logo
24 HAZİRAN 2026

Gönül medeniyeti

26.09.2022 00:00:00

Biz Türkler Ehl-i Beyt'in nuru ile tenvir olunmuş Müslümanlarız. Müslümanlığı sevgi ve aşk boyutuyla 8. İmam Rıza'nın elinden doya doya, kana kana içmişiz.

Türklerin Müslüman oluşu Ehl-i Beyt imamlarının sekizincisi olan İmam Rıza'nın Merv şehrine ziyareti ve Türkleri irşadıyla başlar. 

Türkler Emevî zulmüne ve kavmiyetçiliğine karşı Ehl-i Beyt tarafında bulunmuş; Ehl-i Beyt kanalıyla Müslüman olmuş, İslam'a ve İmam Rıza'ya gönülden bağlanmış ve bu sevgiyle yoğrulmuştur. Hamurumuzda ve mayamızda Hz. Peygamber Efendimizin aşkı ve sevgisi vardır. Hz. Fatıma ana gönlü, İmam Ali adaleti vardır. Hz. Hasan cömertliği ve güzelliği, Hz. Hüseyin yiğitliği ve duruşu vardır...

Anadolu'yu ve Balkanları İslam'ın nuruyla nakış nakış dokuyan 80 bin Horasan Veli, Ehl-i Beyt'in aşkını ve imanın tadını tüm gönüllere akıtmışlardır. Tarihte böyle büyük bir fetih ve fütuhat örneği görülmemiştir. Tüm Türk âlim, fazıl ve büyükleri Ehl-i Beyt taraftarı ve İmam Ali yolundadır. Abdülkadir Geylânî, Hoca Ahmed Yesevî, Horasan erenleri, Hacı Bektaş Veli, Hallac-ı Mansur, Mevlana, Yunus Emre, Sarı Saltuk, Abdal Musa, Fuzulî, Nesimî, Niyazi Mısrî, Alperenler ve daha niceleri bunun ispatıdır. Bütün bir Anadolu ve Balkanlar bunun ispatıdır.

Her daim ve her an gönüller yapan ve gönüllere giren ecdadımızın bu fütuhat hareketine "gönüllerin fethi" diyebiliriz. 

Önce "insan" hatta önce "can" diyen, Üstat Prof. Dr. Haydar Baş hocamız "insan gönüldür gönül..." diyerek bir gönül medeniyeti inşa etmiştir.

Âlemleri kuşatan dünyanın en anlamı özdeyişidir; "insan gönüldür gönül" mucize sözü… Hayatın anlamı ve özeti mesabesindedir. Böyle özet ve özel bir deyiş Ehl-i Beyt imbiğinden süzülmüş olmalı değil midir?... 

Bu özdeyişi alıp hayatın her noktasına bir ölçü olarak oturtabilirsiniz. Gönlün onaylamadığı, gönülden olmayan hiçbir iş maksadına ulaşmamış ve güdük kalmıştır… Gönlünüzü katmadığınız bir oluş, bir iş, bir bakış, bir nazar, bir konuşma her şey ama her şey eksik ve yarım kalacak, maksadına ulaşmayacaktır. Gönülden yapmadığınız bir ibadetin, bir hayrın ve bir yardımın ne anlamı olabilir?

Gönül çalabın tahtı/ Çalab gönüle baktı/ İki cihan bedbahtı/ Kim gönül yıktı ise.  Gönül Allah'ın nazargâhıdır. Hiçbir yere sığmayan Yüce Yaradan, sadece ve sadece tertemiz gönüllere sığar… Allah'ın evidir, Kâbetullahtır gönül… 

Gönlü/gönülleri kırmaya hiç kimsenin hakkı yoktur ve olamaz da… En büyük günahtır kulların gönlünü kırmak… Kulların gönlünü kırmadan her gönle girmek, her gönlü yapmak insanın en büyük vazifesi olmalıdır.

Gönülleri almanın yolu, kardeş, ahbap ve dostlarımıza "hediye" almaktan geçmektedir. Gönüllerde taht kurmanın ve kardeşliği baki kılıp "haset" ateşinde yanmak istemiyorsak gönül almalı ve hediyeleşmeliyiz…

Peygamber Efendimizin bu hususta birçok hadisi vardır. İşte onlardan bazıları: "Birbirinize hediye gönderiniz; sevgiler artar", "Hediye gönderiniz; kinler silinir", "Hediye gönderiniz; dostluklar artar, endişeler giderilir."

Birbirimizi onurlandırıp, gönülleri aldıkça iri olacağız, diri olacağız, her tarafımızdan bolluk ve bereket fışkıracak inşallah… Şu Ehl-i Beyt ölçüsü hayat şiarımız olmalı: "Kardeşlerinizi daima birbirinize övünüz." Hz. Hüseyin Efendimizin buyurduğu şekliyle; "Arkadaşın, sen olmadığında senden Allah'a bahseden ve sana dua edendir."

Hayat kardeşçe yaşanılırsa güzeldir ve Allah'ın muradı, isteği de budur. Kardeşini sevmeyen, ona yemek yedirmeyen, ikram etmeyen, bağrına basmayan ve iyiliğini düşünmeyen dünyanın en bedbaht insanıdır. 

Gönlü her an pazara çıkarmalı ve serin tutmalıyız. Açık gönüllü, ağır gönüllü, alçak gönüllü, engin gönüllü, geniş gönüllü olmak her zaman bizlere kazandıracak ve canı gönlüden maksuda ulaştıracaktır. Kardeşlerimizin gönlüne doğmak, gönlüne girmek ve gönlüne dokunmak dünyanın en büyük bahtiyarlığı olsa gerek... Telefonumuzun menüsüne bakıp arkadaşları arayıp hal hatır sormak suretiyle gönül inşa etmek, Allah rızasını kazandıran büyük bir ibadettir. 

Gönlümüze söz geçirerek, şeytanın bacağını kırarak; gönüllerde taht kurma seferberliği başlatmalı ve bizlere gelmeyen/gelemeyen tüm güzel gönüllere gitmeli gönül almalı, gönül vermeli, gül alıp gül satmalıyız… 

Allah, Peygamber ve Ehl-i Beyt aşkı için gönüllerimizi birbirine kaptırmalı ve kardeşliğin kitabını gönülden yazmaya başlamalı ve gönülleri mesrur etmeliyiz.

Ahbaplarla gönül sofralarında, gönül tellerine dokunarak; gönül tokluğuna varmalı ve birbirimize gönülden bağlanmalıyız.

Yüce ve paşa gönüllülükle gönüllerin birincisi, gönüllerin sultanı olmak için başlattığımız gönül seferberliği bizleri Allah'ın rızasına kavuştursun inşallah…

Gönülleri sarıp/sarmalamak; gönülleri aydınlatıp, birleştirmek, coşturmak ve fethetmek en büyük gönül işçiliğidir. Gönül kırmadan, gönül koymadan, gönül incitmeden; gönül alan, gönül açan, güzel gönüllü gönüldaşlar olma yolunda Allah bizleri muvaffak kılıp gönüllerimizi eylesin inşallah.

"İnsan gönüldür gönül" (Prof. Dr. Haydar Baş).

 
Adem Birinci / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.