İmamların masumiyeti
Kur’an’ın tefsiri, hükümlerin açıklanması, halkın itikadı sorunlarını cevaplamak, halkın inancında ve dinde her türlü tahrifin vuku bulmasını önlemek gibi önemli vazifeleri yerine getirmek geniş ve hata kabul etmeyen bir bilgiye sahip olmaya bağlıdır
Haber Merkezi





Oysa bu gibi şeyleri normal kişiler üstlenecek olurlarsa, hata ve yanılgıdan masum olmayacaklardır.
Elbette masumiyet peygamberlik demek değildir; bir insan peygamber olmadığı halde hata ve yanılgıdan mâsum olabilir. Bunun en açık örneği, daha önce peygamberlerin mâsum oluşu konusunda mâsumiyetinin delillerine değindiğimiz Hz. Meryem'dir.
İmamın masum olmasının gerekliğine, mezkûr aklî tahlil dışında diğer bazı deliller de delâlet etmektedir. Onlardan bazıları şöyledir:
1- Allah Teâlâ'nın kesin iradesi Ehl-i Beyt'in her türlü çirkinlikten uzak olmasına taalluk etmiştir. Nitekim Kur'an şöyle buyuruyor:
"Ey Ehl-i Beyt, Allah sizden çirkinliği uzak tutmayı ve sizi tertemiz kılmayı diliyor."
Bu ayet Ehl-i Beyt'in mâsumiyetine şöyle delâlet etmektedir: Allah Teâlâ'nın özel iradesinin, Ehl-i Beyt'in her türlü çirkinlikten uzak olmasına taalluk etmesi, onların günah işlemekten mâsum olmasını gerektiriyor.
Çünkü ayette geçen "rics" teriminden maksat, her türlü fikrî, ruhî ve amelî çirkinliktir ve günah bunun en açık örneğidir.
Bu irade ümmetin hepsine değil, özel kişilere taalluk ettiğinden, doğal olarak herkese taalluk eden tathir iradesiyle farklıdır.
Müslümanların tümünü kapsayan tathir iradesi, teşrii=yasama iradesi, (Fakat sizi temizlemek istiyor" abdest ayetinin alt kısmında geçer) olup kişilerin itaatsizlik etmesi sonucu gerçekleşmeyebilir de, oysa bu irade, günahtan temiz olma iradesinden ayrılmayacak olan tekvinî iradedir.
Şuna da değinmemiz gerekiyor ki, Allah Teâlâ'nın, Ehl-i Beyt'in mâsum olması doğrultusundaki tekvinî iradesi, onların kendilerinden iradelerinin olmamasına neden olmaz; nitekim peygamberlerin mâsum oluşu da böyledir. (Bu konu akaid kitaplarında detaylı bir şekilde geçmiştir).
2- "Ben sizin aranızda iki paha biçilmez emanet bırakıyorum: Allah'ın Kitabı ve soyum olan ıtretim..." buyrulan Sekaleyn Hadisi gereğince, Ehl-i Beyt İmamları Kur'an-ı Kerim'le aynı sırada yer almıştır.
Yani Kur'an-ı Kerim her türlü hata ve yanlışlıktan masun olduğu gibi, Ehl-i Beyt İmamları da her türlü fikrî ve amelî hatadan masundur.
Bu konu, Sekaleyn Hadisinin son bölümünden apaçık anlaşılmaktadır:
a- "Bu ikisine sımsıkı sarılırsanız asla sapmazsınız."
b- "Bu ikisi (Kevser) havuz(un)un başında Bana gelinceye kadar birbirinden asla ayrılmazlar."
Çünkü kendisine sarılmak hidayet kaynağı olan, insanı dalâletten alıkoyan ve hiçbir zaman da Kur'an'dan (mâsum) ayrılmayan bir şey, kesinlikle her türlü hata ve günahtan masun olacaktır.
3- Hz. Resulûllah (s.a.v.) Ehl-i Beyt'ini, içine binenlerin tufan dalgalarından kurtulduğu ve binmeyenlerin ise boğulduğu Hz. Nûh'un gemisine benzetmiştir. Nitekim şöyle buyuruyor:
"Ümmetim arasında Ehl-i Beyt'imin misali Nuh'un gemisi gibidir; kim ona bindiyse kurtuldu ve kim de ondan ayrıldıysa boğuldu."
Kısa bir şekilde açıkladığımız bu delillere dikkat ettiğimizde, Ehl-i Beyt'in masumiyetinin apaçık ve delillerle ispatlanmış bir konu olduğu anlaşılır; kaldı ki masumiyetin naklî delilleri, bizim burada zikrettiklerimizle sınırlı değildir.




















































































