İmam Sadık’ın, Humran b. Ayen’e nasihatleri
İmam Sâdık Humran’a şöyle buyurdu: “Ey Humran! Kendinden aşağı olanlara bak, üstün olanlara değil, çünkü bu amel kısmete razı olmak ve nimetin çoğalmasına müstahak olmak için daha uygundur
17.02.2026 00:10:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





İmam Sâdık Humran'a şöyle buyurdu: "Ey Humran! Kendinden aşağı olanlara bak, üstün olanlara değil, çünkü bu amel kısmete razı olmak ve nimetin çoğalmasına müstahak olmak için daha uygundur.
Bil ki, daima yakîn ile yapılan az amel Allah indinde yakînsiz yapılan çok amelden daha üstündür.

Yine bil ki, haramlardan kaçınmaktan, mü'minlere eziyet etmemekten ve gıybetlerini yapmamaktan daha faydalı bir verâ, güzle huydan daha tatlı bir hayat, yeterli gelen az şeye kanaat etmekten daha yararlı bir mal ve bencillikten daha zararlı bir cehalet yoktur."

İmam Sâdık şöyle buyurur:
"Lokman'ın oğluna tavsiyelerinden bazıları şunlardı: Ey Oğlum! İşlerinde ağırbaşlı olmaya çalış, Müslüman kardeşlerinin doğurduğu müşkülatlar karşısında nefsine sabır yükle.
Eğer dünya izzetini elde etmek istiyorsan, insanların elinde olan şeylerden tamahını kes. Peygamberler ve doğru insanlar, insanlardan tamah gözlerini keserek o yüksek makamlara ulaştılar."

Dünyanın geçiciliği ve ahiretin sonsuz oluşu
Süfyan-ı Sevri şöyle anlatıyor: "İmam Sâdık'ın huzuruna vardım, "Ey Resulûllah'ın torunu, nasılsınız?" diye sordum.
"Vallahi üzgünüm, kalbim meşguldür" buyurdu.
"Sizi üzen ve kalbinizi meşgul eden şey nedir?" dedim.
"Ey Sevri, Allah'ın saf ve hâlis dini kimin kalbine yerleşirse, onu diğer şeylerden alıkoyar.
Ey Sevri, dünya nedir ve ne olabilir? Dünya, yediğin lokma veya giydiğin elbise veya bindiğin merkepten başka bir şey midir?
Mü'minler dünyaya gönül kaptırmadıkları gibi ahiretin ansızın gelmesinden de güven içerisinde olmazlar.
Dünya evi zeval evidir (yani geçicidir), ahiret evi ise sebat evidir. Dünya ehli gaflet ehlidir.

Takva ehli bütün insanlardan gideri az ve yararı çok olan kimsedir. Unuttuğunda hatırlatırlar. Hatırlattıklarında ise bildirirler.
Dünyayı dinlenmek için, eğlenip göçeceğin bir menzil veya uykunda elde edip kalktığında ise elinde olmayacak bir mal gibi kabul et.
Bir şeyi ele geçirmeye ihtiraslı olup onu ele geçirdiğinde de bedbaht olan niceleri olduğu gibi, bir şeyin peşine gitmedikleri halde onu elde ederek mutlu olan nice insanlar vardır."

İmam Cafer'in Süfyan-ı Sevri'ye nasihatleri
Süfyan-ı Sevri, İmam'ın öğrencilerindendi. Sık sık yanına gidip nasihatlerini dinlerdi.
Süfyan-ı Sevri şöyle diyor: "İmam Sâdık'ın huzuruna varıp, bana sizden sonra sarılacağım (amel edeceğim) bir nasihatta bulunun, dedim."
İmam Sâdık, "Ey Süfyan, amel edecek misin?" dedi.
Ben, "Evet, Resulûllah'ın kızının torunu, amel edeceğim" dedim.
Buyurdu ki: "Ey Süfyan, yalancının yiğitliği, kıskancın rahatlığı, sultanların kardeşliği, mütekebbirin dostluğu, kötü ahlaklının da efendiliği olmaz."
İmam bunları buyurduktan sonra sustu.
Ben, "Ey Resulûllah'ın kızının torunu, biraz daha nasihat et" dedim.

Buyurdu ki: "Ey Süfyan, arif olman için Allah'a güven. Zengin olman için kısmetine razı ol. İmanının artması için halkın sana davrandığı gibi onlara davran. Günahkârla dost olma.
Çünkü kötü işlerinden sana da öğretir. İşlerinde Allah'tan korkan kimselerle istişare et."
İmam bunları buyurduktan sonra yine sustu.
Ben, "Ey Resulûllah'ın kızının torunu, biraz daha nasihat et" dedim.
Buyurdu ki: "Ey Süfyan, kim kudretsiz izzet, arkadaşsız çokluk ve malsız heybet istiyorsa günah zilletinden itaat izzetine geçmelidir."

İmam bunları buyurduktan sonra yine sustu.
Ben, "Ey Resulûllah'ın kızının torunu, biraz daha nasihat et" dedim.
Buyurdu ki: "Ey Süfyan, babam bana üç tane öğütte bulundu. Ve üç şeyden de sakındırdı. Buyurduğu üç öğüt şunlardı:
Ey oğlum! Kötü arkadaşla arkadaş olan kimse salim kalmaz. Sözüne dikkat etmeyen pişman olur. Kötü yerlere giden suçlanır.
Ben, "Seni sakındırdığı üç şey neydi?" diye sorunca şöyle buyurdu: Babam beni nimete hased eden, başa gelen musibete gülen ve söz taşıyan kimse ile arkadaş olmaktan sakındırdı." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)
Bil ki, daima yakîn ile yapılan az amel Allah indinde yakînsiz yapılan çok amelden daha üstündür.

Yine bil ki, haramlardan kaçınmaktan, mü'minlere eziyet etmemekten ve gıybetlerini yapmamaktan daha faydalı bir verâ, güzle huydan daha tatlı bir hayat, yeterli gelen az şeye kanaat etmekten daha yararlı bir mal ve bencillikten daha zararlı bir cehalet yoktur."

İmam Sâdık şöyle buyurur:
"Lokman'ın oğluna tavsiyelerinden bazıları şunlardı: Ey Oğlum! İşlerinde ağırbaşlı olmaya çalış, Müslüman kardeşlerinin doğurduğu müşkülatlar karşısında nefsine sabır yükle.
Eğer dünya izzetini elde etmek istiyorsan, insanların elinde olan şeylerden tamahını kes. Peygamberler ve doğru insanlar, insanlardan tamah gözlerini keserek o yüksek makamlara ulaştılar."

Dünyanın geçiciliği ve ahiretin sonsuz oluşu
Süfyan-ı Sevri şöyle anlatıyor: "İmam Sâdık'ın huzuruna vardım, "Ey Resulûllah'ın torunu, nasılsınız?" diye sordum.
"Vallahi üzgünüm, kalbim meşguldür" buyurdu.
"Sizi üzen ve kalbinizi meşgul eden şey nedir?" dedim.
"Ey Sevri, Allah'ın saf ve hâlis dini kimin kalbine yerleşirse, onu diğer şeylerden alıkoyar.
Ey Sevri, dünya nedir ve ne olabilir? Dünya, yediğin lokma veya giydiğin elbise veya bindiğin merkepten başka bir şey midir?
Mü'minler dünyaya gönül kaptırmadıkları gibi ahiretin ansızın gelmesinden de güven içerisinde olmazlar.
Dünya evi zeval evidir (yani geçicidir), ahiret evi ise sebat evidir. Dünya ehli gaflet ehlidir.

Takva ehli bütün insanlardan gideri az ve yararı çok olan kimsedir. Unuttuğunda hatırlatırlar. Hatırlattıklarında ise bildirirler.
Dünyayı dinlenmek için, eğlenip göçeceğin bir menzil veya uykunda elde edip kalktığında ise elinde olmayacak bir mal gibi kabul et.
Bir şeyi ele geçirmeye ihtiraslı olup onu ele geçirdiğinde de bedbaht olan niceleri olduğu gibi, bir şeyin peşine gitmedikleri halde onu elde ederek mutlu olan nice insanlar vardır."

İmam Cafer'in Süfyan-ı Sevri'ye nasihatleri
Süfyan-ı Sevri, İmam'ın öğrencilerindendi. Sık sık yanına gidip nasihatlerini dinlerdi.
Süfyan-ı Sevri şöyle diyor: "İmam Sâdık'ın huzuruna varıp, bana sizden sonra sarılacağım (amel edeceğim) bir nasihatta bulunun, dedim."
İmam Sâdık, "Ey Süfyan, amel edecek misin?" dedi.
Ben, "Evet, Resulûllah'ın kızının torunu, amel edeceğim" dedim.
Buyurdu ki: "Ey Süfyan, yalancının yiğitliği, kıskancın rahatlığı, sultanların kardeşliği, mütekebbirin dostluğu, kötü ahlaklının da efendiliği olmaz."
İmam bunları buyurduktan sonra sustu.
Ben, "Ey Resulûllah'ın kızının torunu, biraz daha nasihat et" dedim.

Buyurdu ki: "Ey Süfyan, arif olman için Allah'a güven. Zengin olman için kısmetine razı ol. İmanının artması için halkın sana davrandığı gibi onlara davran. Günahkârla dost olma.
Çünkü kötü işlerinden sana da öğretir. İşlerinde Allah'tan korkan kimselerle istişare et."
İmam bunları buyurduktan sonra yine sustu.
Ben, "Ey Resulûllah'ın kızının torunu, biraz daha nasihat et" dedim.
Buyurdu ki: "Ey Süfyan, kim kudretsiz izzet, arkadaşsız çokluk ve malsız heybet istiyorsa günah zilletinden itaat izzetine geçmelidir."

İmam bunları buyurduktan sonra yine sustu.
Ben, "Ey Resulûllah'ın kızının torunu, biraz daha nasihat et" dedim.
Buyurdu ki: "Ey Süfyan, babam bana üç tane öğütte bulundu. Ve üç şeyden de sakındırdı. Buyurduğu üç öğüt şunlardı:
Ey oğlum! Kötü arkadaşla arkadaş olan kimse salim kalmaz. Sözüne dikkat etmeyen pişman olur. Kötü yerlere giden suçlanır.
Ben, "Seni sakındırdığı üç şey neydi?" diye sorunca şöyle buyurdu: Babam beni nimete hased eden, başa gelen musibete gülen ve söz taşıyan kimse ile arkadaş olmaktan sakındırdı." (Prof. Dr. Haydar Baş İmam Cafer eserinden)


























































