logo
15 MART 2026


Her kuşun eti yenmez

16.10.2005 00:00:00
Çarşıda, pazarda, okulda, işyerinde, gazetede, televizyonda, evde, otobüste, tramvayda, yolda, kahvede, kuyrukta, hastanede; iftarda, sahurda, sabah, öğlen, akşamüstü ve gece, kısacası zaman ve mekan kısıtlaması olmaksızın Türkiye'nin son bir haftadır en çok konuştuğu konu kuş gribi hastalığı. Kışın soğuk yüzünün kendini gösterdiği şu girizgah döneminde, tam da grip mevsimine denk geldiği için Kuş gribi hastalığına haddinden fazla dikkat kesildik. Birçok işgüzar gripli, soluğu hastanelerde aldı, "doktor bey grip oldum, yoksa bu kuş gribi mi!" diye. İş işten geçtikten sonra yapılan "panik yapmayın" açıklamaları da vatandaşın paniğe kapılmasını engelleyemedi. Ucuz diye zar zor yiyebildiği beyat eti de artık yiyemez hale geldi vatandaş. Nereden çıktıysa bu kuş gribi, hem vatandaşın midesini, hem de can çekişmekte olan kanatlı sektörü tarumar etti. Kuş gribi hastalığını Asya'nın ücra köşelerinden göçmen kuşların getirdiğini söylüyor uzmanlar. Göçmen kuşlar uğrak yerleri olan Türkiye'ye getire getire kuş gribi salgını getiriyor. Olacak iş değil!Kimileri, havai fişeklerle kulaklarının zarını patlatıp, sinirlerini bozduğumuz ve fabrika bacalarından çıkan dumanlarla nefes almalarını güçleştirdiğimiz kuşların intikamı olarak değerlendiriyor bu olayı.Siz aşağıdan yukarıya çok ses, çok gürüldü ve kirli hava yollarsanız, onlar da kuş gribi bulaşmış dışkılarıyla cevap verirler!Kuşların acı intikamı bu olsa gerek!Hem bizim yukarıya yolladığımız bil cümle gürültü ve kirliliğin etkisiyle, onların yukarıdan aşağıya postaladıkları virüsün etkisi kıyas kabul etmeyecek düzeyde. Bir göçmen kuşun dışkısında, bir milyon kümes hayvanına kuş gribi bulaştırma ve haliyle telef etme potansiyeli mevcut. ***Sadede gelirsek, daha önce Uzak Doğu'da görülüp 110 kişinin ölümüne sebep olan bu grip, özellikle kümes hayvanları arasında hızla yayılma potansiyeline sahip. İnsana bulaşma yüzdesi az ve gerçek temasla sınırlı. Yani bu virüs genellikle kuş gripli kümes hayvanıyla hemhal olanlara bulaşıyor. Bulaştığı insanı da H5N1 ölümcül virüsünden dolayı öldürüyor. Bugüne kadar bu virüsü kapan 110 kişiden 60'ı hayatını kaybetmiş. Bu da ciddi bir ölüm yüzdesi anlamına geliyor. Peki Uzak Doğu'da görülen bu hastalığın göçmen kuşlar vasıtasıyla Türkiye'ye geldiğini nereden çıkarıyorsunuz?Şuradan; bu hastalık geçtiğimiz yıl Rusya'da da görülmüştü. Bu yıl da Türkiye ve Romanya'da görüldü. Her üç ülkenin ortak özelliği göçmen kuşların menzilinde yer almaları. Göçmen kuşların göç yolları bu ülkelerden geçiyor. Ayrıca bu hastalığın Türkiye'deki çıkış yerinin kuş cenneti Manyas olması da bu tezi kuvvetlendiriyor. Çünkü göçmen kuşlar Türkiye'de bu mevsimde Manyas'a uğruyorlar. Ancak burada bir parantez açmakta fayda var. Bu hastalığını taşıyıcıları olduğu iddia edilen göçmen kuşların, şu ana kadar ölüsüne rastlanmaması dikkat çekici. Bazı uzmanlar « neden göçmen kuşlar ölmüyor ? » sorusunu gündeme getirerek, olayın farklı boyutları olabileceği uyarısında da bulunuyor. Çünkü bu hastalığı taşıyan göçmen kuşların, ölümcül olan bu hastalıktan etkilenmeleri gerekir. Bir de hükümetin bu salgın karşısındaki tutumu hakkında birkaç söy söyleyelim. Başbakan Erdoğan daha düne kadar konuyla ilgili tek bir kelam etmedi. Türkiye Cumhuriyeti'nin en yetkili makamında bulunan Başbakan'ın böyle önemli bir konu hakkında bir hafta boyunca susmayı tercih etmesi anlaşılır şey değil. Diğer taraftan Sağlık bakanlığı ile Tarım bakanlığının yeterli bir kriz yönetimi sergilemiş oldukları iddiaları da gerçeği yansıtmıyor. Çünkü etkili bir kriz yönetimi sergilenmiş olsaydı, halkta panik yaşanmaz, kanatlı sektörü bir anda diplere gerilemezdi.Bakanlıkların kriz yönetimini, diğer alanlarda olduğu gibi yine AB tayin etti. AB'nin yaptığı açıklamalar ve aldığı kararlar Türkiye'deki kuş gribi salgınını krize dönüştürmeye yönelikti. İlk olarak yapılan  Türkiye'den kanatlı ithalatını durdurma kararı ve ardından yapılan « Türkiye'ye gitmeyin » açıklamaları Türkiye'ye vurulan en önemli darbe oldu. Başbakanın tüm bunlar olduktan sonra çıkıp Meclis lokantasında tavuk yemesi krizi ve paniği engelleyemedi tabii ki. Çünkü aynı Meclis lokantası birkaç gün önce mönüsünden tavuk etini çıkarmıştı. Hasılı kelam, vatandaş ve kanatlı sektörü kuş gribinin gerçek mağdurları oldu. Vatandaş sofrasına zorla taşıyabildiği beyaz etinden, kanatlı sektör de, AB'ye kaptırdığı pazarından oldu.
 
Alperen Polat / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.