HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 MAYIS 2022, CUMARTESİ

Hangisi deli?

02.09.2021 00:00:00
'Hangisi deli?' seslendirme dosyası:

Ev, insanların içinde yaşadığı dört duvar ve odalardan oluşan beton değildir. Davranışlarımızı kısıtlamadan yaşayabildiğimiz konfor alanımızdır. Nereye gidersek gidelim ne kadar güzel de olsa yine evimizin rahatlığını özleriz. Misafir gidersin üç beş gün sonra 'Ah evim' demeye başlarsın. İnsan nasıl ki, dünya hayatında misafirliği uzun süre sürdüremiyorsa, dünya hayatı da ahiret hayatının yanında bir süreliğine misafirlik gibi istediği kadar kalamıyor.

Misafir kaldığın yerde ev senin değil. İstediğin gibi yerleşemezsin, istediğin gibi davranamazsın, ev sahibine tabi olursun. Belki de yaşadığımız problemlerin birçoğunun temelinde misafir olarak gönderildiğimiz bu dünyada ev sahibi gibi yaşamak, yerleşmek, istediğimiz gibi davranmak, ebedi bir hayatın varlığını unutmak… Arkadaşla sohbet ederken 'Nedense ölenlere imreniyorum, onların yerinde olmak istiyorum, ahireti istediğimi söylediğimde insanlar deliymişim gibi bana bakıyorlar' dediğinde 'Ben de seninle aynı düşünüyorum' dedim. 

En'am suresi 98. ayette: 

"O sizi tek bir nefisten yaratandır. Sizin için bir müddet emanet olarak kalacağınız, bir de sürekli kalacağınız bir yer vardır. Biz gerçeği derinden ve etraflıca kavrama gayretinde olanlar için ayetlerimizi en güzel şekilde açıklıyoruz."

Yüce yaradan bu dünyaya 'Emanet', ahiret hayatına da 'Kalıcı' diyor. O zaman insan ebedi kalacağı asıl evine gitmek istemez mi, özlemez mi? Geldiği yeri unutmayıp, geldiği yere dönmek istemek mi delilik. Haydar Baş hocamız bir sohbetinde "Herkes Allah'a gidecek bazıları isteyerek, bazıları zorla. Hürriyet kulun isteyerek Allah'a gitmesidir" demişti.

Kul Allah'ı isimleri, sıfatlarıyla tanımaya başlayınca yakınlık artar ve muhabbetullaha dönüşür. Yani aralarında güçlü bir sevgi hasıl olur. İnsan nasıl ki gündelik hayatında tanımaya başladığı bir kişiyle arasında bir yakınlık kurmaya başlıyorsa, Rabbini de tanımaya başlayınca onunla yakınlaşmaya başlıyor. Onu özlüyor, görmek istiyor, bir an önce kavuşmak istiyor. Ölümü temenni etmenin böylesi dünyada yaşadığı sıkıntı, musibet, hastalık gibi imtihanlardan dolayı isyandan değil sevgiden.

Haydar Baş hocamız "Sevgi bir sırdır, her zata layık olduğu kadarıyla verilir" der. O sırra kavuşan ruhun bu dünya ile bağı kesiliyor. Dünya ve içindekiler; ne kadar hassas bir kalbe sahip olsan da sana üzüntü vermiyor artık. İnsanı inciten şey varlık. Varlıktan soyunduğunda hiçbir şeye üzülmüyorsun. Ne yaşarsan yaşa sabır yumağına dönüşüp sonunda kalbine bir huzur, yaratanına yakınlık hasıl oluyor. O yaratan ki, kuluna şah damarından daha yakın, annesinden daha merhametli. Şems-i Tebrizi, "Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu istese de, istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur" der.

Hakiki muhabbet insanın içindeki ilahi muhabbettir. Diğerleri geçici. Allah aşkının sırrı dünya ve içindeki her şeyi kalptan tahliye etmekle mümkündür. İnsan dünyada çalışmasın, mal mülk sahibi olmasın, elini eteğini her şeyden çeksin manasında değil bu temizlik. Bunları yaparken yaptığı her şeyi Yaratanını düşünerek, onun istediği gibi sarf ederek ömrünü geçirmektir. Bu mal da olur, beden de. Sahip olduğumuz her şeyin hesabını vereceğimizi unutmamak hak için kazanıp, hak için harcamak, hak için iyilik etmek.

Gecenin sessizliğinde, Dolunay'da güzel yüzünü seyrettim dün gece. Geceleri ay gibi, gündüzleri güneş gibi aydınlatırdın dünyamızı. Sonu görünmeyen okyanus gibi derin bakışlarında kaybederdik kendimizi. Bizi bir sen anlardın, bir sen… Kimse senden sonra senin bizi anladığın gibi anlamadı. Şems'in Mevlana'yı olgunlaşması için apansız bıraktığı gibi bıraktın gittin uzak diyarlara. Biliyor musun? Birine hasret kalmak, yüreği öyle güzel olgunlaştırıyor ki, birini severken büyüyorsun, onun hasretiyle olgunlaşıyorsun. Yanında kim var, kim yok umrunda olmuyor. Hakla beraber hakkı ve haklının yanında oluyorsun. Bunları yaşarken çamura batmış gibi görünsen de, kendi içinde gülistanı yaşıyorsun muhabbetle. Ahmet Arif'in dediği gibi: 

"Uçurum gibi büyür içinde hasretim

Ve ben seni;

Var olmanın sınırında,

Yok olmanın ötesinde sevmiştim."

 
Hatice Akdağ / diğer yazıları

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

02.09.2020, 02.09.2019, 02.09.2018, 02.09.2017, 02.09.2016, 02.09.2015, 02.09.2014, 02.09.2013, 02.09.2012, 02.09.2011, 02.09.2010, 02.09.2009, 02.09.2008, 02.09.2007, 02.09.2006, 02.09.2005, 02.09.2004, 02.09.2003, 02.09.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.