Haydar Baş'ı anlamak mı istiyorsun?
O zaman iyi dinle… Yalnız kulaklarını değil, gönlünü de aç. Çünkü bu mesele sadece duymak değil; hissetmek, idrak etmek ve içten içe yanmak meselesidir.
Görürsün, dinlersin, okursun… Ama yetmez. Onu anlamak kolay değildir. Önce isteyeceksin. Kararlı olacaksın. Elindeki boş testiyle öylece beklemeyeceksin; o testiyi çeşmenin altına koyacaksın. Aksi hâlde bir ömür su akar gider de, senin nasibine bir damla bile düşmez.
İnsan hakikati aramıyorsa, kalbini ona çevirmiyorsa; hakikat ne kadar açık olursa olsun, ondan nasiplenemez. Haydar Baş'ı anlamak da böyledir. Sadece okumakla, dinlemekle olmaz. Gönlünü açmadan, hakikatin önünde durmadan, o çeşmeden içmeden olmaz.
Bak etrafına… Ne görüyorsun?
Kan, gözyaşı, açlık, yoksulluk ve zulüm…
Sanki dünya, insan olmayı unutmuş. Bir yanda sofralar taşarken, diğer yanda çocuklar açlıktan uyuyamıyor. Bir yanda güç sarhoşluğu, diğer yanda mazlumun sessiz çığlığı… Öyle bir çığlık ki, arşı titretecek kadar güçlü; ama bir o kadar da derin ve sessiz.
Zalimin zulmü arttıkça, mazlumun çığlığı kalpleri paramparça ediyor.
İşte Haydar Baş'ın ufku tam burada başlar. O, bu karanlık tabloyu sadece seyreden biri değildir. O, sebepleri gören, teşhis eden ve çözüm ortaya koyan bir dava adamıdır. Çünkü onun dünyasının merkezinde insan vardır. İnsan… Ne sömürülecek bir araçtır ne de rakamlara indirgenecek bir istatistik.
Onun için insan, Hakk'ın tecellisine mazhar olan bir varlıktır. İnsan gönüldür, "gönül."
Eğer Haydar Baş'ı anlamak istiyorsan, olan bitene kayıtsız kalamazsın. "Bana ne" diyemezsin. İnsanı merkeze koyacak, vicdanını pusula yapacaksın.
Onun bu insan merkezli bakışı, aynı zamanda derin bir vatan sevgisi ve bağımsızlık şuuruyla bütünleşir. Söz konusu vatan ve bağımsızlık olunca onun gönlündeki isim tereddütsüz Mustafa Kemal Atatürk'tür. Çünkü O, Atatürk'ü yalnızca bir devletin kurucusu olarak değil; bağımsızlık meşalesini yakan, Türk Milletinin onurunu ayağa kaldıran, hayatını Türk Milletine adayan büyük bir lider olarak görür.
Haydar Baş'a göre Atatürk; esareti reddeden bir iradenin, milletine güvenen bir liderliğin ve tam bağımsız bir Türkiye idealinin adıdır. Bu yüzden Atatürk'e sahip çıkmak, sadece geçmişe saygı değil; geleceğe sahip çıkmaktır. Zira bilir ki, Atatürk'süz bir anlayış, milleti köksüz bırakır, köksüz kalan bir millet ise ayakta duramaz.
Vatan, O'nun için yalnız bir toprak parçası değildir. Üzerinde ezanların yankılandığı, bayrağın dalgalandığı, şehit kanıyla yoğrulmuş kutsal bir emanettir. Bu yüzden vatan sevgisi kuru bir söz değil; fedakârlığın, sadakatin ve inancın en yüksek hâlidir. Ve bu sevgi, Mustafa Kemal Atatürk'ün ortaya koyduğu bağımsızlık ruhuyla daha da anlam kazanır.
Vatan sevgisi ve Atatürk, Haydar Baş'ı anlamak için çok önemlidir. Ancak Onun dünyasında öyle bir sevda daha vardır ki, tarifi çok mümkün değildir. O sevda kalbin en derininde yanan bir kandil gibi olan Ehl-i Beyt sevgisidir. Bu sevgi, Hz. Fatıma'nın eşsiz şefkatini, Hz. Ali'nin adaletini, Hz. Hasan'ın sadakatini, Hz. Hüseyin'in zulme karşı direnişini ve Peygamber Efendimizin yüceliğini barındırır. İşte onun duruşunun özü de burada gizlidir.
Ehl-i Beyt'i sevmek; kuru kuruya bir sevgi değil, safını belirlemektir. Hakkın yanında dimdik durmak ve Ehl-i Beyt'in gemisine binmektir. Haydar Baş'ı anlamak için olmazsa olmaz şarttır bu sevgi…
Haydar Baş olaylara sadece bakmaz, görür, hisseder, yaşar ve dert edinir. Birçoklarının sadece rakamlardan ibaret gördüğü, ellerinde uzun çubuklarla ekran karşısında ahkam kestiği ama sonuçta hiçbir yaraya derman olamadıkları ekonomi, Haydar Baş'ın elinde bir vicdan meselesine dönüşür. Ortaya koyduğu model, sadece ekonomik değil; ahlaki ve insani bir sistemdir. Onun hayatının, yaşanmışlıklarının kaleme dökülmüş halidir.
Haydar Baş'ın ekonomi tezinde insan aç kalmaz, emek sömürülmez. Bu modelde devlet, millet için vardır.
İşte Haydar Baş'ı anlamak dert edinmek, empati kurmak, güzelliğin paylaştıkça artacağını bilmektir. Haklı olmak, hakkını aramak ve hakkına sahip çıkmaktır. Bir olmak, birlik olmak, tek bilek tek yürek hâline gelmektir.
Onu anlamak için, maddeye esir olmamak, maddeyi esir almak, Hakk için madde hakimiyeti kurmak gerekir. Sevecek ve sevileceksin, gönüllere dokunacak gönüller yapacaksın.
Ay yıldızlı Türk bayrağını gördüğünde yüreğin titriyorsa, 23 Nisan'da çocuklar gibi şen oluyorsan, 19 Mayıs'ta Samsun'dan yükselen "ya istiklâl, ya ölüm" çağrısına koşuyorsan, 30 Ağustos'ta zafere yürüyüp, 9 Eylül'de İzmir'in dağlarında açan çiçeklerle buluşuyor ve 29 Ekim'de "Bu vatan bizimdir" diye haykırabiliyorsan Onu anlayabiliyorsundur.
Şimdi kendine sor: Gerçekten Haydar Baş'ı anlamak istiyor musun?
Öyleyse…
Kalbini hakikate aç, testini doğru yere koy!
O zaman göreceksin ki; Haydar Baş'ı anlamak, aslında çok kolaydır.
Unutma! Haydar Baş, yaşayan köklü bir medeniyetin birikimini geleceğe taşıyan "SON ÇAĞIN BİLGESİ" dir.
- ZEYNEP SUDE ÖZTÜRK - Son Çağın Bilgesi “Haydar Baş’ı Anlamak” / 14.04.2026
- İLYAS GÜNEŞTEKİN: Müslümanın duruşu / 29.03.2026
- Çiğdem Pala: Hz. Zeyneb Annemiz… / 30.10.2025
- Dr. Yasemin Köker: Paylaşmak güzeldir / 03.02.2025
- Nurcan Karakaya: Sene 2040 / 19.12.2024
- İlyas Güneştekin: İsrail’in önündeki bir engel daha kalktı / 13.12.2024
- MELEK KERESTECİ : Vatan sevgisi imandandır / 11.03.2024
- R.Sümeyye Aydın: Hüseyin Baş’ın mücadelesi / 27.05.2023
- FATİH KIVIK: Son çağın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş hocamız / 18.04.2023




























































