İsrail'in istekleri hiç bitmiyor. Son olarak İsrail Başbakanı Ehud Olmert, BM'nin görevlendireceği uluslararası barış gücünün Lübnan-Suriye sınırını da kontrol altına almasını istedi. Her zaman olduğu gibi İsrail'in isteklerini emir telakki ederek gereğini yapmak için BM'de ivedilikle peş peşe adım atıyor. Herkese söz geçiren BM, söz konusu İsrail olunca söz geçirmek şöyle dursun İsrail'den emir alan bir konumda maalesef. İsrail Lübnan'a uyguladığı hava ve deniz ablukasını ancak Lübnan'ın bütün sınırlarında BM barış gücü konuşlandığı zaman kaldıracağını söylüyor.Sanki Lübnan'da binin üstünde masum sivili öldüren İsrail değil de başkasıymış gibi şart üstüne şart ortaya atıyor ve asıl tuhaf olansa başta BM olmak üzere kimse İsrail'e bunları istemeye hakkı olmadığını söylemiyor. Üstelik İsrail'in Lübnan'da çoğu çocuk sivilleri kasten öldürdüğü Uluslararası Af Örgütü'nün hazırladığı bir raporla belgelenmiş olduğu halde.UAÖ'nün raporuna göre, Lübnan'da İsrail ordusu üçte birini çocukların oluşturduğu 1183 kişiyi öldürdü. İsrail saldırıları sonucu 4 binden fazla kişinin yaralandı ve sivillerin bulunduğu 300 binden fazla mesken bombardımanda vurulduğu için 1 milyona yakın kişi de evini terk etmek zorunda kaldı. Örgüt, Lübnan'da sivilleri kasten öldüren İsrail'in uluslarararası yasaları ihlal ettiğini ve savaş suçu işlediğini raporda belgeleriyle ortaya koymuş. Af örgütü böyle bir rapor ortaya koymuşta ne olmuş?Hiç?Evet, koskoca bir hiç.İsrail buna rağmen BM'yi kullanmaya ve şart üstüne şart sıralamaya devam ediyor.Eğer İsrail istekleri yerine getirilirse, Lübnan her tarafından izole edilmiş ve BM kuşatmasına alınmış olacak. İsrail'in talepleri de göstermektedir ki, yerleştirilecek BM barış gücüyle İsrail, hem Hizbullah saldırılarına karşı korunmuş olacak hem de Suriye sınırından Hizbullah'a başta İran olmak üzere başka ülkelerden gelebilecek yardımların önüne geçilecek. İsrail ancak bu sayede yutamadığı Hizbullah lokmasını yutulabilir hale getirebileceğini düşünmektedir. Bunun için de BM'yi çok büyük bir diplomatik ustalıkla kullanmaktadır. Dolayısıyla BM kapsamında oraya asker gönderecek ülkeleri de amaçları doğrultusunda kullanmış olacaktır.Bir de şu kaçırılan İsrail askerlerinin aileleriyle Dışişleri bakanı Gül'ün gizli olarak görüşmesi konusu var. Dışişlerinin inandırıcılıktan uzak oldukça da komik açıklamasına göre, kaçırılan İsrailli askerlerin aileleriyle görüşme konusunu İsrail gündeme getirmiş ve görüşmenin gizliliğini de İsrail tarafı istemiş. Bu gizliliği teklif eden İsrail sonra ziyareti basına sızdırmış. Güler misin, ağlar mısın?İsrail böyle bir görüşmeyi neden gizlemek istesin? Ayrıca diyelim böyle anlamsız gizliliği istedi, neden basına sızdıran taraf olsun. Dışişlerinin bu açıklamasına ne taraftan bakarsanız bakın, saçma olduğu gün gibi ortada. Bu tip görüşmelerin ve bazı anlaşmaların kim ya da kimler tarafından gizlenmek istediği Türk milletinin malumudur. Burada hükümet olayı farklı tartışma zeminlerine kaydırarak yapılan yanlışı gizlemeye çalışıyor. Asıl mesele Abdullah Gül'ün bu üç askerin aileleriyle görüşmeyi kabul etmesidir. Üzerinde konuşulması gereken gündemde tutulması gereken budur. Üç Yahudi askerin derdiyle dertlenen Sayın Gül'e soruyorum, Lübnan'da ölen 1183 kişinin ve yaralanan 4000 kişinin aileleriyle görüşmeyi hiç düşündü mü? Yoksa kendini onlara yakın hissetmiyor mu?
Orhan Dede / diğer yazıları
- PKK’nın yerini DEAŞ mı dolduracak? / 31.12.2025
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024
- Enerji masasında Türkiye neden yok? / 08.11.2025
- Çağdaş Nemrutların ateşinden hiç korkmadı! / 13.04.2025
- Ya Öcalan cumhurbaşkanı olursa... / 10.04.2025
- DEM Parti’ye mağdur rolü mü biçildi? / 05.11.2024
- Bin tane Öcalan’ın çağrısı terörü bitirir mi? / 29.10.2024
- Türkiye’nin refleksleri yok edildi / 24.10.2024
- Vatikan çok üzüldü… / 22.10.2024
- Bir savcı çok şeyi değiştirir / 20.10.2024
- Kaç Erdoğan var? / 19.10.2024





























































