logo
01 TEMMUZ 2026

İzolasyonların kaldırılmasının karşılığı

22.07.2006 00:00:00
 


Başbakan Erdoğan, Kıbrıs'ta gövde gösterisi yapıyor... "İzolasyonlar kalkmazsa, limanlarımızı açmayız, müzakereleri durdururlarsa durdursunlar. Biz bunun için 10 maddelik bir Eylem Planı ortaya koyduk... Bunu kabul etsinler, bir taraf üzerinde izolasyonlar sürerken diğer tarafa limanları açmayız." İzolasyonların kaldırılması karşılığı limanların açılması makul bir öneri mi?Hayır... İzolasyonların kaldırılması zaten hakkımız. Karşılığında tavize gerek olmayan bir hak. Kıbrıs Türk halkına ambargo uygulanması için herhangi bir BM kararı yok... Ambargolar zaten hukuksuz. BM ve AB'den daha önce izolasyonların kaldırılmasına ilişkin sözler verilmiş... Bizim bu sözlerin tutulması için bastırmamız lazım. Pazarlığa girişmeye gerek yok. Kıbrıs Volkan gazetesinde Sabahattin İsmail diyor ki:"...Kıbrıs Türk halkına uygulanan ambargoların kaldırılması karşılığında Türk limanlarının Rum gemi ve uçaklarına açılması çok yanlış bir denklemdir... Limanların açılması Rumların meşru hükümet olarak tanınması anlamına gelir. Hakkımız olanı elde etmek için Rum Yönetimi'ne böyle bir bedel ödemeye gerek yok. Çünkü Rum devletinin tüm adanın tek meşru hükümeti olarak tanınmasından sonra KKTC önce tabela devlete dönüşecek, sonra tasfiye sürecine girecektir." Peki izolasyonlar hangi koşulda kaldırılmalı? Yanıt:"Türk limanları, ancak KKTC'nin tanınmasından ve iki devlete dayalı bir barış anlaşmasının imzalanmasından sonra açılabilir..."Melih Aşık / Milliyet

2026-KPSS Lisans başvuruları başladı

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca düzenlenen 2026 Kamu Personel Seçme Sınavı'na (2026-KPSS Lisans) başvurular başladı

 

01.07.2026 10:44:00
Anadolu Ajansı
 
2026-KPSS Lisans başvuruları başladı
2026-KPSS Lisans başvuruları başladı

ÖSYM'nin internet sitesindeki duyuruya göre, 2026-KPSS Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu 6 Eylül, Alan Bilgisi oturumları 12-13 Eylül'de yapılacak.

Diyanet İşleri Başkanlığında din hizmetlerinde görev almak isteyenlerin katılacakları Din Hizmetleri Alan Bilgisi Testi (DHBT) ise 1 Kasım'da uygulanacak.

Sınavın Genel Yetenek-Genel Kültür oturumu ile Alan Bilgisi oturumlarına başvurular 1-13 Temmuz'da, DHBT'ye başvurular ise 22-30 Eylül'de alınacak.

Adaylar, başvurularını ÖSYM Başvuru Merkezleri aracılığıyla ÖSYM'nin "ais.osym.gov.tr" adresinden veya ÖSYM Aday İşlemleri mobil uygulamasından yapabilecek.

Tüm adaylar için 6 Eylül'deki Genel Yetenek-Genel Kültür oturumuna girmek zorunlu olacak. Sınavın diğer oturumlarından hangilerine gireceklerine adaylar karar verecek.

Sınava ilişkin ayrıntılı bilgiye 2026-KPSS Lisans Kılavuzu'ndan erişilebiliyor. 

İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi

İzmir'in Bornova ve Konak ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirilirken, 2 şüpheli tutuklandı

01.07.2026 10:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi
İzmir'de 121 bin 816 uyuşturucu hap ele geçirildi
İzmir'in Bornova ve Konak ilçelerinde düzenlenen operasyonlarda 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ele geçirilirken, 2 şüpheli tutuklandı.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Bornova ve Konak ilçelerindeki iki ayrı adreste yüklü miktarda uyuşturucu madde depolandığı ve bu maddelerin sokak satıcılarına dağıtılacağı istihbaratı üzerine harekete geçti.

Önceden belirlenen adreslere yapılan baskınlarda; 121 bin 816 adet uyuşturucu nitelikli hap ile bu hapların yapımında kullanılan 44 kilo 694 gram ham madde ele geçirildi.

Operasyonda gözaltına alınan Ö.U. ve S.K., emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildikleri adliyede çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Abdulkadir Baytimur, silahla intihar girişiminde bulunduğu iddiasıyla kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü 2 günün ardından yaşamını yitirdi

01.07.2026 06:00:00 / Güncelleme: 01.07.2026 11:08:07
İHA
 
Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti
Şanlıurfa'da intihar girişiminde bulunan daire başkanı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti

Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanı Abdulkadir Baytimur, silahla intihar girişiminde bulunduğu iddiasıyla kaldırıldığı hastanede tedavi gördüğü 2 günün ardından yaşamını yitirdi
Olay Karaköprü ilçesine bağlı Karşıyaka Mahallesi'nde yaşandı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinde Fen İşleri Daire Başkanı olarak görev yapan Abdulkadir Baytimur iddiaya göre evinde silahla intihar girişiminde bulundu. Ağır yaralanan Baytimur, olay yerine giden sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı.

İki yıl önce atanmıştı

Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 2 gündür yaşam savaşı veren Baytimur, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Baytimur'un cenazesi otopsi işlemleri için Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Daha önce Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanı olarak görev yapan Baytimur, 2024 yılında Fen İşleri Daire Başkanlığı'na getirildiği öğrenildi.


Milyonlarca araç sahibini ilgilendiriyor

Zorunlu trafik sigortasında hasar onarımları, değer kaybı tazminatı, yedek parça hiyerarşisi ve dijital bildirim süreçlerini baştan aşağı değiştiren yeni tebliğ 1 Temmuz 2026 itibarıyla resmen yürürlüğe giriyor

30.06.2026 14:10:00 / Güncelleme: 30.06.2026 14:10:04
Haber Merkezi
 
Milyonlarca araç sahibini ilgilendiriyor
Milyonlarca araç sahibini ilgilendiriyor
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından hazırlanan ve Resmi Gazete'de yayımlanan bu tarihi düzenleme, sigorta uyuşmazlıklarını azaltmayı, vatandaşların mağduriyetlerini engellemeyi ve illegal aracıların haksız kazanç elde etmesinin önüne geçmeyi hedefliyor. Yarından itibaren sigorta şirketleri, eksperler ve araç sahipleri için tamamen yeni bir süreç başlayacak.

Değer kaybı tazminatında bürokrasi bitiyor

Yeni dönemin en büyük kolaylığı, kazalardan sonra yaşanan araç değer kaybı başvurularında olacak. Yarından itibaren yürürlüğe girecek sistemin detayları şunlar:

Otomatik Başvuru: Maddi hasarlı kaza sonrası sigorta şirketine hasar onarımı için başvuran hak sahipleri, ayrıca bir dilekçe vermelerine gerek kalmaksızın değer kaybı talebinde de bulunmuş sayılacak.

Eksper Raporu Şartı: Görevlendirilen sigorta eksperi, araçtaki değer kaybı tutarını hazırlayacağı hasar raporunda net bir şekilde belirtecek.

Hızlı Bildirim: Sigorta şirketleri, hesaplanan değer kaybı tutarını nihai eksper raporunun kendilerine ulaştığı tarihi takip eden ilk iş günü içinde hak sahibine dijital ortamda bildirmekle yükümlü olacak.

Değer Artışı Kesintisi Kalktı: Onarım yapılan araçta parça değişimi sebebiyle bir değer artışı oluşsa bile, sigorta şirketleri bu farkı tazminat tutarından düşemeyecek.

Yedek parçada orijinal önceliği

Hasar gören araçların onarım süreçlerinde parça değişim kuralları net bir hiyerarşiye bağlanıyor.

Kazalı araçlarda hasar gören parça onarılamıyorsa, öncelikli olarak orijinal parçayla değiştirilmesi zorunlu olacak.

Orijinal parçanın piyasada bulunamadığı durumlarda, ancak hak sahibinin açık onayı alınarak eşdeğer veya yeniden kullanılabilir (çıkma) parça monte edilebilecek.

Orijinal parçanın temin edilemediğini veya hak sahibinin eşdeğer parçaya onay verdiğini ispat etme yükümlülüğü tamamen sigorta şirketine ait olacak.

Pert araçlar ve prim düzenlemeleri

Sistemdeki suistimalleri engellemek adına "ağır hasarlı" (pert) araçlar ve temmuz ayı primleri için de yeni kurallar getirildi.

Eksper raporuyla ağır hasarlı olduğu belirlenen araçlar için, aracın trafikten çekildiğini gösteren "Trafikten Çekilmiştir" tescil belgesi sigorta şirketine sunulmadan hiçbir şekilde tazminat ödemesi yapılmayacak.

SEDDK'nın yayımladığı genelge doğrultusunda, Haziran 2026'da uygulanan azami trafik sigortası primleri, 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren yüzde 2 oranında artırılarak güncellenecek.

Bildirimler tamamen dijitalleşiyor

Süreçlerin şeffaflığı için tebliğe "kalıcı veri saklayıcısı" tanımı eklendi. Sigorta şirketleri ile vatandaşlar arasındaki tüm iletişim kısa mesaj (SMS), elektronik posta, mobil uygulamalar, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi veya e-Devlet üzerinden yürütülecek ve kayıt altına alınacak. Böylece "bilgilendirme yapılmadı" iddiaları ve bürokratik gecikmeler tarihe karışacak.

Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı

Seferihisar Belediyesi'ne imar ve inşaat uygulamalarında rüşvet iddiaları üzerine düzenlenen operasyonun adli süreci tamamlandı. Aralarında Belediye Başkanı İsmail Yetişkin'in de bulunduğu 12 kişi tutuklanırken, Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit hakkında ev hapsi kararı verildi

30.06.2026 11:20:00
Haber Merkezi
 
Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı
Seferihisar Belediye Başkanı tutuklandı
İzmir'de geniş yankı uyandıran Seferihisar Belediyesi merkezli rüşvet ve usulsüzlük soruşturmasında sıcak gelişmeler yaşanıyor. Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyon kapsamında gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturmanın üçüncü dalgası kapsamında adliyeye sevk edilen 20 kişiden 12'sinin tutuklandığı bildirildi.

4 ilde eş zamanlı baskın

Seferihisar Cumhuriyet Başsavcılığı, belediyedeki inşaat ve imar uygulamalarında rüşvet alındığı, usulsüzlük yapıldığı ve 31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri öncesinde bazı adaylar ile yakınları arasında şüpheli para transferleri gerçekleştiği iddiaları üzerine 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı çıkarmıştı.

İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 25 Haziran'da İzmir merkezli İstanbul, Adana ve Aydın illerinde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 25 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

12 isim tutuklandı, bürokrasi cezaevinde

Emniyetteki sorgu işlemlerinin tamamlanmasının ardından dün adliyeye sevk edilen 20 şüpheliden 2'si savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen isimlerden Belediye Başkanı İsmail Yetişkin başta olmak üzere belediye yönetiminin kritik isimleri tutuklandı.

Mahkemece tutuklanan 12 kişi şunlar:

• İsmail Yetişkin (Seferihisar Belediye Başkanı)

• İnanç Karabulut (Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı)

• İrfan Çevik (Seferihisar Belediyesi Özel Kalem Müdürü)

• Mehmet Uğur (Seferihisar Belediyesi Yapı Kontrol Müdür Vekili)

• Nilay Özcan Eşin (Seferihisar Belediyesi Şehir Plancısı)

• İsmail Fergun Keser (Yapı Kontrol Müdürü / Elektrik Mühendisi)

• Cüneyt Okultaş (Emekli Memur)

• Barış Yaman (Yapı Kontrol Görevlisi)

• Sercan Taşlıoğlu (Seferihisar Jeotermal Harita Teknikeri)

• Birkan Alkan (Seferihisar Jeotermal Büro Memuru)

• Mehmet Ersay (Şirket Sahibi)

• Medeni Çiftçi (Şirket Sahibi)

Diğer belediye başkanlarına "ev hapsi" ve adli kontrol

Soruşturma kapsamında isimleri geçen ve gözaltına alınan diğer siyasi figürler hakkında da adli tedbirler uygulandı. Soruşturma dosyasında adı bulunan Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ile CHP'li İzmir Büyükşehir ve Güzelbahçe Meclis Üyesi Doğuş Bayır hakkında hakimlik tarafından "ev hapsi" şeklinde adli kontrol kararı verildi.

Öte yandan, operasyon kapsamında gözaltına alınan Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı N.H. ile birlikte toplam 6 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Balçova Belediye Başkanı Yiğit'in annesi Meryem Yiğit'in de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler ise emniyet ve savcılık aşamalarında salıverildi.

Gelişmeler kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, İçişleri Bakanlığı'nın tutuklama kararlarının ardından belediyelere yönelik bir kayyum ataması yapıp yapmayacağı ya da meclis üyelerinin yeni başkan vekilini nasıl seçeceği merak konusu oldu. Soruşturma çok yönlü olarak devam ediyor.

Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!


 
Kilo verme süreciyle ilgili en sık merak edilen sorulardan biri, verilen kiloların vücuttan nasıl çıktığıdır. Toplumda sıkça düşünülenin aksine yağlar; yalnızca terleme, idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz. Yağ yakımı gerçekleştiğinde vücut depoladığı yağı enerji üretmek için parçalar; bu süreç sonunda yağın önemli bir kısmı karbondioksite dönüşerek nefes yoluyla dışarı verilir, kalan kısmı ise su olarak idrar, ter ve diğer vücut sıvılarıyla atılır.

30.06.2026 08:23:00
MURAT ÇORBACI
 
  Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!
  Verilen kilolar ilginç yolla bedenden atılıyor!

Kilo verme süreciyle ilgili en sık merak edilen sorulardan biri, verilen kiloların vücuttan nasıl çıktığıdır. Toplumda sıkça düşünülenin aksine yağlar; yalnızca terleme, idrar ya da dışkı yoluyla vücuttan atılmaz. Yağ yakımı gerçekleştiğinde vücut depoladığı yağı enerji üretmek için parçalar; bu süreç sonunda yağın önemli bir kısmı karbondioksite dönüşerek nefes yoluyla dışarı verilir, kalan kısmı ise su olarak idrar, ter ve diğer vücut sıvılarıyla atılır.

Uzman Diyetisyen Samet Yağlı, kilo verme sürecinin sanıldığından daha biyolojik ve sistemli bir mekanizma olduğunu belirterek, "Kilo vermek sadece tartıdaki rakamın azalması değildir. Vücut, depoladığı yağı enerjiye çevirdiğinde ortaya çıkan atıkların büyük bölümü nefesle dışarı atılır. Bu yüzden 'çok terledim, çok kilo verdim' düşüncesi yanıltıcıdır. Terleme çoğu zaman su kaybını gösterir; gerçek yağ kaybı ise sürdürülebilir beslenme, hareket ve metabolik dengeyle oluşur" dedi. Vücudun yağ depolarını kullanabilmesi için harcanan enerjinin alınan enerjiden fazla olması gerekir. Ancak bu durum, bilinçsizce aç kalmak anlamına gelmez. Uzun süreli açlık, çok düşük kalorili diyetler veya tek tip beslenme yöntemleri kısa vadede tartıda düşüş sağlayabilir; fakat bu kaybın önemli bir kısmı su ve kas kaybı olabilir.

Yağ kaybının sağlıklı şekilde gerçekleşmesi için yeterli protein alımı, dengeli karbonhidrat ve yağ tüketimi, liften zengin beslenme, düzenli su tüketimi ve fiziksel aktivite büyük önem taşır. Özellikle kas kütlesinin korunması, verilen kilonun kalıcı olmasında kritik rol oynar.

Samet Yağlı, kilo verme sürecinde en büyük yanılgılardan birinin tartı odaklı düşünmek olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Bir kişinin tartıda 2 kilo eksilmiş olması, 2 kilo yağ kaybettiği anlamına gelmez. Bu kayıp su, bağırsak içeriği veya kas kütlesinden de kaynaklanabilir. Gerçek başarı; bel çevresinin azalması, vücut yağ oranının düşmesi, kas kütlesinin korunması ve kişinin sürdürülebilir bir beslenme düzeni kazanmasıdır."

Onurlu göndereceklerdi, şimdi ucuza çalıştıracaklar

Türkiye'de geçici koruma statüsünde bulunan Suriyelilerin geri dönüş tartışmaları sürerken, hükümetten iş gücü piyasasını kökten değiştirecek radikal bir hamle geldi

29.06.2026 23:00:00
Haber Merkezi
 
Onurlu göndereceklerdi, şimdi ucuza çalıştıracaklar
Onurlu göndereceklerdi, şimdi ucuza çalıştıracaklar
Türkiye'de geçici koruma statüsünde bulunan Suriyelilerin geri dönüş tartışmaları sürerken, hükümetten iş gücü piyasasını kökten değiştirecek radikal bir hamle geldi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye'de kalan 2 milyon 259 bin Suriyeli için çalışma izni zorunluluğunun kaldırıldığını ve yerine "çalışma izni muafiyeti" getirildiğini açıkladı.

Daha önce her fırsatta sığınmacıların ülkelerine "onurlu ve gönüllü" şekilde gönderileceğini taahhüt eden ekonomi ve göç politikalarının, bu kararla birlikte sığınmacıları piyasada kalıcı ve ucuz iş gücü olarak tutma stratejisine dönüştüğü yorumları yapılıyor.



Yeni düzenlemeye göre, sığınmacılar artık bürokratik ve maliyetli çalışma izni süreçleriyle uğraşmayacak. Doğrudan her seferinde 1 yıl geçerli olacak "çalışma izni muafiyeti" belgesi alarak yasal olarak istihdam edilebilecekler. İçişleri Bakanlığı bu adımın gerekçesini imalat, tekstil, tarım ve hayvancılık sektörlerindeki ağır iş gücü açığı ve kayıt dışı istihdamla mücadele olarak açıklasa da karar kamuoyunda çok sert tepkiyle karşılandı.

Siyasi muhalefet ve işçi sendikaları, "gönüllü geri dönüş" söylemlerinin rafa kaldırıldığını belirterek kararı "yerli işçiye darbe" olarak nitelendiriyor. Yapılan eleştirilerde, muafiyet sistemiyle birlikte Suriyeli sığınmacıların piyasadaki ucuz iş gücü statüsünün tamamen yasallaştırıldığı, bu durumun fabrikalarda ve tarlalarda asgari ücretle çalışan Türk vatandaşlarının iş bulmasını imkansız hale getireceği savunuluyor. Karar, sığınmacıların ülkelerine gönderilmesi beklenirken tam aksine ucuz emek sömürüsü üzerinden kalıcı hale getirilmelerinin resmi itirafı olarak değerlendiriliyor.

Onurlu dönüş



Söz konusu muafiyet kararı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugüne kadar sığınmacı politikasına dair verdiği taahhütleri yeniden tartışmaya açtı. Erdoğan, Temmuz 2023 ve Aralık 2024'teki kabine konuşmalarında ısrarla Suriyelilerin ülkelerine 'gönüllü, güvenli ve onurlu' şekilde geri döneceğini ve kuzey Suriye'de yapılan konutlarla bu dönüşün hızlandırılacağını açıklamıştı.

Muhalefet bloğu, Erdoğan'ın bu net sözlerine rağmen İçişleri Bakanlığı'nın getirdiği 'çalışma izni muafiyeti' adımını, 'onurlu dönüş vaadinden vazgeçilmesi ve sığınmacıların ucuz iş gücü olarak kalıcılaştırılması' şeklinde yorumluyor."

Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?

Türkiye günlerdir TGRT Haber sunucusu Cem Küçük ile yayıncı Tamar Tanrıyar arasında sosyal medya üzerinden yürütülen ağır ithamları, şantaj iddialarını ve belaltı ifşaları konuşuyor

29.06.2026 22:16:00
Haber Merkezi
 
Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?
Cem Küçük, Adnan Oktar örgütünden para aldı mı?
Türkiye günlerdir TGRT Haber sunucusu Cem Küçük ile yayıncı Tamar Tanrıyar arasında sosyal medya üzerinden yürütülen ağır ithamları, şantaj iddialarını ve belaltı ifşaları konuşuyor.

İkilinin karşılıklı meydan okumalarıyla büyüyen kriz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın düğmeye basmasıyla adli boyuta taşındı ve firari durumda olan Tanrıyar'ın gözaltına alınmasıyla yeni bir boyut kazandı.

Kaset ve şantaj



Kriz, Haziran ayı başında Tamar Tanrıyar'ın sosyal medya üzerinden yayınladığı videolarla başladı.

Tanrıyar, Mali Suçlarla Mücadele Şubesi kayıtlarına dayandığını öne sürdüğü bazı belgeler paylaşarak; Cem Küçük'ün geçmişte Adnan Oktar silahlı suç örgütünden "editörlük, çeviri ve deşifre bedeli" adı altında para aldığını iddia etti.

Küçük'ün bazı belediyelerden usulsüz paralar aldığını ve lüks ayakkabılar talep ettiğini de iddia eden Tanrıyar, muhalif isimlere yumuşak davranmaya devam etmesi halinde elindeki arşivi açarak kendisini tamamen deşifre edeceğini söyleyerek açıkça tehdit savurdu.

Cem Küçük ise bu iddialara sert bir üslupla yanıt vererek, Tanrıyar'ın arkasında bir suç örgütü olduğunu belirtti.

Tanrıyar'ın kendisini, Suriye hatları üzerinden arayan odaklarca yönlendirildiğini savunan Küçük, "Sen git, sahibin gelsin" restini çekti.

Küçük ayrıca, Tanrıyar'ın geçmişte bir iş insanını "Senden hamileyim" yalanıyla tehdit edip şantaj yaptığını ve eşi Can Tanrıyar'ın da devlet sırlarını sızdırmaktan tutuklandığını hatırlatarak çiftin haksız servet edindiğini öne sürdü.

Küçük'ün, Can Tanrıyar'ın 15 yıl önceki ilişkilerine ait kaset iddialarını gündeme getirmesine ise Tamar Tanrıyar, "Eşimin geçmişini malzeme yapacak kadar gözün dönmüş" diyerek tepki gösterdi.

Savcılık devreye girdi, Kuşadası'nda yakalandı

Karşılıklı ifşaların ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Tamar Tanrıyar'ın sosyal medya paylaşımlarını inceleyerek TCK 299 uyarınca "Cumhurbaşkanına Hakaret" ve TCK 217/A uyarınca "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" suçlarından gözaltı kararı çıkardı. İlk incelemelerde Marmaris üzerinden yurt dışına firar ettiği düşünülen Tanrıyar'ın izini süren emniyet güçleri, firari yayıncıyı Kuşadası'nda bir kruvaziyer gemisinde yakalayarak gözaltına aldı.

Cem Küçük: "Hukuk önünde burnundan getireceğiz"



Gelişmelerin ardından sosyal medya hesabından yeni bir açıklama yapan Cem Küçük, yasal sürecin sonuna kadar takipçisi olacağını belirtti. Küçük açıklamasında, "Tamar Tanrıyar'ın çalıştığım TGRT Haber, patronlarım ve şahsım adına attığı her iftirayı hukuk önünde burnundan getireceğiz. Cumhurbaşkanımıza hakaretlerinin de hesabını verecek. Tamar Tanrıyar denen namussuza destek, yanıltıcı bilgi veren arkasındaki herkesin de burnundan gelecek" ifadelerini kullandı.

Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli

Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı

29.06.2026 21:04:00
Haber Merkezi
 
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Zengin daha zengin, fakir daha öfkeli
Türkiye genelinde son dönemde tırmanışa geçen asayiş olayları ve mülkiyete karşı işlenen suçlar, sosyo-ekonomik adaletsizlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Kriminologlar ve sosyologlar, adli sicil kayıtlarındaki artışın en temel itici gücünün, toplumdaki gelir dağılımı dengesizliği ve derinleşen yoksulluk olduğunu belirtiyor.

Zengin ile fakir arasındaki makas suç zeminini besliyor



TÜİK tarafından paylaşılan gelir dağılımı istatistikleri, Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik grubun toplam gelirden neredeyse aslan payını (yüzde 48'in üzerinde) aldığını gösteriyor. En alttaki yüzde 20'lik dilim ise pastanın sadece yüzde 6,3'ü ile geçinmeye çalışıyor.

Uzmanlar, bu ekonomik uçurumun yarattığı sosyal kırılmaları şu şekilde özetliyor:

Bireylerin lüks tüketime sosyal medya aracılığıyla anlık tanıklık etmesi, alt gelir grubunda dışlanmışlık ve öfke duygusunu büyütüyor.

Son dönemde adli makamlara yansıyan küçük montanlı hırsızlıklar, market yağmaları ve dolandırıcılık vakalarında "temel ihtiyaçları karşılama" motivasyonunun öne çıktığı gözlemleniyor.

Gelir adaletsizliği arttıkça, genç nüfus arasında yasal yollardan yeterli gelir elde edememe inancı yerleşiyor ve bu durum uyuşturucu kuryeliği veya yasa dışı bahis gibi organize suç ağlarına katılımı hızlandırıyor.

En çok "mal varlığına karşı suçlar" artıyor



Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı adli sicil istatistiklerine göre, hırsızlık, dolandırıcılık, yağma ve kapkaç gibi doğrudan mal varlığını hedef alan suçlarda son yıllarda gözle görülür bir tırmanış mevcut. Özellikle büyükşehirlerde asayiş vakalarının yoğunlaşması, ekonomik olarak en fazla baskı altında kalan kesimlerin buralarda yaşamasından kaynaklanıyor.

TÜİK'in yayımladığı Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması sonuçları da halkın suç korkusunun arttığını ve mülkiyete yönelik tehditlerin günlük yaşamın bir parçası haline geldiğini doğruluyor.

Çözüm sadece polis tedbirleri değil

Sosyologlar, yükselen suç grafiğini sadece emniyet tedbirleri ve cezaların artırılmasıyla durdurmanın imkansız olduğunu vurguluyor. Güvenli bir toplum yapısı için emniyet güçlerinin müdahalesinden ziyade, tabana yayılan asgari ücret politikaları, adil vergilendirme, fırsat eşitliği ve sosyal devlet mekanizmalarının etkin şekilde çalıştırılması gerektiği çağrısı yapılıyor

Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı

NATO zirvesi için Türkiye’ye gelen Yunanistan NATO Parlamenter Kurulu Heyeti Başkan Yardımcısı Dimitris Kairidis, TBMM’nin 1995 tarihli tarihi kararını hedef alarak "Türk-Yunan dostluğuna uymuyor" dedi. Atina’nın meşru hak iddialarına karşılık Türkiye, Ege’deki hayati çıkarlarını koruma kararlılığını sürdürüyor

29.06.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı
Yunan vekilden ‘savaş sebebi’ çıkışı
İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) zirvesine katılmak üzere Türkiye'ye gelen Yunanistan delegasyonu Başkan Yardımcısı Dimitris Kairidis, iki ülke arasındaki en hassas egemenlik konularından biri olan "Casus Belli" (Savaş Sebebi) kararını yeniden gündeme taşıdı. Kairidis, "1995'ten bu yana TBMM, Yunanistan'ın Ege Denizi'ndeki meşru haklarını yerine getirmesi durumunda bunu bir savaş sebebi sayacağını bildirdi. Bu Türk-Yunan dostluğuna uymuyor" diyerek Atina yönetiminin rahatsızlığını dile getirdi.


Yunanistan Türkiye'nin haklarını göz ardı mı ediyor?


Yunan diplomatlar ve siyasetçiler, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (BMDHS) dayanarak karasularını tek taraflı olarak 12 deniz miline çıkarma hakkına sahip olduklarını savunuyor. Ancak bu yaklaşım, Ege Denizi'nin özel coğrafi yapısını ve Türkiye'nin meşru haklarını tamamen göz ardı etmekte.

Ege Denizi'nde mevcut durumda karasuları 6 deniz mili olarak uygulanıyor. Eğer Yunanistan karasularını 12 mile çıkarırsa:

• Yunanistan'ın Ege'deki egemenlik alanı bir anda %35'ten %70'in üzerine çıkacak.

• Açık deniz alanları %49'dan %20'nin altına gerileyecek.

• Türkiye'nin Ege'deki karasuları payı ise yaklaşık %10'da sıkışıp kalacak.

Bu durum, Türkiye'nin kendi ana karasından açık denizlere ve uluslararası sulara çıkışını tamamen Yunanistan'ın iznine tabi bırakacaktır. Dolayısıyla Yunanistan "kendi hakkından" bahsederken, Türkiye'yi kendi kıyılarına hapsetmeyi öngören hakkaniyetsiz bir statüyü dayatıyor.


Türkiye'nin görüşü ve tarihi cevabı: 8 Haziran 1995 kararı


Türkiye, Yunanistan'ın bu hamlesine karşı cevabını 8 Haziran 1995 tarihinde TBMM'de oy birliğiyle alınan tarihi deklarasyonla resmen ilan etmişti. Yunan Parlamentosu'nun deniz hukukunu onaylayıp karasularını genişletme yetkisini hükümete vermesi üzerine toplanan TBMM, şu net duruşu sergilemişti:

1. Hayati Çıkarların Korunması: Yunanistan'ın Ege'de karasularını 6 milin ötesine tek taraflı olarak genişletmesi, Lozan Antlaşması ile kurulan hassas dengenin bozulması anlamına gelir.

2. Askeri Tedbir Yetkisi: Böyle bir adım atılması halinde, Türkiye Cumhuriyeti hükümetine, ülkenin hayati çıkarlarını korumak amacıyla askeri önlemler dahil her türlü tedbiri alma yetkisi verilmiştir.

3. Casus Belli Niteliği: Bu karar, uluslararası diplomaside Atina'nın 12 mil dayatmasına karşı Türkiye'nin en güçlü caydırıcı hukuki ve askeri sınırı (Casus Belli) olarak yürürlükte kalmaya devam etmektedir.

Ankara, Atina ile ikili ilişkilerde diyalog ve "Pozitif Gündem" süreçlerine önem verse de, Ege'deki egemenlik hakları ve ulusal güvenlik stratejilerinden taviz verilmeyeceğini; çözümün tek taraflı dayatmalarla değil, hakkaniyet ilkesine dayalı iki taraflı müzakerelerle mümkün olabileceğini her platformda vurgulamakta.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.