Kitaplığın en üst rafına koydum…
Bir yanda Haydar Hocanın kitapları, öte yanda Atatürk kitapları…
Alt rafta hayatımıza yön veren izcilik kitapları, baş ucu öğütleri, öfke nöbetlerimde huzur tavsiye eden yazarların kitapları…
Bunca yıllık ömrü hayatımızda biriktirdiğim en değerli hazineler… Bir de kutular dolusu fotoğraf ve sonrasında dijital fotoğrafların kayıtlı olduğu 300'e yakın CD.
Koleksiyoner değilim. Biriktirmeyi, kullanılmayan veya kullanılmayacak bir şeyi bulundurmayı sevmem. Her şeyin bir işe yaraması lazım. Ne zaman, nasıl hangi ortamda lazım olur bilinmez… Benim için bir çivi tanesi dahi kıymetlidir.
Gezip gördüğüm ve mutlu olduğum yerlerden aldığım küçük anılar, dostların armağanları, onların dokunduğu ve değerlendirdiği eşyalar benim için önemlidir. Kolay kolay atamam. İhtiyaç fazlası ise hediye ederim.
Ama kitaplarımdan vazgeçemem.
Çünkü kitaplar yazıldıktan sonra yaşamaya başlayan, pek çoğumuzun farkında olmadığı, kullandığımız her şey gibi ruhu olan yaratılmışlardır.
Bir kitabı okuduğunuzda, aklınızda bir şey kalmamış olsa bile siz farkına varmadan alacağınızı almışsınızdır.
Öğütler davranışlarınıza, bilgiler dağarcığınıza, güzel düşünceler beyninize etki eder. Hiç olmayacak bir yerde, okuduğunuz bir kitabın öğütleri sizi uyarır. Aldanmanıza, yanlış bir söz söylemenize, hatalı bir davranışınıza engel olur.
Kitapları ilaç prospektüslerine benzer. Onlar bizim hastalıklarımızın tedavisinde önemli bir rol oynarlar.
* * *
Peki ya zararları?
Zararlı kitap olmaz. Nasıl, 39 numara ayağa 45 numara ayakkabı bol, 36 numara küçük gelirse okuyan insanın zihni ile alakalı bir seçimdir kitaplar. Hakikat ilmini anlatan bir kitapta okusanız eğer akıl sınırlarımız okuduğunu anlamaya yetecek kadar geniş değilse pek bir şey değişmez.
Ancak öyle akıllar vardır ki kitaplar yetersiz kalır. Okudukça okumak, bir sonraki sayfayı çevirmek için sabırsızlanırsınız. Eğer okurken yemek-içmek, uyumak gibi insani eylemleri erteliyorsanız aradığınızı bulmuşsunuz demektir.
Ben şahsen okuduğunu sular seller gibi ezberleyen biri değilimdir. Okurken yorumlar, konumlar, satırlar ile cebelleşirim. "Ne okudun? Ne anladın?" diye sorsalar onlara "Hiç" derim. Tüm kitabı ezberlemek için okumak yerine onu anlamak, onunla bir arkadaş gibi tartışmak ve sorgulamak gerekir. Eğer okuduğunuz zaman cevabını alamadığınız sorular ile karşılaşıyorsanız ya hiç anlamadınız, ya da anlatılmak istenen konunun yeterince anlatılamadığına hükmedebilirsiniz. O zaman yapmanız gereken bu paragrafları işaretlemek, ileriki sayfalardan sonra geri dönüp yeniden yorumlamak gerekir. Tıpkı bulmacalarda bulamadığınız boş karelere yeniden dönmek gibi…
Göz gördüğünü, beyin algıladığını siz farkına varmasanız da yorumlar. İkinci bakışta bulmacanın cevabını bulmanızın nedeni budur. Akıl kitaplığının satırlarında gezinen düşünce sihirbazı depoladığınız bilgiyi bulur ve size sunar.
Atatürk'ün söylevleri nasıl yüz sene sonra bile geçerli ise bazı bilgelerin sözleri de dünya durdukça aynen geçerli olacaktır.
* * *
Haydar Hoca'nın kitaplarına gelince.
Onları roman okur gibi okuyamazsınız. Her biri sizi düşünceye sevk eden satırlar, olaylar, yorumlar ve tavsiyeler ile doludur. Her satırı yudum yudum okumanız ve sindirmeniz gerekiyor. Kendisini belagat ustası yapan, bunca eseri yazmasına vesile olan şey her insanda bulunan okuma yazma özelliği değildir. Kendisine yaradılışta verilmiş olan farklı bir görevin gereği ve bilgelik, akıl ve güzelliktir. Bunlar birleştiğinde içindeki volkanın taşması, kâğıda dökülmesi, ciltlere bürünmesidir.
Benim için yazılmış olan her kitap değerlidir. Ne kadar kötü amaçlar içerse, kötü ve yanlış bilgiler verilmiş olsa da okurum. Çünkü kitaplar da insanlar gibidir. Bazıları ibret almak için yazılmıştır, bazıları ise örnek almak için… Her zaman ibret alacak kitaplar ile buluşamayabilirsiniz. Ancak sizi diğer insanlardan ayıran özelliğiniz ibretlik olanları fark etmenizden geçer.
Rol model bir kişiliği olan; akılla, bilime, güzelliğe önem veren; millîlik kavramını ön plana çıkaran, güçlü bir sevgi kaynağını kalemi vasıtası ile kâğıda akıtan, etrafında bir çok seveni halkalandıran bu ender insanın bilgeliğinden istifade edin, öğütlerini dinleyin. Anlamadığınızı sorun, araştırın, yorumlayanlar ile sohbet edin.
Kitaplarını süs olarak kütüphanenizde saklamayın. Okumuyorsanız lütfen bir başkasının yararına sunun.
Böylece yattığı yerde ruhu şad olsun.
- Mayıs ayının kerameti / 23.05.2026
- 19 Mayıs’ın düşündürdükleri… / 22.05.2026
- Edirne’ye doğru… / 16.05.2026
- Silifke Kalesi… / 14.05.2026
- Edep ya Hu! / 05.05.2026
- Güney esintisi… / 02.05.2026
- Çocuk bayramı mı? O da ne? / 27.04.2026
- Neydik? Ne olduk? / 23.04.2026
- Bu çocuklara neler oluyor? / 19.04.2026



























































