HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 18 MAYIS 2021, SALI

Hürriyetlerdeki politik bityeniği

14.08.2001 00:00:00
Meclis'teki kırmızı koltuklara kurulmuş siyasi partilerimizin tamamı, hamdolsun ki, özgürlükçü, demokrat, seyreltilmiş liberal ve bir o kadar da değişimci. Şimdilerde ise AB standartlı çoğulculuk da eklendi. Bunların, Türkiye'mizi hürriyetler cennetine çevirme iştiyakları had safhada; ancak kendi beyanlarına göre "bir el" onları engelliyor. Toplumun ve bireylerin temel hak ve hürriyetlerinde bir arpa boyu yol alınamıyor.

Şikayet çok netice yok

Partilerimizden kimisi bu engellemelere karşı içinden mırıldanıp duruyor. Kimisi mutad haliyle "sesiz çığlık" atıyor. Kimisi heybesine doldurduğu şikayetleriyle Avrupa'nın yolunu tutuyor. Kimisi de ANAP lideri Mesut Yılmaz gibi ortamıymış değilmiş hesabını yapmadan, sanki iktidarda değil de muhalefette imiş gibi ortalığı velveleye veriyor. Türkiye'yi hürriyete boğuyor. Ama netice yine, sıfıra sıfır; elde var sıfır.

İnsanın hatırına gelmiyor değil; yoksa temel hak ve hürriyetler konusu, anayasal, yasal ve siyasal bir mesele değil midir? Akl-ı evvellerin cevabı hazırdır; tabii ki canım. Ne münasebet; hürriyetler alanı, siyasal, anayasal ve yasal bir alandır. Yasama erkini elinde bulunduran siyasileri bire bir ilgilendirmektedir.

Politik bityeniği

Kırmızı koltuklara konuşlanmış şu liberal, hürriyetçi, değişimci, revizyonist... politikacılarımız, kongre platformlarını ve dünyayı ayağa kaldıracak derecede böylesine önemli bir problemle neden gereği kadar ilgilenmiyorlar, dersiniz. Akla hayale gelmedik her konuda uzlaştıkları halde böyle ciddi bir "özgürlük meselesi"ne anayasal ve yasal açılım kazandırmak için neden uzlaşmıyorlar, parmak oynatmıyorlar?

Diyorlar ki; ne mümkün!

IMF'nin, Dünya Bankası'nın veya AB'nin istediği mesela Tahkim Yasası, Şeker Yasası, Tütün Yasası, Bankalar Yasası... veya vatan topraklarının diplomatik amaçla satılmasına imkan veren Hazine Arazileri Yasası dahil hertürlü düzenleme iki üç saat içinde halledilebiliyor. Gerekirse anayasal değişiklikler için kollar sıvanıyor da, neden milletin istediği konularda hiçbir yasal adım atılamıyor? Politikacılarımız bu en hassas alanlarda engellenmiyor da, milletin hakları konusunda mı engel çıkartılıyor? Hiç sanmıyorum... Burada, politikacılarımızın "hürriyetleri istismarı"na fırsat veren bir bityeniği vardır. Ne kadar inkar edilirse edilsin maalesef bu bityeniği, politik bir bityeniğidir.

ANAP ve DSP'nin elleri altındaki bakanlıklarla ilgili karakollarda işkenceyi araştıran Milletvekili Sema Pişkinsüt, "Filistin Askısı"nı ortaya çıkardı, mağdur ve mağdureleri dinledi, diye bir tek askıya alınmadığı kaldı. Anasından emdiği burnudan getirildi. Demokratik solluğuyla meşhur partisinden adeta afaroz edildi, canını zor kurtardı. Hani siz, insan haklarından, özgürlüklerden yana idiniz?

Adım yerine çamur atıyorlar

Aynı istismar, istisnasız tüm siyasiler tarafından "militarist" olarak nitelendirilen Anayasa'mız için sözkonusudur. Kendimi bildim bileli, partilerimiz halen yürürlükteki 1980 Anayasası'ndan şikayet edip dururlar. Ama hiçbiri, kafalarındaki muhayyel demokratik değişiklikler için adım atmaz. Fakat hepsi, "Bizi engelleyen bir el var" diyerek sağa sola çamur atar. Politikacılarımızın, bu uğurda çamur atma hürriyetini kullanmaktaki cüretlerinin, neden hiç "özgürlükler için adım atma" cesareti olarak ortaya çıkmadığı düşündürücü bir noktadır. Yani; Meclis'de, kongrede, her yerde çamur atmak cüretine imkan var da, hürriyet için niye cesaret yok... Bu paradoksun izahını hiçbir akl-ı selim yapamaz.

Nihayet politikacılarımız, toplum nezdinde maalesef siyasetin iflas ettiğini pişkin pişkin kendi ağızlarıyla kamuoyuna ilan ederler. Ama bu iflası telafi etmek için konuşulan "teknokrat hükümet"ini duyunca da yine kendileri feryadı basar.

Vicdanlar susmuş

Hiçbiri vicdanlarına kulak vererek demez ki; ya hu, ekonomiyi iflas ettiren biz... Anayasa ve yasalarda gerekli demokratik değişiklikleri yapmayan biz... temel hak ve hürriyetler konusunda AB şefleri dayatmadan bir adım atmayan biz... ulusal bağımsızlığı işportaya düşüren biz... devleti beş paralık eden biz.... siyaseti, ticareti, ahlakı, milli benliği, milleti bitiren biz... bu millet, bize bu kadar tahammül etmeye mecbur mu? Bu soruyu kendine soran yok. Vicdanlar susmuş.

Sonra da "Siyaset iflas etti" nameleri dolar kongre salonlarına, Meclis koridorlarına.

Evet, bu politikadır Türkiye'yi iflas ettiren.

Global odakların izni ve talimatı kadar özgürlükçü, liberal, demokrat olabilenlerin hürriyet anlayışları, ancak ve sadece vatanın bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını tehlikeye sokar. Bu bağlamda AB yahut ABD tasmalı hürriyet havarileri, millet için değil, olsa olsa "ruhlarına bu milletten olma şerefi sinmemiş çoğulcular" için özgürlük çığlığı atabilir. Bugün en tehlikeli siyaset budur. Ankara siyasetinin bitmesi de bundandır. Bu ateşle oynamasındandır.

Milletin, kendine, benliğine, vatanına, dinine, devletine, siyasetine, askerine, polisine, değerlerine, bağımsızlığına, hak ve hürriyetlerine yeniden ve tek yürek tek bilek olarak sahip çıkması demek olan Kuvay-ı Milliye'nin Anadolu'da şahlanması da bundandır.
 
Misafir Kalem (K) / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.