HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 HAZİRAN 2022, SALI

İhanetler zamanı…

15.03.2022 00:00:00

Büyük bir Nebula'nın içinde kaybolup gitmiş dünya gezegenini düşününce, Yaradan'ın; diğer dünyalardan bizi gizlemiş olmasına hiç şaşırmıyorum. Koca evrende eğer canlı türü olarak sadece biz var isek, yazıklar olsun bize…

Neden diye sorarsanız bu savaş günleri bana evrimleşememiş, kendi ırkını yok etme yolunu seçmiş, gelecekten ziyade günü yaşama tercihleri içinde; hiç ölmeyecekmiş gibi, nefsi ile hareket eden insanoğlunun davranış ve anlayış bozukluklarını düşündürüyor. 

Yaşamın iki nefes arasındaki süreçte geçip gitmesi; can ve dünya hayatını kendi eli ile sonlandıracak bombaları, silahları yapması; bunları kendi ırkına yönelterek kullanabilmesi akıllara zarar bir yanlış. 

Maalesef para, pul, mal, mülk, şehvet, şöhret, en büyük benim egosu gibi geçici hevesler hiçbir güzelliğin keyfini sürmeden ölümle yüzleşme aşamasına kadar devam ediyor. 

Şimdi İhanet zamanı. Mevcut iktidarın bir uzantısı iken onları satıp, bugüne kadar yararlandığı kaynaklar kuruduğu için, muhtemelen iş başına gelecek olanlarla gizli görüşmeler yapmak, araya aracılar koymak, yeminlerde ve vaatlerde bulunmak tam günümüz çıkarcısı insan tipinin işleri…

Doğru veya yanlış birlikte yola çıktığı, nimetlerinden faydalandığı insanları yok saymak demek ki insanın fıtratında var.  Omurgalı olmak dik duruşu, kimseyi satmamayı, onları sonuna kadar savunmayı gerektirmez mi? Madem yanlış insanlar ile birlikte idin, niçin işin başında fark edince vaz geçmedin diye sormazlar mı?

Düşünce dünyasında fırtınalara tutulmuş bir geminin güvertesinde ayakta durmak çok zordur. Ancak çıkar yolculuklarında böyle bir zorunluluk yoktur. Bazı insanlar için gördükleri haksızlıklara, söylenen yalanlara, bu yalanlara kanarak elindeki gücü kötülük için kullananlara karşı dik durmak demek ki her zaman mümkün değil. 

Rahmetli Haydar Hoca gerek yazdığı kitaplarda ve gerekse konuşmalarında İnsanlara yol gösterecek öğütlerde bulunmayı; aklını kullanmayı, kendisinden önce yaşamış olan herkese saygı duymayı, yaşamı kendisinden sonrakilere borçlu olduğunu, geçmişti insanlığa hizmeti dokunanların iyi sözlerle anılması gerektiğini hatırlatmış, vefa örneği olmuştur. 

Ancak gün öyle bir gün ki, insan olanın insanca yaşamaktan utandığı bir anafor oluşmuştur. 

İnşallah bunlar bir rüyadır diyerek uyandığım sabahlar oluyor. Ölen sevdiklerimizin bizden uzakta öldüğüne, sağlıklı arkadaşlarımızın covid illetinden entübe olmasına bir türlü alışamadık.

Galiba sağlığımıza dikkat ettiğimiz sürece ölümü kendimizden uzak tutmayı başarsak da, ihaneti çevremizden uzaklaştıramıyoruz.  

Gün geçmiyor ki, yıllarca hizmet ettiği kuruma, ona mevki ve para veren, güç veren kişileri kötüleyenleri, görevde bulunduğu kurumun sırlarını ifşa etmeyenleri duymayalım. 

Duyduklarımızın bir kısmına yalan deyip geçsek te öyle kişiler tanıyoruz ki;  fıtratını bildiğimiz için neler yapabileceklerini tahmin etmek ve bu tür davranışlarını tahmin etmek zor olmuyor. Söylenenlerin gerçek olduğunu var sayıyorsunuz. 

Yaşamın kuralı, gerçekleri olduğu gibi kabullenmektir. Ancak bir zamanlar iyi tanıdıklarınızın değişimlerine tahammül edemiyorsunuz. Ne yazık ki sonuçlarına katlanamayacağınız o makamları kabul etmemek, pişmanlık duyduğunuz anda istifa etmek gerekirdi. Onurlu bir insan davranışı bunu gerektirir.

Eğer görevde kalmak için önümüzdeki dönemde iktidar olacağına yüzde yüz emin olduğunuz bir partinin tanıdığınız ilçe başkanı ile il başkanına gidiyor seçildiğiniz görevde kalmak için kırk takla atıyor, sizi seçenleri karalıyorsanız size yazıklar olsun demezler mi? 

15 yılı aşkın bir süredir,  dışladığınız ve giderek çoğunluğa dönüşenlerin iktidarı ele geçireceğinden,  hesap sorulacağından korkuyorsanız saf değiştirmekle günahların vebalinden kurtulamazsınız. Böyle bir karar duyulduğunda toplumun size yakıştırdığı lakaplar ile yaşamak zorunda kalırsınız

Ne yazık ki bu yıl ihanetler yılıdır. Her seçim öncesinde olduğu gibi…

Arkadaş sandıklarınızın birbirini koltuk uğruna sattığı; ikbali olsa da olmasa da saltanat kumarı oynadığı,  "ya gelirse de" diyerek zar tuttuğu zamanlardır. 

Oysa biliriz ki, gölde yoğurt bakracını yıkarken yakalanan Nasrettin hocaya ne yaptığı sorulduğunda "Maya çaldığını" söyleyerek gölü kirletme suçundan kurtulması kadar basit bir aldatmaca ve gülmecedir. 

Bu anafor, bu ihanet yılları sona erecek, fırtına ve sürüklenme mutlaka duracaktır. 

İşte o zaman yalanlardan gerçeği sıyırmak hepimize farz olacaktır.

Ne mutlu başını dik tutanlara… Omurgalı bir duruş sergileyenlere…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Demokratik krallık / 22.06.2022
- Kaybedilen veya kaybolan insanlar… / 21.06.2022
- Yol / 18.06.2022
- Tespihler ve tespitler / 15.06.2022
- Salda’nın güzelliği… / 11.06.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 04.06.2022
- Yazının dili / 31.05.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 29.05.2022
- Aşk… / 24.05.2022
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

15.03.2021, 15.03.2020, 15.03.2019, 15.03.2018, 15.03.2017, 15.03.2016, 15.03.2015, 15.03.2014, 15.03.2013, 15.03.2012, 15.03.2011, 15.03.2010, 15.03.2009, 15.03.2008, 15.03.2007, 15.03.2006, 15.03.2005, 15.03.2004, 15.03.2003


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.