logo
20 EKİM 2026

İRAN’DAN AVRUPA’YA AÇIK MESAJ:

Tahran, füze menzilini artırma kararıyla Batı’ya gözdağı veriyor. İran’ın mesajı net: ABD’nin İran’a yönelik saldırıları tırmanırsa Avrupa’daki Amerikan askerî varlıkları da hedef hâline gelebilir

19.10.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
İRAN’DAN AVRUPA’YA AÇIK MESAJ:
İRAN’DAN AVRUPA’YA AÇIK MESAJ:
Tahran, füze menzilini artırma kararıyla Batı'ya gözdağı veriyor. İran'ın mesajı net: ABD'nin İran'a yönelik saldırıları tırmanırsa Avrupa'daki Amerikan askerî varlıkları da hedef hâline gelebilir.

İran'dan Avrupa'ya yönelik dikkat çekici bir mesaj geldi. İranlı askeri analist Hoşçeşm'in, "Gerekirse füzelerimizin menzilini artırabiliriz ve Avrupa'yı bu füzelerle vururuz" sözleri, Batı'nın İran politikasının olası sonuçlarına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

İran'ın Avrupa'ya yönelik mesajı yalnızca söylem düzeyinde değil. İran Ordu Sözcüsü Tuğgeneral Muhammed Ekreminiya, 4 Ekim 2026'da yaptığı açıklamada, son savaşın ardından füzelerin menzilini ve hassasiyetini artırmak için çalıştıklarını duyurdu.

"İRAN'A SALDIRININ BEDELİ AVRUPA'YA ULAŞABİLİR"

Tahran'ın vermek istediği mesaj, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü askerî operasyonlara destek veren Avrupa ülkelerinin kendilerini çatışmanın dışında tutamayabileceği yönünde.

Financial Times'ın 19 Ağustos 2026 tarihli haberinde, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı tırmandırması durumunda Bulgaristan ve Kıbrıs'taki ABD askerî varlıklarına yönelik saldırı seçeneklerini değerlendirdiği aktarıldı. Haberde, İranlı kaynaklardan birinin Avrupa'ya yönelik mesajı, "Bu savaşın Avrupa'ya ulaşabileceği" uyarısıyla ifade ettiği bildirildi. İran yönetimi söz konusu planları kamuoyu önünde resmen doğrulamadı.

AVRUPA, ABD İÇİN SAVAŞA GİRME RİSKİNİ GÖZE ALACAK MI?

İran'ın stratejisi, Avrupa başkentlerinin önüne önemli bir güvenlik ikilemi koyuyor. ABD'nin askerî operasyonlarına destek vermek, Avrupa'daki üsleri ve askerî tesisleri olası misillemelerin parçası hâline getirebilir. Buna karşılık İran'ın bir Avrupa ülkesine saldırması, NATO'nun devreye girmesi ve çatışmanın daha geniş bir savaşa dönüşmesi riskini doğurabilir.

Bu nedenle Tahran'ın Avrupa'ya yönelik mesajı iki yönlü okunuyor: Bir yandan İran'ın askerî caydırıcılığını göstermek, diğer yandan Avrupa ülkelerini ABD'nin İran politikasına verdikleri desteği yeniden değerlendirmeye zorlamak.

FÜZE MENZİLİ AVRUPA'YA KADAR UZANABİLİR

İran'ın mevcut füze kapasitesinin Avrupa'nın bazı bölgelerine ulaşabilecek sistemler içerdiği yönünde değerlendirmeler bulunuyor. Ancak menzil, isabet kabiliyeti ve fiilî operasyon kapasitesi birbirinden farklı konular. Füze menzilinin artırılması yönündeki açıklamalar, Avrupa'ya yönelik kesinleşmiş bir saldırı kararı alındığını göstermiyor.

Tahran'ın Avrupa'ya verdiği mesajın özü şu: ABD'nin İran'a yönelik askerî baskısı genişlerse, çatışmanın sonuçları Orta Doğu sınırlarını aşabilir. Avrupa ülkeleri şimdi Washington'la askerî iş birliği ile kendi güvenliklerini koruma arasındaki hassas dengeyle karşı karşıya.

Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı

Çanakkale'nin Ezine ilçesinde sahil güvenlik ve emniyet ekiplerince karada 39 kaçak göçmen yakalandı

20.10.2026 11:22:00
İHA
 
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine'de 39 kaçak göçmen yakalandı
Ezine ilçesinde bir grup kaçak göçmen olduğu bilgisinin alınması üzerine Sahil Güvenlik Batı Marmara Grup Komutanlığı ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

Bölgeye Sahil Güvenlik İstihbarat Şube Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Kolluk Destek Timi (Kumkale/Koldestim) ve Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri sevk edildi.

Ekipler tarafından 19'u çocuk olmak üzere toplam 39 kaçak göçmen yakalandı.

Kaçak göçmenler işlemlerinin ardından Ayvacık Göçmen Ön Kabul ve Sevk Merkezi'ne (GÖKSEM) teslim edildi.

Migrenin 7 belirtisine dikkat!


 
Migren, dünya genelinde milyarlarca insanı etkileyen en yaygın nörolojik hastalık. Türkiye’de ise her yüz kişiden 16 ila 21’i migren hastası. Ülkemizde 13 milyondan fazla kişi migren ağrısı çekiyor! Ancak her baş ağrısı migren değil!

20.10.2026 10:44:00
Murat Çorbacı
 
 Migrenin 7 belirtisine dikkat!
 Migrenin 7 belirtisine dikkat!

Baş ağrısı, çoğunlukla migren sanılarak geleneksel yöntemlerle tedavi etme yoluna gidilen karmaşık bir durum. Mevsim geçişlerinde görülme sıklığı artan migrenle karıştırılan baş ağrılarının yanlış tedavi edilmesi, hastaların yaşam kalitesini olumsuz etkilediği gibi doğru tedaviyi de geciktiriyor. Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni diğer baş ağrılarından ayıran belirtileri ve atakların sıklığını azaltmaya yönelik tedavi seçeneklerini anlattı. İlaç tedavilerinin yanı sıra sinir blokajı gibi girişimsel yöntemlerin de uygun hastalarda değerlendirilebildiğini belirten Prof. Dr. Gül, doğru tanının tedavinin ilk adımı olduğuna dikkat çekti.

Migrende ataklar yaşanıyor!

Migren, tekrarlayan ataklarla seyreden nörolojik bir hastalık. Erişkinlerde migren atakları genellikle 4 ila 72 saat sürüyor. Ağrı çoğunlukla başın bir tarafında hissedilse de iki taraflı da görülebiliyor. Zonklayıcı karakterdeki ağrı, orta veya şiddetli düzeye ulaşarak günlük aktiviteleri zorlaştırabiliyor.

İşte belirtileri

Prof. Dr. Hakan Levent Gül, migreni düşündüren başlıca belirtileri şöyle sıralıyor:

Uzun süren ağrı: Baş ağrısının 4 ila 72 saat devam etmesi.
Tek taraflı ağrı: Ağrının başın bir bölümünde yoğunlaşması.
Zonklama: Ağrının nabız atışı gibi hissedilmesi.
Şiddetli yakınmalar: Ağrının günlük yaşamı ve rutin işleri aksatması.
Hareketle artış: Yürümek, merdiven çıkmak veya eğilip kalkmak gibi aktivitelerle ağrının şiddetlenmesi.
Bulantı ve kusma: Baş ağrısına mide bulantısı veya kusmanın eşlik etmesi.
Işık ve ses hassasiyeti: Aydınlık ortamların, yüksek seslerin ve bazen kokuların rahatsızlık vermesi.

Bu belirtilerin bir arada bulunması migren olasılığını artırabilir. Ancak kesin tanı, kişinin öyküsü ve nörolojik değerlendirmesi doğrultusunda hekim tarafından konulmalıdır.

Bazı gıdaları tüketmemek gerekiyor

Migren ataklarını arttıran yiyeceklerin başında ise çikolata, alkol, mayalı gıdalar, paketli işlenmiş ürünler, deniz ürünleri, işlenmiş et grubu ve turunçgiller geliyor. Migren denildiğinde akla gelen belirtilerden biri de aura. Ancak migren hastalarının büyük çoğunluğunda aura görülmüyor. Aura yaşayan kişilerde ise baş ağrısından önce veya atakla ilişkili olarak geçici görme bozuklukları, uyuşma ya da konuşma güçlüğü gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabiliyor. Aura belirtileri genellikle 5 ila 60 dakika sürüyor. Bununla birlikte, ilk kez ortaya çıkan ani görme veya konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük ya da alışılmışın dışındaki nörolojik belirtiler yalnızca migrene bağlanmamalı. Bu durum acil tıbbi değerlendirme gerektirebilir.

15 günden fazla süren baş ağrısına dikkat!

Prof. Dr. Gül, şunları söyledi: "Baş ağrısının sıklaşması, hastalığın günlük yaşam üzerindeki etkisini artırabiliyor. Üç aydan uzun süre boyunca ayda en az 15 gün baş ağrısı yaşanması ve bu günlerin en az 8'inde migren özelliklerinin bulunması, kronik migren açısından değerlendirme gerektiriyor. Bu nedenle baş ağrısının ne sıklıkta yaşandığını, ne kadar sürdüğünü ve hangi belirtilerle birlikte ortaya çıktığını takip etmek, tanı ve tedavi planlamasına yardımcı olabiliyor. Migren tedavisinde amaç yalnızca mevcut atağı hafifletmek değil, atakların sıklığını ve şiddetini azaltarak kişinin yaşam kalitesini yükseltmek. Bu doğrultuda atak tedavilerinin yanı sıra gerekli görülen hastalarda koruyucu tedaviler de uygulanabiliyor. Koruyucu ilaçlar arasında beta blokerler, bazı antidepresanlar, antiepileptik ilaçlar ve diğer ilaç grupları bulunuyor."

Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı

Esenyurt Belediyesi’ne kayyum olarak atanan İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy, yardımcısının adının karıştığı milyonlarca dolarlık rüşvet ve yolsuzluk skandalının ardından görevinden alındı. Aksoy'un yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan getirildi

19.10.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Esenyurt’ta kayyum depremi: Can Aksoy görevden alındı
Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri olan Esenyurt'ta sular durulmuyor. CHP'li Belediye Başkanı Ahmet Özer'in Ekim 2024'te tutuklanmasının ardından Esenyurt Belediyesi Başkanvekilliği ve kayyumluk görevine getirilen İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy görevden alındı. Can Aksoy'un asli görevi olan İstanbul Vali Yardımcılığına geri çekildiği öğrenilirken, yerine Van Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ulaş Akhan yeni kayyum olarak atandı.

Bu ani görev değişikliğinin arkasında, geçtiğimiz günlerde belediyede patlak veren ve adeta bir "servet operasyonuna" dönüşen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması yatıyor.


Sağ kolunun evinden servet çıktı


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, belediyedeki bazı ihalelere fesat karıştırıldığı ve müteahhitlerden rüşvet alındığı iddialarıyla 7 Ekim 2026'da geniş kapsamlı bir operasyon düzenlendi.

Gözaltına alınan 19 kişi arasında, bizzat kayyum Can Aksoy'un göreve getirdiği Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş da yer alıyordu.

Polis ekiplerinin Yusuf Ulutaş'ın kullandığı adreslerde yaptığı aramalar, rüşvet çarkının boyutunu gözler önüne serdi.

Ulutaş'ın ikamet ettiği evde yapılan aramalarda 450 bin 854 dolar, 31 bin 815 euro ve 2 milyon 580 bin lira nakit para ile lüks saatler ele geçirildi.

Soruşturmayı derinleştiren ekipler, 15 Ekim'de Küçükçekmece'de boş bir daireye operasyon düzenledi. Ulutaş'ın rüşvet paralarını saklamak için adeta bir "zula ve kasa odası" olarak kiraladığı bu dairede iki adet dev çelik kasa bulundu. Kasalar açıldığında içinden tam 7 milyon dolar ve 400 bin euro nakit para çıktı.

Operasyonların ardından Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş'ın da aralarında bulunduğu 9 kişi 10 Ekim'de tutuklanarak cezaevine gönderildi.


MASAK raporu rüşvet çarkını belgeledi


Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar'ın sosyal medya üzerinden paylaştığı iddialara göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları yolsuzluğun boyutunu resmiyete döktü. Rapora göre, Yusuf Ulutaş'ın para hareketliliği 2024 yılında 10,6 milyon lira seviyesindeyken, kayyum yönetiminde başkan yardımcılığı yaptığı 2025 yılında tam 231 milyon liraya fırladı. Soruşturma dosyalarındaki iddialara göre Ulutaş'ın, müteahhitlerden yapılan her hakediş üzerinden yüzde 20 pay aldığı ileri sürülüyor.


"Erdoğan 'bu işe karışmayın' dedi"


Skandalın Ankara kulislerine de sıçradığı iddia edildi. Şamil Tayyar, tutuklanan Yusuf Ulutaş'ı kurtarmak için "hatırlı bazı isimlerin" devreye girerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ulaşmaya çalıştığını öne sürdü. Ancak Erdoğan'ın bu talebi sert bir dille reddederek "Bu işe karışmayın" talimatı verdiği belirtildi.


Süreç nasıl başlamıştı?


Esenyurt Belediyesi'ne giden süreç, 30 Ekim 2024 tarihinde seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer'in "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlamıştı. İçişleri Bakanlığı tarafından Özer'in görevden uzaklaştırılmasının ardından 31 Ekim 2024'te Can Aksoy belediyeye kayyum olarak atanmıştı. Ahmet Özer 12 Kasım 2025'te cezaevinden tahliye edilse de kayyum yönetimi görevine devam ediyordu.

Kayyum yönetiminin birinci yılı geride kalırken ortaya çıkan bu devasa rüşvet skandalı, Can Aksoy'un da görevden alınarak merkeze çekilmesiyle sonuçlandı. İçişleri Bakanlığı'nın belediyedeki rüşvet ve ihaleye fesat iddialarına yönelik incelemeleri devam ediyor.

SPK Başkanı istifa etti

Ankara bürokrasisinde hareketli saatler yaşanıyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütçü sağlık sorunlarını gerekçe göstererek görevinden istifa ederken, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik de Bakan Mehmet Şimşek’e emeklilik dilekçesini sundu

19.10.2026 18:10:00
Haber Merkezi
 
SPK Başkanı istifa etti
SPK Başkanı istifa etti
Türkiye ekonomi yönetiminin iki kritik kurumunda aynı gün içinde peş peşe çarpıcı görev değişiklikleri yaşandı.

Yaklaşık beş aydır Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığı koltuğunda oturan Mahmut Sütçü istifa ederken, Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde Haziran 2023'ten bu yana Bakan Yardımcılığı görevini yürüten Osman Çelik emeklilik talebinde bulundu.


SPK Başkanı Sütçü sağlık gerekçesiyle bıraktı


Kasım 2024 itibarıyla SPK İkinci Başkanlığına getirilen ve ardından 9 Mayıs 2026 tarihinde Kurul Başkanı olarak atanan Mahmut Sütçü, görevinden ayrılma nedeni olarak sağlık sorunlarını gösterdi.

Sütçü'nün istifası, fon piyasalarında bir süredir devam eden ve kamuoyunun yakından takip ettiği tasfiye ile inceleme süreçlerinin tam ortasında gerçekleşti. SPK, son dönemde fon denetimleri ve piyasa düzenlemelerine yönelik gecikmiş müdahale iddiaları nedeniyle eleştirilerin odağındaydı.


Osman Çelik'ten sürpriz emeklilik dilekçesi


Günün ikinci önemli haberi ise Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan geldi. Geçmişte Hazine Müsteşarlığı ve bankacılık sektöründe üst düzey yöneticilik yapmış olan ve 21 Haziran 2023'ten beri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Osman Çelik, emeklilik dilekçesini Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e sundu. Çelik'in sunduğu emeklilik talebinin bugünden (19 Ekim 2026) itibaren geçerli olacağı öğrenildi.

Başkent kulislerinde geniş yankı uyandıran bu çifte ayrılığın ardından boşalan koltuklara hangi isimlerin atanacağı henüz netlik kazanmadı. Resmi Gazete'de yayımlanacak yeni atama kararları piyasalar ve ekonomi bürokrasisi tarafından merakla bekleniyor.

İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı

Son yağışların ardından İstanbul'daki barajların doluluk oranı belirgin bir şekilde arttı

19.10.2026 15:10:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı
İstanbul'da barajlardaki doluluk oranı arttı
İstanbul'da geçtiğimiz haftada etkili olan şiddetli yağışların ardından barajlardaki doluluk oranı belirgin bir şekilde arttı. Bu oran bir haftada yüzde 16'lik artışla yüzde 53,14 oldu.

Megakent İstanbul'da geçtiğimiz hafta etkili olan şiddetli yağış, barajlardaki doluluk oranının artmasını sağladı. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ)'nin 19 Ekim verilerine göre, geçtiğimiz hafta yüzde 37 civarında olan doluluk oranında yaklaşık yüzde 16'lik bir artış oldu. Böylece bu oran yüzde 53,14'e yükseldi.

İstanbul barajlarında son durumu:

Ömerli Barajı: yüzde 77,39

Darlık Barajı: yüzde 88,83

Elmalı Barajı: yüzde 79,97

Terkos Barajı: yüzde 36,98

Alibey Barajı: yüzde 76,6

Büyükçekmece Barajı: yüzde 30,35

Sazlıdere Barajı: yüzde 31,95

Istrancalar Barajı: yüzde 61,73

Kazandere Barajı: yüzde 8,08

Pabuçdere Barajı: yüzde 3,76



"İstanbul'da 6 kişi, Kocaeli'de 2 kişi vefat etti"

İstanbul Valisi Davut Gül, "İstanbul'umuzda 6 kişi vefat etti, 1 kişi kayıp. Kocaeli'de vefat edip Pendik'e kadar sürüklenen 2 kişi, jandarma arama kurtarma ekiplerimiz tarafından bulundu. Biz buradaki işgalleri kaldırmak istiyoruz. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde kentsel dönüşüm ofisi çalışmaya başladı. Tarımsal zararların tamamını tespit ettik. Yaklaşık 60 milyon liralık bir zarar var. Başta burada yıkılan binalar olmak üzere, dükkanlar, iş yerleri ve evlerin zararlarını da bugünden itibaren ödemeye başlayacağız" dedi

19.10.2026 14:33:00
İhlas Haber Ajansı
 
"İstanbul'da 6 kişi, Kocaeli'de 2 kişi vefat etti"
"İstanbul'da 6 kişi, Kocaeli'de 2 kişi vefat etti"
İstanbul Valisi Davut Gül, sel felaketinin ardından Ayazağa'da devam eden çalışmaları yerinde inceledi. Ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan kayıp 3 vatandaş için yapılan çalışmalara değinerek, "Birisini dün, birisini de bugün bulduk. Şu an itibarıyla 6 hemşehrimiz vefat etti. 1 hemşehrimiz de kayıp. Arama çalışmaları devam ediyor. Avrupa Yakası'nda yağışlar azaldı ve bugün durdu. Anadolu Yakası'nda özellikle Şile'de yağışlar çok fazla etkisini gösterdi. Şile'de birçok evi, iş yerini su bastı. Hamdolsun, herhangi bir can kaybı, mahsur kalan kimse de yok. Sular da çekilmeye başladı. Orada da ekiplerimiz hem suların tahliyesini hem de çekilen yerlerde zararların tespit edilmesini takip ediyor, tespit ediyorlar. Burada da bugün 6'ncı gün. Önemli bir kısmını geride bıraktık. Bunların içerisinde yıkılacak yerler vardı.

Arkada görüldüğü gibi yıkımlar burada tamamlandı. Yıkımlarla ilgili hemşehrilerimiz sorular soruyor. Bazen sosyal medyada bizlere soruluyor, sizlere soruluyor. Ayazağa'da her gördüğümüz yeri yıkmıyoruz, yıkmayacağız. Bunun mantığı şu arkadaşlar; İstanbul'un her tarafında olduğu gibi burada da derenin bir yatağı var. Dolayısıyla derenin yatağının neresi olduğu teknik olarak belli. Bunun dışında da dereler ıslah, rehabilite ediliyor. Bununla ilgili çalışma yapılıyor. Bu da teknik bir çalışma. O derenin yatağı neredeyse, ıslah nerede yapılacaksa, proje nereyi kapsıyorsa ve orada bir işgal varsa ya da yıkılması gereken bir bina varsa bunun yıkılması sağlanır. Yoksa etrafınıza baktığınızda 'Şu bina da yıkılsın, bu bina da yıkılsın' ne böyle bir niyetimiz var ne de bunun gerçekliği var" diye konuştu.

"Zarar tespitleri tamamlandı, artık bunlar rakamlandırılıyor"

Bölgedeki işgalleri bütün kurumlarla birlikte ortadan kaldırmak istediklerini söyleyen Vali Gül, "Biz derelerin akabileceği, derelerin yatağında gidebileceği ve buradaki işgalleri bütün kurumlarla birlikte ortadan kaldırmak istiyoruz. Diğer çarpık yapılaşmayla ilgili olarak Ayazağa başta olmak üzere, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum buraya geldiğinde yaptığı toplantıda burada Kentsel Dönüşüm Ofisi'nin kurulacağını beyan etmişti. Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde bu kentsel dönüşüm ofisi çalışmaya başladı. Bu şu demek; hemşehrilerimizin kendi binalarıyla ilgili bir dönüşüm niyetleri varsa, binalarının daha sağlıklı bir şekilde yapılması talepleri varsa buraya gidecekler. Arsasına, imarına, ada bazlı bir birleşme olup olmadığına kadar etrafında yapılabilecek ilave tedbirler var mı, bunu oturacaklar orada görüşecekler. Arkadaşlarımız, hafta sonu da başlayarak Kentsel Dönüşüm Ofisi'nde hemşehrilerimize bu bilgileri veriyorlar. Zarar tespitleri tamamlandı. Artık bunlar rakamlandırılıyor.

Zarar tespiti yapılmayan, gözden kaçan, müracaat etmeyen hemşehrilerimiz, meydanda bulunan AFAD koordinasyon tırına müracaat ettiklerinde arkadaşlarımız gidip yerinde tespit ediyorlar. Tarımsal zararların tamamını tespit ettik. Yaklaşık 60 milyon liralık bir zarar var. Bazıları küçükbaş hayvan bazıları sera gibi. Onların teslimine başlandı. Bu hafta içerisinde tamamı da hemşehrilerimize teslim edilmiş olacak. Başta burada yıkılan binalar olmak üzere, dükkanlar, iş yerleri ve evlerin zarar ziyanlarını da bugünden itibaren ödemelere başlayacağız. Pendik'te, Gebze'de kaza geçirip Pendik'e kadar sürüklenen 2 vatandaşımız vardı. Onların da arama çalışmaları devam ediyordu, kendilerine ulaşıldı. Maalesef ikisi de vefat etmişti, Allah'tan rahmet diliyoruz. Şu an aranan sadece 1 hemşerimiz kaldı. O hemşerimizi de kısa sürede bulmayı ümit ediyoruz" dedi.

"İstanbul'da 6 kişi, Kocaeli'de 2 kişi vefat etti"

Kendisine yöneltilen sorulara da yanıt veren Gül, "İstanbul'umuzda toplam da 6 kişi vefat etti, 1 kişi kayıp. Kocaeli'de vefat edip Pendik'e kadar sürüklenen 2 kişi, jandarma arama kurtarma ekiplerimiz tarafından bulundu. Dolayısıyla Kocaeli ve İstanbul'da toplamda 8 kişinin cenazesi İstanbul'da bulunmuş oldu. 1 kişinin de arama çalışmaları devam ediyor. 19 bin 300 ihbar geldi. Her bir ihbara arkadaşlarımız giderek yerinde tespit yapıyor. Bu ihbarların bazıları evin çatısının akması şeklinde de olabiliyor. Bazıları bodrum kat ya da kotu düşük olan yerlerde eşyaların tamamının ziyan olduğu yerler olarak da karşımıza çıkabiliyor. Dolayısıyla birbirinden farklı sıkıntıları olan 19 bin 300 civarında ihbarın olduğu bir afet yaşadık. Burada da tespit edilen, şu an itibarıyla ev olarak 2 bin civarında ciddi anlamda zarar gören hemşehrimiz var. Onların zararları, ziyanları verilmeye başlandı. Daha küçük zararı olup cuma günü ödediğimiz 5 bin 200 hemşerimizin 10'ar bin liralık paraları vardı.

Buna ilaveten bugün itibarıyla yaklaşık 2 bin 500 hemşehrimize daha 10'ar bin lira yatıracağız. Ancak asıl hemşehrilerimizin beklediği, bizim de tespit ettiğimiz 2 bin civarındaki ev, yaklaşık 900 iş yerinin olduğu, yavaş yavaş müracaatlar da halen gelmeye devam ediyor. Kabaca 3 bin ev ve iş yerinin ciddi anlamda zarar gördüğünü tespit ettik. Bunların zarar, ziyanları da bugün başlayarak ödenmeye başlanacak. 10 bin liralar hasar tespitinin dışında afetten bir şekilde etkilenen hemşehrilerimize Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın bir can suyu, acil yardım olarak aktardığı para. Dükkan sahiplerinin eşyalarının önemli bir kısmı zaten sular altında kalmıştı. Kendileri kiracıydı, bizler, hem zarar gören malzemeler hem de taşınmayla ilgili bu süreçte yeni bir düzen kurmaları için bir para aktaracağız. Onların yeniden düzen kurmalarını ve mağdur olmamalarını sağlayacağız. Ne zaman; bugün ve yarın" diye konuştu.

"Derenin projesini İSKİ yaptı"

Derenin projesini İSKİ'nin yaptığını söyleyen Davut Gül, "Bu proje şu ana göre yapılıyor; ne kadarlık alanda su toplayacak' Yağış miktarları, 50-100 yıllık geçmişe dönük, tüm tahminleri planlanarak bir planlama yapıyorlar. Bunun neticesinde derenin bu kadar alandaki suyu toplayıp toplayamayacağı ve suyun nereden geçeceği belirleniyor. Teknik çalışmalara uygun olarak, suyun geçeceği güzergahta bir işgal varsa diğer kurumlar imkanlar ölçüsünde destek oluyor" ifadelerini kullandı.

TBMM’de bu hafta yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 2027 bütçesi ve Mekke Anlaşması tartışmaları gündemde olacak

TBMM’de bu hafta yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 2027 bütçesi ve Mekke Anlaşması tartışmaları gündemde olacak. Tasfiye edilen fonların yatırımcılarına 1 milyon liraya kadar ara ödeme yapılmasını öngören teklifin Genel Kurul’da öncelikli olarak görüşülmesi bekleniyor

18.10.2026 20:30:00
Haber Merkezi
 
 TBMM’de bu hafta yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 2027 bütçesi ve Mekke Anlaşması tartışmaları gündemde olacak
 TBMM’de bu hafta yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifi, 2027 bütçesi ve Mekke Anlaşması tartışmaları gündemde olacak
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), bu hafta yatırım fonlarına ilişkin düzenleme, 2027 yılı bütçe teklifi ve Mekke Anlaşması tartışmalarıyla yoğun bir gündemle çalışacak. Tasfiyesine karar verilen bazı yatırım fonlarına ilişkin kanun teklifinin, fon payı sahiplerine ara ödeme yapılabilmesi amacıyla Genel Kurul'da öncelikli olarak ele alınması planlanıyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da 2027 yılı bütçe teklifine ilişkin sunumunu Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapacak.

Plan ve Bütçe Komisyonu'nda geçen hafta kabul edilen Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi'nin, Genel Kurul'da görüşülmekte olan Türk Kızılay Kanunu Teklifi'nin önüne alınması bekleniyor.

Teklif, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararıyla tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarının malvarlıklarının geri kazanılmasını, hukuka aykırı şekilde fonlardan çıkarılan değerlerin iadesini ve oluşan kayıp ve zararların sorumlulardan tahsil edilmesini amaçlıyor. Geri kazanılan değerlerin fon pay sahiplerine ödenmesine ilişkin usul ve esaslar da düzenleniyor.

YATIRIMCILARA 1 MİLYON LİRAYA KADAR ARA ÖDEME
Kanun teklifine göre, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılara bu tutara kadar, net yatırım tutarı 1 milyon lira ve üzerinde bulunan yatırımcılara ise en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek. Para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, yapılacak ara ödeme ilgili yatırımcının hesabındaki fon katılma paylarının toplam değerini aşamayacak. Hesaplamada, bir önceki gün sonu itibarıyla belirlenen fon değeri esas alınacak.

Düzenleme kapsamında, ilgili yatırım fonlarıyla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri doğrultusunda malvarlığı değerlerine el konulabilecek. Fonlarda meydana gelen zarar ve kayıplardan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi konumundaki portföy yönetim şirketinin sorumlu tutulması öngörülüyor.

Teklifle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) kayyum olarak atanabilmesine de imkân tanınıyor. TMSF'nin kayyum atanması halinde, Bankacılık Kanunu kapsamında sahip olduğu yetkilerle ilgili malvarlığı değerlerini dava sonucunu beklemeden satabilmesi veya tasfiye edebilmesi düzenleniyor.

CEVDET YILMAZ 2027 BÜTÇESİNİ SUNACAK
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2025 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporları da ele alınacak.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın 21 Ekim Çarşamba günü saat 14.30'da komisyonda bütçe sunumu yapması bekleniyor. Sunumun ardından milletvekillerine hazırlık yapmaları için komisyon çalışmalarına bir hafta ara verilecek.

Komisyonda 27 Ekim Salı günü bütçenin geneli üzerindeki görüşmeler gerçekleştirilecek. Bakanlıklar ve kamu kurumlarının bütçelerine ilişkin görüşmelerin ise yaklaşık bir ay sürmesi planlanıyor.

KİT KOMİSYONU'NDA HESAPLAR GÖRÜŞÜLECEK
Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu'nun gündeminde de çeşitli kurumların 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin bilanço ve hesapları bulunuyor. Bu kapsamda İller Bankası, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Vakıf İnşaat Restorasyon ve Ticaret AŞ, Toprak Mahsulleri Ofisi, Türkiye Şeker Fabrikaları ve Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün hesapları görüşülecek.

AKP GRUBU ÇARŞAMBA GÜNÜ TOPLANACAK
TBMM'de salı ve çarşamba günleri siyasi partilerin grup toplantıları yapılacak. Genellikle iki haftada bir toplanan AKP Grubu da çarşamba günü bir araya gelecek. Toplantıda AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekillerine hitap etmesi bekleniyor.

MEKKE ANLAŞMASI TARTIŞMALARI SÜRÜYOR
Meclis gündemindeki başlıklardan biri de Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026'da imzalandığı duyurulan Mekke Ortak Savunma Anlaşması olacak.

Muhalefet, anlaşmanın TBMM tarafından henüz onaylanmadan sahada uygulanmasının anayasaya aykırı olduğunu savunuyor. Muhalefet temsilcileri ayrıca anlaşmanın Türkiye'yi Yemen'deki savaşa dahil edebileceği yönündeki endişelerini dile getirerek düzenlemenin reddedilmesini istiyor.

AKP'li isimler ise Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın gerek görülmesi halinde anlaşma hakkında TBMM Genel Kurulu'nda bilgilendirme yapabileceğini belirtiyor.

Türkiye’de 2026 yılında kurulan siyasi partilere yenileri eklendi

Türkiye’de 2026 yılında kurulan siyasi partilere yenileri eklendi. Son iki ayda 4 yeni parti kurulurken yılın başından bu yana kurulan partilerin sayısı 12’ye ulaştı

18.10.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
Türkiye’de 2026 yılında kurulan siyasi partilere yenileri eklendi
Türkiye’de 2026 yılında kurulan siyasi partilere yenileri eklendi
Türkiye'de siyasi parti kuruluşları 2026 yılında da devam etti. Yılın başından bu yana farklı isimlerle yeni siyasi partiler kuruldu. Son iki ayda ise dört parti kuruluşunu tamamladı.

Verilen bilgilere göre, 21 Eylül 2026'da Hakta Birlik Partisi, 28 Eylül 2026'da Büyük Değişim Birlik Partisi (BDBP), 8 Ekim 2026'da Osmanlı Yiğitleri Partisi ve 13 Ekim 2026'da Cumhuriyet ve Kalkınma Ana Partisi kuruldu.

2026 YILINDA KURULAN PARTİLER
2026 yılının başından itibaren kurulan siyasi partiler arasında Yeniden Umut Partisi, Huzur ve Güven Partisi, Fetih Partisi, Asil Parti, Alternatif Parti, Cumhuriyet Emek Partisi, Adalet Türkiye Partisi ve Yeni Parti de yer aldı.

Verilen kuruluş tarihleri şöyle:

Huzur ve Güven Partisi: 20 Ocak 2026
Yeniden Umut Partisi (YUP): 3 Şubat 2026
Fetih Partisi: 13 Mart 2026
Alternatif Parti: 14 Nisan 2026
Asil Parti (ASLP): 13 Mayıs 2026
Cumhuriyet Emek Partisi (CEM Parti): 29 Haziran 2026
Adalet Türkiye Partisi: 20 Temmuz 2026
Yeni Parti: 24 Temmuz 2026
Hakta Birlik Partisi: 21 Eylül 2026
Büyük Değişim Birlik Partisi (BDBP): 28 Eylül 2026
Osmanlı Yiğitleri Partisi: 8 Ekim 2026
Cumhuriyet ve Kalkınma Ana Partisi (Ana Partisi): 13 Ekim 2026

Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma


 
Orta ve ileri yaşta kas gücü ile yaşam süresi arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir araştırmada dikkat çekici sonuçlar ortaya çıktı. Araştırmaya göre en düşük kas gücüne sahip bireylerde ölüm riski, en yüksek kas gücüne sahip grupla karşılaştırıldığında erkeklerde 5.9 kat, kadınlarda ise 6.9 kat daha yüksek bulundu. 

17.10.2026 19:45:00
Murat Çorbacı
 
Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma
Sağlıklı yaşamanın sırrı konusunda çarpıcı araştırma

Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, 'kas kütlesi'yle ilgili yapılan bir araştırmanın özellikle sağlıklı yaşlanma perspektifinden önemli bir mesaj taşıdığını belirterek, "Kas sağlığı denildiğinde çoğumuzun aklına ilk olarak kas kütlesi veya kaldırabildiğimiz ağırlık geliyor. Oysa günlük yaşam bize farklı bir soru soruyor: O kuvveti ne kadar hızlı ve kontrollü kullanabiliyoruz? Sandalyeden kalkmak, merdivene adım atmak, dengesiz bir zeminde kendimizi toparlamak veya düşmeyi önlemek yalnızca kuvvet değil, kuvveti hızlı bir şekilde ortaya koyabilme becerisi de gerektiriyor. Bu noktada düzenli fiziksel aktivitenin yanı sıra yeterli ve dengeli beslenme de kasların korunması ve işlevlerini sürdürebilmesi açısından önemli bir rol oynuyor. Özellikle yeterli protein ve kas sağlığını destekleyen diğer besin öğelerinin günlük beslenmede yeterli düzeyde alınması, sağlıklı yaşlanmanın önemli bileşenlerinden biri olarak değerlendirilmeli" dedi.

Araştırmanın detayları

ABD kaynaklı Mayo Clinic Proceedings dergisinde yayımlanan çalışmada, 46-75 yaş arasındaki 3.889 yetişkin 10 yıldan uzun süre takip edildi. Araştırmacılar, kas gücünü kuvvet ve hızın birlikte ortaya konduğu bir performans ölçütü olarak ele alırken, kas kuvvetini ise temel olarak kişinin uygulayabildiği maksimum kuvvet üzerinden değerlendirdi. Araştırma, aynı zamanda kasın yalnızca kapasitesini değil, bu kapasiteyi ne kadar hızlı ve işlevsel biçimde harekete geçirebildiğini sorguluyor.
Kaslarımızın yalnızca vücudumuzu hareket ettiren dokular değil; bağımsız hareket edebilmenin, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmenin ve sağlıklı yaşlanmanın temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, "Yaş ilerledikçe kas kütlesi ve kas fonksiyonlarında meydana gelen kayıplar; merdiven çıkmaktan sandalyeden kalkmaya, dengeyi korumaktan ani bir hareket karşısında vücudu toparlamaya kadar pek çok işlevi etkileyebiliyor. İşte bu nedenle kas gücü, özellikle ileri yaşlarda yalnızca spor performansıyla ilgili bir kavram değil, günlük yaşamın sürdürülebilmesi açısından da önemli bir fiziksel özellik olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu.


Kontrollü hareket kabiliyeti önemli

Araştırmada "kas gücü", kuvvet ile hızın birlikte değerlendirilmesiyle ele alınıyor. Başka bir ifadeyle, aynı miktarda kuvvet üretebilen iki kişiden, bunu daha kısa sürede gerçekleştirebilen kişinin kas gücü daha yüksek kabul ediliyor. Bu nedenle kas gücü, yalnızca kasın kapasitesini değil, hareketin hızını ve fonksiyonel performansı da kısmen yansıtan bir ölçüt olarak değerlendiriliyor. Prof. Dr. Murat Baş, bunun özellikle yaşlanma sürecinde dikkate alınması gerektiğini vurguluyor: "İyi yaşlanmak, yalnızca kaslarımızı korumak değil; onları günlük hayatın gerektirdiği hızda kullanabilmek anlamına da geliyor. Yaş ilerledikçe hızlı ve kontrollü hareket edebilme kapasitesinin korunması, kişinin bağımsızlığını sürdürmesi açısından son derece değerli"…

Yaşlanırken daha fazla kas değil, daha işlevsel kas önemli

Araştırmanın sonuçları, kas kuvvetinin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, kas kuvveti sağlıklı hareket için temel bir fiziksel özellik olmaya devam ediyor. Ancak bu çalışma, orta ve ileri yaşlarda yaşam süresiyle ilişkili fiziksel göstergeler değerlendirilirken kas gücünün ayrıca ele alınmasının yararlı olabileceğine işaret ediyor. Prof. Dr. Murat Baş, "Kaslarımızı yalnızca 'güçlü' veya 'zayıf' şeklinde değerlendirmek artık yeterli olmayabilir. Kasın fonksiyonunu, hareket hızını, koordinasyonu ve kişinin günlük yaşam içerisindeki performansını birlikte düşünmeliyiz. Sağlıklı yaşlanma açısından hedefimiz yalnızca daha fazla kas yapmak değil; kullanılabilir, hızlı tepki verebilen ve fonksiyonunu koruyan kaslara sahip olmak olmalı" diyor.

Uygun egzersiz programı şart

Bu noktada egzersiz programlarının da yaşa, sağlık durumuna ve fiziksel kapasiteye göre çeşitlendirilmesi gerekiyor. Kuvvet antrenmanlarının yanı sıra, kişinin uygunluğu değerlendirildikten sonra kontrollü ve hızlı hareketleri içeren fonksiyonel egzersizlerin de programa eklenmesi düşünülebilir. Squat (çömelme), lunge (hamle) ve step-up (basamağa çıkma) gibi temel hareketlerin kontrollü hızlarda uygulanması veya uygun kişilerde kettlebell (girya) gibi ekipmanlarla yapılan egzersizler, kasların kuvveti kısa sürede üretme kapasitesini geliştirmeyi hedefleyebilir.

Prof. Dr. Murat Baş, "Burada önemli olan 'ne kadar hızlı, o kadar iyi' yaklaşımı değildir. Özellikle orta ve ileri yaşta amaç, hareketi hızlandırırken kontrolü kaybetmemektir. Egzersizin kişinin yaşına, eklem-kas durumuna, denge kapasitesine ve mevcut sağlık durumuna göre planlanması gerekir. Gerektiğinde hekim, fizyoterapist veya egzersiz uzmanından destek alınmalıdır" ifadelerini kullanıyor.

Fiziksel aktivite ileri yaşlara bırakılmamalı

Prof. Dr. Murat Baş, araştırmanın dikkat çekici sonuçlarına rağmen çalışmanın sınırlarının da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtiyor. Çalışma, Brezilya'daki bir gözlem grubundan elde edilen verilere dayanıyor. Katılımcıların fiziksel aktivite düzeyi ve kondisyonu ayrıntılı biçimde değerlendirilmediği için sonuçların farklı toplumlara ve genel nüfusa doğrudan aktarılması konusunda dikkatli olunması gerekiyor. Prof. Dr. Murat Baş, "Bu çalışma bize 'kas gücünüzü artırırsanız kesin olarak daha uzun yaşarsınız' demiyor. Bize çok önemli bir araştırma sorusu gösteriyor: Kasın kuvvet üretme hızı, sağlığın ve yaşlanmanın değerlendirilmesinde düşündüğümüzden daha önemli bir gösterge olabilir mi? Bu sorunun farklı toplumlarda ve farklı çalışma tasarımlarıyla araştırılması gerekiyor" şeklinde konuşuyor.

Prof. Dr. Murat Baş'a göre araştırmadan çıkarılabilecek en önemli mesajlardan biri ise fiziksel aktivitenin yaşamın ilerleyen dönemlerine bırakılmaması: "Kas kaybını yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu olarak kabul etmemeliyiz. Kaslarımız da kalp ve damar sistemimiz gibi kullanılmaya ihtiyaç duyar. Düzenli fiziksel aktivite, yeterli protein ve dengeli beslenme, uygun kuvvet egzersizleri ve kişinin kapasitesine göre planlanmış fonksiyonel çalışmalar sağlıklı yaşlanma yaklaşımının önemli parçalarıdır"…


Beslenme de önemli

Prof. Dr. Murat Baş'a göre kasların yaşla birlikte korunmasında fiziksel aktivitenin yanı sıra yeterli ve dengeli beslenme de önemli rol oynuyor. Özellikle yaş ilerledikçe günlük beslenmede yeterli protein alınması, kas dokusunun korunması ve egzersize verilen yanıtın desteklenmesi açısından önem taşıyor.

Yumurta, yoğurt, kefir, süt ve peynir gibi süt ürünleri; balık, tavuk ve yağsız et gibi hayvansal protein kaynaklarının yanı sıra mercimek, nohut, kuru fasulye gibi baklagiller de günlük beslenmede protein açısından değerlendirilebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Kas sağlığı açısından yalnızca protein miktarına değil, beslenmenin genel kalitesine de dikkat etmek gerekiyor. Sebze ve meyveler, tam tahıllar, kuruyemişler ve sağlıklı yağ kaynakları dengeli bir beslenme düzeninin parçası olmalı. Özellikle balık, ceviz, badem, zeytinyağı gibi besinler sağlıklı yağ asitleri açısından beslenmeye katkı sağlayabilir. Yeterli sıvı tüketimi de kasların normal fonksiyonlarının sürdürülmesi açısından göz ardı edilmemeli.

Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor

İzmir Bakırçay Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şermin Tağıl, kış mevsiminde Türkiye genelinde normallerin üzerinde sıcaklıklar ve artan yağışların öne çıkmasının beklendiğini belirterek, kışın ilk yarısında sağanak ve sel, ikinci yarısında ise ani soğuklar, yoğun kar ve tipi riskine karşı uyarıda bulundu

17.10.2026 13:00:00
AA
 
Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor
Türkiye'de kışın ilk yarısında sağanak, ikinci yarısında sert soğuk ve kar bekleniyor

Tağıl, iklim değişikliğinin artık yalnızca sıcaklıkların artması anlamına gelmediğini, mevsimlerin alışılmış düzenini de değiştirdiğini söyledi.

Bir yanda uzun süren sıcak ve kurak dönemler, diğer yanda kısa sürede etkili olan şiddetli yağışların yaşandığını aktaran Tağıl, bu nedenle 2026-2027 kışını değerlendirirken yalnızca hava sıcaklıklarına değil, atmosfer ve okyanuslarda yaşanan büyük ölçekli değişimlere de bakmak gerektiğini anlattı.

"Türkiye için değişken bir kış tablosu ortaya koyuyor"

Prof. Dr. Şermin Tağıl, bu yıl kış seyrini anlamak için özellikle El Nino, Kuzey Atlantik Salınımı (NAO) ve Kutup Girdabı arasındaki etkileşimin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bu üç büyük sistemin etkileşimi, Akdeniz Havzası ve ülkemizde hava koşullarını ve ekstrem hava olaylarını etkiliyor. Avrupa Orta Vadeli Hava Tahminleri Merkezi (ECMWF) modelleri, Türkiye için değişken bir kış tablosu ortaya koyuyor. Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz kuşağında yağışlı ve ılık koşulları öne çıkıyor. Modeller kurak bir kıştan ziyade, yağışların arttığı bir döneme işaret ediyor. Buna ek olarak, küresel deniz yüzeyi sıcaklıklarının 1980'lerden bu yana kaydedilen en yüksek değerlere ulaşması da dikkati çekiyor. Denizlerin normalden sıcak olması, atmosfere aktarılan nem ve enerji miktarını artırarak uygun atmosferik koşullarda şiddetli yağışları ve kış fırtınalarını destekleyebilir. Model sonuçları, kışın ilk yarısında Türkiye'de sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyredeceğini gösteriyor. Ancak bu, kurak bir kış yaşanacağı anlamına gelmemeli. Güneyli rüzgarlarla taşınan nem, özellikle kıyı kesimlerinde ve batı bölgelerinde yağışları artıracaktır. Sıcaklıkların yüksek seyretmesi, karın alçak kesimlerde azalmasına, yüksek dağlık alanlarda ise daha fazla tutunmasına yol açacaktır."

Bu anlamda asıl dikkat çekici değişimi kış ortasından itibaren beklediklerini bildiren Tağıl, ocak ayının sonuna ve şubat ayına ilişkin model senaryolarında Kutup Girdabı'nın zayıflamasının öngörüldüğünü dile getirdi.

"Şiddetli kış koşullarının ortaya çıkma olasılığını artırabilir"

Tağıl, Kutup Girdabı'nın zayıflamasının, kutup çevresindeki dondurucu soğukların orta enlemlere doğru ilerlemesini kolaylaştıracağını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu atmosferik koşulların yaşanması, şiddetli kış koşullarının ortaya çıkma olasılığını artırabilir. Akdeniz'den gelen nemli hava ile kuzeyden ilerleyen soğuk hava kütlelerinin uygun koşullarda karşılaşması, kuvvetli yağışlara ve bazı bölgelerde yoğun kar yağışı ile tipiye yol açabilir. 2026-2027 kışında kar açısından, ılık koşullar karın yerde tutunmasını zorlaştırabilir. Kışın ikinci yarısında kar yağışlarının artması, özellikle Doğu Anadolu ve İç Anadolu'nun yüksek kesimlerinde kar örtüsünü güçlendirebilir. Ancak modeller, ülkemizin diğer kesimlerinde kar kuraklığının devam edebileceğine işaret ediyor."

"Farklı hava koşullarına karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor"

Kışın büyük bölümünün ılık ve bol yağışlı geçmesinin, uzun yıllardır kuraklık baskısı altındaki Türkiye için sevindirici bir gelişme olduğuna dikkati çeken Tağıl, ancak kış genelinde ılık ve yağışlı koşulların öne çıkmasının risklerin ortadan kalktığı anlamına gelmediğine işaret etti.

Tağıl, "İlk yarıda şiddetli sağanaklar ve kısa sürede yoğunlaşan yağışlar bazı şehirlerimizde sel ve su baskınlarına neden olabilir. İkinci yarıda ise kuzeyden gelen soğuk hava kütleleriyle birlikte ani sıcaklık düşüşleri ve yoğun kar yağışları yaşanabilir. Elbette mevsimsel tahminler kesin bir takvim değil, atmosferin olası seyrini gösteren bir ihtimal haritasıdır. Kışın ilk yarısında sağanak ve sel, ikinci yarısında ise ani soğuklar ve kar fırtınaları şehir yaşamını ciddi biçimde aksatabilir. Bu nedenle farklı hava koşullarına karşı hazırlıklı olmak büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.