HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 28 HAZİRAN 2022, SALI

İnsana değer vermek…

02.04.2022 00:00:00

Kapitalist düzenin getirdiği paylaşımdan uzak duygusuz davranış bozuklukları giderek çevremizi esir almış durumda…

Bu durum ister istemez çevrenizde olan insanlara bir değer biçmenizi gerektiriyor. Bunu doğru veriler ile yapmadığınız takdirde üzülüyor veya sinirleniyor, sağlığınızı zora sokuyorsunuz. 

Dünün Anadolu yaşantısında var olan değerler birer birer kayboldu. Çok önemli işler yapan büyük şirketlerde bile anlatılanı dinlemekte zorlanan yöneticiler sürekli bir rekabet içinde çalışıyorlar.  Oysa köye gelen bir misafir için yalın insanların çoğu köy kahvesine hoş geldin demek için koşar, karınca kararınca bir salkım üzümü varsa onu misafire ikram eder, onun yaşamla ilgili düşüncelerini, varsa sorunları ile ilgili çözüm önerilerini alırlar, söylenenleri dinlerlerdi. Askere gidip gelmiş olanın bile fikrine hürmet ederler, kahvede adam yerine koyarlardı. 

Yine böyle kalmış yerler var mıdır? Sanmıyorum. İnternet her yere girdiği ve Google hazretleri her şeye doğru veya yanlış bir bilgi sunduğu için ansiklopediler bile tarih oldu. 

Ancak değişmeyen bir tek gerçek var. 

İnsanoğlu yaşanmışlıklardan ders almıyor, yaşayanların önerilerine kulak asmıyor. Bunlara değer vermiyor. Aksine, kendisine ücretsiz sunulan önerileri veya verilen akılları işgüzarlık, ukalalık olarak algılıyor, yanlışının düzeltilmesini içine sindiremiyor. 

Bu nedenle de pek çok yaşanmışlık bir kapının arkasında kilitli olarak kalıyor…

* * *

İnsanlara değer vermek önemli. Günümüzde işi düşünce veya borç almak için aklına gelince arayanlar sadece tanıdık kitlesinden ibaret değil. Aile fertlerinde bile aynı görmemezlik sorunu yaşanıyor. Anasına, babasına danışmadan iş yapanlar ancak sıkıntıya düştüklerinde aileye başvurup yardım istiyorlar. 

Aile dışında da durum hep kuyruğu dik tutmak, kendini başarılı göstermek, her şey çok güzelmiş gibi havalara girmek, öz güvenli görünmek düstur olmuş. Kimse soğan ekmek yediğini söylemiyor, kürdanla dişini karıştırıyor. 

Rahmetli dedem "insanlara ederinden fazla değer verirsen tepene çıkarlar" der. Herkesin duracağı yeri belirler, daha ileri gitmesine izin vermezdi. Ömrü boyunca hem çalışma hayatında, hem de evde bu kuralı hep uyguladı. Bize de öğretmeye çalıştı. İlkokulda bile arkadaşlarımızı seçerken kriterlerimiz vardı. Basit kriterlerdi ama önemliydi. Örneğin pis ve pasaklı olanlardan, kavgacı ve agresif davrananlardan, bizden borç isteyenlerden, verilen ödevleri yazmayıp daha sonra bizden isteyenlerden, yemek veya kantin sırasında önümüze geçenlerden, kızlara sataşanlardan, sınıfın eşyalarına zarar verenlerden, öğretmenin söylediklerini dinliyormuş gibi yapıp, aksini yapanlardan, kütüphanedeki kitapların sayfalarını yırtanlardan, tebeşirleri boşa harcayanlardan, küfür edenlerden hep uzak dururduk. Okuldan kaçmak ve dersi kaytarmak aklımızdan bile geçmezdi.  Mesela fakir ama mazlum arkadaşlarımız vardı. Babası madenci diye onları hor görmezdik. Bir arkadaşımız sabahları babasına balıkları kasaya yerleştirirken yardım ettiği için gün boyu balık kokardı. Onu dışlamazdık. Bazı sabahlar dedemin arabası ile okula gelirken onu limandan okula doğru yürürken görür, durur alırdık.  Dedem bana; "Onunla iyi arkadaş ol, derslerine yardım et…" demişti. Nedenini sorduğumda da, "Onun babası dürüst bir adam… Asla bayat balık satmıyor…" demişti. 

O zamanlar iyi insan olmak, paralı insan olmak demek değildi…

Şimdi düşünüyorum da, bu gibi insanlar şimdi neredeler? Nereye gittiler?

* * *

İnsanlarda bir ön plana çıkma, karşısındakini ezme, kendi gücünü kabul ettirme kaygısı var. Yılların arkadaşlarında bile bunu görüyoruz. Egoizm tavan yapmış. Doğru ile yanlışı ayırırken bile kendi istek ve arzuları ön plana çıkıyor. Bir başkasının söylediğini dikkate almıyorlar.  Oysa tavsiyelerde bulunan insanların yaşanmışlıklarına değer vermek, onları dinlemek, bir köşeye atmamak lazım…

Tecrübe, hayatta yenilen kazıkların bir bileşkesidir. Tecrübeli insanlara ihtiyacımız var.  Attan düşenlerin tavsiyelerini dinlemek lazım. Bu tür insanlar şimdi bir köşeye çekiliyorlar ise sizin gidip onları bulmanız gerekiyor. Onlara gerekli değeri vermez ve kendi ortamınızdan uzaklaştırmak gibi bir hata ya düşerseniz çok değerli önerileri kaybetmekle kalmaz, çevrenizdeki iyi arkadaş ve dostları da yitirirsiniz…

O nedenle iyi ve deneyimli insanları arayıp bulmak ve onlara değerli olduklarını hatırlatmak zorundayız. 

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Demokratik krallık / 22.06.2022
- Kaybedilen veya kaybolan insanlar… / 21.06.2022
- Yol / 18.06.2022
- Tespihler ve tespitler / 15.06.2022
- Salda’nın güzelliği… / 11.06.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 04.06.2022
- Yazının dili / 31.05.2022
- Sözün kıymetini bilene... / 29.05.2022
- Aşk… / 24.05.2022
- Yeni Atatürkler yetişiyor… / 21.05.2022
- Yaşam ve öyküler / 17.05.2022
- Baca eğri olsa da / 15.05.2022
- Geleceği şekillendirmek… / 10.05.2022
- Benim sevgili doktorum / 07.05.2022
- Bir bayram yazısı… / 30.04.2022
- Geçmişin mesajları… / 26.04.2022
- Spor Yasa Tasarısı / 23.04.2022
- Köy deyip geçmeyin / 19.04.2022
- Bilimin ispata; dinin inanca ihtiyacı vardır / 17.04.2022
- Haydar Hocayı anmak… / 12.04.2022
- Bu çocuklar nasıl zehirlenir? / 10.04.2022
- Anıları kaybetmek / 05.04.2022
- İnsana değer vermek… / 02.04.2022
- İngiliz çöpü, İngiliz ipi… / 29.03.2022
- Seçime giderken / 26.03.2022
- Neden bu görmezlik… / 23.03.2022
- Ankara’ya giderken… / 19.03.2022
- 18 Mart… / 18.03.2022
- İhanetler zamanı… / 15.03.2022
- Bizim kadınlarımız / 08.03.2022
- Zeytine sarılmak / 05.03.2022
- Köprünün altından geçen su… / 01.03.2022
- Bir çiçek daha soldu / 26.02.2022
- Bülbül ne çekerse, dilinden... / 22.02.2022
- İyiler ile kötülerin savaşı / 19.02.2022
- Açlıkla tokluğun savaşı / 15.02.2022
- Bilgi hazımsızlığı / 13.02.2022
- Sanal kokuşmuşluk / 12.02.2022
- Kahkaha tufanı ve suflörlük / 08.02.2022
- Yazar, yaşadığını yazar… / 05.02.2022
- Haydar Hoca’nın izinde… / 03.02.2022
- Akıl kuşunun özgürlüğü ve Uğur Mumcu / 02.02.2022
- Güleriz ağlanacak halimize… / 29.01.2022
- Artık ağlamak istemiyorum / 25.01.2022
- Bir ‘ağabey’ ölünce… / 22.01.2022
- Sıra kavgası… / 18.01.2022
- Sabretmek ve affetmek / 15.01.2022
- Tehlikeli deneyler / 11.01.2022
- Hacı Murro ve Tofaş / 08.01.2022
- Vitrindeki elektrikli tren / 04.01.2022
- Gürültü ve sonrası… / 29.12.2021
- Fakirlik nereden belli olur? / 25.12.2021
- Düşündüren sözler… / 21.12.2021
- Zor görevler / 18.12.2021
- Başlıksız / 14.12.2021
- İzcilik gibi bir milli teşkilat nasıl dini teşkilat oldu? / 11.12.2021
- Deprem gerçeği… / 07.12.2021
- Gönül çağlayanı kuruyunca… / 04.12.2021
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

02.04.2021, 02.04.2020, 02.04.2019, 02.04.2018, 02.04.2017, 02.04.2016, 02.04.2015, 02.04.2014, 02.04.2013, 02.04.2012, 02.04.2011, 02.04.2010, 02.04.2009, 02.04.2008, 02.04.2007, 02.04.2006, 02.04.2005, 02.04.2004, 02.04.2003
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2022

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.