Sevr'in imzalandığı gündü 10 Ağustos 1920 tarihi.
Aynı tarihe denk getirilen çok hayati bir konu vardı Türkiye'de ve TBMM'de; çerçeve yasa taslağı.
Jet hızıyla geçti ve yasallaşmak üzere süreç başlatıldı.
578 milletvekili oy kullandı.
Yasa teklifi, 467 milletvekilinin oyu ile kabul edildi.
Kimin kim olduğu, çok net ortaya çıktı.
Milyonların peşinden gittiği siyasi figürlerin aslında nasıl bir niyete sahip olduğu, ayan beyan ortaya konuldu.
Bugünlere bir veya birkaç yılda falan gelinmiş değildir.
Sevr'den bile çok daha öncesine dayanır.
En bilinen tarafıyla 1838 Balta Liman Antlaşmasıyla çöküşün startı verilmişti.
Ardından 1839 Tanzimat Fermanı, 1855 ilk dış borç alımı, 1881 Düyun-ı Umumiye yönetimi ve derken, SEVR koşulları.
Eşsiz önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, işte bu ahval ve şeraitte bir Cumhuriyet inşa etmiş yüce bir insandı.
Ölümünün hemen ardından, tıpkı 1839 koşullarına tekrar geri dönüldü.
O gün İngiltere tanrı kabul ediliyordu, 1940'lar sonrasında ABD.
Her türlü tavize ve teslimiyet politikalarına rağmen, Türk devleti ve milletini ayakta tutmayı başaran, Atatürk özneli bir Anayasa vardı.
Her ne kadar bu anayasa 2000 sonrasında kuşbaşına çevrilmiş olsa da, mevcut sadece başlangıç metni ile bile kapsayıcıdır ve yeterlidir.
Kim ki bu anayasanın başlangıç metni ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddelerinden rahatsız oluyorsa, Türk milletinden değildir ve asla bu ülkede yaşamayı hak etmiyordur!
Noktası virgülüne dokunmadan mevcut anayasamızın başlangıç metnini olduğu gibi aktarıyorum:
Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.
Aynı tarihe denk getirilen çok hayati bir konu vardı Türkiye'de ve TBMM'de; çerçeve yasa taslağı.
Jet hızıyla geçti ve yasallaşmak üzere süreç başlatıldı.
578 milletvekili oy kullandı.
Yasa teklifi, 467 milletvekilinin oyu ile kabul edildi.
Kimin kim olduğu, çok net ortaya çıktı.
Milyonların peşinden gittiği siyasi figürlerin aslında nasıl bir niyete sahip olduğu, ayan beyan ortaya konuldu.
Bugünlere bir veya birkaç yılda falan gelinmiş değildir.
Sevr'den bile çok daha öncesine dayanır.
En bilinen tarafıyla 1838 Balta Liman Antlaşmasıyla çöküşün startı verilmişti.
Ardından 1839 Tanzimat Fermanı, 1855 ilk dış borç alımı, 1881 Düyun-ı Umumiye yönetimi ve derken, SEVR koşulları.
Eşsiz önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, işte bu ahval ve şeraitte bir Cumhuriyet inşa etmiş yüce bir insandı.
Ölümünün hemen ardından, tıpkı 1839 koşullarına tekrar geri dönüldü.
O gün İngiltere tanrı kabul ediliyordu, 1940'lar sonrasında ABD.
Her türlü tavize ve teslimiyet politikalarına rağmen, Türk devleti ve milletini ayakta tutmayı başaran, Atatürk özneli bir Anayasa vardı.
Her ne kadar bu anayasa 2000 sonrasında kuşbaşına çevrilmiş olsa da, mevcut sadece başlangıç metni ile bile kapsayıcıdır ve yeterlidir.
Kim ki bu anayasanın başlangıç metni ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez maddelerinden rahatsız oluyorsa, Türk milletinden değildir ve asla bu ülkede yaşamayı hak etmiyordur!
Noktası virgülüne dokunmadan mevcut anayasamızın başlangıç metnini olduğu gibi aktarıyorum:
Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O'nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;
Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddî ve manevî mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;
Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;
Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;
Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;
Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve "Yurtta sulh, cihanda sulh" arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;
FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,
TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.
Hacı Gaydan / diğer yazıları
- 10 Ağustos 1920 Sevr / 10 Ağustos 2026 çerçeve yasa / 12.08.2026
- Federasyonun fidesi dikiliyor! / 11.08.2026
- “Kürt sorunu” var diyenler iyi okusun! / 10.08.2026
- “Atatürk Kürtlere özerklik vermişti” iftirasını çürütüyoruz / 06.08.2026
- Lozan’da bilinmeyen gerçekler: Gizli madde yok, gizli oturum var / 04.08.2026
- Atatürk olsaydı madenler milletin olurdu / 03.08.2026
- Yeni Parti’ye hayati sorular / 24.07.2026
- ‘İslam ülkeleri’ kavramını reddediyorum! / 20.07.2026
- Kurucu anayasamız, 1924 anayasasıdır. Değiştirilmesi dahi teklif edilemez! / 14.07.2026
- Türk ordusu, dünyanın en şerefli ordusudur / 13.07.2026
- Federasyonun fidesi dikiliyor! / 11.08.2026
- “Kürt sorunu” var diyenler iyi okusun! / 10.08.2026
- “Atatürk Kürtlere özerklik vermişti” iftirasını çürütüyoruz / 06.08.2026
- Lozan’da bilinmeyen gerçekler: Gizli madde yok, gizli oturum var / 04.08.2026
- Atatürk olsaydı madenler milletin olurdu / 03.08.2026
- Yeni Parti’ye hayati sorular / 24.07.2026
- ‘İslam ülkeleri’ kavramını reddediyorum! / 20.07.2026
- Kurucu anayasamız, 1924 anayasasıdır. Değiştirilmesi dahi teklif edilemez! / 14.07.2026
- Türk ordusu, dünyanın en şerefli ordusudur / 13.07.2026
























































