logo
08 EKİM 2026

Kadın Pantolon Modelleri: Hangi Kesim Size Ne Söylüyor?

08.10.2026 18:32:00 / Güncelleme: 08.10.2026 18:46:29
Reklam
 
Kadın Pantolon Modelleri: Hangi Kesim Size Ne Söylüyor?
Kadın Pantolon Modelleri: Hangi Kesim Size Ne Söylüyor?
Bir pantolonu deneme kabininde sevip evde bir daha giymemek çoğumuzun başına gelmiştir. Sorun genelde renkte ya da kumaşta değil, kesimde. Aynı beden iki pantolon, biri bacağı uzatıp diğeri kısaltabiliyor. Sonbahar alışverişine çıkmadan önce kesimleri tanımak bu yüzden işe yarıyor. 1951'den bu yana kadın giyiminde üretim yapan Mısırlı'nın yeni sezon koleksiyonunda bol paçadan flare'e, palazzodan nervürlü modellere kadar geniş bir yelpaze var. Bu yazıda kesimleri tek tek ele alıp hangisinin hangi güne ve vücut tipine uyduğunu anlatıyoruz.



Kesimi Tanımak: Dört Temel Model



Mağaza raflarındaki kadın pantolon modelleri ilk bakışta kalabalık görünse de çoğu dört ana kesimin varyasyonu.

Bol Paça

Kalçadan aşağı düz ve geniş iner. Rahatlığıyla bilinir ama doğru boyda alınmazsa yerde sürünür. Topuklu ayakkabıyla giyecekseniz paça boyunu ayakkabıyı giyerek ölçtürün. Bol paça, kalça ve bacak arasındaki oranı dengelediği için armut vücut tipinde iyi sonuç verir.

Flare (İspanyol Paça)

Dizden aşağı açılır. 70'lerin bu kesimi her birkaç yılda bir geri dönüyor ve bu sezon da gardıroplarda. Nervürlü yüzeyli flare modeller bacağı ince ve uzun gösterir. Platform taban ya da kalın topuklu bot ile en iyi sonucu verir.

Palazzo

Belden itibaren geniş ve akışkan. Pileli palazzo pantolonlar uzaktan etek gibi görünür, yürürken hareket eder. Davetlerde elbiseye iyi bir alternatif. Üstte vücuda oturan bir bluz ya da kısa bir kazak, alttaki hacmi dengeler.

Dar Kesim ve Sigaret

Bileğe doğru daralır. Uzun kazaklar, tunikler ve büyük boy hırkalar için en uygun alt parça bu. Üst tarafta hacim varsa altın sade ve dar olması siluete düzen getirir.



Kumaş Kesimi Nasıl Değiştirir?



Aynı kesim, farklı kumaşta bambaşka durur. Keten bol paça yazın havalı, kışın üşütür. Tüvit aynı modeli resmi bir parçaya çevirir.
Sonbaharda en çok konuşulan seçenek ise triko pantolon. Örgü yapısı sayesinde vücut hareketine eşlik ediyor, oturup kalkınca dizde iz bırakmıyor. Bol kesim triko pantolonlar siyah, mürdüm ve vizon gibi tonlarda kombin kurmayı kolaylaştırıyor. Üstüne aynı tonda bir kazak giydiğinizde tek parça gibi akan, uzun bir siluet elde ediyorsunuz.



Güne Göre Pantolon Seçimi


Ofis

Kumaş ya da triko bol paça, düz bir gömlek veya ince boğazlı kazakla. Ayakkabıda loafer ya da alçak topuk. Rengi nötr tutun; vurguyu çanta veya eşarpla yapın.

Hafta Sonu

Yüksek bel jean ya da beli bağcıklı rahat modeller. Üstte büyük bir triko kazak, ayakta sneaker. Pazar kahvaltısından alışverişe kadar yetiyor.

Akşam ve Davet

Palazzo ya da taş işlemeli bir pantolon, sade bir üstle. Detay altta olduğunda üstü yalın tutmak görüntüyü dengeler.



Doğru Bedeni Bulmak İçin Üç Ölçü



Pantolonda bedenden çok ölçü önemlidir. Etiketteki numara markadan markaya değişir.

Bel

Belinize oturmalı ama nefes aldığınızda batmamalı. Oturduğunuzda beldeki boşluk iki parmağı geçmiyorsa doğru.

Kalça

Kalçada kumaş gerilip yatay çizgiler oluşuyorsa bir beden büyüğe bakın. Bol kesimlerde bile kalça oturmalı.

Paça Boyu

Giyeceğiniz ayakkabıyla deneyin. Bol paçada kumaş yere birkaç santim kala bitmeli, flare'de ayakkabının topuğunu hafifçe örtmeli.

Kısa Bir Not

Bir sezona girerken birden fazla pantolon almak yerine farklı kesimde iki model seçmek gardırobu daha çok genişletiyor. Biri ofis için düz, diğeri hafta sonu için rahat; ikisi birlikte haftanın büyük bölümünü karşılıyor. Mısırlı'nın koleksiyonları mağazalarda ve markanın online mağazasında inceleniyor.

Maltepe'de enkaz altındaki 3 kişinin isimleri belli oldu

Maltepe'de sabah saatlerinde 3 katı çöken 7 katlı binanın enkazı altında bulunan 3 kişinin isimleri belli oldu

08.10.2026 20:22:00
İhlas Haber Ajansı
 
Maltepe'de enkaz altındaki 3 kişinin isimleri belli oldu
Maltepe'de enkaz altındaki 3 kişinin isimleri belli oldu
Maltepe'de sabah saatlerinde 3 katı çöken 7 katlı binanın enkazı altında bulunan 3 kişinin isimleri belli olurken, arama çalışmaları binanın yıkımının tamamlanmasının ardından gerçekleştirilecek.

Olay, sabah saat 05.40 sıralarında Maltepe Cevizli Mahallesi Doğu Sokak'taki 7 katlı binada meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, binanın 3 katında henüz bilinmeyen bir nedenle çökme yaşandı. İhbar üzerine olay yerine AFAD, UMKE, itfaiye, sağlık ve emniyet ekipleri sevk edildi. Ekiplerin seferber olduğu arama kurtarma çalışmalarında enkaz altından 8 kişi sağ olarak çıkarılırken, enkazdan çıkartılan 2 kişi ise hayatını kaybetti.

Enkaz altında kalan Zeynep İnan, Mesut Bilece ve Hüseyin Özyurt'u (64) çıkarma çalışmalarının ise binanın yıkımının tamamlanmasının ardından gerçekleştirileceği aktarıldı. Öte yandan Hüseyin Özyurt'un engelli, Zeynep İnan'ın ise enkazda hayatını kaybeden Ahmet Muhammet İnan'ın kardeşi olduğu öğrenildi.

Dışişleri Bakanı Fidan, Mekke Anlaşması ile ilgili, "Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil" dedi

Dışişleri Bakanı Fidan, Mekke Anlaşması ile ilgili, "Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil" dedi

08.10.2026 17:20:00
AA
 
Dışişleri Bakanı Fidan, Mekke Anlaşması ile ilgili, "Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil" dedi
Dışişleri Bakanı Fidan, Mekke Anlaşması ile ilgili, "Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil" dedi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ortak Savunma için Mekke Anlaşması'nın bir savunma anlaşması olduğunu belirterek, "Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil. Türkiye, başka bir ülke toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak." ifadesini kullandı.

Fidan, Macaristan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Anita Orban ile Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Rusya-Ukrayna Savaşı'nın bölgesel ve küresel istikrara yönelik başlıca tehditlerden biri olmaya devam ettiğini belirten Fidan, "Savaşın başından bu yana çatışmaların Karadeniz'e sirayet etmemesini sağlamak için çok çalıştık. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni titizlikle uygulamamız ve Karadeniz Tahıl Girişimi bu yaklaşımımızın somut örneklerinden oldu." dedi.

Fidan, savaşın Karadeniz'de yayılmakta olduğunu gördüklerini söyleyerek, şöyle devam etti:

"Sivil gemilere yönelik artan saldırılar, bölgemizdeki can, mal, seyir ve çevre güvenliğine ciddi tehdit oluşturmakta. Karadeniz'in yeni bir çatışma cephesine dönüşmesine bölge ülkeleri olarak, uluslararası toplum olarak asla izin vermememiz gerekiyor. Ama maalesef gördüğünüz gibi bütün cephelerde savaş yaygınlaştıkça etkisini Karadeniz'de de gösteriyor."

"Bu bir saldırı anlaşması değil"
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da 5 Ekim'de düzenlenen Ortak Savunma için Mekke Anlaşması Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Toplantısı'na katılım sağladığını hatırlatan Fidan, şu ifadeleri kullandı:

"Olağanüstü toplantıya katılmamızın ana nedeni aslında özellikle Suudi Arabistan'ın maruz kaldığı saldırıların görüşülmesiydi. Diğer taraftan alınması gereken kurumsallaşmayla ilgili bir takım ciddi kararlar vardı. Özellikle askeri karargahın yapısı, sekreteryanın durumu, yeni sekreterin atanması gibi başlıca konular, kurumsallaşmayla ilgili maddeler arasındaydı."

Fidan, anlaşma imzalanalı çok zaman geçmemesine rağmen, kurumsallaşma ve pratik adımların çok hızlı bir şekilde atıldığını belirterek, "Taraflar, bu konuda ciddi olduklarını, somut sonuçlar görmek istediklerini, ortaya koydukları iradeyle de göstermiş oluyorlar." dedi.

Türkiye'nin Yemen'den (Husiler tarafından) yapılan saldırılara karşı savunmaya nasıl bir katkıda bulunabileceğinin Pakistan'la değerlendirildiğini vurgulayan Fidan, "Burada zaman zaman ortaya konan ucuz siyasal retoriklerin gerçeklikle örtüşmediğini de ifade etmek istiyorum. Yemen'de Yemen meşru hükümet güçleri mevcut mücadeleyi devam ettirmekte. Suudi Arabistan onlara destek veriyor. Ama diğer taraftan da olayın barışla, diyalogla çözümlenmesi için biz elimizden geleni de yapıyoruz." diye konuştu.

Fidan, Ortak Savunma için Mekke Anlaşması'nın bir savunma anlaşması olduğunu vurgulayarak, "Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman siz savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değil. Türkiye, başka bir ülke toprağına asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak." ifadelerini kullandı.

Bakan Fidan, "Anlaşmanın Meclis'e gönderilmesi için gerekli çalışmalar nihayete ermiş durumda. Dün Cumhurbaşkanımıza (Recep Tayyip Erdoğan) da nihai arzımızı bu konuda yaptık. Bunu en kısa sürede Meclis'e sevk etme yönünde kararımız var. Biz kendi çalışmalarımızı hemen hemen bitirmiş durumdayız." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Macar mevkidaşıyla gerçekleştirdikleri verimli toplantının stratejik ortaklığın güçlendirilmesi bakımından önemli olduğunu vurgulayarak, ikili ilişkilerin bütün veçhelerini ele aldıklarını aktardı.

Gelecek yıl Macaristan'da düzenlenecek Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Toplantısı'nın hazırlıklarını gözden geçirdiklerini dile getiren Fidan, 2025'te 5 milyar doları aşan ikili ticaret hacmini 10 milyar dolar seviyesine yükseltmeyi hedeflediklerini belirtti.

Fidan, iki ülkenin ticaret bakanlarının da video konferans yoluyla görüştüğü bilgisini paylaşarak, savunma sanayisi alanındaki işbirliğini daha ileri taşımak için çalıştıkları Macaristan ile ortak üretim ve teknoloji geliştirme projelerinde birtakım mesafeler katettiklerini söyledi.

Bakan Fidan, savunma inovasyonu alanında oluşturulan çalışma grubunun bu alanda somut çalışmalar yürüttüğüne işaret ederek, "Bu vesileyle müttefikimiz Macaristan'daki NATO İleri Kara Kuvvetlerine katkı sağlamayı sürdüreceğimizi ayrıca huzurlarınızda ifade etmek istiyorum." dedi.

Enerji, ulaştırma ve bağlantısallık konularına özel önem atfettiklerinin altını çizen Fidan, Türkiye'nin Macaristan'ı bu konuda önemli bir ortak olarak gördüğünü kaydetti.

Fidan, doğal gaz ve yenilenebilir enerji alanlarında yeni işbirliği projeleri üzerinde çalıştıklarını belirterek, iki ülkenin enerji bakanlarının bu konuyu çok detaylı bir biçimde görüştüğünü dile getirdi.

"Müteahhitlik firmalarımız Macaristan'daki büyük ölçekli yabancı yatırımlarda roller üstleniyor. Yeni hükümet döneminde de bu türden rollerin devam etmesi konusunda da bir genel fikir birliği oluştu." ifadelerini kullanan Fidan, Türk ürünlerinin Avrupa'ya taşınması konusunda Macaristan'ın kritik bir rota teşkil ettiğini vurguladı.

Hakan Fidan, tarafların bilim, teknoloji, eğitim, kültür ve turizm alanlarındaki ortak faaliyetlerini "ilişkilerin geleceği için yapılan uzun vadeli bir yatırım" olarak tanımladı.

TDT ve AB bünyesinde ilişkiler
"Macaristan'ın Türk dünyasıyla sahip olduğu tarihi ve kültürel bağlar da bizim için son derece önemlidir." ifadesini kullanan Dışişleri Bakanı Fidan, Macaristan'ın gözlemci üye olduğu Türk Devletleri Teşkilatındaki (TDT) mevcudiyetini kıymetli bulduklarını ve işbirliğini daha da güçlendirmek istediklerini söyledi.

Fidan, Macar mevkidaşıyla Türkiye-Avrupa Birliği (AB) ilişkileri ile güncel bölgesel ve uluslararası meseleleri de ele aldıklarını aktararak, "Türkiye ve AB ilişkileri iki taraf için de kritik bir önem taşımakta." diye konuştu.

Genişleme sürecinin adil ve kapsayıcı olması gerektiğini her fırsatta gündeme getirdiklerine dikkati çeken Fidan, "'Türkiye'nin üyelik süreci, AB üyesi ülkelerin iç siyasi tartışmalarına kurban edilmemelidir.' diye defaatle vurguluyoruz. Bu bağlamda Macaristan'ın liyakat temelli yaklaşımını ve Türkiye'ye verdiği geleneksel desteği de açıkçası kıymetli buluyoruz." ifadelerini kullandı.

Fidan, Avrupa güvenliğinin Türkiye'nin güvenliği, imkanları ve kabiliyetlerinden bağımsız düşünülemeyeceğini vurgulayarak, bu gerçekliğin ortak güvenlik politikalarına daha güçlü şekilde yansıtılması gerektiğini yineledi.

Bakan Fidan, "Güvenlik politikalarında kalıcı yapılaşmalara gitmeden önce bu tartışmaların çok nitelikli yapılması gerekiyor. Aksi takdirde çok geç olabilir." dedi.

Karadeniz'deki güvenlik tehditleri
Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Karadeniz'de de etkisini göstermesi konusunda her iki tarafa da uyarı ve değerlendirmelerde bulunduklarını aktaran Fidan, çözüm önerileri de sunduklarını belirtti.

Fidan, "Şu anda kışa girmeden hemen önce her iki taraf da birbirlerine belli bir askeri üstünlük sağlamak için muazzam bir saldırı içerisindeler. Bu Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliğini ciddi şekilde etkiliyor. Özellikle Türk bayraklı, Türk sahipli, Türk personelli gemilerin de bundan etkilendiğini görüyoruz. Diğer tabii ülkelerin gemileriyle beraber, vatandaşlarıyla beraber. Bunun durması için elimizden geleni yapıyoruz." diye konuştu.

Özellikle gemilerin taşıdığı tahılın uluslararası piyasalara ulaşamamasından dolayı başta Afrika olmak üzere birçok ülkede gıda güvenliğiyle ilgili sorun oluştuğuna işaret eden Fidan, bunun önlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Fidan, Macar mevkidaşı Orban'la yaptığı toplantının ilişkilerin kurumsal yapısını tahkim ederek işbirliğine yeni bir ivme kazandıracağına yönelik inancını ifade etti.

"İsrail'in Gazze Barış Planı'nın uygulanmasıyla çok fazla alakası yok"
Türkiye'nin, Gazze'de devam eden soykırımın durması ve kalıcı barış için var gücüyle çalıştığını belirten Fidan, şöyle devam etti:

"Bölgedeki ortaklarımız, uluslararası ortaklarımız bu konuda elinden geleni yapmakta. Hem ikili hem çok taraflı hem bölgesel hem küresel ne kadar diplomasi aracı varsa bunu kullanıyoruz. Cumhurbaşkanımız (Recep Tayyip Erdoğan) da yaptığı bütün görüşmelerde bu konuyu bir numaralı gündem maddesi olarak ayakta tutmakta."

Fidan, Gazze'deki insanlık dramının sona erdirilmesi için insani yardımların mümkün olan en yüksek miktarda ulaştırılması, Filistin Ulusal Komitesi'nin içeri girip yönetimi devralması ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün Gazze'ye yerleşmesi gibi atılması gereken adımlar olduğuna dikkati çekti.

"İsrail'in, Gazze Barış Planı'nın uygulanmasıyla çok fazla alakası yok." diyen Fidan, yeni bir uluslararası baskının, Gazze'de devam eden dramın sona erdirilmesi için fevkalade önemli olduğuna işaret etti.

Fidan, Körfez'de ortaya çıkan savaşın, Gazze'ye yönelik yürütülen çalışmaları bir noktada, özellikle bölgedeki muhataplar nezdinde inkıtaya uğratmış gibi gözükse de Türkiye'nin çok yönlü dış politika çabası gereği buradan herhangi bir sapma olmadığını belirtti.

"Kararlı, yapıcı, sonuç alıcı çalışmalara devam edeceğiz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki hitabında yaptığı küresel çağrıyı hatırlatan Fidan, şöyle devam etti:

"Bizim bundan sonra atacağımız adımları, bölgesel dinamikleri de hesaba katarak daha geniş bir perspektiften ele almamız gerekiyor. Çünkü sorun çok katmanlı bir sorun. Burada İsrail'in bölgesel yayılmacılığı, buna iten bir tarihsel arka plan var ve İsrail'in kendi iç politika denklemi var. Yakında seçimler olacak, 'Buradan büyük bir değişim bekliyor musunuz?' diye bana sorduğunuz zaman ben dış politikasında çok fazla bir değişme olacağını açıkçası düşünmüyorum ama belli zeminler daha rahat konuşulabilir, daha rahat tartışılabilir."

İsrail'deki seçimler nedeniyle belli konuların beklemeye alındığını söyleyen Fidan, "Ama bu bizim çalışmalarımızı hiçbir zaman için durdurmuyor. Gazze'de devam eden dram, Batı Şeria'da başlayan toprak çalma eyleminin hızlandırılması meselesi ve Kudüs'te Mescid-i Aksa'ya yönelik planlanan sinsi operasyonların önlenmesi için her türlü çabayı, her türlü platformda gösteriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Fidan, Gazze'deki durumun "bölgedeki ve küredeki bütün fay hatlarını tetikleyen bir sıkıntı" olduğunu ifade ederek, "Bunun kalıcı olarak çözümüne yönelik de Türkiye'nin geliştirdiği, son derece yapıcı, İsrail'i, Filistin'i, bölge ülkelerini, herkesi içine katan, herkese güvenlik, istikrar ve mutlu bir gelecek sağlayacak olan bir vizyon, bir barış planı bizim zihnimizde var. Bunu taraflarla da konuşuyoruz ama tarafların bu noktaya gelmesi için başta İsrail olmak üzere yoğun bir diplomatik çabaya ihtiyaç var. Kararlı, yapıcı, sonuç alıcı çalışmalara devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Orban: Macaristan, AB içinde Türkiye'nin dostudur
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Ankara'da ortak basın toplantısında konuşan Orban, temmuzda da Türkiye'ye geldiğini hatırlatarak, bu ziyaretten memnuniyet duyduğunu belirtti.

Macaristan'da hükümetin kurulmasından bu yana ilk kez bir mevkidaşını ziyaret ettiğini dile getiren Orban, Türkiye'nin Macaristan'ın dış ilişkilerinde "çok önemli bir yere" sahip olduğunu vurguladı.

Orban, "Stratejik ortağımız Türkiye ile yüksek düzey stratejik ilişkilerin geliştirilmesi toplantıları gelecek yıl Macaristan'da gerçekleştirilecek." dedi.

AB üyesi bir ülke olarak Türkiye-AB arasındaki ilişkilere sadece ekonomik açıdan bakmadıklarını dile getiren Orban, bununla birlikte, AB-Türkiye Gümrük Birliği Anlaşması'nın yenilenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Orban, Macaristan'ın TürkAkım doğal gaz boru hattı üzerinden sağlanan gazın önemli alıcılarından biri olduğunu hatırlatarak, iki ülkenin sadece enerji alanında değil, savunma sanayisi inovasyonu konusunda da iyi bir diyalog içinde olduğunu ve bu diyaloğun artırılmasını istediklerini söyledi.

Macar hava yolu şirketi Wizz Air'in Budapeşte ve Ankara arasında doğrudan seferlere başladığını duyuran Orban, ulaşımın daha da güçlendirileceği taahhüdünde bulundu.

İki ülke arasındaki turizm rakamlarına dikkati çeken Orban, geçen yıl 250 bin Macar vatandaşının Türkiye'yi ziyaret ettiğini söyledi.

Orban, iki ülkeninin uluslararası alanda da çok uluslu faaliyetlerde de çok önemli çalışmaları olduğunu vurgulayarak, "NATO çerçevesindeki ilişkilerimize de çok önem veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Macaristan'da önceki hükümet döneminde Macaristan-AB ilişkilerinin durduğunu anımsatan Orban, "Burada ilginç olan Macaristan'ın AB'nin bir parçası olması. Vatandaşlarımız da bunu fark etti ve buna göre oy verdi. Macarlar, Avrupa'nın bir parçası olmak istiyor. Yeni hükümetin amacı da Macaristan'ı tekrar AB'ye entegre etmektir." dedi.

Orban, Macaristan'ın AB-Türkiye ilişkilerinde her zaman Türkiye'nin yanında durduğunu ifade ederek, "Her yaklaşımı ve diyaloğu hep destekledik, destekleyeceğiz. Macaristan, AB içinde Türkiye'nin dostudur. AB ve Türkiye arasında ortak menfaatlere dayalı bir yaklaşım olmasını diliyoruz." diye konuştu.

İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu

İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu

08.10.2026 14:38:00
Haber Merkezi
 
 İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu
 İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu
İstanbul'da yapılan incelemelere göre bin 238 bina her an çökebilir. İBB tarafından hazırlanan bir rapor ise incelenen 40 bin binadan yarısının 'yüksek riskli' olduğunu ortaya koydu.
İstanbul Maltepe'de sabah saatlerinde çöken bina akıllara İstanbul'daki tehlikeyi bir kez daha getirdi. İstanbul'da kendiliğinden yıkılması beklenen tam bin 238 bina olduğu belirtiliyor. Yine İBB tarafından hazırlanan bir rapora göre İstanbul'da 6 yılda 40 bin bina incelendi. Binaların yarısı 'yüksek' ya da 'çok yüksek' riskli çıktı.

Bin 238 bina 'her an çökebilir'
İstanbul'da 'tabut bina' yani kendiliğinden her an yıkılması beklenen bin 238 bina bulunuyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) başlattığı hızlı tarama testlerine 2023 Kahramanmaraş depremlerinden sonra günde binlerce başvuru geliyordu. Bugünlerde o başvuru sayıları 500'e kadar indi.

40 bin binadan yarısı 'yüksek riskli' çıktı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Temmuz 2020'den Temmuz 2026'ya kadar ekiplerin talebiyle inceleme yaptığı 40 bin binadan 20 bininin 'yüksek' veya 'çok yüksek' riskli durumda olduğu ortaya çıktı. Rapora göre, Avcılar'da incelenen binaların yüzde 19,07'si, Zeytinburnu'nda yüzde 14,59'u yüksek riskli durumda. Bu oran Bağcılar'da yüzde 8,34, Küçükçekmece'de 7,8, Fatih'te 5,65, Esenyurt'ta 5,03. Bu ilçeleri Bahçelievler yüzde 3,79, Silivri 3.40, Bakırköy 3.27 ve Esenler 3,27 ile takip etti.
Hızlı tarama yöntemine yapılan başvuruların yüzdeliklerin ilçe kapsamında dağılımına bakıldığında en çok başvuru Kadıköylülerden gelirken, en az talepte bulunan ilçe ise Sultanbeyli oldu.

Balıkçı cinayetinde yeni gelişme

Gaziantep'te husumetlisi tarafından pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybeden balıkçı Hayri Taşkın'ın davasında 3'üncü duruşma görüldü. Duruşmada savunma yapan sanık, "Ben maktulü tanımıyorum" dedi

08.10.2026 14:01:00 / Güncelleme: 08.10.2026 14:04:03
İHA
 
Balıkçı cinayetinde yeni gelişme
Balıkçı cinayetinde yeni gelişme
Gaziantep'te husumetlisi tarafından pompalı tüfekle vurularak hayatını kaybeden Hayri Taşkın'ın ölümüne ilişkin davanın 3'üncü duruşması Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmada, tutuklu sanıklar Adem K., tutuksuz sanıklar Müslüm K., Arif A., Mücahit A.D., maktul avukatı ve sanık avukatları salonda hazır bulundu.

"Ben maktulü tanımıyorum"

Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Adem K., "Benim Hayri Taşkın cinayeti ile ilgili hiçbir alakam yoktur. Benim maktul ile aramda herhangi bir sıkıntı bulunmamaktadır. Ben maktulü tanımıyorum. 18 aydır tutukluyum. Maktulü tanımıyorum. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi.

Duruşma ertelendi

Mahkeme heyeti, dosyanın esas hakkında mütalaa hazırlanmak üzere iddia makamına tevdi edilmesine, bazı müştekilerin katılan sıfatıyla duruşmalara kabulüne ve eksikliklerin giderilmesine karar verdi. Tutuklu sanık Adem K.'nın tutukluluk halinin devamına hükmeden heyet, firari sanıklar hakkındaki yakalama emirlerinin infazının beklenmesine karar verdi. Heyet ayrıca, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması, esas hakkında mütalaa hazırlanması ve firari sanıklar hakkındaki yakalama emirlerinin infazının beklenmesi amacıyla duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.



Olay geçmişi

Olay, 21 Nisan 2025 gece saatlerinde Şahinbey ilçesi Tekstilkent Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, 47 yaşındaki Hayri Taşkın ile husumetlileri arasında tartışma çıktı. Çıkan tartışmanın kısa sürede büyümesi üzerine husumetlilerden biri otomobilden çıkarttığı pompalı tüfek ile Hayri Taşkın'a ateş etti. Saçmaların hedefi olan 4 çocuk babası Taşkın, ağır yaralanarak yere yığıldı. Silah seslerini duyan vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri ağır yaralanan Taşkın'ı Gaziantep Şehir Hastanesi'ne kaldırdı. Hastaneye kaldırılan Hayri Taşkın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamamıştı.

Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı

Bir toplumun gelişmişlik düzeyini, adalete olan inancını ve kamusal kurumlarının işlerliğini belirleyen temel sütunlardan biri liyakattir

08.10.2026 12:57:00 / Güncelleme: 08.10.2026 13:01:09
Hasan Gündoğdu
 
Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı
Liyakat kavramı ve liyakatsizliğin maliyeti: Toplumsal güven bunalımı
Liyakat ilkesinin zedelenmesi veya göz ardı edilmesi, yalnızca idari mekanizmalarda aksaklıklara yol açmakla kalmaz; sosyo-ekonomik yapıdan toplumsal ahlaka kadar uzanan geniş bir yelpazede derin krizler üretir.

Liyakat nedir?



Liyakat; kelime anlamı itibarıyla bir işe, göreve veya makama uygun olma, yetkinlik, layık olma ve hak etme durumudur.

Yönetim bilimi ve kamu yönetimi açısından liyakat; yetki, görev ve sorumlulukların dağıtımında kayırmacılık, siyasi sadakat veya kişisel yakınlıkların değil; bilgi, beceri, eğitim, tecrübe, yetenek ve ahlaki doğruluğun esas alınmasıdır.

Liyakat ilkesi, fırsat eşitliğinin sağlandığı ve bireylerin sadece kendi çaba ve nitelikleriyle değerlendirildiği adil bir sistemin garantisidir.

Liyakat niçin önemlidir?



Liyakat, modern devlet yapısının ve nitelikli organizasyonların omurgasını oluşturur. Önemini birkaç temel başlık altında toplamak mümkündür:

Adalet ve Toplumsal Barış: İnsanların hak ettikleri konuma kendi emekleriyle gelebildiklerini görmeleri, toplumdaki adalet duygusunu pekiştirir ve adalet algısını güçlendirir.

Verimlilik ve Etkinlik: Kamu ve özel sektörde işlerin uzmanları tarafından yürütülmesi, kaynak israfını önler; hizmet kalitesini ve üretim verimliliğini maksimum seviyeye çıkarır.

Kurumsal Güven ve İtibar: Karar alma mekanizmalarında uzman kadroların yer alması, devlet kurumlarına ve yasalarına olan güveni diri tutar.

Yenilikçilik (İnovasyon): Yetenekli ve donanımlı bireylerin önünün açılması, bilimde, teknolojide ve sanayide katma değer üreten fikirlerin doğmasını sağlar.

Liyakatli Olmak Ne Demektir ve Nasıl Sağlanır?



Liyakatli bir birey olmak, sadece diploma veya kağıt üzerindeki belgelere sahip olmak anlamına gelmez. Liyakat hem bireysel nitelikleri hem de bu nitelikleri ölçecek adil sistemleri kapsar:

Bireysel Düzeyde Liyakat:

Mesleki Derinlik ve Yetkinlik: Üstlenilen görevin gerektirdiği teorik ve pratik bilgiye hakim olmak.

Ahlaki ve Etik Sorumluluk: Yetkilerini kişisel veya grupsal çıkarlar için değil, kamu yararı ve etik ilkeler doğrultusunda kullanmak.

Sürekli Gelişim: Değişen şartlara ve teknolojiye uyum sağlayarak kendini güncel tutmak.

Kurumsal ve Toplumsal Düzeyde Liyakat Sisteminin Kurulması

Şeffaf ve Ölçülebilir Seçim Süreçleri: İşe alım, terfi ve görevlendirmelerde objektif, denetlenebilir ve standart test/değerlendirme kriterlerinin uygulanması.

Mülakat ve İnisiyatif Suistimalinin Önlenmesi: Öznel değerlendirmelerin veya keyfi takdir yetkilerinin alanını daraltmak.

Hesap Verilebilirlik: Başarı ve başarısızlığın objektif performans kriterleriyle takibinin yapılması.

Liyakatsizliğin Ülkemize Verdiği Zararlar



Liyakat sisteminin çökmesi, bir ülke için stratejik bir zafiyet ve sistemik bir kriz kaynağıdır. Liyakatsizliğin sebep olduğu başlıca tahribatlar şunlardır:

Toplumsal Güvensizlik (Adalet duygusunun zedelenmesi, umutsuzluk): Beyin Göçü ve İnsan Kaynağı İsrafı: Emeğinin ve donanımının karşılığını alamayacağını düşünen yetenekli, eğitimli ve üretken gençler, geleceklerini yurt dışında aramaktadır. Bu durum, ülkenin en kıymetli sermayesi olan nitelikli insan gücünün kaybolmasına yol açar.

Kurumsal Niteliğin Kaybı ve Kriz Yönetimi Zafiyeti: Stratejik kurumlarda alanında uzman olmayan kişilerin bulunması, kriz anlarında (doğal afetler, ekonomik dalgalanmalar, salgınlar vb.) yanlış ve gecikmiş kararların alınmasına neden olur. Kurumsal hafıza silinir, niteliksel standartlar düşer.

Ekonomik Kayıplar ve Verimsizlik: Kamu kaynaklarının veya yatırımların yanlış yönetilmesi, liyakatsiz kadroların basiretsiz kararları yüzünden milyarlarca liralık hedefine ulaşmayan projelere harcanmasına yol açar. Bu durum doğrudan enflasyon, bütçe açığı ve düşük büyüme olarak geri döner.

Toplumsal Umutsuzluk ve Etik Erozyon: Gençlerin "çalışarak ve hak ederek bir yere gelebilme" inancı kırıldığında, toplumda liyakat yerine "torpil", "tanıdık" veya "sadakat" arayışları meşrulaşır. Bu durum toplumsal etik değerleri aşındırır ve çalışma azmini yok eder.

Liyakat; ne bir ayrıcalık ne de dönemsel bir tercih, aksine sürdürülebilir kalkınmanın ve toplumsal huzurun en temel şartıdır. Bir devletin ve toplumun geleceğini güvence altına almasının tek yolu; işi işin ehline teslim etmek, fırsat eşitliğini tam manasıyla tesis etmek ve emeği her türlü yakınlık ya da aidiyetin üzerinde tutmaktır.

Aydın'da kadın cinayeti

Aydın'ın Efeler ilçesinde eski karısını tabancayla öldüren kişi, aynı tabancayla yaşamını sonlandırdı

 

08.10.2026 10:34:00
Anadolu Ajansı
 
Aydın'da kadın cinayeti
Aydın'da kadın cinayeti

Adnan Menderes Mahallesi'nde yaşayan Fadime Akbal (47), işe gideceği sırada evinin önünde eski eşi Kamil Köse (58) tarafından tabancayla vuruldu.

Haber verilmesiyle bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Ağır yaralanan kadın, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı.

Olay yerinden kaçan Kamil Köse'nin de otomobilinde aynı tabancayla intihar ettiği belirlendi.

Maltepe'de kısmi olarak çöken 7 katlı binanın enkazından arama kurtarma çalışmaları devam ediyor

Maltepe'de bazı katları çöken 7 katlı binada başlatılan arama kurtarma çalışmalarında enkazdan 10 kişi kurtarılırken 2 kişinin cansız bedeni çıkarıldı.

08.10.2026 09:24:00 / Güncelleme: 08.10.2026 11:40:29
AA
 
Maltepe'de kısmi olarak çöken 7 katlı binanın enkazından arama kurtarma çalışmaları devam ediyor
Maltepe'de kısmi olarak çöken 7 katlı binanın enkazından arama kurtarma çalışmaları devam ediyor
Cevizli Mahallesi'nde bulunan Doğu Sokağı'ndaki 7 katlı binanın ilk üç katı, henüz belirlenemeyen nedenle çöktü.
 
Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, AFAD, UMKE, polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.
 
Binanın çökme meydana gelmeyen üst katlarında mahsur kalanlar ekipler tarafından tahliye edildi, enkazda arama kurtarma çalışması başlatıldı.
 
Binanın giriş katındaki tekstil atölyesinin boş olduğu öğrenildi.
 
Dedektör köpeklerden de yararlanan ekiplerce enkaz altından çıkarılan 2'si çocuk 5 kişi, sağlık ekiplerine teslim edilerek çevredeki hastanelere götürüldü. Ekiplerin çalışmasıyla enkazdan 5 kişi daha çıkarılırken kurtarılan kişi sayısı 10'a yükseldi.
 
Ekiplerin çalışmalarında iki kişinin ise cansız bedenine ulaşıldı.
 
Enkaz altında kaldıkları değerlendirilen kişileri çıkarmak için itfaiye ekipleri 56 araç, 175 personel ve K-9 arama kurtarma köpeğiyle, AFAD ekipleri de 5 araç, 25 personel ve 2 K-9 arama kurtarma köpeğiyle çalışmalara katılıyor.
 
Arama kurtarma çalışmaları sırasında baygınlık geçiren itfaiye personeli hastaneye sevk edildi.
 
Çalışmalara bir süre ara vererek binada dinleme yapan ekiplerin arama kurtarma çalışmaları sürüyor. Polis dronuyla bölgede görevli olmayanların alanı boşaltmasına yönelik uyarıda bulunuluyor.
 
Öte yandan, binanın bulunduğu sokağa çıkan yollar tedbir amaçlı trafiğe kapatıldı, ekiplerin çalışabilmesi için geniş bir alanda güvenlik şeridi çekildi.
 
Kalan katların çökme tehlikesine karşı ekipler, binaya kontrollü giriyor.
 
Ayrıca, çalışmalara destek vermek amacıyla çevre belediyelerden çok sayıda iş makinesi bölgeye sevk edildi.
 
Binanın çökme anına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerine de ulaşıldı. Görüntüde, binanın çökmesiyle etrafı toz bulutunun kapladığı görülüyor.
 

"Hayati tehlikesi olan yok"

 
İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ile olay yerine gelerek incelemelerde bulundu.
 
Gül, gazetecilere, binanın 1987 yılında inşa edildiğini, zemin artı 6 kat olduğunu, zeminin dükkan, diğer 6 katın da daire olarak kullanıldığını söyledi.
 
Binada toplamda 12 dairenin bulunduğunu anlatan Gül, "Nüfus sistemindeki kayıtlara göre toplam yaşayan kişi sayısı 33. Dairelerden zemin artı iki kattaki 4 daire çökme neticesinde zarar görmüş. Bunun neticesinde bizdeki kayıtlara göre 4 dairede toplam 14 kişi kayıtlı görülüyor. Bazen misafir olarak gelen hemşehrilerimiz, bazen de dairede yaşayıp dışarıda bulunan hemşehrilerimiz olabiliyor. Şu ana kadar bu 4 dairede yaşayanlardan 2 kişinin memlekette olduğunu tespit ettik." diye konuştu.
 
Gül, bundan sonraki süreçte binanın yıkım sebebi ve benzer işlerin hem adli hem de idari olarak takip edileceğini belirterek, AFAD'ın koordinasyonunda diğer bütün birimlerin desteğiyle çalışmaların sürdüğünü, tahliye edilen vatandaşların AFAD'ın temin ettiği otelde konaklayacaklarını dile getirdi.
 
Bir gazetecinin enkazdan çıkarılan vatandaşların sağlık durumlarını sorması üzerine Gül, "Hayati tehlikesi olan yok. Geçmiş olsun." dedi.
 
Binanın ruhsatlandırılmasına ilişkin usulsüzlük bulunup bulunmadığıyla ilgili sürecin adli ve idari olarak takip edileceğini belirten Gül, "Yapılması gereken iş olabildiğince çabuk bir şekilde arama kurtarma çalışmalarını sağlıklı olarak yapmak, tahliye ettiğimiz hemşehrilerimizi barındırmak, yaralı hemşehrilerimizin tedavisiyle ilgili çalışmalar yapmak. Buna yoğunlaştık." ifadelerini kullandı.
 
Gül, çökme meydana gelen yapının çevresindeki riskli binaların da boşaltıldığını, alanı olabildiğince stabil hale getirmeye çalıştıklarını sözlerine ekledi.
 

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı

 
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından konuyla ilgili soruşturma başlatıldı.
 
Soruşturma kapsamında, bir cumhuriyet başsavcı vekili ve bir cumhuriyet savcısı görevlendirildi.
 

Valilik açıklaması

 
İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, saat 05.40 sıralarında Cevizli Mahallesi Doğu Sokağı'nda bulunan 7 katlı binanın üç katında çökme meydana geldiği, olay yerine AFAD, UMKE, itfaiye, sağlık ve emniyet ekiplerinin sevk edildiği belirtildi.
 
Açıklamada, "Nüfus kayıt sistemi verilerine göre bina 1987 yılında yapılmış olup, zemin artı 6 kat olarak inşa edilmiştir. Zemin katı iş yeri, üst katlarda bulunan 12 daire ise ikamet olarak kullanılmaktadır. Nüfus kayıt sistemi verilerine göre binada toplam 33 kişi yaşamakta olup çökmeden etkilenmeyen dairelerde yaşayan vatandaşlar olayın ardından tahliye edilmiştir." ifadelerine yer verildi.
 
Valilikten yapılan güncel açıklamada ise çöken binada yapılan arama kurtarma çalışmalarında şu ana kadar 10 kişinin kurtarıldığı, binada hayatını kaybeden bir vatandaşın cansız bedeninin enkaz altından çıkarıldığı, 3 kişiyi arama kurtarma çalışmalarının ise devam ettiği bildirildi. 

İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi

Türkiye genelinde son dönemde eğitim kurumlarında tırmanışa geçen şiddet olayları ve güvenlik zafiyetleri, velileri, öğretmenleri ve karar vericileri harekete geçirdi. Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve İçişleri Bakanlığı peş peşe sert tedbirleri devreye alırken, güvenlik ve eğitim uzmanları kalıcı huzur için "bütüncül bir güvenlik ekosistemi" kurulması gerektiğine dikkat çekiyor

07.10.2026 16:10:00
Eyüp Kabil
 
İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi
İşte uzmanların okul güvenliği reçetesi
Türkiye'de eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte okullardaki güvenlik sorunları yeniden kamuoyunun en sıcak gündem maddelerinden biri haline geldi. Özellikle Kahramanmaraş ve Şanlıurfa gibi illerde ve dün Başakşehir'de yaşanan menfur silahlı saldırıların yanı sıra akran zorbalığının dijital mecralara kayması, "Güvenli okul nedir ve nasıl sağlanır?" sorusunu acil bir ihtiyaç olarak önümüze koydu.

Resmî makamların attığı idari adımları, sahada uygulanan yeni yönetmelikleri ve uzmanların sunduğu somut çözüm önerilerini mercek altına aldık.


Bakanlıklardan ortak çizgi: X-ray, tek kapı ve yapay zekâ dönemi


Eğitim kurumlarında tırmanan risklere karşı İçişleri Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda yepyeni bir güvenlik konseptine geçildi. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından açıklanan "Güvenli Okul İklimi" tedbirleri kapsamında sahada köklü değişiklikler uygulanıyor.

Veliler artık okullara istedikleri an giriş yapamıyor. Geliştirilen Veli Randevu Sistemi üzerinden randevu almayan hiçbir dış şahıs ders saatlerinde okul binalarına kabul edilmiyor.

Resmi Gazete'de yayımlanan yeni yönetmelikle, okul yönetimlerine risk durumlarında öğrencilerin kişilik haklarını zedelemeden sınıflarda, sıralarda ve dolaplarda arama yapma yetkisi verildi. Okul giriş-çıkışları tek bir kontrollü kapıdan sağlanırken, yüksek riskli okullara X-ray cihazları ve siber devriye destekleri entegre ediliyor.

Binlerce okulda doğrudan "Okul Kolluk Görevlisi" (Okul Polisi) ve "Güvenli Eğitim Koordinasyon Görevlisi" konumlandırılarak emniyetle anlık hatlar kuruldu.


Uzman gözüyle okul güvenliği


Okul güvenliği üzerine önemli araştırmalara imza atan Güvenlik Uzmanı ve CSG City Security Group Kurucusu Osman Öztürk, güvenli okul kavramının çocuğun evden çıktığı andan itibaren eve döndüğü ana kadarki tüm süreci kapsadığını vurguluyor.

Öztürk'e göre okulların fiziki önlemlerle donatılması şart, ancak tek başına yeterli değil. Uzmanın dikkat çektiği hayati noktalar şu şekilde:

1. Okulun "zorbalık ve risk haritası" çıkarılmalı

Araştırmalar akran zorbalığının ve fiziksel şiddetin en çok okul bahçesi, kör koridorlar ve teneffüs alanları gibi gözetimin zayıfladığı yerlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Okul yönetimlerinin büyük bütçeler harcamadan önce kendi binalarının risk haritasını çıkarması ve nöbetçi öğretmen ile kamera takibini bu sıcak noktalarda yoğunlaştırması gerekiyor.

2. Bilgi kopukluğu engellenmeli: Erken uyarı sistemi

Büyük şiddet olayları nadiren bir anda ortaya çıkar. Çocuklar çoğunlukla niyetlerini dijital ortamda, arkadaş sohbetlerinde ya da davranış değişiklikleriyle önceden açık ederler. Rehberlik servisleri, öğretmenler ve aileler arasındaki bilgi kopukluğunu önleyecek, yapay zekâ destekli bir erken uyarı sistemi çocuğun "damgalanmadan" sisteme kazandırılmasını sağlayabilir.

3. Dijital şiddet kapıda beklemiyor, sınıfın içinde!

Öğrenciler arasında şiddetin en az yüzde 37'si dijital ortamlarda hayat buluyor. Sosyal medya üzerinden gelen hakaret ve tehditler okul koridorlarında fiziki kavgaya dönüşüyor. Bu nedenle siber güvenlik eğitimleri ve çocuklara "dijital davranış kültürü" kazandırılması fiziki bariyerler kadar koruyucudur.


"65 bin profesyonel şart"


Meclis gündemine taşınan kanun teklifleri ve eğitim sendikalarının raporları, okullardaki güvenlik personelinin geçici çözümler yerine kalıcı kadrolarla sağlanması gerektiğini savunuyor. Siyasiler ve uzmanlar, Türkiye genelindeki okulların korunması için en az 65 bin profesyonel güvenlik görevlisinin istihdam edilmesini talep ediyor.

Bununla birlikte, sadece polisiye tedbirlerin şiddeti önleyemeyeceği ortak kanaat. Okullara yeterli sayıda psikolog ve sosyal hizmet uzmanı atanarak; yoksulluk, aile içi şiddet veya psikolojik buhran yaşayan öğrencilerin erkenden tespit edilip rehabilitasyon sürecine alınması, sorunu kökten çözecek en büyük adım olarak görülüyor.

Eğitim kurumlarımızın tamamen güvenli hale gelmesi, devletin kararlı regülasyonları, okul idarelerinin sıfır toleranslı uygulamaları ve ailelerin çocuklarının dijital/fiziksel dünyasını yakından takip etmesiyle mümkün olacak.

Esenyurt'ta lisede bıçaklı kavga

İstanbul Esenyurt'taki bir lisede sınıf arkadaşları arasında çıkan tartışma bıçaklı kavgaya dönüştü; olayda yaralanan iki öğrenci hastaneye kaldırılırken, 16 yaşındaki şüpheli polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Olayla ilgili geniş çaplı adli inceleme ve soruşturma başlatıldı

07.10.2026 16:02:00 / Güncelleme: 07.10.2026 16:06:30
İHA
 
Esenyurt'ta lisede bıçaklı kavga
Esenyurt'ta lisede bıçaklı kavga
Esenyurt Sezai Karakoç Anadolu Lisesi'nde öğrenciler arasında çıkan tartışmada 2 öğrenci bıçakla yaralandı. Olay yerine gelerek bilgi alan Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu, yaralı öğrencilerin tedavisinin devam ettiğini açıkladı.

Olay, Esenyurt Sezai Karakoç Anadolu Lisesi'nde meydana geldi. Öğrenciler arasında çıkan tartışma sırasında bir öğrenci, diğer 2 öğrenciyi bıçakla yaraladı. Olayın ardından okula polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin okulda yaptığı ilk müdahalenin ardından yaralı 2 öğrenci, ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Öğrencilerin sağlık durumlarının iyi olduğu öğrenildi. Saldırgan ise polis ekipleri tarafından gözaltına alındı.



Kaymakam Çobanoğlu açıklama yaptı

Okula gelerek konuyla ilgili bilgi alan Esenyurt Kaymakamı Fatih Çobanoğlu, gazetecilere açıklamalarda bulundu. Çobanoğlu, "Sınıf içerisinde bir öğrencimiz, iki sınıf arkadaşını bıçakla yaralamış. Yaralılar hastaneye kaldırıldı. Tedavi süreçleri devam ediyor. Adli ve idari tahkikat sürüyor. Yaralı bir çocuğumuzun durumu iyi, hafif yaralı. Diğer çocuğumuzun tedavisi sürüyor. İnşallah en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz" ifadelerini kullandı.

Şehit annesini "terör örgütü" yalanıyla 435 bin lira dolandırdılar: 5 gözaltı

Mersin'de şehit annesini telefonla arayarak kendisini başkomiser olarak tanıtan şüpheli, "bilgileriniz terör örgütüne karıştı" yalanıyla 435 bin lirasını dolandırdı. Paranın gönderildiği hesabın İstanbul'da yaşayan Berkan Ö.'ye ait olduğunu belirleyen polis ekipleri, parayı altına çevirerek elden teslim eden şüphelilerin de aralarında bulunduğu 5 şüpheliyi yakaladı

07.10.2026 14:20:00
İHA
 
Şehit annesini "terör örgütü" yalanıyla 435 bin lira dolandırdılar: 5 gözaltı
Şehit annesini "terör örgütü" yalanıyla 435 bin lira dolandırdılar: 5 gözaltı
Olay, 30 Eylül Çarşamba günü Mersin'de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, şehit annesi S.V.'yi telefonla arayan şüpheli, kendisini başkomiser olarak tanıtarak bilgilerinin terör örgütüne karıştığını söyledi. Şüphelinin yönlendirmesiyle bir banka hesabına 435 bin lira gönderen S.V., daha sonra dolandırıldığını anlayarak polise başvurdu. Çalışma başlatan polis ekipleri, paranın gönderildiği banka hesabının Berkan Ö.'ye (40) ait olduğunu tespit etti. Hesap sahibinin İstanbul'da yaşadığının belirlenmesi üzerine Şişli Asayiş Büro Amirliği ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğüyle koordineli çalışma başlattı.

Parayı altına çevirmiş

Berkan Ö., Gülbahar Mahallesi'ndeki bir sokakta yakalanarak gözaltına alındı. Berkan Ö. ifadesinde, hesabına gönderilen paraları bir kuyumcuda altına çevirdiğini, altınları buluştuğu başka bir şüpheliye teslim ettiğini ve bu kişiyle yeniden görüşeceğini söyledi. Bunun üzerine çalışma başlatan ekipler, buluşma günü altınları almak için Berkan Ö.'nün yanına gelen Abdulkadir Y.'yi (28) de yakaladı.

Güvenlik kameralarından iz sürüldü

Güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen ekipler, yakalanan 2 şüpheliyle buluşan 2 kişinin daha olduğunu belirledi. Yapılan çalışmalarda bu kişilerden birinin Mehmet Emin Y. (39) olduğu tespit edildi. Şüpheli, Bahçelievler Zafer Mahallesi'ndeki evinde yakalandı. Mehmet Emin Y., olay günü yanında bulunan kişinin Bülent K. (34) olduğunu söyledi. Bunun üzerine Bülent K. de Bahçelievler Kocasinan Merkez Mahallesi'ndeki evinde gözaltına alındı.

Altınlar elden ele dolaştı

Bülent K., polise verdiği ilk ifadesinde güvenlik kamerası görüntülerindeki kişinin kendisi olduğunu söyledi. Altınları teslim aldıktan sonra Konyalı Camii'nin şadırvanında tanımadığı bir kişiye verdiğini belirten Bülent K.'nin ifadesi doğrultusunda ekipler çalışmalarını derinleştirdi. Bülent K. emniyetteki ifadesinde, önceden tanıdığı Berat K.'nin kendisini aradığını ve altınları Mecidiyeköy'de yönlendireceği 2 kişiye vermesini istediğini söyledi. Bunun üzerine güvenlik kamerası görüntülerini yeniden inceleyen ekipler, altınları teslim alan kişilerin Muhammed C. ve Faruk A. olduğunu tespit etti. Çalışmalar sonucunda bir otelde bulunduğu belirlenen Faruk A. da yakalandı.

5 şüpheli tutuklandı

Emniyetteki işlemleri tamamlanan Berkan Ö., Abdulkadir Y., Mehmet Emin Y., Bülent K. ve Faruk A. adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkarılan 5 şüpheli, "nitelikli dolandırıcılık" suçundan tutuklandı. Öte yandan şüphelilerin paraları kuyumcuda altına çevirdiği ve birbirleriyle buluştuğu anlar güvenlik kameralarına yansıdı. Şüphelilerden Berkan Ö.'nün 1, Abdulkadir Y. ve Bülent K.'nin ise emniyete 3'er sabıka kaydının bulunduğu öğrenildi.İHA
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.