HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 19 AĞUSTOS 2022, CUMA

Hüseyin Baş’ın çilesi…

01.07.2022 00:00:00

Sevgili Haydar Hoca bu dünyadan göçerken geride çok önemli bir miras bırakmış… Ehlibeyt ile ilgili araştırmaları bir yana; bir ülkenin Atatürk'ün gösterdiği hedefe doğru ilerlemesine yardımcı olacak Milli Ekonomi Modeli ve milli devletle ilgili projeleri, yaptıkları… 

Haydar Hoca sağlığında bu konuları sadece ülkemiz için değil, komşu ülkelerde de çeşitli vesileler ile anlatmıştı. Kalem kitaptan keskindir demiş, kitaplaştırmıştı… Son olarak Atatürk'le ilgili yapıtı ile de yazdıklarını taçlandırmıştı. 

Nev'ine münhasır bir Anadolu insanı ve Ehlibeyt sevdalısı olarak ahir ömrünü tüketip giderken, çok azımıza nasip olan ölümü hissetme ve veda etme güzelliğini yaşamış, çevresindekilere yaşatmıştır. İnanıyorum ki, ahrette mekânı cennettir ve gönül dostları ile birliktedir. 

* * *

Giderken geride önemli bir külliyat ve ülkenin geleceğine etki edecek fikir ve düşünceler, bugüne ışık tutan önerileri miras olarak bırakmış, bunu gerçekleştirmek ve anlatmak için Türk siyasi hayatına Bağımsız Türkiye Partisi'ni dahil etmiştir. 

Biliyoruz ki, arkanızda sizi takip edenler olmaz ise fikir ve düşünceleriniz ne kadar doğru olursa olsun desteklenmeniz, anlaşılmanız, eserlerinizin eğilip bükülmesini önlemeniz, hayata katmanız mümkün değildir. 

İşte bu nedenle sevgili Hüseyin Baş'ın işi çok zordur. Babasından teslim aldığı bayrağı korumak, fikir ve düşünceleri siyasi arenada anlatmak; anlattıklarına insanları inandırmak, inananlara bunun nasıl uygulanacağını göstermekle yükümlüdür. 

Türkiye'nin siyasi profilinde yer alanları tek tek ele alırsak gerek Milli Ekonomi ve gerekse Milli Devlet şuuruna, Atatürk ilke ve inkılaplarına ne kadar uyumlu olduklarını fark edebiliriz. Bu tür modeller, fikir ve düşünceler kendilerine son derece uzaktır ve çevrelerindeki çıkar odaklarının işine gelecek sistemler değildir. Böylesine iddialı bir model onların beklentilerini karşılayacak bir model değildir. Türk insanının bugün karşı karşıya kaldığı ekonomik sorun; Ayşe teyzenin tarlasını çapalarken döktüğü terin sorunu, fabrikadaki Ali'nin harcadığı zamanın sorunu değildir. Çünkü toprak aynı topraktır, domates aynı süreçte yetişmektedir, kullanılan gübre ve su miktarı aynıdır. Fabrikada üretilen ürünün de üretim bandındaki zamanı, malzemesi, piyasaya arz süresi aynıdır. 

Yaşanan sıkıntı, Türk lirasının değer kaybetmesidir. Karşısındaki para birimleri ile savaşamayacak bir yorgunluğa düşmüş olmasıdır. Siz, komşunuzda üretilen hurmanın hayranlığını sürdürür, bunu beş liraya alma lüksünü sürdürür; onların karnını doyuracak patatesi bir liraya satarsanız olacağı budur. Lüks tüketime bu kadar izin verir, lüks araçlara kurulmaktan vazgeçmez, evinizi İtalyan mobilyası, çatınızı Marsilya kiremiti, karınızın çantasını binlerce dolara alırsanız bütçenizi koruyamazsınız. Devlet baba olarak çocuklarınız arasında ayrım yapar, aile gelirinizi adil bir biçimde dağıtmaz, birine çok diğerine az verirseniz ve saltanatınızı devam ettirmek için komşunuzdan faizle borç para alır veya ürün yerine toprak satmak zorunda kalırsanız sonuçta iflas bayrağını çekersiniz. Olay herkesin anlayacağı dil ile bu kadar basittir. 

* * *

Bu basit gerçeği Haydar Hoca Milli Ekonomi Modeli ve Milli Devlet isimli kitaplarında en güzel bir biçimde anlatmış ve çözüm önerileri sunmuştur. Bu model dünyanın pek çok ülkesinde örnek alınmış, benzeri uygulamalar ile ekonomik sorunlar çözüme kavuşmuş, daha önceki liberal ve bireysel çıkarcılığı hedefleyen programlar çöpe atılmıştır. Bizde ise tamamen tersine yüksek faiz politikaları ile bir lira önce elli kuruşluk alım gücüne, sonra yirmi beş kuruşa kadar gerilemiştir. Dolayısı ile bir ekmek dörtte bire düşmüş, yurt dışı bağımlısı, üretmeyen bir ülke olarak dış güçlerin ekonomik ambargosuna maruz kalmış bulunuyoruz. 

Çukurova'daki fakir çiftçi ile zengin toprak ağasının kavgasından başka bir şey değildir yaşananlar. 

Bugün sevgili Hüseyin Baş'ın il il dolaşıp; ekonomik bunalımın nedenlerini anlatması bundandır. Bu durum yandaş ve karşı yandaş partileri ve liderlerini rahatsız etmekte, tekerlerine çomak sokulduğunu düşünmektedirler. Amerikalıların yaptığı gibi görmezden gelerek veya yok sayarak sorunu buzdolabına kaldırma yöntemini uygulamaktadırlar. 

Benim Haydar Baş hayranlığım, Hüseyin Baş'ı takipçiliğim işte bundan kaynaklanıyor. Kimse öküzün altında buzağı aramasın. Zaman, zaman aldığım ilginç mesajlar ile Türkiye'de iki kutuplu bir düşünce ve parti sisteminin yıkıldığını görerek çok seviniyorum. Bu durum bir bölünme değil, bilinçlenme durumudur ki, geleceği doğru düşünen ve algılayanlar inşa edeceklerdir. Sevgili Hüseyin Baş'ın çilesi de budur. Anlatmak, anlayanlar ile anlamayanları birbirinden ayırarak tekrar, tekrar anlatmak… Siyaset oyunu böyle bir şey…

* * *

Her konuda devrimci olmak, dün halkın refahı ile ilgili kararlar almak ancak medeniyeti takip etmekle mümkündür. Bu da sizin açtığınız okul ile sanayi tesisi ile oluşturduğunuz ticaret filosu ile ithalat ve ihracat rejimini dengelemeniz ile mümkündür. 

Yabancılara toprak ve ev satarak, rezidans inşa etmelerine izin vererek, dün katil diye suçladığınızın bugün elini sıkarak, bankalarınızı, şirketlerinizi yabancılara teslim ederek Türk insanını vatanında ikinci sınıf vatandaş haline getirmeye kimsenin hakkı yoktur. 

Göz göre göre ekonomik bir işgal yaşandığını, emeğin ve toprağın esir alındığını görmemek için kör olmak lazım. 

Hoş, körlerin de kör liderlere ihtiyacı vardır ya…

Kendi düşen ağlamaz…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Milli mi, dini mi? / 16.08.2022
- Zehir gemisi… / 13.08.2022
- BİR SAĞLIK OCAĞI ÖYKÜSÜ / 09.08.2022
- Güle güle anne / 05.08.2022
- Bir yanıtın düşündürdükleri / 30.07.2022
- Kıbrıs’ın dağlarında… / 27.07.2022
- Geleceğin geçmişe borcu / 23.07.2022
- Edirne sokakları… / 19.07.2022
- Kültür ve özgürlük / 05.07.2022
- Boşa giden tesisler / 02.07.2022
- Hüseyin Baş’ın çilesi… / 01.07.2022
- Yere düşen para… / 29.06.2022
- Demokratik krallık / 22.06.2022
- Kaybedilen veya kaybolan insanlar… / 21.06.2022
- Yol / 18.06.2022
- Tespihler ve tespitler / 15.06.2022
- Salda’nın güzelliği… / 11.06.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 04.06.2022
- Yazının dili / 31.05.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 29.05.2022
- Aşk… / 24.05.2022
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

01.07.2021, 01.07.2020, 01.07.2019, 01.07.2018, 01.07.2017, 01.07.2016, 01.07.2015, 01.07.2014, 01.07.2013, 01.07.2012, 01.07.2011, 01.07.2010, 01.07.2009, 01.07.2008, 01.07.2007, 01.07.2006, 01.07.2005, 01.07.2004, 01.07.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.