HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 11 AĞUSTOS 2022, PERŞEMBE

Huzur ve refah getirecek bakış

22.09.2018 00:00:00

İzlediğimiz filmlerden okuduğumuz romanlara, en derin ve dolu görülen fikir eserlerinden en boş görülen ağızlardan çıkanlara dek maalesef birçok yerde "kaynaklar sınırlı" izahsız kabulünün izlerini görüyoruz.


Öyle akıl almaz bir şey ki… 


Kimse sormuyor, "neden böyle?" yahut "bu ne?" diye.


Herkes, "birçok bilimsel görünümlü yerde bu kabul ediliyor böyleyse doğrudur" gibi hem bilimsel olmayan hem de sonuçlarını seyredince anlayacağımız üzere insanî olmayan bir hâlde.


Henüz izlediğim bir filmde de bu fikrin üzerine bina edilmiş bir zihniyetle bir "kötü adam" çıkıyor ve "insanlığın kurtuluşu için, insanlığın çoğunu yok edecek bir salgın yaymaya" çalışıyor. Filmde enteresan sahneler geçiyor. Bir sahnede, buna engel olmaya çalışan bilim adamı, "insanlık için insanlığın yarısını katletmek, bu katillerin bahanesidir" benzerinde bir şey söylüyor. Hâlbuki "kaynaklar sınırlı" yanlış iddiasını bir kanunca kabul eden zihniyetin bu "kötü adamla" farkı ancak bunu daha yumuşak söylemlerle yapmak veya daha yavaş gerçekleştirmek olur.


Dünyayı seyredelim! "Kaynaklar sınırlı" diyerek açgözlülük ve bencilliğin verdiği sarhoşluktan bakan anlayış, "dünya benim olsun" diyen anlayış dünyanın her yerinde kanın, açlığın müsebbibi değil mi?


Ülkelere bu yüzden ayrılık tohumları ekiliyor, bu yüzden suni ayrımlarla kardeşi kardeşe öldürtme teşvikleri yapılmıyor mu? 


Bu yüzden, dünyada açlar yok mu? Açlar ki, bir kişi iki kişi değil! Endüstri 4.0 konuşulurken, yapay zeka konuşulurken yani minimum emekle git gide çok büyük üretimler doğurabilecek teknolojiler konuşulurken milyonlar aç! 


Kaynaklar sınırlı değil, zihinler sınırlı!


Dünyada bilimin gelişmesinin tarih boyu önündeki en büyük engel, bilimsel görünen kabullere bilim adamlarının "acaba?" demeden bağlanmasıdır. Yüzyıllar boyu kabul gören saçmalıklar; önde diye, kabul gören fikirleri var diye bilim adamlarının dediklerini bilimsel olmayan bir yaklaşımla direkt doğru kabul etmekten yahut en azından bu düşünceleri ölçüp tartmaya üşenmekten dolayı yüzyıllar boyu kabul gördü.


Bugüne kadar yanıldık, kabul edelim: Kaynaklar sınırlı falan değil. Her fert tüketebileceğinden çok daha fazlasını üretebilme kabiliyetine sahiptir. Artan teknolojiler sayesinde git gide bu yükseliyor: İnsan artık tükettiğin o kadar kat fazlasını üretebiliyor ve yarın daha da çoğunu üretecek ki… Bu neyi gösterir beyler? Bu neyi gösterir ağabeyler, ablalar? Kaynaklar sınırlı falan değil. Prof. Baş'ın ifade ettiği gibi, ihtiraslar sınırsız.


Prof. Dr. Haydar Baş Bey, 2005 yılında otuz yıllık bir sancının ardından dünyaya deklare ettiği Millî Ekonomi Modeli'nin kaynaklara bakışını hiçbir iktisadî tezin bakmadığı bir açıdan bakarak oluşturdu. Bu, "kaynakların sınırsız, ihtiyaçların sınırlı" olduğu bakışıdır. Bu bakışı dünya oradan gördü. Bu yaklaşımı başta şahsım olmak üzere hepimiz oradan öğrenebildiğimiz nispette öğrendik. Bu yaklaşımın detaylı ve akademik izahı için, müellifin Millî Ekonomi Modeli isimli tezi incelenmelidir.


Benim burada tekraren işaret etmek istediğim bir şey var.


Bugüne kadar savaş, vahşet, bencillik gözümüzü o kadar bürüdü ki yalın gerçeğe bu pencerelerden baktık. Bu yüzden nüfusu problem gördük, bu yüzden "birileri ölmeli ki diğerleri yaşasın" gibi sapık ve alçak fikirleri doğrudan benimsemesek bile bunları doğuran ana fikri kabul etmekle bunların yoluna taş olduk.


Kaynakların sınırsız olduğu yalın bir gerçektir. Bunu görmek, adalet gözüyle bakmanın neticesidir.


Bu yalın gerçek, bu örtülen hakikat; dünyayı görülmemiş bolluğa ve huzura getirecek bakıştır.


Sonsuz bir kaynak olan Millî Ekonomi Modeli'nin birçok başka başlığındaki birçok başka formülü, bu bakışı kuru kuru bırakmadığının, iddia edilen şeyi de sağlayacağının delilidir.

 
Hüseyin Taşkın / diğer yazıları
- Ölenden borç var doğana borç kalıyor / 08.06.2019
- Eğer başarı aranıyorsa / 10.04.2019
- Enflasyonu da bilmiyorsunuz ki! / 15.03.2019
- Büyük devrim / 14.03.2019
- Çözüm sahibi olmak / 05.03.2019
- Taklit edilmeye çalışılan parti BTP / 26.02.2019
- Hepimiz orada olmak durumundayız / 20.01.2019
- Prof. Dr. Haydar Baş’a kim tuzak kurar? / 15.01.2019
- Yarın değil, bugün / 25.12.2018
- Ata’ya vefa borcumuz var / 23.10.2018
- ‘Hoş Geldin Atatürk’ defalarca okunmalı / 22.10.2018
- Huzur ve refah getirecek bakış / 22.09.2018
- Sorundan çözüm beklemeyelim / 05.09.2018
- FETÖ ağzıyla kusan müfteriler / 17.08.2018
- Nedim'in Atatürk'le zoru! / 16.08.2018
- İnsanın insanîleşebilmesinin yolu / 14.08.2018
- Prof. Dr. Haydar Baş neden hedefte? / 11.08.2018
- Can sıkan haberler / 15.05.2018
- İyi olacak demekle olsaydı / 25.04.2018
- Çözümün güneşi doğdu / 23.04.2018
- Vatan en büyük çatımızsa / 22.04.2018
- Prof. Haydar Baş'la olmak / 25.03.2018
- Atatürk dizisi neden yok? / 16.03.2018
- Sistemin odağı insan olmalı / 13.03.2018
- İnsanın yediği kanında gezer / 10.03.2018
- MEM'e genel bir bakış / 07.03.2018
- Milli değil, millî olalım / 05.03.2018
- İlkesel ve caydırıcı duruş / 22.02.2018
- Kafamızdaki namluyla barışmak / 21.02.2018
- Bizi selden gemi kurtarır / 18.02.2018
- Sözlerimiz ve eylemlerimiz / 05.02.2018
- Kilise değil Cemevi açın / 10.01.2018
- Yeni yıl nasıl farklı olur? / 04.01.2018
- Ağlayın doğurduğunuz zifir için / 03.01.2018
- Sınav, sistem ve öğrenci / 30.12.2017
- Asgari ücret / 28.12.2017
- Hür ile esir arasındaki fark / 26.12.2017
- Tercüme olmayın Prof. Baş'la olun / 07.12.2017
- Ha bu eşekleri kimler yedi! / 06.12.2017
- Seçtiğimiz vahamet / 01.12.2017
- Haydar Hoca'yla Hoş geldin Atatürk / 22.11.2017
- Küresel dünyada değişmeyen / 21.11.2017
- Hilafeti çalanlar / 07.11.2017
- Atatürk'e en güzel armağan / 02.11.2017
- Muhtaç olduğumuz / 31.10.2017
- İslam'ın temel gerçeği / 18.10.2017
- İktisadi dertler ve çözüm / 16.10.2017
- Ufkun ötesini gözlere çeken lider / 15.10.2017
- Hedef Türkiye'ymiş Allah Allah / 12.10.2017
- Suya küsen susuzlukla barışır / 11.10.2017
- Zifirdiniz, karanlıklar doğurdunuz / 01.10.2017
- İslam'a neler yaptılar / 10.09.2017
- Padişaha kul olmak / 07.09.2017
- Ya vatansız kalacağız ya zengin olacağız / 15.08.2017
- Atatürk'ün o sözünü işitmiş miydiniz? / 11.08.2017
- Şükür ki; / 10.08.2017
- Çoğunluk ve gerçek / 09.08.2017
- Tarih; dündür bugündür, yarındır / 08.08.2017
- Büyük nasibi tepmek büyük nasipsizliktir / 07.08.2017
- Firavun'a halef padişahlar / 06.08.2017
- Eşsiz lider benzersiz kadro / 05.08.2017
- Kapitalizm ve ülkeler / 31.07.2017
- Yön ve güzergâh / 30.07.2017
- Tehlike siyonist İslamcılıkta / 29.07.2017
- Bataklık bakiyken sinek fani olmaz / 28.07.2017
- Akılcılık akılsızlıktır! / 26.07.2017
- Ah be milletim! / 25.07.2017
- Ölçü / 24.07.2017
- Demokrasi / 22.07.2017
- Burada bir yanlışlık yok mu? / 18.07.2017
- Ne haldeysek gönülden / 17.07.2017
- Kim marjinal? / 08.07.2017
- Kimse hâlâ FETÖ'yü anlamış değil / 05.07.2017
- Bu yurda edilen zulüm / 04.07.2017
- Hâl-i pürmelalimiz... / 30.06.2017
- O tabu yıkılmadan olmaz! / 23.06.2017
- Başkan nasıl olmalı? / 26.05.2017
- Hürriyet ve esaret cepheleri / 24.05.2017
- Türkiye'nin problemi ne? / 20.05.2017
- Hem deva hem deha / 14.05.2017
- Atatürk eşittir millet / 13.05.2017
- İslam ve İslamcılık / 26.04.2017
- İnsan neden aldanır? / 14.04.2017
- Liderin farkı / 24.03.2017
- Atatürk'e saldırmak? / 21.03.2017
- Bir milletin ahvali / 10.03.2017
- Atatürk'e yapılan? / 11.09.2016
- Müslüman Atatürk gerçeği / 07.09.2016
- Ayrıştırma köprüsü / 29.08.2016
- MEM Çağı başlamıştır / 08.05.2016
- Uçurumdan düşmeye başladık / 02.05.2016
- Uyku ölümdür, uyanılmaz! / 28.02.2016
- Kendi kuyusunu kazan millet / 19.02.2016
- Gün birlik günü / 12.02.2016
- İki bağımsız gönül / 06.02.2016

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

22.09.2017, 22.09.2016, 22.09.2015, 22.09.2014, 22.09.2013, 22.09.2012, 22.09.2011, 22.09.2010, 22.09.2009, 22.09.2008, 22.09.2007, 22.09.2006, 22.09.2005, 22.09.2004, 22.09.2003, 22.09.2002, 22.09.2001, 22.09.2000, 22.09.1999


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.