"Ufkumuzu, afakımızı, semamızı ve arzımızı, yurdumuzu, yuvamızı, evimizi barkımızı, içimizi, dışımızı, gencimizi, yaşlımızı nurlandırmak ve şereflendirmek üzere teşrif ediyorsun.Hoş geldin safalar getirdin.Heybende ne var diye sormaya haya ediyoruz ve biliyoruz ki, getirdiklerin her biri, emsalsiz hazineler hükmündedir.""Biliyoruz ki, yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa, altı milyar insan da katip olsa kıyamet sabahına kadar yazsalar, getirdiklerinin kıymetini yazamazlar, tarifini yapamazlar ve değerini hesap edemezler.""Yıl boyunca çok hilal gözetliyoruz. Doğuyorlar, dolunay olup sonra dünyamıza göz kırparak kayboluyorlar. Hepsi de güzel ama senin yerini hiç birisi tutmuyor. Senin doğuşun başka, duruşun başka ve bakışın ise bambaşka güzel."On bir ayın sultanına olan hasret bundan daha güzel nasıl ifade edilir, doğrusu bilemiyorum. Eline sağlık, yüreğine sağlık, kalemine sağlık Aziz hoca!Kıymetli Aziz Karaca'nın bu mübarek aya girerken kaleme aldığı "On bir ay yolunu bekledik senin" başlıklı yazıyı onlarca defa okudum, en az üç kere dinledim ve sonunda şu hükme vardım: On bir aylık özlem, hasret ancak bu kadar güzel ifade edilebilir ve Ramazan nüktesi bu kadar öz bir şekilde kelimelere, cümlelere dökülebilir. Yüreğine sağlık Aziz ağabey!Evet bu hilal bir başka doğuyor. Doğması için 11 ay bekliyoruz ve bu 11 ay 11 yıl gibi geliyor bize. Ama bu hilalin dolunay olup semamızı terketmesi hiç de 30 gün gibi gelmiyor bize. Sanki 30 dakika, 30 saniye geçmiş gibi oluyor!Yıl gibi geliyor, yel gibi gidiyor!Güzelliklerin, doyulmaz şeylerin kaderi de bu zaten; geç gelip, erken gitmek...Kalplerin yumuşadığı, gönüllerin ferahladığı, kulun yaradanına bir adım daha yaklaştığı bu mübarek ayın bereketi, sıhhati ve maneviyatını anlatmada kelimeler kifayetsiz kalıyor. Aziz hocanın dediği gibi "denizler mürekkep, ağaçlar kalem, 6 milyar insan da katip olsa" bu olağanüstü atmosferi, bu engin bereketi ve bu yüceliği anlatmaya yetmiyor. Zaten öyle de bir derdimiz yok. Bu mübarek ayı dolu dolu yaşamaya, 30 gün gibi kısa bir dönemi doyasıya değerlendirmeye çalışmakla geçiriyoruz zamanı. Hikmetini, bereketini, maneviyatını hesap edecek ne vaktimiz var, ne de haddimiz!Verilen nimeti; önce verene şükrederek, sonra da bir daha bu nimete kavuşamayacakmışçasına el üstünde tutuyoruz. Rabbime şükürler olsun, böyle bir nimeti, bereketi ve yüceliği bu yıl da bizden esirgemedi. Yüce Mevla, O'nu doya doya yaşamayı ve verilen nimetin kadrini, kıymetini bilmeyi cümlemize nasip eylesin!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012