Sayın Erdoğan ve kurmaylarının en çok kullandığı sözlerden birisi de bu sözdür. Bu söz, şerefli bir sözdür. Ne demek şerefli söz? Hadisi Şerif.
Dünden bugüne, 'neden hep fakirler şehit oluyor? Bir depremde neden en çok fakirler ölüyor? Hastalıklar neden fakirler için daha öldürücü oluyor? Neden fakirlerin çocuklarının gittikleri okullar bakımsız? Neden fakirlerin oturduğu semtler harabe? Gibi soruları soruyoruz.
Neden, soruyoruz? İktidarı ve millete vekillik edenleri eleştirmek için mi? Hayır. İnsanımızı, kendiyle yüzleştirmek için.
Millet açken, açıkta iken tok yatanları görmeleri için. Bu tokların, açların halinden anlamadığını, anlamayacağını anlatmak için soruyoruz.
Şehitlerimizin evlerine, şerefli bayrağımız asılıyor. O virane evlerde yaşayan insanlarımız eminin mi ki bin canı olsa, binini de bu vatan ve millet için verir.
Peki, 'bizden önce buzdolabı, çamaşır makinesi, bardak, Mercedes, havalimanı, traktör vs. yoktu, yol yaptık, tünel yaptık, milli geliri şöyle yükselttik, ihracatı böyle yaptık vs. söylemlerini, 'Komşusu açken tok yatan bizden değildir' Hadisi Şerifini bitirenler bu vahim tablo karşısında nasıl hesap verecek, merak ediyorum.
Hemen unuttuk
Şehit haberleri gelir. Birkaç gün konuşuluyor. Sonra unutulur. Yine öyle oldu!
6 Şubat depreminde evleri yıkılan Özdemir Ailesi çadırda yaşıyor. Şehit Müslüm kardeşim, ailesine ev alabilmek için sözleşmeli askerlik yapıyor ve şehit oluyor.
Şerefli bayrağımız çadıra asıldı. Kamuoyu ayağı kalktı. Kahramanmaraş Valiliği yalanladı. Şehircilik Bakanlığı doğruladı. Ardından ev müjdesi verdiler.
12 şehit verdiğimiz günlerde de şehitlerimizin yaşadığı evler gündeme gelmişti. Bakanlık hemen ev müjdesi vermişti.
Arama motorlarına, 'şehit, sıvasız, kerpiç, gecekondu, ev' kelimelerini yazın yüzlerce acı haber karşınıza çıkacaktır.
Ama bizi yönetenler ve bizim adımıza yönetenlere muhalefet edenler, 'aynı gemideyiz, 'komşusu açken tok yatan bizden değildir' cümlelerine hala taraftar buluyorlar.
Bu vahim örnekler yazmakla bitmez. Anlamakla biter.
Bakın! Bu ülkede emekli maaşı 7 bin 500, artık temel gelir olan asgari ücrete 17 bin lirayken Cumhurbaşkanı maaşı 183 bin, milletvekili maaşı 141 bin, emekli vekil maaşı 97 bin TL ise ortada bir paylaşım sorunu var.
Ve seçim zamanı kapınıza gelenlere, 'tok olanlar bizden değildir' demediğiniz sürece hazine üstünde dilencilik kader değil tercihinizdir.
Depremde kaybolan çocuklar
ABD'de çocuklara yönelik cinsel istismar, pedofili ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla yargılanırken hapiste ölü bulunan ABD'li milyarder Jeffrey Epstein davasında Türkiye'den çocukların da kaçırıldığı iddia edildi.
Bu iddia 6 Şubat depremlerinde kayıp çocukların olduğu yönündeki tartışmayı da yeniden gündeme getirdi.
Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınlarıyla Dayanışma Derneği (DEMAK) 'kendilerine 142 kayıp çocuk başvurusu yapıldığını ve bu başvuruların depremden etkilenen Maraş, Hatay, Antep, Adıyaman ve Malatya'dan geldiği kaydedilerek "En fazla başvuruyu Hatay'dan aldık" denildi.
CHP'li Sevda Erdan Kılıç ABD'de cinsel istismar, pedofili ve fuhuş ağı gibi suçlardan yargılanırken ölen Jeffrey Epstein'in davasında Türkiye'den çocukların da kaçırıldığı iddialarını Meclis'e taşıdı ve konuyla ilgili Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Göktaş ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi sundu.
Cevap verildi mi, bilmiyorum ama CHP'li vekilin, 'TÜİK verilerine göre Türkiye'de her gün ortalama 32 çocuk kaçırılıyor. Verilerin çok yüksek olması nedeniyle TÜİK artık kayıp çocuk istatistiklerini açıklamıyor olsa da bu gerçeği gizlemeye yetmiyor' açıklaması ortada vahim bir tablonun varlığını gösteriyor.
Ki, depremin hemen ardından onlarca çocuğun bölgede etkin bir tarikatın himayesine verildiği artı Milli Eğitim Bakanının bu yapıları, 'çocuklarımızın dağa çıkmasına engel oluyorlar' şeklinde tanımladığı bir ortamda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Göktaş'ın "Bin 912 çocuğumuzdan bir tanesinin bile kayıp olması durumunun söz konusu olmadığını tekraren ilan ediyorum" sözleri beni ikna etmiyor.
- G7 zirvesi ve Mandacılar / 22.06.2026
- Maarif modeli ve yeni anayasa / 21.06.2026
- BOP genişliyor mu? / 19.06.2026
- Kudüs, Şam ve Bursa / 18.06.2026
- Bu savaş bitmez, ta ki! / 17.06.2026
- Fakir değiliz, fakir bırakıldık / 15.06.2026
- ‘Alo adalet’ ve Arz-ı Mevut / 14.06.2026
- Dünya kupasında insanlık aşağılanıyor / 12.06.2026
- Devlet Bahçeli ile Bay Kemal’in üst aklı aynı / 11.06.2026

























































