklarında 1.234.671 Ermeni nüfusu bulunmaktadır. Buna göre 700.000 civarında bir nüfusun göçe tabi tutulduğu bir yer değiştirme olayında, topyekün nüfusu 1.230.000 civarında olan Ermenilerin iddia ettikleri gibi, 2-3 milyon Ermeninin öldürülmesi mümkün değildir. (27) Buna karşın konu, tarafsız ve derinlemesine araştırılıdğında gerçekler apaçık ortaya çıkmakta, aslında öldürüldüğü iddia edilen Ermeni sayısı, yerini Türk'e bırakmaktadır. Örneğin, İngiliz Yüksek Komiseri Sir John de Robeck'in, İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a gönderdiği 17 Mart 1920 tarihli raporda, 1.000.000 Türk'ün, Ermenilerce katledildiği bildirilmektedir. (28) Yine doğuda Ermeni mezalimi sonucu barbarca katledilen Müslümanların sayısının 1.500.000'i geçtiğini Cemal Paşa, hatıratında belirtmiştir. (29) Bunun yanında yeni belgelerin ışığındaki istatistiki bilgiler bize Ermenilerin yapmış oldukları katliamlarda ölen Müslümanların sayısının hiç de azımsanmayacak rakamlarda olduğnu göstermektedir. Bunlardan biri de Osmanlı tarihçilerinden Prof. Dr. Justin Mc.Carth'nin, "The Anatolian Armenions, 1912-1922", Armaneians in the Ottoman Empire and Modern Turkey", 1912-1926 (İst. 1983 s. 17-25) adlı eserinde, 1.500.000'den fazla Türkün Ermeniler tarafından katledildiklerini yazmaktadır.

Dipnotlar

1. Louise Nalbandian, The Armenian Revolutionary Movement, Los Angeles, 1963 s.111.

2. Gr. Tchalkouchian, Le Livre Rouge, Paris, 1919. S. 12

3. Felix Valyi, İslamiyet Aleminde Dini ve Siyasi İnkilap, Ayın Tarihi, sayı: 32, Ank. 1926. s.1701.

4. Bkz. Genelkurmay'ın web sitesi, http://www.tsk.mil.tr/web_tr.asp

5. Rafael de Nogales, Four Years Beneath the Crescent, Newyork, 1926, s. 45

6. Felix Valyi, Revoluations in İslam, London, 1925, s. 233-234.

7. Clair Price, The Rebirth of Turkey, Newyork, 1923, s. 86-87.

8. Ahmet Refik, Kafkas Yollarında, İst. 1919, s.7.

9. Kamuran Gürün, Ermeni Dosyası, Ankara, 1985, s. 213 (3.bs)

10. Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı, Askeri Tarih Belgeleri Dergisi, C.XXXI, 18 (Aralık 1982), belge no: 1829.

11. Dr. A. İhsan Gencer-Dr. S. Özel, Türk İnkılap Tarihi, İst. 1998, s. 163.

12. BBA, BEO, Karton no:20, Dosya: 7, belge no: 330159/47; zikreden M. Kemal Öke, Ermeni Sorunu, İst. 1996, s. 163.

13. A.g.y. belge no: 330071 /45

14. A.g.y. belge no: 329947 /44

15. A.g.y. belge no: 329868 /43

16. A.g.y. belge no: 329365 / 42

17. A.g.y. belge no: 329311 /42 aynı dosyada 88 parça evrak vardır.

18. Ermeni Komitelerinin Âmal ve Harekat-ı İhtilaliyesi: İlan-ı Meşrutiyet'ten Evvel ve Sonra, İstanbul, Matbaa-i Amire, 1916, s. 287.

19. Y. H. Bayur, Türk İnkılabı Tarihi, c. III/ 3. Ank. 1957, s. 51.

20. Bayur, a.g.e.,s. 40-42.

21. Cemal Kutay, Bir Devir Aydınlanıyor: Şehid Sadrazam Talat Paşa'nın Gurbet Hatıraları, İst. 1972. C. III. s. 1197.

22. A.g.e., s. 1202.

23. Ermeni Komitelerinin..., s. 6

24. Aynı eser, s. 288.

25. M. Kemal Öke, a.g.e., s. 167-168.

26. Bkz. Genelkurmay'ın web sit.

27. Aynı yer

28. Salahi R. Sonyel, "Yeni Belgelerin Işığı Altında Ermeni Tehcirleri, "Belleten, C. XXXVI, sayı. 141 (Ocak 1972) ayrıbasım. s. 33.

29. M. Kemal Öke. a.g.e, s. 169-170.

Ekonomik krizin faydaları (!)

Emin ÜSTÜN

Evet, yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, burada ekonomik krizin pragmatiğinden (!) bahsetmeye çalışacağız. Eee hep zarardan, ziyandan, menfi olaylardan söz edecek değiliz ya, bir de bu buhrana müspet taraflarından (!) bakalım.

Ekonomik kriz sayesinde, istediğimiz zaman nereden borç para alabileceğimizi öğrendik, buna bağlı olarak nelerden ödün verebileceğimizi öğrendik. Vefanın ne demek olduğunu anladık, vefasızlığı da iyice pekiştirdik. Avrupalı tefecilerin ülkemizdeki işbirlikçilerini tanıdık. Daha doğrusu bir ülke, kendi isteğiyle nasıl bataklığa sürüklenir bunu gördük. Rober kolejindeki, Galatasaray Lisesi'ndeki ve buna benzer birçok okulun eğitim kalitesini test ettik. Şimdiye kadar hep rakamlardan şikâyet ederdik, meğer rakamların suçu yokmuş, suç rakamlarla oynayanlardaymış, bunu öğrendik. Bunca zaman boş yere rakamların, artıların, eksilerin, çarpma ve bölme işlemlerinin günahını aldık. Doların bütün dünya da düştüğü bir zamanda Türkiye'de nasıl yükseldiğini gördük. Önceden haberini alıp bir gecede trilyonları götürenlerin haberini aldık. Beni asıl düşündüren o kadar paranın nereye sığacağı. (!) Bu sayede maneviyatın, adaletin, mefkürenin, egemenliğin nasıl yok edilmeye çalışıldığını anladık. Değiştirilmesi teklif dahi edilmemesi gereken, maddelerin nasıl ablukaya alındığını öğrendik. Yapılan bütün hareketlerin kontrol edildiğini öğrendik.

Diğer taraftan şu âna kadar adını bilmediğimiz bir çok bankanın, fonun (IMF, Dünya Bankası) adını, başkanlarını yardımcılarını, merkezlerini öğrendik. Faizli borç para almak için, dışarıdan insan ithal ettiğimize şahid olduk. Bu insanın vatanını, milletini, devletini sevdiği için bu işi kabul ettiğini öğrendik (!). Ayrıca tenis sporunun yararlarını, Hilton otelinin çevresini öğrendik.

Öyle ya şeyi unuttuk, Türkiye'yi el birliğiyle düze çıkaracağını iddia eden bir de düşük voltajlı ampul ortaya çıktı. Bu adam ampulun Türkiye'yi aydınlatacağını ve kendisi de sorunları çözeceğini iddia ediyor. Eminim ki sorunları çözersin (!) hem de öyle bi çözersin ki sonunda elimizde sorun yaratacak ülke de kalmaz. Hep birlikte, Brüksel'e, Las Wegas'a, Dallas'a... taşınırız ve ömrümüzün sonuna kadar rahat yaşarız. (!) Atalarımızın, ninelerimizin, dedelerimizin kanıyla sulanan toprakları bir hiç uğruna terk mi edelim? Hayır. Biz hiçbir yere gitmiyoruz, gitmeyeceğiz. Bu ülkeyi, Hıristiyan merkezlerinden, Yahudi lobilerinden izin alıp gelenler değil, iznini bu vatanın aziz evlatlarından alıp gelenler kurtarabilir. Ve öyle olacak Allah'ın izniyle.

İşte, ekonomik kriz ve buna bağlı nedenlerden dolayı ülkemizin içinde bulunduğu durum içler acısı. Çözüm için kimlerden medet umduğumuz da ortada. Halbuki formül milli şahlanıştadır. Tarihinde birçok merhale geçiren bu millet, gerekli kişilerin müdahale etmesiyle bu kara günleri de geride bırakacaktır.

İBB ve Üsküdar Belediyesi'ne yeni dalga operasyonda 19 kişi gözaltına alındı

İstanbul’da belediyelere yönelik iki ayrı soruşturma kapsamında İBB ve Üsküdar Belediyesi’ne operasyon düzenlendi. İBB’de ihalelerde usulsüzlük iddiasıyla 12 kişi, Üsküdar’da ise iskan ruhsatı süreçlerindeki 'irtikap' soruşturması kapsamında yedi kişi gözaltına alındı

15.05.2026 10:56:00
Haber Merkezi
İBB ve Üsküdar Belediyesi'ne yeni dalga operasyonda 19 kişi gözaltına alındı
İBB ve Üsküdar Belediyesi'ne yeni dalga operasyonda 19 kişi gözaltına alındı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında cuma günü yeni operasyonlar düzenlendi. İBB'nin bazı müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen ihalelerde usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla 13 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Aynı gün Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Üsküdar Belediyesi'ne yönelik yürütülen "irtikap" soruşturması kapsamında yapılan ikinci operasyon dalgası gerçekleşti.

Soruşturma kapsamında yapılan operasyonda belediyenin sorumluluk alanındaki inşaatların iskan ruhsatı süreçlerinde usülsüzlük iddiasıyla yedi kişi gözaltına alındı.

İBB'ye yönelik soruşturma, İBB Başkanlığı Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı'na bağlı Avrupa Yakası Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığı'na bağlı Elektronik Sistemler Müdürlüğü tarafından yapılan bazı ihaleleri kapsıyor.

İstanbul, Kırklareli ve Trabzon'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda hakkında gözaltı kararı verilen 13 kişiden 12'si gözaltına alındı.

Üsküdar Belediyesi'ne ikinci operasyon
İstanbul'da Üsküdar Belediyesi'nin sorumluluk alanındaki inşaatların iskan ruhsatı süreçlerine ilişkin yürütülen "irtikap soruşturması" kapsamında ikinci dalga operasyon düzenlendi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonda yedi kişi gözaltına alındı.

Soruşturma kapsamında, belediyenin sorumluluk alanındaki inşaatlarda iskan ruhsatı başvuruları sırasında projeye aykırılıkların gerekçe gösterilerek müteahhitlerden ve iş takipçilerinden maddi menfaat talep edildiği öne sürüldü.

Yürütülen çalışmalarda, bu taleplerin üst düzey yöneticilerin de katıldığı değerlendirmeler sonucunda belirlendiği, usule aykırı yapıların iskan işlemlerinin onaylandığı ve menfaat temininin elden, şirket hesapları ile farklı kanallar üzerinden sağlandığı iddia edildi.

Üsküdar Belediyesi'ne yönelik ilk operasyon 7 Nisan'da düzenlenmişti.

Yapı ruhsatı ve iskan ruhsatı süreçlerindeki usulsüzlük ve rüşvet iddialarına ilişkin İstanbul ve Yalova'da 30 adrese yapılan operasyonda, İstanbul'da 19, Yalova'da bir kişi olmak üzere toplam 20 kişi gözaltına alınmıştı.

Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen şüphelilerden dokuzu tutuklanmış, 10 kişi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

İlk operasyonun ardından tutuklananlar arasında Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci ile Kent A.Ş. Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu da yer almıştı.

Üsküdar Belediyesi ise o dönem yaptığı açıklamada, iştirak şirketi Kent A.Ş. üzerinden usulsüz kazanç sağlandığı, yetkisiz kişilerin karar süreçlerine müdahil olduğu ve kamu görevlilerinin bu doğrultuda hareket ettiği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirmişti.

Başsavcılıktan açıklama
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, İBB'ye yönelik operasyonun İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından başsavcılık koordinesinde gerçekleştirildiği belirtildi.

Açıklamada, soruşturmanın "Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulan suç örgütünün faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen eylemlere," yönelik olduğu ifade edildi.

Başsavcılık, İBB Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü ile Elektronik Sistemler Şube Müdürlüğü tarafından yapılan bazı ihalelerde "usulsüzce kurgusal bir ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı," iddialarının araştırıldığını bildirdi.

15 Mayıs 2026'da düzenlenen operasyon kapsamında 13 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, şüphelilerden 12'sinin yakalandığı, bir kişinin ise yurt dışında bulunması nedeniyle hakkında yakalama çalışmalarının sürdüğü aktarıldı.

Başsavcılık, soruşturmaların titizlikle yürütüldüğünü belirtti.

Gözaltı kararı verilen isimler

İBB'ye yönelik operasyon kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen isimler şöyle:

Ayhan Taş - Daire Başkanı
Murat Er - Avrupa Yakası Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürü
Erkan Kavlak - Tekniker
Erkan Koç - Teknik şartnameyi hazırlayan kişi
Hakan Çakır - Elektronik Sistemler Müdürü
İbrahim Yaşaroğlu - Teknik şartnameyi hazırlayan kişi
Menderes Çakmak - Mühendis
Muhammet Sertaç Kazıcı - Teknik şartnameyi hazırlayan kişi
Niyazi Baştürk - Teknik şartnameyi hazırlayan kişi
Zeynep Düşmez - İnform firması ortağı
İsmail Kurtuluş - Koloni İnşaat firması yetkilisi
İhsan Sabri Kurtuluş - Koloni İnşaat firması yetkilisi
Levent Ilgın - İnform firması yetkilisi; yurt dışında olduğu belirtiliyor.

Özkan Yalım savcılığa başvurdu: Özgür Özel hakkında ek ifade verecek

Tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında savcılığa ek ifade vereceği öğrenildi

15.05.2026 10:52:00
Haber Merkezi
Özkan Yalım savcılığa başvurdu: Özgür Özel hakkında ek ifade verecek
Özkan Yalım savcılığa başvurdu: Özgür Özel hakkında ek ifade verecek
Tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım'ın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında savcılığa ek ifade vereceği öğrenildi.

Tutuklu Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım ile ilgili yeni bir gelişme yaşandı.

Yalım'ın, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında savcılığa ek ifade vermek için talepte bulunduğu öğrenildi.

Edinilen bilgilere göre, Özkan Yalım'ın önümüzdeki süreçte savcıya yeni bir ifade sunacağı belirtildi. Ek ifadenin içeriğine ilişkin ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi

15.05.2026 10:47:00
AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) Gayriresmi Zirvesi'ne katılmak üzere Kazakistan'ın Türkistan şehrine geldi.

Erdoğan'ı, Hazret Sultan Uluslararası Havalimanı'nda, Kazakistan Devlet Danışmanı Yerlan Karin, Türkistan Eyalet Valisi Nuralhan Kusherov, Kazakistan Dışişleri Bakanlığı Almatı Temsilcisi Janibek Zharaskanovich ile Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Yerkebulan Sapiyev ve diğer yetkililer karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile beraberindeki heyet de Türkistan'a geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev'in davetine icabetle TDT Gayriresmi Zirvesi'ne iştirak edecek.

Zirveye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanı sıra Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da katılacak.

İBB soruşturmasında 12 zanlı gözaltına alındı

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı Avrupa Yakası Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Elektronik Sistemler Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen ihalelerde usulsüzlük yapıldığı iddiasına ilişkin 12 şüpheli gözaltına alındı

15.05.2026 09:16:00
AA
İBB soruşturmasında 12 zanlı gözaltına alındı
İBB soruşturmasında 12 zanlı gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne yönelik soruşturma sürüyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince yapılan çalışmada, İBB Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı Avrupa Yakası Yol Bakım ve Onarım Şube Müdürlüğü ile Bilgi İşlem Daire Başkanlığı Elektronik Sistemler Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen 6 ihaledeki iş ve işlemlerin usulsüz olduğu belirlendi.

Çalışmaların ardından İstanbul, Kırıklareli ve Trabzon'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon düzenleyen ekipler, 12 şüpheliyi gözaltına aldı.

Zanlılar, işlemleri için emniyete götürüldü.

Üsküdar Belediyesine yönelik usulsüzlük soruşturması: 7 gözaltı

Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı işlemlerinde usulsüzlük yapılarak rüşvet suçu işlendiği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda 7 zanlı gözaltına alındı

15.05.2026 09:14:00
AA
Üsküdar Belediyesine yönelik usulsüzlük soruşturması: 7 gözaltı
Üsküdar Belediyesine yönelik usulsüzlük soruşturması: 7 gözaltı

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, Üsküdar Belediyesine yönelik usulsüzlük ve rüşvet suçuna ilişkin soruşturma sürüyor.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, soruşturma kapsamında yaptıkları çalışmada Üsküdar Belediyesinin sorumluluk alanındaki inşaatlarda iskan ruhsatı başvurularında projeye aykırılıklar gerekçe gösterilerek müteahhit ve iş takipçilerinden maddi menfaat talep ettikleri, talepleri üst düzey yöneticilerin de katıldığı değerlendirmeler sonucunda belirledikleri ve usule aykırı yapıların iskan işlemlerinin onaylayarak menfaat teminini elden, şirket hesapları ile farklı kanallar üzerinden sağladıkları öne sürülen zanlıların kimlik ve adreslerini belirledi.

Çalışmalarını tamamlayan ekipler, düzenledikleri operasyonda 7 zanlıyı gözaltına aldı.

Şüpheliler, işlemleri için emniyete götürüldü.

Ne olmuştu?

İstanbul ve Yalova'da 7 Nisan'da Üsküdar Belediyesinde yapı ve iskan ruhsatı verilmesindeki usulsüzlüklere ilişkin rüşvet suçunu teşkil edecek eylemlere istinaden 30 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, aralarında Üsküdar Belediye Başkan Yardımcısı Filiz Deveci ve Kent AŞ Genel Müdürü Nazım Akkoyunlu'nun da bulunduğu 22 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Deveci ve Akkoyunlu ile toplam 9 şüpheli tutuklanmış, diğer zanlılar işlemlerinin ardından serbest bırakılmıştı. 

Müfredatta birçok kavram değişti

Milli Eğitim Bakanlığı, yeni müfredat kapsamında tarih ve coğrafya terimlerini yeniledi. Ders kitaplarında "Mavi Vatan", "Türkistan" ve "Sömürgeciliğin Başlangıcı" gibi milli şuur odaklı yerli ifadeler resmi olarak kullanılmaya başlandı

14.05.2026 22:00:00
Haber Merkezi
Müfredatta birçok kavram değişti
Müfredatta birçok kavram değişti
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitim sisteminde köklü bir zihniyet değişimine giderek "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli" kapsamında tarih, coğrafya ve sosyal bilgiler ders kitaplarındaki temel terminolojiyi tamamen güncelledi. "Milli şuur" ve "yerli bakış açısı" odaklı bu adım, yıllardır kanıksanmış batı merkezli veya dayatılmış coğrafi ve tarihi terimleri, Türk medeniyet hafızasına ve ulusal güvenlik vizyonuna uygun kelimelerle değiştirdi.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yapılan düzenlemelerin çok masum görünen ancak millet olma bilincini doğrudan etkileyen dayatmaları ortadan kaldırmak amacıyla yapıldığını belirtti.

Yeni müfredat doğrultusunda ders kitaplarında resmi olarak değiştirilen ve öğrencilere yeni haliyle aktarılacak olan kavramların şöyle listelendi:

Ormanlarımız - Yeşil Vatan: Türkiye'nin orman varlığı ve yeşil alanları, jeopolitik birer güç ve korunması gereken birer vatan toprağı olarak "Yeşil Vatan" konseptiyle işlenecek.

Türkiye'nin Deniz Yetki Alanı - Mavi Vatan: Akdeniz, Ege ve Karadeniz'deki uluslararası hukuktan doğan deniz sınırları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge hakları "Mavi Vatan" öğretisiyle kalıcı hale getirilecek.

Türkiye'nin Hava Sahası - Gök Vatan: Ülkenin hava sahası üzerindeki tam egemenlik hakları, savunma doktriniyle entegre edilerek "Gök Vatan" terimiyle genç kuşaklara aktarılacak.

Ege Denizi - Adalar Denizi: Tarihi arka planı Lozan Anlaşması dönemine dayanan ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında literatüre yerleşen Ege ismi yerine, coğrafyanın asıl tarihi adı olan "Adalar Denizi" ifadesi kullanılacak.

Orta Asya - Türkistan: İki kutuplu dünya düzeninin ve Sovyetler Birliği döneminin dayattığı coğrafi sınırlandırmayı kırmak amacıyla, bölge bilimsel literatürdeki asıl tarihi adı olan "Türkistan" olarak adlandırılacak.

Haçlı Seferleri - Haçlı Saldırıları: "Sefer" kelimesinin Türk literatüründeki makul ve meşru algısının aksine, bu olayların İslam dünyasına yönelik doğrudan birer istila ve saldırı olduğu gerçeği "Haçlı Saldırıları" ifadesiyle vurgulanacak.

Coğrafi Keşifler - Sömürgeciliğin Başlangıcı: Batı merkezli tarih anlayışının "keşif" olarak sunduğu dönemin, aslında küresel çapta insan ve kaynak yağmacılığına dayanan "Sömürgeciliğin Başlangıcı" olduğu öğretilecek.

Bizans - Doğu Roma: Tarihsel olarak modern dönem tarihçilerinin ürettiği yapay bir terim olan Bizans yerine, devletin kendi dönemindeki gerçek adı olan "Doğu Roma" kavramı esas alınacak.

Ermeni Meselesi - Asılsız Ermeni İddiaları: Tarih kitaplarında konunun ele alınış biçimi netleştirilerek, Türkiye'ye yönelik uluslararası tezlerin dayanaksız olduğunu vurgulamak adına terim "Asılsız Ermeni iddiaları" şeklinde güncellendi.

Pontus Meselesi - Asılsız Pontus İddiaları: Karadeniz bölgesine yönelik tarihi ve siyasi dezenformasyon faaliyetlerine karşı, iddiaların asılsızlığı doğrudan terminolojiye yansıtıldı.

Tehcir Kanunu - Sevk ve İskan Kanunu: 1915 olayları sürecindeki yasal düzenleme, dönemin arşiv belgelerindeki ve hukuk metinlerindeki orijinal adı olan "Sevk ve İskan Kanunu" olarak öğrencilere öğretilecek.

Yeni müfredat kapsamındaki bu kavramlar, önümüzdeki eğitim-öğretim döneminden itibaren basılacak tüm ders kitaplarında zorunlu olarak yer alacaktır.

Bakan Memişoğlu'ndan 'hantavirüs' açıklaması

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hantavirüse ilişkin toplum müsterih olsun, şu anda böyle bir salgın riski veya bununla ilgili bilimsel dünyanın bize risklerin çok arttığı veya bu konuda risk olduğu konusunda bir bildirimi ve önerisi yok" dedi

14.05.2026 20:30:00
AA
Bakan Memişoğlu'ndan 'hantavirüs' açıklaması
Bakan Memişoğlu'ndan 'hantavirüs' açıklaması
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Hantavirüs hakkındaki soru üzerine Memişoğlu, Türkiye'nin özellikle Kovid-19 salgını sürecinde sağlık sisteminin direncini ve kapasitesini dünyaya gösterdiğini söyledi.

Toplumdan spekülasyonlara değil, Sağlık Bakanlığının açıklamalarına itibar etmelerini isteyen Memişoğlu, "Kovid-19 salgını sürecinde bunu en iyi şekilde yöneten ülkelerden biri olduysak, şu anda sağlık sistemimiz her türlü salgın da olsa, sağlıkla ilgili tehdit de olsa bunları önlemeye, takip etmeye muktedir bir sağlık sistemimiz ve insan gücümüzle her türlü takibi yapıyoruz" ifadelerini kullandı.

Memişoğlu, hantavirüse ilişkin Dünya Sağlık Örgütünün 2 Mayıs'ta bir gemide görülen ağır solunum hastalığı olduğuna dair önlem alınması gerektiğine ilişkin alarm verdiğini ve Türkiye'nin de süreci ilk andan itibaren takip ettiğini anlattı.

Uluslararası bir seyahat gemisinde 147 yolcunun bulunduğunu anımsatan Memişoğlu, yolcuların temaslı olarak değerlendirildiğini, 8 yolcuda pulmoner hastalık görüldüğünü ve bunlardan 6'sının hantavirüs pozitif çıktığının bildirildiğini söyledi.

Memişoğlu, Türkiye'nin tüm ekipleriyle ve İspanya'daki büyükelçilikle koordinasyon içinde hareket ettiğini belirterek, temaslı yolcuların ülkelerine gönderilip karantinaya alınmaları için organizasyon yapıldığını, gemiden daha önce ayrılan 2 Türk vatandaşının da tedbir amacıyla karantinaya alındığını ifade etti.

Gemideki 3 Türk vatandaşın da Türkiye'ye ait uçakla izole şekilde getirildiğini anımsatan Memişoğlu, "Gemiden indikleri andan itibaren kendi uçağımızla onları izole şekilde aldık ve şu anda da onları karantinaya almış durumdayız ve takip ediyoruz, testleri de negatif çıktı. 5 kişinin yaklaşık 42 günlük karantina ve izolasyon süreçleri devam ediyor. Her gün onları klinik anlamında arıyoruz, bir bulgusu olup olmadıklarını takip ediyor halk sağlığımız" bilgisini verdi.

Memişoğlu, "Hantavirüse ilişkin toplum müsterih olsun, şu anda böyle bir salgın riski veya bununla ilgili bilimsel dünyanın bize risklerin çok arttığı veya bu konuda risk olduğu konusunda bir bildirimi ve önerisi yok. Bizim bilimsel kurulumuz ve komisyonumuz da bu konuda bizleri bilgilendiriyorlar ve onların tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediyoruz. Şu anda böyle bir salgın riski yok" dedi.

Hantavirüsün kemirgenlerden sıvı ile dışkılardan bulaşan bir hastalık türü olduğunun bilgisini veren Memişoğlu, Sağlık Bakanlığının yalnızca hantavirüsü değil, gribal enfeksiyonlara neden olan virüsler başta olmak üzere tüm hastalıkları yakından takip ettiğini bildirdi.

"Son 1 yılda 7 milyon kişiye kanser taraması yapıldı"

Sağlıkta üretim vizyonuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Memişoğlu, Türkiye'nin son yıllarda sağlık teknolojileri üretiminde önemli adımlar attığını söyledi.

Bakan Memişoğlu son dönemdeki yerli aşı çalışmalarına ilişkin, "Hepatit aşısını sahaya verdik. Türkiye kendi aşısını yapacak, kendi ilacını da yapacak. Sadece onları değil kendi cihazını da üretecek. 9 aşıyla ilgili de TÜSEP'te çağrıya çıktık." bilgisini paylaştı.

Memişoğlu, Türkiye'nin artık SMA ilacını da üretmeye başladığını belirterek, klinik çalışmaların sürdüğünü ve ilacın preklinik aşamanın sonuna geldiğini söyledi.

Koruyan Sağlık Vizyonu kapsamında aile hekimlikleri ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde belirli yaş grubuna ücretsiz kanser taramaları yapıldığını vurgulayan Memişoğlu, son bir yılda 7 milyon kişiye kanser taraması yapıldığını bildirdi.

"Türkiye'de sezaryen doğum oranı yüzde 59,7"

Memişoğlu, sezaryen doğumlarla ilgili değerlendirmesinde, Türkiye'de sezaryen doğum oranının yüzde 59,7, ilk doğumlarda ise bu oranın yüzde 30,4 seviyesinde olduğunu belirterek, anne adayları ve hekimlerle bu oranları daha sağlıklı seviyelere çekmek istediklerini söyledi.

Geçen yıl Türkiye'de ilk kez sezaryen oranlarında düşüş eğilimi görüldüğünü ifade eden Memişoğlu, bu düşüşün sürdürülmesini hedeflediklerini kaydetti.

Memişoğlu, bütün il ve ilçe sağlık müdürlüklerine ilk bebeğini bekleyen ve gebeliğinin son 3 ayındaki her anne adayına bir ebe verilmesi konusunda talimat verdiklerini bildirdi.

Dayı arazi anlaşmazlığı yüzünden yeğenini öldürdü

Noter önünde arazi anlaşmazlığı yüzünden çıkan tartışmada dayı, yeğenini silahla vurarak öldürdü

14.05.2026 17:52:00
İhlas Haber Ajansı
Dayı arazi anlaşmazlığı yüzünden yeğenini öldürdü
Dayı arazi anlaşmazlığı yüzünden yeğenini öldürdü
Antalya'da noter önünde arazi anlaşmazlığı yüzünden çıkan tartışmada dayı, yeğenini silahla vurarak öldürdü. Olay anı ve şüphelinin olay sonrası sakin tavırlarla bölgeden ayrılması ise güvenlik kamerasına yansıdı.






Olay, sat 15.00 sıralarında Kepez ilçesi Kanal Mahallesi Sakarya Bulvarı üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Ömer A. (63) arazi paylaşımı sırasında 30 metre fazla hisse verildiği iddia edilen yeğeni Amine Bozkurt (40) ile noter önünde buluştu. 






Taraflar noter önünde konuşmaya başladıktan kısa süre sonra Ömer A., üzerindeki tabancayı çıkartarak yeğenine ateş etmeye başladı. Dayısının tabancasından çıkan kurşunların hedefi olan Bozkurt, karın, göğüs ve baş bölgesinden yaralandı. Yeğenini tabanca ile vuran Ömer A. ise eşi ile birlikte yaya olarak olay yerinden ayrıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. 






Ağır yaralanan Amine Bozkurt, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla yakındaki bir özel hastaneye kaldırıldı. Ancak kadın doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. 






Olay yerine gelen Cinayet Büro Amirliği ve diğer ekipler kaçan Ömer A.'nın yakalanması için bölgede araştırma başlattı. Ekiplerin çevrede yaptığı araştırmada Ömer A., olay yerine yaklaşık 1 kilometre mesafede yakalandı. Ömer A. ifade işlemleri için Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ne götürülürken, Olay Yeri İnceleme ekipleri olayın yaşandığı noktada ve boş kovanlar üzerinde inceleme yaptı. Tüm müdahalelere rağmen vücut ve baş bölgesine aldığı kurşunlar nedeniyle hayatını kaybeden Amine Bozkurt'un cansız bedeni ise Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.









Öte yandan, olay ve olayın ardından şüphelinin kaçtığı anlar bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde Ömer A. ve yeğeni Amine Bozkurt'un noter önünde buluştukları, bir süre sonra ise Ömer A.'nın yeğenine ateş ederek sakin bir şekilde olay yerinden yaya olarak ayrıldığı görüldü.

Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı

Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, hakkında 263 yıla kadar hapis cezası istenen 178 sayfalık iddianameye, "Savcılığa göre türlü türlü yolsuzluklar yapmışım ama şahsıma veya yakınlarıma tek kuruş menfaat sağlandığına dair suçlama yok, hodri meydan!" sözleriyle tepki gösterdi

14.05.2026 16:31:00 / Güncelleme: 14.05.2026 18:36:15
Haber Merkezi
Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı
Tanju Özcan'dan ‘hodri meydan’ çıkışı
Görevden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, hakkında hazırlanan iddianamede 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası istenmesinin ardından sosyal medya hesabı üzerinden ilk açıklamayı yaptı.

Özcan, "Sonunda davam açılmış. Savcılığa göre türlü türlü yolsuzluklar yapmışım ama iddianamede şahsıma veya yakınlarıma tek kuruş menfaat sağlandığına dair suçlama yok. Hodri meydan!" diyerek iddiaları reddetti.

İddianamenin detayları ve istenen cezalar

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen "irtikap" ve "rüşvet" soruşturması kapsamında hazırlanan 178 sayfalık iddianame, Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianamede Hazine ve Maliye Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı "müşteki kurum" sıfatıyla yer alıyor.

Savcılık, Tanju Özcan'ın şu suçlardan 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti:

6 kez "icbar suretiyle irtikap"

3 kez "irtikaba teşebbüs"

34 kez "nitelikli dolandırıcılık"

1 kez "rüşvet"

Aynı dosyada yargılanan tutuklu Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can için 64 yıla, BolSev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız için ise 218 yıl 9 aya kadar hapis cezası istendi.

İddianamede yer alan 5 ağır suçlama

Soruşturmanın en önemli delillerinden birini, BolSev Vakfı Başkanı Ali Sarıyıldız'ın cezaevindeki itirafları oluşturdu. İddianamede öne çıkan başlıklar şunlar:

Marketler Olayı: Zincir marketlere belediye iştiraki olan Bolu Bel A.Ş. ile reklam sözleşmesi yapmaları için baskı uygulandığı, kabul etmeyen marketlere rutin dışı ve yoğun zabıta denetimleri yapıldığı öne sürüldü.

Ruhsat Olayı: Kentte faaliyet gösteren bir müteahhitten ruhsat işlemleri karşılığında 2 milyon 500 bin lira talep edildiği, paranın bir kısmının nakit, bir kısmının ise vakıf hesabına aktarıldığı iddia edildi.

Kurban Bağışı Dolandırıcılığı: 2025 yılı Kurban Bayramı öncesinde BolSev Vakfı aracılığıyla toplanan 845 bin liralık kurban bağışına rağmen kesim yapılmayarak "nitelikli dolandırıcılık" işlendiği belirtildi.

Hak Ediş Olayı: Bir şirket yetkilisinin belediyeden hak edişlerini zamanında alabilmesi için vakfa 10 milyon liralık yardım yapmaya zorlandığı iddialar arasında yer aldı.

Beton Olayı: Özcan'ın, belediye şirketinden beton almayı reddeden bir firmanın yetkilisine "Başka yerden beton alamazsınız, size beton santrali kurdurtmam" diyerek baskı yaptığı iddia edildi.

"Kimin için yolsuzluk yapmışım?"

Hakkındaki tüm suçlamaları kesin bir dille reddeden Tanju Özcan, cezaevinden SEGBİS sistemiyle katıldığı süreçte ve avukatları aracılığıyla paylaştığı mesajda şunları kaydetti:

"Madem benim veya yakınlarımın kasasına giren tek kuruş yok, o zaman bu kadar yolsuzluğu kimin için yapmışım? Ortada bir rüşvet veya irtikap varsa menfaat nerede? Bu dava tamamen siyasi bir kumpastır ve amaç belediye çalışanlarını korkutarak iş göremez hale getirmektir."

Bolu 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin iddianame üzerindeki inceleme süreci devam ediyor.

Koç ailesinden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'na ziyaret

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Koç Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Rahmi Koç ve Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç ile bir araya geldi

14.05.2026 14:25:00
Haber Merkezi
Koç ailesinden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'na ziyaret
Koç ailesinden İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'na ziyaret
Koç Holding Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Rahmi Koç ve Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nu ziyaret etti.

İYİ Parti Genel Merkezi'ndeki görüşmede İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel ile İYİ Parti Balıkesir Milletvekili ve Ekonomi Politikaları Başkanı Burak Dalgın da yer aldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.